18.11.2008 Veysi Seviğ Referans

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 48'inci maddesi ile düzenlenen "Tecil ve Taksitlendirme" müessesesinden zor durumda olan boçluların yararlanarak borçlarını ödemelerine imkân tanımak ve amme alacaklarının bir an önce Hazine'ye intikalini sağlamak amacıyla söz konusu borçluların 36 ayı geçmemek üzere mevcut borçlarının taksitlendirilmesi konusunda karar verme yetkisi alacaklı amme idaresine veya yetkili kılacağı makamlara aittir.
Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Seri B, 4 sıra numaralı Tahsilat Genel Tebliği ile 01 Eylül 2008 tarihi itibariyle vadesi geldiği halde, 30 Ekim 2008 tarihine kadar ödenmemiş olan devlete ait olup, vergi dairelerince takip ve tahsil konusu edilen tüm amme alacaklarının 18 taksitte ödenmesi olanağı sağlanmış bulunmaktadır.
Buna göre vadesi 01 Eylül 2008 tarihine kadar olan ve Maliye Bakanlığı'na bağlı vergi dairelerince takip ve tahsil edilen tüm amme alacaklarının söz konusu tebliğde belirlendiği üzere yıllık yüzde 3 oranında gecikme zammı ile 18 ay taksitlendirilmesi mümkündür. Bu bağlamda taksitlendirmeye esas alınacak miktar taksitlendirme için başvuranların tecil kapsamına alınacak borç asıllarına vade tarihinden müracaat tarihine kadar geçen süre için ilgili dönemlerde geçerli olan gecikme zammı uygulanacak ve söz konusu gecikme zamları taksitlendirilecek tutara ilave edilecektir. Bu haktan 2008 yılı gelir ve kazançları için tahakkuk eden geçici vergi ve bu vergi ile ödenmesi gereken Damga Vergisi borçları yararlandırılmayacaktır.
Uygulamada taksitlendirilmeden yararlandırılması öngörülen ve 01 Eylül 2008 tarihi itibariyle vadesi geldiği halde 30 Ekim 2008 tarihine kadar ödenmeyen vergi borçlarında "vade" kavramında bazı duraksamalar ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki;
* Daha önce mükellef hakkında yapılan tarhiyatlar nedeniyle olayın vergi yargısına taşınması halinde; vergi mahkemesince verilecek karara göre ilgili vergi dairesince (2) no'lu ihbarname düzenlenmesi ve bu ihbarnamenin davacı konumunda olan mükellefe tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Bu tür olaylarda mükellefin vergi mahkemesi kararı doğrultusunda söz konusu borcunu taksitlendirmek suretiyle ödeme isteminde bulunması mümkündür. Ancak bu ihbarnamenin düzenlenmemesi veya düzenlenememesi halinde vadesi gelmiş bir borçtan bahsedilemeyeceği için, bu tür borçlarını taksitlendirmeden yararlanarak ödemek isteyenlerin bu istekleri şimdilik kabul edilmemekte ve hatta işleme konulmamaktadır.
Bazı vergi daireleri ellerinde (2) no'lu ihbarnamenin bulunmadığından bahisle bu ihbarnameyi düzenlemekten imtina etmektedir. Yine bazı hallerde söz konusu ihbarnameler düzenlense bile söz konusu ihbarnamelerde yer alan bir aylık süre 28 Kasım 2008 tarihinden sonraki bir tarihe denk geleceğinden bazı mükellefler de bu açıdan taksitlendirme hakkından yararlanamamaktadır.
* Aynı sorunu Danıştay tarafından sonuçlandırılan uyuşmazlıklarda da görmekteyiz.
* Diğer yandan mükelleflerin tarhiyat sonraki uzlaşma istemlerinde oluşan uzlaşma sonuçlarına göre de taksitlendirme açısından idare nezdinde bazı duraksamaların ortaya çıktığı görülmektedir.
Konuya ilişkin olarak yayımlanan (4) seri numaralı Tahsilat Genel Tebliği'nin "Diğer hususlar" başlıklı (IV) numaralı bölümünde yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere "Tebliğ kapsamında tecil ve taksitlendirmeden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin tecil talepleri alacağın tutarına bakılmaksızın vergi daireleri tarafından değerlendirilerek, sözü edilen tebliğde yapılan açıklamalara göre sonuçlandırılacaktır. Bu bağlamda da "başvuruların tamamının vergi daireleri tarafından sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu konuda vergi dairelerinin yetkileri borç türü veya tutar itibariyle sınırlandırılmamıştır." (Doğrusöz, Bumin "Taksitlendirme başvurularında sorular Referans, 13.11.2008)
Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi idare tebliğde yer alan "01 Eylül 2008 tarihi itibariyle vadesi geldiği halde" cümlesiyle özellikle yargıda sonuçlanan uyuşmazlıklarla ilgili taksit istemlerinde duraksamaya düşmektedir.
Söz konusu tebliğin "Diğer hususlar" bölümünün 7'nci maddesi uyarınca belirtilen sürede yapılmayan başvurular ile vadesi 01 Eylül 2008 tarihinden sonra olan alacaklar için yapılan tecil ve taksitlendirmeler (4) sıra no'lu tahsilat genel tebliğinden yararlandırılmayacak, buna karşın bu tür başvurular Seri A, No:1 tahsilat genel tebliğinde yer alan esaslar dahilinde değerlendirilecektir.
Vergi dairelerince vergi uyuşmazlıkları sonucunda vergi dairelerince düzenlenmesi gereken özel durumun idarece dikkate alınması, kanımızca uygulama ve amaca ulaşması açısından önem arz etmektedir.