Alıntı Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz 24.09.2008 Referans Nickli Üyeden Alıntı
Mükellefler geçmişte yaptıkları sermaye artırımı sırasında enflasyon farklarını hesaplarına ekleyebiliyor. Ancak şirketin tasfiyesi kararı alındığında sermayeye eklenen bu enflasyon farkları sorun yaratabiliyor.

SORU: Kurumlar Vergisi mükellefi olarak sermaye azaltmasına karar verdik. Ancak geçmişte hesaplarımızda enflasyon farkları var ve biz bu farkları sermayeye ekledik. Şimdi eğer sermaye azaltmasını yaparsak bu farklar vergiye tabi olur mu? Eğer şirketin tasfiyesine karar verilirse, bu takdirde yine enflasyon farklarının sermayeye eklenmesi sorun yaratır mı?
YANIT: Vergi Usul Yasası'nın geçici 25. maddesi ile mükerrer 298. maddeleri pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, söz konusu farkların işlemin yapıldığı dönemin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulmasını öngörmüştür. Bir başka anlatımla Vergi Usul Yasası'nın geçici 25/g maddesinde hükme bağlandığı üzere "Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulur" Bu hükme paralel bir hükümde aynı yasanın mükerrer 298/A-5 maddesinde yer almaktadır.
Bazı pasif hesaplara ilişkin fark hesaplarının söz konusu hesapların özelliği gereği başka hesaplara aktarılması gerekmektedir. Örneğin yıllarca sari inşaat ve onarım işlerine ait hak edişlere ait düzeltme farkları gibi. Bu farklar işin bitiminde maliyetle karşılaştırılarak uygulamada kâr/zarar hesabına aktarılmıştır. Benzer şekilde avanslara ilişkin taahhütlerin yerine getirilmesi ve parasal olmayan alınan avanslarda kapatılırken bu avanslara ait düzeltme farkları ilgili hesaplara aktarılarak kapatılmıştır.
Diğer yandan Vergi Usul Yasası'nın geçici 25. maddesi gereği olarak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farklarının düzeltme sonucu oluşacak geçmiş yıl zararlarından mahsubu da vergilendirilme hükmü dışında tutulmuştur. Dolayısıyla zarar düzeltmelerinde öz sermaye kalemleri için düzeltme yapılamamaktadır. Çünkü öz sermayenin düzeltilmesi halinde fark zarar yazılmaktadır. Bu bağlamda da zararın aynı miktarda azaltılması bunların düzeltilmemesi ile aynı sonucu vermektedir.
Vergi Usul Yasası'nın mükerrer 298.maddesinin (A) fıkrasının 5 numaralı bendinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi gereği olarak 01.01.2004 tarihinden sonra yapılan düzeltmelerde de öz sermaye kalemlerine ait enflasyon fark hesaplarının geçmiş yıl zararlarına mahsubu mümkün olmuştur.
Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere kurumlar tarafından yapılan enflasyon düzeltmesi işlemlerinden doğan farkların kurum sermayesine eklenmiş bulunan farkların sermaye azaltımı sırasında dikkate alınması ve işletmeden bir çekiş olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ancak, Gelir Vergisi Yasası'nın geçici 65.maddesi gereği olarak 31.12.1998 veya daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde edilen kârların sermayeye eklenmesi, daha sonra sermaye azaltımı yapılması yoluna gidilmesi halinde, anılan kârlar ortaklara dağıtılmış olmakla birlikte, Gelir Vergisi Yasası'nın 94.maddesine göre tevkifat yapılmamaktadır. Bu bağlamda da sermaye azaltması yapan şirketin tam mükellef kurum konumunda olan ortağına dağıtılacak söz konusu geçmiş yıl kârları ve enflasyon farkları üzerinden Gelir Vergisi Yasası'nın 94 ve Kurumlar Vergisi Yasası'nın 15.maddelerine göre tevkifat olmayacaktır. Bu bağlamda da kâr dağıtımı yapılan ortağın dar mükellef kurum olması halinde Kurumlar Vergisi Yasası'nın 30. maddesine göre kurumlar vergisi tevkifatı yapılmaktadır.
Ayrıca, daha önce sermayeye eklenmiş olan pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının, şirketin sermaye azaltması yapması veya tasfiye edilmesi nedeniyle ortaklara dağıtılması halinde, işletmeden çekilen tutarların öncelikle kurumlar vergisine tabi tutulması, vergi sonrası ortaklara dağıtılan kazancın da kâr dağıtımına bağlı olarak vergi kesintisine (tevkifata) tabi tutulması gerekmektedir. (Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi için bakınız: Bünyamin Öztürk "Sermayeye eklenen enflasyon farklarının ve geçmiş yıl kârlarının sermaye azaltılması durumunda ortaklara dağıtılması" Mali Pusula, Sayı:45, sf:18-20 ) (V. SEVİĞ)
SORU: Sahibi bulunduğum ve tatil yöresinde kullandığım, evimin önünde denizde, karaya bağlı bulunan şişme botumun Motorlu Taşıtlar Vergisine tabi olduğu söylendi ve bu durumdan dolayı da vergi dairesine şikayet edildiğimi öğrendim. Benim söz konusu botum sadece alt tarafı fiberglas olan bir anlamda şişme ve takma motorlu. Bu bot için vergi ödemem gerekmekte midir?
YANIT: Motorlu Taşıtlar Yasası'nın 6.maddesi gereği olarak "özel amaçlı kullanılan yat, kotra ve her türlü motorlu tekneler" söz konusu yasada yer alan (III) no'lu tarifeye göre motorlu taşıtlar vergisine tabi olmaktadır.
Buna göre özel amaçla kullanılan yat, kotra ve her türlü içten ve dıştan takma motorlu tekneler vergi kapsamına alınmıştır.
Dolayısıyla uygulamada ilgili liman sicilinde tonilato belgesi almak suretiyle tescil edilen teknelerin Motorlu Taşıtlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Yukarıda açıkladığımız üzere, mevcut yasal düzenleme gereği olarak her türlü motorlu teknelerin motorlu taşıtlar vergisine tabi tutulması yasal zorunluluktan kaynaklanmaktadır. (V. SEVİĞ)