14.11.2008 Veysi Seviğ Referans

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlığını taşıyan mükerrer 35'inci maddesi gereği olarak "Tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzelkişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi malvarlıklarından" söz konusu yasa hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu hüküm, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye'deki mümessilleri hakkında da uygulanmaktadır.
Yasal düzenleme gereği amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulmaktadır.
Mevcut yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere kanuni temsilcilerin sorumluluğu mevcut kamu alacağının borçlu tüzelkişilik malvarlığından tahsil edilmemesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde başlamaktadır. Bu bağlamda uygulamada ortaya çıkan duraksamaları gidermek üzere Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 3'üncü maddesinde "Tahsil edilmeyen amme alacağı" ile "Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi"nin tanımı yapılmıştır.
Bu tanımlamalar çerçevesinde "Tahsil edilemeyen amme alacağı 'Amme borçlusu'nun söz konusu yasa hükümlerine göre" yapılan malvarlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir malvarlığının bulunmaması, haczedilen malvarlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacağıdır.
"Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" ise amme borçlusunun haczedilen malvarlığına söz konusu yasa hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılamayacağının veya hakkında iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip işlemlerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını kapsamaktadır.
Konuya ilişkin olarak A.Seri 1 Sıra Numaralı Tahsilat Genel Tebliği'nin "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlıklı bölümünün 7'nci maddesine göre amme borçlusu nezdinde sürdürülen takip işlemleri sonucunda tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 3'üncü maddesinde yer alan tanımlamalardaki hususlar dikkat alınmak suretiyle yapılacak işlemlere dayanılarak tespit edilecek ve söz konusu maddede belirtilen hallerden herhangi birinin varlığı halinde kanuni temsilciler hakkında takip yapılabilmesi için yeterli şartların oluştuğu kabul" edilecektir.
Buna göre kanuni temsilciler adına Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 55'inci maddesine göre ödeme emri gönderilecektir. Söz konusu ödeme emrinin de muhatabına tebliğ edilmesi zorunlu olup, konuya ilişkin olarak muhatabın bulunmaması halinde ilanen de tebligat yapılabilmektedir.
Vergi borçlusu konumunda olan bir tüzelkişilik hakkında gerekli işlemler yapılmadan ve alacağın tahsili yönünde tahsilata ilişkin işler sonuçlanmadan kanuni temsilcilere başvurulması, mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde hukuken mümkün değildir.
Bir başka açıdan yasal koşulların oluşması halinde kanuni temsilciler adına takip işlemleri öncelikle ödeme emrinin tebliği başlatılacak olup, amme borçlusunun birden fazla kanuni temsilcisinin bulunması halinde söz konusu tüzelkişiliğin hukuki özellikleri dikkate alınarak işlem yapılması gerekecektir. Bu bağlamda kanuni temsilcinin birden fazla olması halinde tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tamamı için her birine ayrı ayrı ödeme emri düzenlemek suretiyle takibe geçilecektir.
Ayrıca kanuni temsilciler hakkında "Amme alacaklarının korunması" kapsamında yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer koruma hükümlerinin amme borçlusunun yanı sıra amme borçlusu sayılan kanuni temsilciler hakkında sürdürülmesi söz konusu olabilmektedir.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 35 ve mükerrer 35'inci maddelerinde yer alan sorumluluk ile Vergi Usul Yasası'nın 10'uncu maddesinde düzenlenen sorumluluk nedeniyle yapılacak olan takiplerde ortak ve kanuni temsilcilerin takibinde bir öncelik sıralaması söz konusu olmadığından, ortaklar ve kanuni temsilciler hakkında yapılacak olan takiplere aynı zamanda başlanılması da mümkündür.
Ancak iflas halindeki şirketin vergi borcunun iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilci hakkında takibat yapılabilecektir.
Kanuni temsilcilik sıfatını alanların, yasal kanumlarından kaynaklanan sorumluluklarını önceden bilmeleri ve görevlerini ifa ederken mevcut yasal düzenlemeden kaynaklanan sorumlulukları çerçevesinde görevlerini sürdürmeleri gerekmektedir.