Yurtdışı çıkış yasakları kalkıyor




Vergi borçları olanlara yurtdışına çıkış yasağı getirilmesi uygulaması, vergi idaresi tarafından yoğun olarak yapılan bir uygulamadır. Bu uygulamanın yasal dayanağı, 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun 22. maddesinde "Yurtdışına çıkmaları mahkemelerce yasaklananlara, (...) vergiden borçlu olduğu pasaport vermeye yetkili makamlara bildirilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmez." hükmüdür.
Pasaport Kanunu'nun bu düzenlemesinin anayasal dayanağı ise Anayasa'nın 23. maddesindedir. 23. maddenin birinci fıkrasında "herkes, seyahat ve yerleşme hürriyetine sahiptir" denildikten sonra, 3. fıkrasında seyahat hürriyetinin vatandaşlık ödevi sebebiyle sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır.
Ancak Anayasa'nın öngördüğü bu sınırlandırılabilme halinin yaşama geçirilmesi, kişilerin hak ve hukuk güvenliğini de nazara alan bir kanun ile ayrıntılı olarak düzenlemeyi gerektirmektedir. Pasaport Kanunu'nun anılan düzenlemesinin ise anayasal anlamda kişilere bir güvence oluşturmadığı açıktır.
Zaten uygulama ve mevzuat, doktrinde de ağır eleştiriler almıştır. Maddeye getirilen önemli eleştiriler, yasağın yargı kararı olmaksızın konulması, yurt dışına çıkış ile tahsil olanaksızlığı arasında bir illiyet bağının aranmaması, doğrudan idare tarafından kişi özgürlüklerini kısıtlayıcı işlem tesisine olanak vermesi, Kanunda alacağın tahsili için bir tedbir olarak düzenlenen yurt dışı çıkış yasağının kişi hakkında uzunca bir süre uygulanması, idarenin bu arada tüm çabalara rağmen alacağını tahsil edememesine, yani bu tedbirin bir işe yaramadığının anlaşılmasına rağmen sürdürülmesi ve hiç gözden geçirilmemesi suretiyle artık bir tedbir olmaktan çıkıp mahkeme kararı olmadan uygulanan cezaya dönüşmesi noktalarında toplanmıştır.
Nihayet Anayasa Mahkemesi, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin başvurusu dolayısıyla konuyu incelemiş ve Pasaport Kanunu'nun, 22. maddesinin birinci fıkrasının "(...) vergiden borçlu olduğu pasaport vermeye yetkili makamlara bildirilenlere (...)" bölümünün, Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir (E. 2007/4 K. 2007/81 T. 18.10.2007) ve bu Karar 8.12.2007 günlü Resmi Gazete'de yayınlanmıştır.
Ancak Anayasa Mahkemesi, Pasaport Kanunu'nun sözü geçen hükmünün iptalinin doğuracağı hukuksal boşluğu kamu yararını ihlal edici nitelikte gördüğünden, Kanun koyucuya bu konuda olanak sağlamak amacıyla iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırmıştır. Dolayısıyla bu Karar 8.6.2008 Pazar günü yürürlüğe girecek ve vergi borçları dolayısıyla konulmuş yasaklar yasal dayanağını yitirdiğinden kendiliğinden hükümden düşecek, yürürlükten kalkacaktır.
Bu geçen 6 aylık süre içerisinde Maliye Bakanlığı, yasağı bu defa Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun içerisinde düzenleyen bir tasarı hazırlamıştır. Ancak bu tasarı bu güne kadar kanunlaşamamıştır. 8 Haziran'a kadar Kanunlaşması da zor görünmektedir. Zira Meclis halen TRT Kanununu görüşmektedir. Görüşmeler Cuma günü 7. Maddede kalmıştır. Salı günü toplanacak olan Meclisin gündeminde ise, sözlü soru önergeleri ve denetim konuları vardır. Dolayısıyla bu tasarının Çarşamba ve Perşembe günü Kanunlaşma olanağı çok azdır. Kaldı ki Meclis'in kabulünden sonra Cumhurbaşkanının imza ve Resmi Gazete'de yayın aşamaları vardır.
Kaldı ki, tasarının konumuza ilişkin düzenlemesi de, bize göre Anayasa'ya aykırıdır. Bu düzenleme yasalaştığı takdirde, yine Anayasaya aykırılık iddiaları ile karşılaşacak ve büyük bir ihtimalle de yine iptal olunacaktır.
Dolayısıyla vergi borcu nedeniyle yurtdışı çıkışlarına tahdit konulmuş olan herkes, pazardan itibaren yurtdışı seyahat özgürlüğünü kullanabilir. Emniyet Müdürlüğü çeşitli idarelerden gönderilmiş yasakları pazar günü uygulamadan re'sen kaldırmak durumundadır. Zira Emniyet'de Anayasa Mahkemesi Kararı ile bağlı olup, yasal dayanağı Anayasa'ya aykırılıktan iptal edilmiş idari işlemleri uygulamaya koyamaz. Aksi halde İç İşleri Bakanlığının, Anayasaya aykırı bir hükme itibarla seyahat özgürlüğünü kısıtlaması sebebiyle tazmin sorumluluğu ortaya çıkar.
Kaldı ki, yeni Kanun çıksa dahi, bize göre bu güne kadar konulmuş bütün yasaklamalar, hukuki dayanağının kalkması dolayısıyla kendiliğinden ortadan kalkacak ve yeniden yeni yasal düzenlemeye göre yeni bir idari işlemle yasak konulması gerekecektir. Çünkü yürürlükten kalkmış ve uygulanma yeteneği kalmamış Kanuna göre konulmuş bir idari yasağın, yeni ve farklı bir Kanuna göre devam etmesi, bu konuda bir geçici madde düzenlemesi olmadıkça mümkün değildir.


Bumin Doğrusöz

02.06.2008