17.11.2008 İsmail KÖKBULUT ikokbulut@bugun.com.tr Bugün

Geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun kabul edildi.

Meclis gündemine gelen Kanun Tasarısı esas itibariyle kabul edilmekte birlikte bir takım değişiklikler yapılarak kanunlaştı. Kanun Cumhurbaşkanı?nın onayı ile yürürlüğe girecek.

Kanun bir şekilde kayıt dışında yer alan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların işletmelerin aktifine kaydedilerek sermaye yapılarının güçlendirilmesini amaçlıyor.

Kanunun kamuoyunda yurt dışından getirilecek kaynaklara yönelik tarafı ön planda olmasına rağmen, yurt içinde bulunan ancak bir şekilde işletmelerde yer almayan kaynakların belli şartlar dahilinde kayda alınmasını öngörüyor.

1/10/2008 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların 2009 yılı Şubat ayının sonuna kadar vergi dairesine beyan edilmesi gerekiyor.

İşletmelere dahil edilecek para ve diğer menkul kıymetlerin banka ve aracı kurumların hesaplarına yatırılması gerekiyor. Banka ve aracı kurumlara yatırılan tutarlar mükellefler tarafından yasal defterlerde ayrıca gösterilecek.

Defter tutma yükümlülüğü bulunmayanların para ve diğer menkul kıymetleri banka ve aracı kurumlara yatırmaları yeterli. Beyan edilen varlıkların değeri üzerinden yurt dışından getirilenler için yüzde 2, yurt içinde beyan edilen varlıkların değeri üzerinden yüzde 5 oranında verginin beyan edildiği ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi gerekir.

Ödenen vergilerin gider yazılması veya başka bir vergiye mahsup edilmesi mümkün değil. Kanunda belirtilen şekilde banka ve aracı kurumlara yatırılan ve yatırılan tutar üzerinden yüzde 5 vergi alınması karşılığında kişi ve kurumlara ne avantaj sağlanıyor.

Kanunun Uygulama Esaslarına ilişkin bölümde gerek yurt dışından getirilen ,gerekse yurt içindeki kaynakların banka ve aracı kurumlara yatırılması durumunda 2008 öncesi dönemler için vergi incelemesi yapılmayacağı ve başkaca bir vergi alınmayacağı güvence altına alınıyor. Sözkonusu kanun geçmişe yönelik vergi incelemesini ortadan kaldırmıyor.

Ancak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 2008 öncesi dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen kazanç farkından, bu kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilmesi gerekiyor.

Kanunun mükellefleri ilgilendiren en önemli kısmı kanunda belirtildiği şekilde banka ve aracı kurumlara beyan edilen kıymetlerin kaynaklarının araştırılıp araştırılmayacağı konusu. Kanunda bu husus açık olarak güvence altına alınıyor.

Ancak kanun vergi incelemesini tamamen ortadan kaldırmıyor. Sadece beyan edilen kaynaklara yönelik bir inceleme yapılmaması güvence altına alınıyor. Diğer nedenlerle kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayacak olan vergi incelemelerinde bir kazanç farkı bulunursa bu farkın ancak beyan edilen varlık tutarlarını aşması halinde aşan kısmı üzerinden vergi istenebilecek. Bu durum mükellefler için gizli bir vergi affı anlamına da gelebilir.

İleride vergi incelemesi olması durumunda ortaya kazanç farkı çıksa bile üzerinden herhangi bir vergi ve ceza istenmeyecek. Ancak inceleme sonucunda ortaya çıkan kazanç farkının beyan edilen varlık tutarlarından fazla olması halinde sadece aradaki fark üzerinden vergi ve ceza istenebilecek. 2008 öncesi dönemlere ilişkin vergi ödevlerini eksik yerine getirdiğini düşünen mükellefler için beyan edecekleri varlıklar üzerinden ödeyecekleri yüzde 5 ?lik bir vergi ile geçmişe sünger çekmeleri mümkün.