[quote=Bumin Doğrusöz 04.09.2008 Referans][size=9pt] Gelir Vergisi mükelleflerinden basit usulde vergilendirilenler hariç olmak üzere ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek kazancı sahipleri, üçer aylık dönem kazançları üzerinden, yıllık gelir veya kurumlar vergilerinden mahsup edilmek üzere, geçici vergi ödemekle yükümlü tutulmuşlardır. Geçici vergiye ait esaslar, Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesinde düzenlenmiştir. Kurumların ödeyecekleri geçici verginin hesabında da Kurumlar Vergisi Kanunu'nun açık atfı dolayısıyla, Gelir Vergisi Kanunu'nda yazılı düzenleme uygulama alanı bulmaktadır.
Geçici verginin oranı, Gelir Vergisi mükellefleri için yüzde 15, Kurumlar Vergisi mükellefleri için % 20'dir. Ancak bu mükellefler, geçici vergi dönemi içerisinde kendilerine yapılan ödemelerden kesilen vergileri, hesaplayacakları geçici vergiden mahsup hakkına sahiptirler. Bu sebeple gerek oran gerek mahsup hakkı dolayısıyla, geçici verginin ağır bir vergi yükü oluşturduğu söylenemez. Hatta kendilerine yapılan ödemeler yüzde 20 oranında stopaja tabi tutulduğu için, pek çok serbest meslek erbabı fiilen geçici vergi ödememekte, sadece beyan gibi şekli bir yükümlülüğü yerine getirmektedir.
Geçici vergi döneminin kapanmasından sonra, geçici vergi beyanlarının incelenmesi sırasında, geçici vergi matrahının eksik beyan olunduğunun vergi idaresi tarafından tespiti halinde, eksik geçici vergi, ikmalen veya re'sen tarh olunur. Bu eksik beyan olgusu, aynı zamanda vergi ziyaına da yol açtığından cezaya ve ayrıca gecikme faizinin de beraberinde doğumuna yol açar. Ancak eksik beyanda bulunulduğunun, yıllık verginin vergilendirme dönemi kapanmasından sonra saptanması halinde, tarh olunacak geçici verginin mahsup olanağı artık kalmamış olunacağından, geçici vergi tarhiyatı yapılamaz. Bu durumda mükelleflerden sadece, ceza ve gecikme faizi aranır. Böyle bir durumda aranacak olan gecikme faizinin ise geçici verginin normal beyan ve ödeme tarihi ile mahsup olanağı bulunan yıllık beyan tarihi arasındaki süre ile sınırlı olması gerekir. Nitekim Maliye Bakanlığı da gecikme faizinin hesabı konusunda 16.5.2000 tarih ve 2000/6 sayılı Uygulama İç Genelgesi ile bu yönde görüş açıklamıştır.
Geçici vergi matrahının mükelleflerce dönem sonu işlemlerine ilişkin kayıtlar yapılmadan ve dönem sonu işlemlerinden bir kısmı ihmal edilerek belirlenebilmesi dolayısıyla mükelleflerin hata yapma olasılıkları yüksektir. Bu durumu dikkat alan yasa koyucu, geçici vergi matrahlarında ileride bulunacak matrah farklarıyla ilgili olarak yüzde 10 oranında bir hoşgörü veya yanılma payı öngörmüştür. Gelir Vergisi Kanunu'nda yer alan yasal düzenlemeye göre "yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş dönemlere ait geçici verginin yüzde 10'unu aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re'sen veya ikmalen tarhiyat yapılamaz."
Bu maddenin yorumu geçmişte tartışma konusu olmuştur. Maliye Bakanlığı, 217 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği'nde, "geçici verginin yüzde 10'u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespit edilmesi halinde, yüzde 10'u aşan kısım re'sen veya ikmalen tarhiyata konu olacaktır" şeklinde görüş açıklamıştır. Maliye Bakanlığı'nın konuya ilişkin olarak verdiği çeşitli özelgelerde de geçici vergi beyannamesi vermeyen mükellefler için, yüzde 10'luk hoşgörü uygulamasının söz konusu olmadığı, ancak beyanname vermekle birlikte matrah beyan etmeyen mükellefler için yüzde 10 uygulamasının yine yapılması gerektiği açıklanmıştır.
Bu düzenleme bizim anlayışımızda, geçici vergi beyannamesini verenlerden, inceleme konusu yapılıp, yüzde 10'u aşmayan oranda matrah farkı bulunan mükelleflerle ilgili tarhiyat yapılmasına engel bir hoşgörü hükmüdür. Bu nedenle bize göre bu düzenleme, yapılan incelemelerde yüzde 10'dan fazla oranda matrah farkı bulunan mükelleflere yapılacak tarhiyatlarda, yüzde 10'luk kısım için de tarhiyat yapılmasına engel değildir. Zira, bu durumda mükellefler, hoşgörü sınırını aşmış olmaktadır. Aksi düşünce, bütün mükelleflerin geçici vergi matrahlarını yüzde 10 eksik beyan etme hakkına sahip oldukları sonucunu doğurur ki, böyle bir düşüncenin kabulüne olanak yoktur.
Nitekim Danıştay içtihatları da görüşümüz doğrultusunda oluşmuştur. Örneğin Danıştay 3. Dairesi E.2005/1149 K.2005/1925 sayı ve 20.9.2005 tarihli bu kararıyla yüzde 10'dan fazla oranda eksik beyan edilen geçici vergi tarhiyatının yüzde 10'luk kısma tekabül eden bölümünü kaldıran bir vergi mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma kararında yer alan "Verginin yasallığı ilkesi, vergilendirmeye ilişkin temel öğelerin yasada öngörülmesini gerektirdiğinden ve bu alanda vergi idaresine düzenleme yapma yetkisi tanınmadığından, mükerrer 120'nci maddenin 4369 sayılı yasa ile değişik kuralının uygulanmasına ilişkin Maliye Bakanlığı görüşünü duyuran tebliğlerde, geçici vergi matrahının yüzde 10'unu aşan tutarda noksan beyan edilmesi halinde bu oranı aşan kısmın vergilendirmeye konu yapılacağı yönündeki açıklamanın, yasadaki düzenleme karşısında etkili olmayacağı açıktır" şeklindeki gerekçe, bence son derece önemli bir gerekçedir.
Bakanlığın bu içtihatlar karşısında görüşünü yeniden gözden geçirmesinde yarar vardır, yoksa yanıltıcı olmaktadır.