Recep BIYIK recep.biyik@tr.pwc.com 29.10.2008 Dünya

Ekonomik kriz endişelerinin yoğun olarak yaşandığı bu günlerde, bakanlığın yine yapılması gerektiği düşünülen konularda hızla hareket ettiği ve bir dizi düzenleme ve uygulama için önemli de bir yol kat ettiği görülüyor.

Bu kapsamda;

. Yurtdışında bulunan varlıkların yurda getirilmesi ve yurtiçinde bulunan varlıkların da kayda alınarak ekonomiye kazandırılması amacı doğrultusunda hazırlanan ve sevk edilen Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı,

. Vergi borçlarını süresinde ödeyememiş olanlara ödemede kolaylık sağlamak amacıyla hazırlanmakta olduğu kamuoyuna duyurulan, siz bu satırları okurken belki de Resmi Gazete'de yayımlanmış olan tebliğ hazırlıkları,

. Özellikle devlet tahvili ve Hazine bonosu faizleri üzerindeki stopajın düşürülmesi veya sıfırlanması konusunda sona yaklaşmış olduğu bilinen düzenleme hazırlıkları, sayılabilir.

Bir ekonomi politikası aracı olarak vergi düzenlemelerine sıkça ve çoğunlukla kendisine abartılı bir fonksiyon yüklenilerek başvurulması, bu aracın etkinliğini azaltıyor olsa da, özellikle olağanüstü dönemlerde tersini yapmak olanaksız.

Bu nedenle vergi alanında yapılması düşünülen ve yukarıda sayılan düzenlemeler özellikle vergi adaletini zedelese de gereklidir ve gerekirse devamı da olmalıdır.

Yapılan düzenlemelerin her biri ayrı birer inceleme konusu olabilecek önemde olan yukarıdaki konulardan sadece birisi, Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı hakkında aşağıda kısa açıklamalarda bulunulacaktır.

Varlık barışı benzeri diğer ülke deneyimleri

Yurtdışında bulunan varlıkların yurda getirilmesini amaçlayan arayışlar Türkiye'ye özgü değildir. Gerek Türkiye'de gerekse diğer bazı ülkelerde benzer arayışlar, geçmişte başarılı ve başarısız deneyimler olmuştur.

Bir süredir çeşitli makalelerde ve haberlerde de görüyorsunuz, yakın geçmişte birisi başarılı (İtalya örneği), diğeri başarısız (Almanya örneği) olarak değerlendirilen iki örnek ülke uygulaması yaşanmıştır.

Türkiye deneyimleri

Yurtdışında bulunan varlıkların Türkiye'ye getirilmesini amaçlayan arayışlar, yeni değildir. Birkaç defa bu çerçevede, bizce başarısız olduğu açık olan deneyimimiz olmuştur.

Yurtiçi/yurtdışı ayrımı olmamakla birlikte, yurtdışı varlıkların Türkiye'ye getirilmesini de amaçlayan örneklerden biri; mali milat olarak ifade edilmiş, 4369 sayılı kanunla 1998 yılında yapılmış olan düzenlemedir. Bu düzenlemeyle yurtiçinde ve dışında bulunan kayıtdışı varlıkların, herhangi bir vergileme olmaksızın kayda alınması amaçlanmıştır. Bu uygulamada; bir günlük kayda alma yeterli bulunmuş, kayda değer bir işlem yapıldığı da izlenmiş olmakla beraber, bu işlemlerin sonucunda ülkeye gerçek bir kaynak girişi olup olmadığı hep sorgulanmıştır.

Bir başka uygulama; 2002 yılında Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 60. maddeyle yapılmış, bu düzenlemeyle şirketlere sermaye olarak konması koşuluyla, getirilen varlıkların kaynaklarının (vergiyle sınırlı olarak) sorgulanmaması öngörülmüştür.

Yukarıdaki her iki düzenlemede de gerçekte kanunla açık bir kaynak sorgulaması yapılmaması güvencesi verilmemiş, bu deneyimlerin beklenen sonucu yaratmamasının temel gerekçesi de kanımızca bu olmuştur.
Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı ne getiriyor?

Yürütme ve yürürlük maddeleri hariç, birisi geçici madde olmak üzere toplam beş maddeden oluşan tasarıyla;

. Gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurtdışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ve taşınmazların milli ekonomiye kazandırılması,

. Yurtiçinde bulunan ancak işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin özsermaye yapılarının güçlendirilmesi,

amaçlanıyor.

Tasarıyla yapılması öngörülen düzenlemelerle;

. 01.10.2008 tarihi itibariyle sahip olunan, yurtdışında bulunan ve yukarıda sayılan varlıkların;

- Kanunun yayımlanacağı ayı izleyen üçüncü ayın sonuna kadar rayiç bedelle banka, aracı kurum veya vergi dairesine bildirilmesi,

- Bildirim veya beyanın yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde Türkiye'ye getirilmesi ya da Türkiye'deki banka veya aracı kurumda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,

- Beyan edilen değerler üzerinden yüzde 2 oranında vergi ödenmesi,

. Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak 01.10.2008 tarihi itibariyle defter kayıtlarında yer almayan maddede sayılan kıymetlerin;

- Kanunun yayımlanacağı ayı izleyen üçüncü ayın sonuna kadar rayiç bedelle vergi dairesine beyan edilmesi,

- Defter tutan mükelleflerce defterlere, taşınmazlar dışındaki varlıkların banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel bir fon hesabı açılması,

- Fon tutarının beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye eklenmesi,

- Beyan edilen değerler üzerinden yüzde 10 oranında vergi ödenmesi, öngörülmektedir.

Yapılan düzenlemeye göre,

. Yukarıda belirtildiği şekilde bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle 01.01.2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacak,

. Yurtdışındaki varlıklar nedeniyle kanundan yararlananlar hakkında, kanun kapsamındaki beyanlarla sınırlı olarak;

- 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun,

- 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (başta içeriden öğrenenlerin ticareti ve manipülasyon suçları olmak üzere, 47. maddenin (A) fıkrası hariç),

- 4458 sayılı Gümrük Kanunu,

- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu,

- Vergi Usul Kanunu'nda düzenlenen suçlar veya kabahatler,

- Yukarıdaki suçlardan kaynaklanan mal varlığı değerleriyle ilgili olarak Türk Ceza Kanunu'nun 282. maddesinde gösterilen suç,

Yönünden soruşturma veya kovuşturma yapılmayacak ve idari para cezası uygulanmayacaktır.

Maddenin gerekçesinde yer alan açıklamaya göre;

. Bankacılık kanunu kapsamındaki fiiller,

. Sermaye Piyasası Kanunu'nun 47. maddesinin (A) fıkrası kapsamındaki suçlar (izinsiz halka arzlar, vatandaşlardan çok ortaklı şirket vaadiyle para toplayanlar),

. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yer alan suçlar,

. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında yer alan silah kaçakçılığı suçları,

Kanun kapsamı dışında tutulmaktadır.