03.11.2008 Bumin Doğrusöz Referans

Geçen yazımızda vergi borçlularına ödeme kolaylığı sağlanacağını ve mükelleflerin vergi dairelerine olan, 2008 yılına ait geçici vergi ile bu vergiye bağlı damga vergisi dışındaki tüm borçları için zor durumda olduklarının kabulü ile yıllık yüzde 3 faizle 18 ayda ödeme olanağı verileceğini, Maliye Bakanının açıklamasına dayanarak duyurmuştuk.
Geçen zaman içerisinde Maliye Bakanlığı Seri:B No:4 sayılı Tahsilat Genel Tebliği ile bu uygulamanın kapsamını belirledi.

Kapsamdaki borçları
Bu uygulamadan yararlanabilecek kamu alacakları anılan Tebliğ'de, "1 Eylül 2008 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Tebliğin yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan ve Devlete ait olup Bakanlığımıza bağlı vergi dairelerince takip ve tahsil edilen tüm amme alacakları" olarak açıklanmıştır.
Ancak, 2008 yılı gelir ve kazançları için tahakkuk eden geçici vergi ve bu vergi ile birlikte ödenmesi gereken damga vergisi bu uygulamadan hariç tutulmuştur. Öte yandan Belediyelere olan vergi ve harç borçları ile gümrük idaresince tahsil olunan ithalde alınan KDV, gümrük vergisi kapsam dışında kalmıştır.
Bu kapsamda tecil ve taksitlendirmelerden yararlanmak isteyen mükelleflerin bağlı oldukları vergi dairesine olan tüm borçları için yazılı talepte bulunmaları şarttır. Ancak alacaklı vergi dairelerinin farklılık göstermesi halinde her bir vergi dairesine ayrı ayrı başvuru gerekmektedir. Tebliğ açıklamalarından sadece bazı borçlar için yararlanmanın mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan vergi idaresinin daha önce tecil uygulaması yapmadığı KDV, ÖTV, Özel İşlem Vergisi ve harçlar, bu defa uygulama kapsamına alınmıştır.
Burada tüm borçlar ibaresi, ileride sorun yaratabilir. Çünkü pek çok vergi dairesi mükelleflerden alacağını tam olarak bilmeyebilmektedir. Geçmişte mükelleflerin banka hesaplarına haciz uygulamasında, vergi borcu yoktur yazısı verilen mükelleflerin dahi yedi sekiz yıl öncesine dayanan borçları keşfedilmiştir. Şimdi bu yeni uygulamaya göre borcunu ödeyenlerde de, "sizin geçmişten şu borcunuz varmış, o borç için müracaat etmediğinizden tecil uygulamasından yararlanmanızı iptal ettik, bu nedenle borcunuzu taksitle ödediğinizden, şu kadar daha gecikme zammı deyeceksiniz" denilirse, pek şaşmam.

Tecilli borçları
Mevcut borçlarını daha önce zaten tecil ve taksitlendirme uygulamasından yararlandırmış kamu borçlularının da bu yeni uygulamadan yararlanmaları mümkündür. Bu durumda olan mükelleflerin müracaatı halinde 29 Ekimden sonra ödemeleri gereken taksit tutarları toplamı, ilk müracaatlarından itibaren 36 ayı geçmemek koşulu ile yeni uygulamaya göre (18 taksit yıllık yüzde 3 faizle) taksitlendirilebilecektir.
Geçmişte yayımlanan "Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun" kapsamında uzlaşılan ve bu Kanun uyarınca zaten 18 ayda ödenecek olan kamu alacakları, bu yeni uygulamanın kapsamı dışında bırakılmıştır.
Tecil kapsamına alınacak borç asıllarına vade tarihlerinden bu uygulamadan yararlanmak için vergi dairelerine başvurularına kadar geçen süre için gecikme zammı uygulanacağı tabiidir. Bu nedenle tecil ve taksitlendirilecek borç, vergi aslı ve gecikme zammı toplamından oluşacaktır. Ancak ikmalen ve re'sen yapılan tarhiyatlarda tecil ve taksitlendirilecek tutarlara ceza ve gecikme faizi borçları da eklenecektir. Bu Tebliğ kapsamında tecil edilen borçlar için mükelleflere; ödenecek taksit tutarlarını, tecil faizi tutarlarını ve taksitlerin vade tarihlerini gösteren bir yazı tebliğ edilecektir.

Başvuru süresi
Bu uygulamadan yararlanabilmek için alacaklı vergi dairesine yapılacak başvurunun en geç 28 Kasım Cuma günü mesai saati bitimine kadar yapılması gerekmektedir. Başvurunun iadeli taahhütlü posta veya APS yolu ile yapılması da mümkündür.
Kamu borçlularının bu uygulamadan yararlanmak için yapacakları başvuruda kullanacakları dilekçe örneği, Gelir İdaresi Başkanlığının web sayfasında yayınlanmıştır. Bu dilekçe örneğini vergi dairelerinden da edinmek mümkündür.

Giderilmesi gereken adaletsizlik
Bu yeni tecil uygulamasının kapsamı adaletsizliğe yol açacak şekilde belirlenmiştir. Örneğin Temmuz'da vergi ceza ihbarnamesi tebliğ edilen dört mükellef düşünün. Hiçbir şey yapmayanı uygulamadan yararlanabilecek, dava açanı yararlanamayacak, uzlaşmaya müracaat eden diğer ikisinden hemen uzlaşması yapılmış olan yararlanacak, halen uzlaşma için gün bekleyeni yararlanamayacak. Yine Temmuz ayında vergi mahkemesinde davasını kaybeden iki mükelleften hemen aynı ay içerisinde 2 no'lu ihbarname tebliğ edileni yararlanacak, bu ihbarnamenin henüz tebliğ edilmediği mükellef yararlanamayacak.
Bunun çaresi uygulamanın 1 Eylül'de vadesi gelmiş borçlarla sınırlanması yerine, borcun bu tarih itibariyle tahakkuk etmiş veya bu tarih itibariyle tarh edilmiş olması koşulunun aranmasıdır. Zira 6183 sayılı Kanunun tecili düzenleyen 48. maddesi, borcun vadesinde ödenecek olmasının mükellefi zor durumda bırakacak olduğu hallerde de alacağın tecil edilebileceğini hükme bağlamakla, vadesi gelmemiş alacakların da tecil edilebileceğini hükme bağlamıştır. Yani, Bakanlığın bu düzeltmeyi yaparak adaletsizliği ortadan kaldırması için gereken yetki, Kanunda hazırdır.
Bu yeni uygulama borçlu mükelleflerin borçlarını kapatmaları için bir olanak sağlamaktadır. Sağlanan olanak, küçümsenecek bir olanak değildir. Mükelleflere kamu borcu kadar adeta faizsiz bir fon yaratılmaktadır.
Bu yeni uygulama sistemi zedelemekte ve içerisinde çeşitli adaletsizlikleri ve çelişkileri barındırmaktaysa da, hukuki ve felsefi ilke ve görüşler açısından çok fazla değerlendimek yerine, krizin borçlu mükelleflere yarattığı fırsat olarak kabul etmek, sanırım içinde bulunduğumuz ekonomik ortamda daha yerinde olacaktır.