Bireysel emeklilik sisteminde yaşanan

vergisel sorun



Ülkemizde kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak, bireylerin emekliliğe yönelik tasarruflarının yatırıma yönlendirilmesi ve emeklilik dönemlerinde ek bir gelir sağlayarak refah düzeylerinin yükselmesi, ekonomiye uzun vadeli kaynak yaratarak istihdamın artırılması ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunulmasına teminen, gönüllü katılıma dayalı ve belirlenmiş katkı esasına göre oluşturulması öngörülen emeklilik sistemi ile ilgili düzenlemeler "Bireysel Emeklilik Sistemi Yasası"nda yer almaktadır.
Konuya ilişkin olarak Türkiye'de kurulmuş bulunan emeklilik şirketlerinin gönüllü katılıma dayalı belirlenmiş katkı ve esasına göre oluşturulan Bireysel Emeklilik Sistemi'ne dahil olmak isteyen katılımcılar ile yapacakları emeklilik sözleşmelerine ilişkin esaslar ve usuller "Bireysel Emeklilik Sistemi Hakkında"ki yönetmelikle belirlenmiştir.
Söz konusu yönetmeliğin 25. maddesi uyarınca katılımcı sisteme giriş tarihinden itibaren en az on yıl sistemde bulunmak koşuluyla 56 yaşını tamamladıktan sonra emekliliğe hak kazanmaktadır.
Bireysel emeklilik sistemine yapılan ödemeler Gelir Vergisi Yasası açısından vergi matrahının tespiti sırasında indirim konusu yapılabilmektedir. Buna göre;
* Gelir Vergisi Yasası'nın 40/1. maddesi uyarınca işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ödendiği ayda elde edilen ücretin yüzde 10'unu ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak suretiyle safi kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılacaktır. Bu uygulama Kurumlar Vergisi mükellefleri için de geçerlidir.
* Gelir Vergisi Yasası'nın 63/3 maddesi gereği olarak ücret geliri elde edenlerin safi gelirleri hesaplanırken ödendiği ayda elde edilen brüt ücret gelirinin yüzde onunu, yıllık olarak da asgari ücretin yıllık toplam tutarını aşmayacak şekilde indirim konusu yapılmaktadır.
* Gelir Vergisi Yasası'nın 89/1 maddesinde hükme bağlandığı üzere yıllık Gelir Vergisi beyannamesi vermekle yükümlü olanların beyanname üzerinde bildirmiş bulundukları gelir toplamının yüzde onunu ve asgari ücretin yıllık toplamını aşmamak koşuluyla yapmış bulundukları bu tür ödemeler indirim konusu olacaktır.
Diğer yandan söz konusu sistemden ayrılmak isteyenlere yapılacak ödemeler Gelir Vergisi Yasası'nın 75/15. maddesi uyarınca menkul sermaye iradı sayılmış olup, söz konusu yasanın 94/15. maddesi uyarınca bu tür ödemelerin kademeli olarak vergi kesintisine tabi tutulması öngörülmüştür.
Ancak aynı yasanın 22. maddesi uyarınca bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerin yüzde 25'i Gelir Vergisi'nden müstesnadır. Yasal düzenleme gereği Gelir Vergisi'nden istisna edilen tutar üzerinden tevkifat yapılamamaktadır.
Uygulamada konuya ilişkin olarak ortaya çıkan sorunlar ve duraksamalar gün geçtikçe artmaktadır. Çünkü bazı tasarruf sahipleri birikimlerini topluca Bireysel Emeklilik Şirketleri'ne aktararak bu birikimlerinin Bireysel Emeklilik şirketleri tarafından değerlendirilmesini talep etmektedirler.
Bu tür talepler çoğu kez söz konusu şirketler tarafından kabul edilmektedir.
Diğer yandan yine bazı Bireysel Emeklilik şirketi çalışanları tasarruf sahiplerine "paranızı bu hesaba yatırdığınızda bir yıl sonra şu anki bankada hesapta duran paradan fazla gelir getirmeyeceğini" ifade ederek bir kısım tasarruf sahiplerinin birikimlerini bireysel emeklilik şirketine aktarılmasını sağlamaktadır.
Yatırımcılara yeterli bilgi verilmeden bireysel emeklilik şirketlerine aktarılan bu tasarruflar yine tasarruf sahiplerine önerilen fonlara nemalanmaktadır.
Ancak buna karşılık değişik nedenlerle bireysel emeklilik sisteminden çıkmak isteyenlere ödeme yapılırken Gelir Vergisi Yasası'nın 75 ve 94. maddeleri uyarınca vergi tevkifatı yapılmaktadır. Bu durumda tasarruf sahibi bazı hallerde mağdur olmaktadır.
Örneğin Bireysel Emeklilik şirketine defaten 300 bin YTL yatıran bir kişi aradan iki yıl geçtikten sonra ayrılmak isterse kendisine ödenen miktar üzerinden tevkifat yapıldığından bazı hallerde kendilerine yatırdıkları tutardan daha az miktarda para iade edilmektedir.
Konunun önemli noktası Bireysel Emeklilik Sistemi'ne dahil olurken toplu ödeme yapan ve yapmış olduğu bu ödemeyi çoğu kez vergi mükellefiyeti olmayan veya vergi beyannamesi üzerinde beyan ettiği gelir, indirime yeterli olmayan tasarruf sahiplerine geri ödeme yapılırken, bu özel durumun dikkate alınmamış olmasıdır. muhasebenet.net
Bir başka anlatımla Bireysel Emeklilik Sistemi'ne katılırken yapılan toplu katkı payı ödemesi, vergisel özendirmeden yararlandırılmamasına karşılık sistem dışı kalırken kendi yatırdığı paranın aynen iadesinde dahi vergi tevkifatına tabi tutulması uygulamada sorun yaratmaktadır.
Bu özel durumun hem Bireysel Emeklilik şirketleri tarafından dikkate alınması ve hem de bundan böyle Gelir Vergisi Yasası'nda da konuya yönelik bir düzenlemeye gidilmesinde yarar vardır.


Veysi Seviğ