Transfer Fiyatlaması nefes aldı



Tümüyle yeniden yazılan ve yeniden yapılandırılan 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin üzerinden bir buçuk yıl geçti. Henüz tam bir değerlendirme yapmak için erken olsa da, dönüp baktığımızda ve tepkilere kulak verdiğimizde, düzeltilebilecek birkaç husus dışında kanunun başarılı sonuç verdiğini ve kabul gördüğünü görüyoruz.

Kurumlar vergisi oranında on puan indirim yapılmış olmasına rağmen (ki bu indirim yüzde 33'e tekabül ediyor) vergi performansının düşmemesi de, başarının göstergelerinden birisi olarak kabul edilmeli.

Beyan edilen vergi matrahlarının ekonomideki büyümenin çok üzerinde gerçekleşmesi, kurumlar vergisi tabanının yaygınlaştığına ve vergi uyumunun arttığına ayrıca işaret ediyor.

Vergi uyumunu artıran unsurlar arasında, oto kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemli rolü olduğu ise açıktır. Bunlardan birinin de transfer fiyatlaması ile ilgili kuralların, uluslararası uygulamalara paralel olarak sisteme kazandırılması olduğunu söyleyebiliriz. Temel olarak OECD normlarının esas alındığı yeni yapıda, özellikle yurtdışı ile ilgili işlemlerde bugüne kadar ihmal edilen boşluk doldurulmuş oldu.

Yurtdışı işlemlerine odaklanılmalı

Ülkeler arası ticaret, küreselleşmenin ivme kazandığı günümüzde gittikçe artıyor. Vergi yüklerinin ülkeden ülkeye farklı olması ise, şirketleri, vergi optimizasyonu açısından en uygun vergi ülkesinde kazanç oluşturmaya yöneltiyor. Her ülke ise kendi vergi tabanını korumak için "transfer fiyatlaması" konusuna özel önem veriyor.

Bizler ise yıllar boyu bu büyük kapıyı açık, daha doğru ifadeyle belirsiz bırakmıştık. Hatta yurtdışı işlemleri biraz ihmal ederek yurtiçi işlemleri kritik etmeye yönelmiştik. Bu belirsizlik ve ihmal, yatırım ortamını bozması yanında, vergi tabanımızı da diğer ülkeler lehine zayıflatmıştı.

Yurtiçinde Hazine zararı

Yeni kurumlar vergisinde, "transfer fiyatlaması" ile ilgili kapsamının amacı aşması, mükelleflerin yeni sisteme uyum göstermelerinde sorunlar doğurmuş ve tepkilerine yol açmıştı.

Bilindiği üzere transfer fiyatlaması yoluyla örtülü kazan dağıtımı, ilişkili kişiler arasında emsale göre uygun olamayan fiyat veya bedeller üzerinden işlem yapılması halinde söz konusu oluyor. Mevzuatta bu kapsam, "ilişkili kişi" tanımında amacı aşacak derecede geniş olarak belirlenmiş.

Çerçeveyi amaç dışı genişleten diğer bir unsur ise, yurtiçindeki işlemlerde Hazine zararı olsun veya olmasın, transfer fiyatlaması kurallarının çalışıyor olması idi.

Oysa ki vergi otoritesinin bu konudaki temel amacı, kurumlar vergisi tabanının korunması olmalıdır.

Diğer ülkelerde belirli oranın üzerinde ortak olunan kurumla birlikte "konsolide beyanname" verme ve varsa kardeş şirketin zararını kendi k?rından indirme imkanı olduğu düşünülürse, ülkelerin vergi tabanını korumada öncelikle yurtdışını önemsediği kolayca anlaşılabilir.

Geçmişte Danıştay kararları, Hazine zararının olmadığı hallerde, mükellef lehine karar veriyordu ve bu kararlar müstakar hale gelmişti. Son dönemlerde Danıştay da görüş değiştirince, toplamda vergi kaybının olmadığı işlemlerde dahi cezalı tarhiyatlar gündeme gelir olmuştu.

Yurtdışı işlemlere ve Hazine zararına yoğunlaşma

4 Haziran 2008 tarihinde kabul edilen 5766 sayılı "Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun"da, Meclis Genel Kurulu'nda verilen önerge ile transfer fiyatlaması, yurtiçi işlemlerde "Hazine zararı" olması şartına bağlandı.

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13'üncü maddesine eklenen yedinci fıkrada;

"(7) Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye'deki işyeri veya daimi temsilcilerinin aralarında ilişkili kişi kapsamında gerçekleştirdikleri yurtiçindeki işlemler nedeniyle kazancın örtülü olarak dağıtıldığının kabulü, Hazine zararının dogması şartına bağlıdır. Hazine zararından kasıt, emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen fiyat ve bedeller nedeniyle kurum ve ilişkili kişiler adına tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir" hükmü geldi.

Maddenin teknik detayı, ikincil mevzuatta düzenlenecektir. "Her türlü vergi"den kastın, kurumlar ve gelir vergisi dışında KDV'yi de kapsayıp kapsamadığı; geç tahakkuk ettirmeden maksadın ne olduğu, tebliğ ve yorumlarla detaylandırılacaktır.

Önemli olan, bu kabul ile temel amaca uygun bir düzenleme getirilmiş olmasıdır. Daha açık ifade etmek gerekirse, ülke olarak kurumlar vergisi tabanımızı koruma amaçlı "yurtdışı işlemler" daha ön planda olarak mercek altına alınacak, ilişkili kişilerle yurtiçindeki işlemlerde ise toplamda "Hazine zararı" olup olmadığına bakılacaktır. Böylece vergi idaresi ve vergi denetim kaynakları da daha etkin ve verimli alanlara yönelmiş olacaklar.

Transfer fiyatlaması söz konusu yasa değişikliği ile nefes alır hale geldi. İlişkili kişilerin kapsamının ve çerçevesinin amaca uygun şekilde sınırlandırılması ve belirlenmesi, uygulamacıların ve mükelleflerin beklentileri arasında ayrıca yer almaya devam ediyor. Zamanla bu da daha belirli hale gelecektir.

İlişkili kişiler arasında transfer fiyatlaması yoluyla örtülü kazanç tespitinin daha etkin olabilmesi yasa ve tamamlayıcı mevzuat yanında uygulama kalitesine bağlıdır. Bunu sağlamak için, gerek insan kaynağı ve gerekse sistem olarak güçlü bir altyapının oluşması gerekir.

Önemli olan kurumlar vergisi tabanının aşınmasını önleyen önemli bir müessesenin sistemimize kazandırılması ve bunun olumlu sonuçlarının görülüyor olmasıdır. Zamanla uygulama yerine oturur, varsa sorunlar iletişim ortamında ortak akılla çözülür.

Mustafa UYSAL

09.06.2008