18.11.2008 Mustafa UYSAL mustafa.uysal@dunya.com Dünya

Dünya ekonomisi, geçmiş yıllarda benzeri görülmemiş nitelikteki "mega kriz" diyebileceğimiz küresel bir kriz döneminden geçiyor. İşin özü, mal piyasaları ile uyumlu olmayan finans sisteminin doğurduğu saadet zincirinin kırılmasıdır. Bu şekliyle dünyaya pompalanan suni para bolluğu ve üretmeden tüketme dönemi sona ermiş "şişirilmiş" ekonomi düzeni" yıkılmış ve yükselen mal piyasaları hızla geriye gitmiştir. Türkiye olarak biz de bu krizden nasibimizi aldık ve almaya devam ediyoruz.

Ülkeler, dünyada daralan parayı daha çok ülkelerine çekme yarışındalar. İşte bu ortamda, yurtdışı varlıklarımızı ülkemize çekmek ve işletme dışı sermayelerimizi işletmemize kazandırmak amacıyla, 5811 sayılı yasa hayata geçirildi.

Yasanın içeriği temel olarak 4 noktada toplanmaktadır.

1) Gerçek veya tüzel kişilerin 1.10.2008 tarihi itibariyle yurtdışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların 2009 yılı Şubat ayı sonuna kadar banka veya aracı kuruma bildirimi veya vergi dairelerine beyan edilmesi. Bilanço esasına tabi olanlarda bu tutarlar pasifte özel bir fon hesabında tutulacak ve sermayeye ilave dışında başka başka amaçla kullanılamayacaktır. Bu beyanlar üzerinden yüzde 2 vergi ödenecektir.

2) Yurtiçinde bulunan ancak 1.10.2008 itibariyle işletmelerin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların yine 2009 Şubat ayı sonuna kadar rayiç bedelle vergi dairesine beyan edilmesi ve taşınmaz dışındaki varlıkların banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırılması. Bilanço hesabına tabi olanlarda bu tutarlar pasifte özel fon hesabına alınacak ancak beyandan itibaren 6 ay içinde sermayeye ilave edilecektir. Bilanço hesabına tabi olmayanlarda defterle kayıt yeterlidir. Deftere tabi olmayan mükelleflerde ise banka veya aracı kurum hesabına yatırmak yeterli olacaktır. Yurtiçi varlıkları beyan edenler ise bu tutarlar üzerinden yüzde 5 vergi ödeyeceklerdir.

3) Türkiye'deki gerçek kişi veya kurumların, yurtdışındaki faaliyetlerinden (30.04.2009 tarihine kadar elde ettikleri de dahil olmak üzere) elde ettikleri iştirak kazançlarını veya iştirak hissesi satış kazançlarını veya ticari kazançlarını Türkiye'ye 31.05.2009 tarihine kadar transfer edebilmelerine imkan sağlanmasıdır. Tasfiyeden sağlanacak kazaçlarda transfer tarihi 31.10.2009'a kadar uzamaktadır.

4) Mevduat Sigortası Fonu'nun yetkileri 2 yıllık süre için Bakanlar Kurulu'na bırakılmıştır.

Vergi sigortası

Yukarıdaki kapsamda beyan edilen tutarlar nedeniyle 1.1.2008'den önceki dönemler için herhangibir vergi incelemesi yapılmayacağı güvenceye alınmıştır. Bunun dışındaki sebeplerle kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan incelemeler sonucu, gelir, kurumlar veya katma değer vergisi olarak bir matrah farkı ortaya çıkarsa, beyan edilen tutarlar matrah farkından düşülebilecektir. Bize göre kanunun en önemli özelliği, geçmiş yıllar için ileride diğer nedenlerle ortaya çıkabilecek vergi incelemelerinde "sigorta" gibi güvence sağlamasıdır. Vergi denetimlerinin niteliğinin arttığı ve kayıtdışılığın azaltılmasına yönelik tedbirlerin alınmaya çalışıldığı ve bu tedbirlerin gelecekte daha etkili olacağı düşünülürse, kayıtlı sisteme geçiş aşamasında böyle bir güvenceye sahip olmak bir anlam ifade edebilir.

Devam eden incelemeler

Af kanunu niteliğinde olmaması bakımından, kanunun yürürlüğünden önce başlamış ve devam eden incelemeler bu kapsamdan yararlanamayacaktır.

Karapara ve mali suçlar kapsam dışı

Yine af kanunu niteliğinde olmaması için, başlangıçta daha geniş kapsamlı olan ve bir kısım mali suçları da kapsayan tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda verilen bir önerge ile daraltılmıştır.

Bu durumda mükelleflerin sahte veya yanıltıcı fatura düzenlemiş olmalarından doğan suçlar da kapsam dışına çıkmıştır. Türkiye'nin karapara ile ilgili uluslararası yükümlülüklerinin de bu kararda etkili olduğu anlaşılmaktadır.

Mevduata güvence

Yasa aynı zamanda mevduata güvence ile ilgili yetkileri de iki yıllığına Bakanlar Kurulu'na devir etmiştir. Yurtdışından gelecek kaynaklar sadece vergi güvencesi değil, kaynağın bizatihi kendisinin de güvence altına alınmasını arayacaktır. Bu yönüyle Bakanlar Kurulu'nun bu yetkisini kullanması beklenmektedir.

Umarız ülkemiz, ithal malı bu krizi en hafif şekilde atlatır ve hatta krizi firsata dönüştürecek tedbirler hızla alınır. Belki bu yasa da bu amaca olabildiği ölçüde hizmet eder, diye temenni edelim.