Alıntı Hakan ÜZELTÜRK [email Nickli Üyeden Alıntı
huzelturk@superonline.com[/email] 23.09.2008 Dünya]Ünlü şair Fuzuli, Kanuni döneminde kendisine bağlanan maaşın kesilmesi üzerine Evkaf yönetiminde gördüğü rüşvet ve yolsuzlukları Sadrazam Nişancı Mehmet Paşa'ya gönderdiği çok bilinen eseri Şikayetname'sinde şöyle der: "...huzurlarına gitdüm. Bir cem gördüm, hikayetleri perişan, ne safadan anda eser ve ne sıdkdan nişan var. Selam verdüm, rüşvet değildür deyu almadılar. Hükm gösterdüm, fâidesizdür deyu mültefit olmadılar. Eğerçi zahirde sûret-i itaat gösterdiler, amma zeban-ı hal ile cemi sualüme cevab verdiler...".

Ayrıca Şikayetname'nin devamında çalışanlarla arasında şu konuşma geçmektedir:

Dedim: "Vakıf malını fazla kısmak vebaldir".

Cevaben: "Paramızla aldık, bize helaldir".

Sordum: "Hesap sorulursa, tuttuğumuz kötü yolun belgeleri bulunur".

Cevaben: "O hesap kıyamette sorulur".

Sordum: "Dünyada da hesap sorulduğunu duymadınız mı?".

Cevaben: "Ondan korkumuz yoktur, tüm şahitleri hazırladık".

Rehberde bir yolsuzluk türü olarak belirtilen ve "kamu görevlisinin performansını etkilemek için, görev gereği yapmaması gereken uygunsuz bir şeyi yapması veya yapması gereken bir şeyi yapmaması için gönüllü olarak kendisine değerli bir şeyin verilmesi" olarak tanımlanan rüşvet sadece bugünün değil, dünün ve geleceğin de problemidir.

Gelir İdaresi Başkanlığı, OECD tarafından hazırlanan "Vergi İnceleme Elemanının Rüşvetle Mücadele Rehberi"nin Türkçe'sini sayfasında yayınladı. Böylece 15 Şubat 1999 yılında yürürlüğe girmiş bulunan sözleşme ülkemiz bakımından da 2000 yılında "Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi" olarak onaylanmıştır. 2.1.2003 tarihli "Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvet Verilmesinin Önlenmesi için Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" 11 Ocak 2003 tarihli ve 24990 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda daha önce bu metni okuyup bilgi edinememiş olan vatandaşlarımız bakımından da konu hakkında bilgi edinme fırsatı doğmuştur.

Burada Gelir İdaresi'nin temel amacı vergi inceleme elemanlarının bilgilenmesi ve rüşvetin tespiti konusunda neler yapabileceklerinin hatırlatılması olmakla birlikte konunun kaçakçılık boyutunu da içermesi sebebiyle rüşvet probleminin herkes tarafından karşılaşılabilecek bir durum olmasına yol açmaktadır. Rehberde oldukça ilginç tespitler de yer almaktadır.

Rehbere göre vergi mükellefleri, gelirlerini gizlemek için kullanmış oldukları yöntemleri, genellikle rüşveti gizlemek için de kullanmaktadırlar. Bundan yola çıkarak vergi inceleme elemanları kaçakçılıkla ilgili kanıt bulmak için kullanmış oldukları yöntemleri rüşvetle ilgili kanıtların tespiti için de kullanmalıdırlar. Açıklamalarda vergisel yükümlülüklerini noksan yerine getiren mükelleflerin sıkça yaptıkları işlemlerle ilgili delilleri yasal belgeleri üzerinde bıraktıkları belirtilmektedir.

Kaçakçılık göstergeleri ikiye ayrılmaktadır. Olumlu belirtiler veya olumlu davranışlar. Olumlu davranışların bulunmadığı bir durumda ise kaçakçılığın tespit edilemeyeceği ileri sürülmektedir. Olumlu belirtiler işaret veya bulgu olabileceği gibi bu eylemlerin hile, gizleme amacıyla yapılmış olabileceğini ya da olayların olduğundan farklı bir şekilde ortaya konulduğunu ifade ederler. Bununla birlikte belirtiler tek başına veya kendiliğinden, özellikli sürecin gerçekleştiğini belirleyememekte aynı zamanda olumlu davranışların da var olması gerekmektedir.

Olumlu davranışlar şöyle sıralanmaktadır: Dolandırmak, kaçırmak, gizlemek, belgeleri tahrif etmek, çarpıtmak ya da olduğundan farklı göstermek. Örnek olarak da benzer kalemlerin toplandığı işlemlerde özellikli olanların eksikliği, banka hesaplarında gizleme, depozitolara ait makbuzların ticari hesaplara karıştırılarak gelir kaynaklarının gizlenmesi gibi unutmadan kaynaklanmış gibi gösterilen işlemler ve durumu örtbas etmeye yönelik makbuzlar sayılmaktadır. Devam edeceğiz.