KAZIM YILMAZ

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, dün yaptığı açıklamada Kredi Garanti Fonu'nun etkinleştirilmesinden bahsetti. Şu anda var olan Kredi Garanti Fonu'ndan bahsediyorsa söz konusu şirketin yaklaşık yüzde 51'i TOBB'un, yüzde 48.54'ü de KOSGEB'indir. Yani tümüyle bir devlet fonu ya da şirketi değildir.
Daha önce özel sektör şirketlerinin de bölgesel veya sektörel kredi garanti fonu şirketleri kurabileceğini belirttik. Ekren, KGF'nin etkinleştirilmesinden bahsederken özel sektörü de fona katkıda bulunmaya çağırıyor. Bu çağrı da sanırım konuyu acil görmesinden kaynaklanıyor. Çünkü yeni şirketlerin kurulup örgütlenmesi, yapıyı oluşturması ve çalışmaya başlaması hemen olmaz.
Ekren, Kredi Garanti Fonu'na konulacak 1 milyar liralık fonun nasıl sağlanacağının, daha da önemlisi kullanım şeklinin, işleyiş mekanizmasının Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceğini açıkladı.

Bankalar risk almalı
Öyle anlaşılıyor ki, mevcut şirkete sermaye konularak şirketin yapısının değiştirilmesi düşünülüyor. Çünkü mevcut şirketin internet sitesindeki rakamlara göre 2006 yılı sonunda verilen kefaletlerin toplamı 31.78 milyon TL, 2007 yılında ise 31.16 milyon TL. 2008'de de muhtemelen bu rakamlara yakındır. Devletin aktaracağı para ise 1 milyar TL. Ve bu para sonuç itibarıyla vatandaşın ödediği vergi. Kullanımı da kamu harcamalarına uygun bir şekilde ve vatandaşın vergisi korunacak şekilde olmalı. Aksi de zaten mümkün olmamalı.
Bakanlar Kurulu tarafından belirlemeler yapılırken, belli aralıklarla ne kadar kefalet verildiğinin, ne kadar kefaletin tazmin edildiğinin, hatta tazmin edilen kefaletlerin hangi şirketlere verilen kefaletler olduğunun da kamuoyuna saydam bir şekilde açıklanmasını sağlayacak belirlemeler yapılmalıdır.
Fonun işleyişinde bankaların risk alması mutlaka sağlanmalı, elleri taşın altında olmalıdır. Aksi halde bankalar kredileri tahsil etmeye çalışmadan fondan tahsil etme yoluna gidebilirler. Bu da her şeyden önce amaca aykırı olur. Maksat bankayı kollamak değil, şirketi kurtarmaktır.
Ekren, teşviklerin bölgelerin ihtiyaçlarına göre belirleneceğini açıkladı ki, bu düşünceye katılmamak mümkün değil. Ancak belirtmek gerekir ki, yatırım indirimi yeniden getirilmekle birlikte bu yatırım indiriminden yararlanabilecek şirket sayısı birkaç taneyi geçmez. O nedenle yatırım indirimi yeniden düzenlenmeli ve teşvikler arasına konulmalıdır.