Mustafa BAYGIN - SMMM - mustafabayginyh@hotmail.com

Vergi Barışı Kanunundan faydalanma süresi 31.12.2009?a uzatıldı. Dertler bitmedi, bitmeyecektir.
Gelir İdaresi Başkanlığı, vergi barışı süreci içerisinde iken de yapmış olduğu inceleme ve tespitlerini raporlaştırmış oldu. Bu günlerde her an işyerinin denetime tabi tutulması işten dahi değildir. Çünkü vergi Barışı takviminin bitişini takip eden Perşembe günüden itibaren vergi denetim elemanları 6 aylık bir turne ile denetlemelere başlayacaklardı. Başlayacaklardı diyorum, çünkü Vergi Barışındaki süre uzatıldı. Bu nedenle inceleme ve denetimlerde uzama yapılıp yapılmayacağını bilmiyorum. Uzatma olmazsa Ekim ayının mükellefler için Denetimlerin başlangıcı olması mümkündür. Peki Gelir İdaresi Başkanlığı 6 ay boyunca kimlerin inceleme ve denetlenmesine ağırlık vereceğini açıklamıştır? Onları açıklarken pilot illeri de belirlemiştir. Ancak bu açıklamalar, Mükellef açısından ?biz yokuz? denilmesine neden olmayacaktır. Raporda 38 bin 590 avukat, 23 bin 814 eczacı - muayenehane ve özel sağlık kuruluşlarında çalışarak gelir vergisi beyannamesine tabi bulunan 12 bin 458 doktorun incelenmesinin yapılacağı bildirilmektedir.
Bu sayılan mesleklerde çalışanlar ve iştigal edenler incelemeye tabi tutulacakta diğer meslekte çalışanlar ve mesleklerini icra edenler es mi geçilecek? Elbetteki değil. neden bu meslektekiler incelemeye alınıyor diye bir düşünce hasıl olabilir. Gelir İdaresi Başkanlığı?nın 3 sektörde yaptığı kapsamlı vergi incelemesinde, Pilot illerden Gaziantep?te 381 eczanenin ancak 67 sinde her şeyin düzgün olduğu görülmüştür. 67 eczanenin dışında kalan diğerlerinin ise vergi yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, dahası ödenmesi gereken vergilerin devlete ödenmeyip vergi kaçırdıkları tespiti yapılmıştır. Bunların vergi kaçağı oranlarının yüzde 46?nın üzerinde olduğu raporlara yansımıştır. Eczanelerin ancak yüzde 49?unun yıllık gelir vergisi beyannamesinde yaklaşık 45 Bin ve üzeri gelir bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir. Bu rakamlar ve üzerinde Gelir vergisi beyan eden Doktorların oranı yüzde 22 olurken, Avukatlar 12,3?te kalmışlardır.
Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre, vergide yüzde 15'lik orana tabi ilk dilim olan 7 bin 800 liranın altında gelir elde ettiğini beyan eden Avukatların oranı yüzde 34, doktorların oranı yüzde 28,2, eczacıların oranı ise yüzde 6,7 olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle denetimlerde Gelir İdaresi Başkanlığı Veri Ambarı başta olmak üzere, Adalet Bakanlığı?nın, Sağlık Bakanlığı?nın, İcra Daireleri?nin ve bunlara bağlı olarak ilgili diğer kuruluşların verilerinden de yararlanılarak çapraz denetim gerçekleştirilecektir.
Muhasebeciler Boş Mu Oturuyor?
Bu veriler doğrultusunda elbette ki Türkiye?de sadece bu üç grup vergi mükellefi mi var ki? Bunların Muhasebecileri yok mu denilebilinir?
Elbette ki her mükellefin olduğu gibi söz konusu meslek mükelleflerinin de muhasebecileri, Mali Müşavirleri ve hatta beklide Yeminli Mali Müşavirleri de vardır.
Mükellef muhasebecisinin haberi olmadan vergi kaçırma yollarına başvurmuşsa Muhasebecisi ne yapabilir ki?
Her meslekte olduğu gibi Muhasebeciler içinde de mutlaka çürük elmalar vardır. Bu inkâr edilemez. Ancak birkaç kendini bilmezlerin yaptığı hata, kusur olmuş veya varsa, hangi meslek, kurum ve kuruluşta olursa olsun tümüne teşmil edilemez. Hiçbir muhasebeci veya müşavir, mükellefine vergi kaçırması için öneri ve telkinde bulunmaz. Muhasebeci kendisine teslim edilen belgelerden hareketle vergilendirme ve diğer beyanlarını tanzim eder. Muhasebecinin mükellefi için alınan ve verilen evrakların işlenmesi, tanzimi, beyan edilmesi gibi yaptığı işlerden, neredeyse kendisine ve aile fertlerine ayıracak zamanı kalmamıştır. Ayın ilk çeyreğinde önceki ayın giren - çıkanlarını kontrolden geçirmesi, yanlış ve hata olmuşsa düzeltmesi, SSK?ların yapılıp kuruma teslim edilmesi ile geçer. Ayın ikinci çeyreği Mükelleflerin gelir ?gider faturalarını, fişlerini, diğer evraklarını toplamak, teslim almak, ayrıştırıp- kontrol etmek, ilgili defterlere, evraklara işlemekle geçer. Olur ya, bu arada muhasebecinin eline ulaşması gereken evraklar da hazır olmayabilir. Mükellefe neden evrakların hazır olmadığını sormaya kalkarsan belki zılgıtta yiyebilirsin. Çünkü o Mükelleftir ve haklıdır(!). bununla da kalınmaz, mükelleftir, olur ki gelir faturasından birini muhasebeciye vermemiş ya da atlamış olabilir. Muhasebecisiniz, mükellefin beyanını tanzim etmiş, tahakkuk alınmıştır. Kimin umurunda, Mükellef, ?Düzeltme beyanı ver. İşini adı ne?? diyecektir. İstersen yapmazsın(!) peki faturadaki KDV?siz tutar 8 Bin TL ve üzeri ise Mükellef düzeltme istemese de muhasebeci düzeltme yapmak zorunda. Ayın 3?üncü çeyreğinde, Muhasebeci beyannameleri düzenleyecek, tasnifleri yapacak, oto kontrolden geçirecek, bilgisayarın başında nöbete oturup gözleri yuvalarından fırlasa, baktıklarını görmeyecek hale de gelse işlemlerin tamamını e-beyan ve girişler üzerinden yapmak ve çıkışlarını almak zorundadır. Tahakkukları tek tek mükelleflere dağıtması ayrı bir handikap.
Nasıl olsa ayın son çeyreği muhasebeciye kaldı demeyin sakın. Çünkü Mükellefin Banka işlemleri, pos cihazlarındaki hesap dağılımları, alınana- yatırılan çekler senetler, nakit akışları tek tek hesap (Banka) adlarına göre işlenecek. Kullanılıyorsa Banka kredi hesapları, bankaların değişken vade farkları dikkate alınarak işlenecek. Ha sahi hepsi bunla da sınırlı değil yapılanlar. Üçer aylık muhtasarlar, geçici vergiler, arada işe giren çıkanlar, çalışanların ek ödemeleri, raporları, performans raporları, bankaların istedikleri 3 yıllık hesap dokümanları, olur ya arada vergi memurlarının kontrolleri, denetmen incelemeleri, mükellefin iç işleyiş ile ilgili bilgi talepleri, Genel Kurullar derken Muhasebecinin canının çıkmakta olduğuna hak vermek gerktiğni herkes görecektir.
Sanırım, ?muhasebeci ne iş yapar?? sorusunu soranlar, sormaktan vaz geçerler diye düşünmek istiyorum bundan böyle.