1.GİRİŞ
Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından iş kazası; “önceden planlanmamış, çoğu kez kişisel yaralanmalara, makinaların araç ve gereçlerin zarara uğramasına, üretimin bir süre durmasına” neden olan bir olay olarak tanımlanırken, ILO tarafından ise; “belli bir zarar ya da yaralanmaya neden olan, beklenmeyen, önceden planlanmayan bir olay olarak tanımlanmıştır”. Meslek hastalığı ise; “Sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya bir işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleri”, olarak tanımlanmaktadır (Kuru,1998:249-50). ILO kaynaklarına göre her yıl 1.2 milyon kadın ve erkek iş kazaları ve meslek hastalıkları dolayısıyla hayatını kaybetmektedir. Yine aynı kaynaklara göre; her yıl 250 milyon insan iş kazaları,160 milyon insan ise meslek hastalıkları sonucu ortaya çıkan zararlara maruz kalmaktadır .
Ülkemizde,Sosyal Sigortalar Kurumu istatistiklerine göre 2003 yılında 76.668 iş kazası, 440 meslek hastalığı vakası meydana gelmiş, bunların 811’i ölümle sonuçlanmıştır. 2003 yılında iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu kaybedilen iş günü sayısı ise, 2.111.432 dir. Ülkemizde, iş kazaları ve meslek hastalıklarının toplam maliyetinin yılda 4 katrilyon TL olacağı tahmin edilmektedir .
İş kazası işverene ve ulusal ekonomiye işgücü kaybı, üretim kaybı gibi maliyetler yüklemektedir. İş kazası nedeniyle katlandığımız maliyetler yüksek olması nedeniyle,iş sağlığı ve güvenliği ile iş kazalarında işveren ve işçinin sorumlulukları 506 sayılı sosyal sigortalar kanunu,4857 sayılı iş kanunu, 818 sayılı Borçlar kanunu, Yargıtay kararları ve İş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği kapsamında açıklanmaya çalışılacaktır.

2. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE İŞVEREN VE İŞÇİNİN SORUMLULUKLARI
Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.(4857 iş kn. Md 2/1).İşçi ve İşveren arasında kurulan İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.(4857 İş K. Md.8/1).Hizmet akdi,her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.İşçinin hizmet akdinden doğan borçları; iş görme borcu,işverenin talimatına uyma borcu,sadakat borcudur.İşverenin hizmet akdinden doğan borçları ise;ücret ödeme borcu,işçiyi koruma borcu,eşit davranma borcudur.
İşverenin borçlarından olan koruma borcu 4857 sayılı iş kanunun 77.md belirtilmiş olup, aynı kanunda işçinin iş sağlığı ve güvenliği konusunda sorumluğu da belirtilmiştir.İş sağlığı ve güvenliğinde işveren ve işçinin sorumlulukları ayrı başlıklar altında incelenmiştir.

2.1.İş Sağlığı ve Güvenliğinde İşverenin Sorumluluğu
Mevzuatımızda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile ilgili oldukça geniş düzenlemeler bulunmaktadır. Öncelikle işveren tarafından, işçinin sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlemleri alması yönündeki hükümler emredici hukuk kuralı niteliğindedir. Nitekim İş Kanunda bu genel kurala ilişkin hükümler bulunmaktadır (Çelik,1988:137).
Borçlar Kanunumuzda istihdam edenlerin(başkalarını çalıştıranların çalıştırdıkları kimselerin verdikleri zarardan sorumluluğunu, “haksız fiil”in veya “sözleşmeye aykırı davranış”ın söz konusu oluşuna göre 55.,100. maddelerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir. “Başkalarını istihdam eden kimse,maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve işçisinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan sorumludur.Şu kadar ki böyle bir zararın meydana gelmemesi için şartların gerektirdiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa dahi zararın meydana gelmesine mani olamıyacağını ispat ederse sorumlu olmaz.İstidam eden kimsenin, zarardan sorumlu olduğu ölçüde zararı veren şahsa rücu hakkı vardır”(B.K. md.55).İstihdam edenin BK. M.55’de düzenlenmiş bulunan kusursuz sorumluluğu, başkasını çalıştıran kimsenin yükümlü olduğu objektif özeni(dikkat ve itinayı)göstermemiş bulunması nedenine dayanır.B.K.md.100’de ”Bir borcun ifasını veya borçtan doğan bir hakkın kullanılmasını kendisiyle beraber yaşayan veya mahiyetinde çalışanlara, kanuna uygun bir şekilde de olsa bırakan bırakan kimse, bunların sebep oldukları zarardan dolayı diğer tarafa karşı sorumludur” (Reisoğlu,1998:144-145). Borçlar kanununun 55. Maddesi uyarınca istihdam edenin sorumluluğu için, kendisinin veya çalıştırdığı kişinin kusuru şart değildir. Bu sorumluluk özen ve gözetimin objektif olarak yerine getirilmemesinden kaynaklanan kusura dayanmayan bir sorumluluktur . İşveren çalıştırdığı sigortalının beden ve ruh tamlığını korumak için yararlı her önlemi amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdür . 4857 sayılı İş Kanunun 77. md’sinde işverenin iş sağlığı ve güvenliğindeki sorumlulukları aşağıdaki gibidir.
-İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak araç ve gereçleri noksansız bulundurmak,
-İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek,
-İşçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler alınması gerekli tedbirler yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek,
-Gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak eğitimin usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
- İşverenler işyerlerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar. Ayrıca;
-Devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran işverenler, Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan, işçilerin sağlık durumunun ve alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin sağlanması, ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmek üzere işyerindeki işçi sayısına ve işin tehlike derecesine göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir işyeri sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür(4857 İş Kn.md. 81),
- Sanayiden sayılan devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde her işveren bir iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurmakla yükümlüdür. (4857 İş Kn.md.80),
- Ağır ve tehlikeli işlerde çalışacak işçilerin işe girişinde veya işin devamı süresince en az yılda bir bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı oldukları işyeri hekimi işçi sağlığı dispanserleri bunların bulunmadığı yerlerde sırası ile en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu sağlık ocağı hükümet veya belediye hekimleri tarafından verilmiş muayene raporları olmadıkça bu gibilerin işe alınmaları veya işte çalıştırılmaları yasaktır. Sosyal Sigortalar Kurumu işe ilk giriş muayenesini yapmaktan kaçınamaz. İşyeri hekimi tarafından verilen rapora itiraz halinde işçi en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesi sağlık kurulunca muayeneye tabi tutulur verilen rapor kesindir. Yetkili memurlar isteyince bu raporları işveren kendilerine göstermek zorundadır(4857 İş Kn.md. 86).
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması, makineler, tesisat, araç ve gereçler ile kullanılan maddeler sebebiyle ortaya çıkabilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi, yaş, cinsiyet ve özel durumları sebebiyle korunması gereken kişilerin çalışma şartlarının düzenlenmesi amacıyla tüzük ve yönetmelikler çıkarır( 4857 İş Kn.md.78/1).
Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanlığı İş Kanunu ile verilen yetkiye dayanarak işyerlerinde sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi amacıyla,iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği çıkarmıştır.Bu yönetmelikle(İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği md.1);
a) Mesleki risklerin önlenmesi, sağlık ve güvenliğin korunması, risk ve kaza faktörlerinin ortadan kaldırılması,
b) İş sağlığı ve güvenliği konusunda işçi ve temsilcilerinin eğitimi, bilgilendirilmesi, görüşlerinin alınması ve dengeli katılımlarının sağlanması,
c) Yaş, cinsiyet ve özel durumları sebebi ile özel olarak korunması gereken kişilerin çalışma şartları,
ile ilgili genel prensipler ve diğer hususlar düzenlenmiştir.
İş sağlığı ve güvenliği şartlarının iyileştirilmesine yönelik yönetmeliğin 5’inci maddesinde İşverenlerin yükümlülükleri ile ilgili genel hükümler yer almaktadır.
Bunlar ;
a) İşveren, işle ilgili her konuda işçilerin sağlık ve güvenliğini korumakla yükümlüdür.
b) İşverenin iş sağlığı ve güvenliği konusunda işyeri dışındaki uzman kişi veya kuruluşlardan hizmet alması bu konudaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
c) İşçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluğu ilkesini etkilemez.
Yönetmeliğin bu maddesi ile işverenlerin birtakım bahanelere sığınması engellenmiştir.
İşveren yönetmeliğin 6’ıncı maddesinde belirtilen sağlık ve güvenlikle ilgili hususları yerine getirmekle yükümlüdür.Buna göre;
a) İşveren, işçilerin sağlığını ve güvenliğini korumak için mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil gerekli her türlü önlemi almak, organizasyonu yapmak, araç ve gereçleri sağlamak zorundadır.
İşveren, sağlık ve güvenlik önlemlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun sürekli iyileştirilmesi amaç ve çalışması içinde olacaktır.
b) İşveren, sağlık ve güvenliğin korunması ile ilgili önlemlerin alınmasında aşağıdaki genel prensiplere uyacaktır:
1) Risklerin önlenmesi,
2) Önlenmesi mümkün olmayan risklerin değerlendirilmesi,
3) Risklerle kaynağında mücadele edilmesi,
4) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için, özellikle işyerlerinin tasarımında, iş ekipmanları, çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen gösterilmesi, özellikle de monoton çalışma ve önceden belirlenmiş üretim temposunun hafifletilerek bunların sağlığa olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi,
5) Teknik gelişmelere uyum sağlanması,
6) Tehlikeli olanların, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanlarla değiştirilmesi,
7) Teknolojinin, iş organizasyonunun, çalışma şartlarının, sosyal ilişkilerin ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan genel bir önleme politikasının geliştirilmesi,
8) Toplu korunma önlemlerine, kişisel korunma önlemlerine göre öncelik verilmesi,
9) İşçilere uygun talimatların verilmesi.
c) İşveren, işyerinde yapılan işlerin özelliklerini dikkate alarak;
1) Kullanılacak iş ekipmanının, kimyasal madde ve preparatların seçimi, işyerindeki çalışma düzeni gibi konular da dahil işçilerin sağlık ve güvenliği yönünden tüm riskleri değerlendirir. Bu değerlendirme sonucuna göre; işverence alınan önleyici tedbirler ile seçilen çalışma şekli ve üretim yöntemleri, işçilerin sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltmeli ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanmalıdır.
2) Bir işçiye herhangi bir görev verirken, işçinin sağlık ve güvenlik yönünden uygunluğunu göz önüne alır.
3) Yeni teknolojinin planlanması ve uygulanmasının, seçilecek iş ekipmanının çalışma ortam ve koşullarına, işçilerin sağlığı ve güvenliğine etkisi konusunda işçiler veya temsilcileri ile istişarede bulunur.
4) Ciddi tehlike bulunduğu bilinen özel yerlere sadece yeterli bilgi ve talimat verilen işçilerin girebilmesi için uygun önlemleri alır.
d) Aynı işyerinin birden fazla işveren tarafından kullanılması durumunda işverenler, yaptıkları işin niteliğini dikkate alarak; iş sağlığı ve güvenliği ile iş hijyeni önlemlerinin uygulanmasında işbirliği yapar, mesleki risklerin önlenmesi ve bunlardan korunma ile ilgili çalışmaları koordine eder, birbirlerini ve birbirlerinin işçi veya işçi temsilcilerini riskler konusunda bilgilendirirler.
e) İş sağlığı ve güvenliği ile iş hijyeni konusunda alınacak önlemler hiç bir şekilde işçilere mali yük getirmez.
İşverenin diğer yükümlülükleri 9’uncu maddede düzenlenmiştir.Buna göre;
a) İşveren ;
1) İşyerinde risklerden özel olarak etkilenebilecek işçi gruplarının durumunu da kapsayacak şekilde sağlık ve güvenlik yönünden risk değerlendirmesi yapar.
2) Risk değerlendirmesi sonucuna göre, alınması gereken koruyucu önlemlere ve kullanılması gereken koruyucu ekipmana karar verir.
3) Üç günden fazla işgünü kaybı ile sonuçlanan iş kazaları ile ilgili kayıt tutar.
4) İşçilerin uğradığı iş kazaları ile ilgili rapor hazırlar.
İş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğinde risklerin önceden belirlenmesi, önlenmesi ve değerlemesi üzerinde durulmuştur. Işveren, iş kazasına ilişkin sigorta olayının doğurmuş bulunduğu zarardan sorumludur. Alınması gerekli bir iş güvenliğinin alınmaması durumunda bu sorumluluk ortaya çıkar . İşçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli olanı yapmakla yükümlüyken bu yolda tedbir almayan işverene kazada yaralanan sigortalı için SSK’ca yapılan harcamaların ödettirilmesi yasaya uygundur . İşveren, yapılan işin niteliğine göre meydana gelebilecek kazalara ve zararlara karşı iş güvenliği önlemlerini almalı, bu anlamda olarak uygun bir iş elbisesi ve gerekli alet/edavatı vermeli, işçileri de iş güvenliği konusunda eğitip uyarmalıdır. Bunları yapmayıp tüzük hükümlerine aykırı davranan işverenin işçinin uğradığı iş kazası sonucu malul kalmasından doğan maddi zararlarını gidermesi gerekir . İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür . İş güvenliği önlemlerinin asıl işveren tarafından mı yoksa taşeron tarafından mı alınması gerektiğini bilirkişi incelemesi yaptırılarak açıklayıcı ve inandırıcı bir rapora bağlanmalı, tüm iş güvenliği tedbirlerinin taşeron tarafından yerine getirilmesi gerektiği anlaşıldığı takdirde asıl işverene kusur verilmemelidir .
İşverenlerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümlere aykırılık durumunda uygulanacak müeyyideler ise; 4857 sayı İş Kanunun 78 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tüzük ve yönetmeliklerdeki hükümlere uymayan işveren veya işveren vekiline alınmayan her iş sağlığı ve güvenliği önlemi için elli milyon lira para cezası verilir. Alınmayan önlemler oranında izleyen her ay için aynı miktar para cezası uygulanır. iş sağlığı ve güvenliği kurullarınca alınan kararları uygulamayan 81 inci maddesine aykırı olarak işyeri hekimi çalıştırma ve işyeri sağlık birimi oluşturma yükümlülüğünü yerine getirmeyen 82 nci maddesine aykırı olarak iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik eleman görevlendirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren veya işveren vekiline beşyüzer milyon lira para cezası verilir(4857 İş Kn. Md.105).

2.2.İş Sağlığı ve Güvenliğinde İşçinin Sorumluluğu
ILO çevreleri tarafından yapılan belirlemelere göre, iş kazalarının %78’inin çalışanların emniyetsiz davranışlarından, iş kazalarının sebeplerinin ise %98’inin insan hatalarından kaynaklandığı belirtilmiştir (Balkır, 1997:68). İş kazalarının % 80-90’ı beşeri nedenlerle yani insan faktörü ile % 10-20’si ise güvenliksiz fiziki ve mekanik çevre şartları ile meydana geldiği bilimsel araştırmalar ile tespit edilmiştir. Amerika’da yapılmış iş kazası araştırmalarına göre kişisel kusur dağılımında işçiye %
20-30 oranında kusur atfedilmekte diğer kusur payı ise yine her iki faktör arasında müştereken taksim edilmektedir(Güven, 1983: 25).
İşçi, taahhüt ettiği şeyi ihtimam ile ifaya mecburdur.Kasıt veya ihmal ve dikkatsizlik ile iş sahibine iras ettiği zarardan mesuldür. İşçiye terettüp eden ihtimamın derecesi, akde göre tayin olunur ve işçinin o iş için muktazi olup iş sahibinin malümu olan veya olması icabeden malümatı derecesi ve mesleki vukufu kezalik istidat ve evsafı gözetebilir.(B.K.md.321).
İşçiler iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.(4857 İş Kn.md.77). İş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğinin 13’üncü maddesinde, İşçiler işyerinde sağlık ve güvenlikle ilgili aşağıda belirtilen hususlara uymakla yükümlüdür. Bunlar;
a) İşçiler, davranış ve kusurlarından dolayı, kendilerinin ve diğer kişilerin sağlık ve güvenliğinin olumsuz etkilenmemesi için azami dikkati gösterirler ve görevlerini, işveren tarafından kendilerine verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yaparlar.
b) İşçiler, işveren tarafından kendilerine verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda, özellikle;
1) Makina, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını doğru şekilde kullanmak,
2) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve kullanımdan sonra muhafaza edildiği yere geri koymak,
3) İşyerindeki makina, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalardaki güvenlik donanımlarını kurallara uygun olarak kullanmak ve bunları keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek,
4) İşyerinde sağlık ve güvenlik için ciddi ve ani bir tehlike olduğu kanaatine vardıkları herhangi bir durumla karşılaştıklarında veya koruma tedbirlerinde bir aksaklık ve eksiklik gördüklerinde, işverene veya sağlık ve güvenlik işçi temsilcisine derhal haber vermek,
5) İşyerinde, sağlık ve güvenliğin korunması için teftişe yetkili makam tarafından belirlenen zorunlulukların yerine getirilmesinde, işverenle veya sağlık ve güvenlik işçi temsilcisi ile işbirliği yapmak,
6) İşveren tarafından güvenli çalışma ortam ve koşullarının sağlanması ve kendi yaptıkları işlerde sağlık ve güvenlik yönünden risklerin önlenmesinde, işveren veya sağlık ve güvenlik işçi temsilcisi ile mevzuat uygulamaları doğrultusunda işbirliği yapmak,
ile yükümlüdürler.
İşçiler yukarıda belirtilen hususlara uymak zorundadır.Ayrıca
İş sağlığı ve güvenliği konusunda işçilerin hakları 4857 sayılı iş kanunun 83. maddesinde belirtilmiştir.Buna göre;
- İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak yakın acil ve hayati bir tehlike ile karşı karşıya kalan işçi iş sağlığı ve güvenliği kuruluna başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul aynı gün acilen toplanarak kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar işçiye yazılı olarak bildirilir.
-İş sağlığı ve güvenliği kurulunun bulunmadığı işyerlerinde talep işveren veya işveren vekiline yapılır. İşçi tesbitin yapılmasını ve durumun yazılı olarak kendisine bildirilmesini isteyebilir. İşveren veya vekili yazılı cevap vermek zorundadır.Kurulun işçinin talebi yönünde karar vermesi halinde işçi gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbiri alınıncaya kadar çalışmaktan kaçınabilir.
-İşçinin çalışmaktan kaçındığı dönem içinde ücreti ve diğer hakları saklıdır.
-İş sağlığı ve güvenliği kurulunun kararına ve işçinin talebine rağmen gerekli tedbirin alınmadığı işyerlerinde işçiler altı iş günü içinde bu Kanunun 24 üncü maddesinin (I) numaralı bendine uygun olarak belirli veya belirsiz süreli hizmet akitlerini derhal feshedebilir.

3.İŞ KAZALARINDA İŞÇİ VE İŞVERENİN SORUMLULUKLARI
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2. maddesinde bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacağı; 5. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında, 2. maddede belirtilen sigortalıların işlerini yaptıkları yerlerin "işyeri" olduğu; 11/A maddesinde ise iş kazası;
a- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b- İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
c- Sigortalının işveren tarafından görev ile başka yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d- Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için geçen zamanlarda,
e- Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak getirilip götürülmesi sırasında,
Meydana gelen ve sigortalıyı hemen ya da sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olay olarak ifade edilmiştir. Bir kazanın iş kazası sayılabilmesi için yukarıda sayılan durumların en az birinin gerçekleşmesi ve sonucunda sigortalının ruhça veya bedence arızaya uğraması gerekmektedir.Yargıtay, İşyeri dışında olmakla beraber işin niteliği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunan yer olarak kabul edilen bir yerde meydana gelen kaza iş kazasıdır. İşyerine bağlı yerlerden sayılmaması halinde ise,sigortalının işyeri haricinde görevlendirildiğinin ve tesellüm işçisi olarak görevli iken kazanın vuku bulduğunun kabulü zorunludur .Yargıtay’ diğer bir kararında,506 sayılı Kanunun 11. maddesinin A-a/b fıkrası gereği, sigortalının işyerinde çalışırken ve işverenin işini yaparken öldüğü sabit olduğuna göre ölümün iş kazası sonucu meydana geldiğinin kabulü yerine, işyerinde sarhoş çalışırken öldüğünü göz önüne alıp olayın iş kazası sayılmayacağına karar verilmesi doğru değildir .Zararlandırıcı sigorta olayının, iş kazası sayılması için, 1-sigorta olayına maruz kalan kişinin, SSK'nın 2.maddesi anlamında sigortalı olması 2-sigorta olayının, maddede sayılı sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılması için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur .
İş kazaları ile meslek hastalıkları halinde sağlanan yardımlar(506 SSK. md12) :
-Sağlık yardımı yapılması,
- Geçici iş göremezlik süresince günlük ödenek verilmesi,
- Sürekli iş göremezlik hallerinde gelir verilmesi,
- Protez araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenmesi,
- (A) ve (D) fıkralarında yazılı yardımlar için sigortalının başka yere gönderilmesi,
- İş kazası veya meslek hastalığı dolayısiyle bedeni veya ruhî bir arızaya uğrayanlardan, yurt içinde tedavisi kabil olmayıp, ancak yabancı bir ülkede kısmen veya tamamen tedavisi mümkün görülen ve mesleğinde uğradığı iş göremezlik derecesinin azalabileceği Kurum sağlık tesisleri sağlık kurulu raporu ile tesbit edilen sigortalının ve bu raporda belirtilmişse, beraber gidecek kimselerin yabancı ülkelere gidip gelme yol paraları ile o yerdeki kalış ve tedavi masraflarının ödenmesi (sağlık kurulunca verilen rapora Kurum ve sigortalı itiraz ederse, bu husus Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır),
- Cenaze masrafı karşılığı verilmesi,
- Sigortalının ölümünde hak sahiplerine gelir bağlanması,

3.1. İş kazalarında işverenin bildirim yükümlülüğü
İş kazasında işverenin yükümü; İşveren, iş kazasına uğrayan sigortalıya, Kurumca işe el konuncaya kadar, sağlık durumunun gerektirdiği sağlık yardımlarını yapmakla yükümlüdür. Bu amaçla yapılan ve belgelere dayanan masraflarla yol paraları Kurum tarafından işverene ödenir(SSK. Md.15/1). Birinci fıkrada belirtilen yükümlerin yerine getirilmesindeki savsama ve gecikmeden dolayı, sigortalının tedavi süresinin uzamasına, malûl kalmasına veya malûllük derecesinin artmasına sebep olan işveren, Kurumun bu yüzden uğrayacağı her türlü zararı ödemekle yükümlüdür(SSK. Md.15/2). İş kazası, en geç kazadan sonraki gün içinde işverene veya Kuruma bildirilir(SSK. Md.17/1).İşverenin iş kazasını bildirme sorumluluğu, İşveren, iş kazasını, o yer yetkili zabıtasına derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki iki gün içinde yazı ile bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirme örneği Kurumca hazırlanan haber verme kâğıtları doldurulup verilerek yapılır. İşverenin kasden veya ağır ihmali neticesi iş kazasının bu madde gereğince Kuruma zamanında bildirilmemesinden veya haber verme kâğıdında yazılı bilginin eksik veya yanlış olmasından doğan ve ileride doğacak olan Kurum zararlarından işveren sorumludur(SSK. Md.27/1). Birinci fıkrada yazılı süre içinde Kuruma bildirilmeyen iş kazası dolayısiyle, bildirme tarihine kadar işveren tarafından yapılmış olan harcamalar Kurumca ödenmez(SSK. Md.27/2). İşverenler işyerlerinde meydana gelen iş kazasını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar(4857 İş K. Md.77).
İş kazasında işverence yapılacak idari işlemleri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz ;
a- Kazaya uğrayan sigortalıya kurum sağlık tesislerince işe el konuluncaya kadar ( S.S.K sağlık tesislerine işyeri vizite kağıdı ile ulaştırılıncağı ana kadar) sağlık durumunun gerektirdiği sağlık yardımlarının (İşyeri doktoru işyerinde ise işyeri doktorunca, sağlık memuru varsa o an için yapılabilecek ilk müdahale) yapılır.
b- Görgü şahitlerinin ifadesi alınarak işverence 3 nüsha halinde olayın tafsilatlı bir şekilde tutanağa geçirilir. Tutanak işveren veya vekili ve görgü şahitlerince imzalanır.
c- Kazanın meydana geldiği yer zabıtasına (Jandarma veya Emniyet Birimleri ) yazı ile hemen bildirilir.
d- Sosyal Sigortalar Kurumu ilgili Sigorta Müdürlüğüne kaza anından itibaren en geç 2 gün içinde yazılı bildirimde bulunulur.(Bu bildirim Vizite kağıdı ile yapılır.)
e- Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili Bölge Müdürlüğüne kaza anından itibaren en geç 2 gün içinde yazılı bildirimde bulunulur. (Bu bildirim iş Kazası bildirim formu ile yapılır.)
f- Kurum Müfettişlerince soruşturmanın yapılacağı düşünülerek; işçinin fiilen işe başlamadan kendisinden alınan veya işyeri doktorunca tanzim edilen doktor raporu (iş ağır ve tehlikeli işe giriyorsa, akciğer grafisi ve kan grubu tespit edilmiş "Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışabilir" raporu ) ve iş kazası anında işverence tutulmuş bulunan tutanağın bir nüshası ayrı bir dosyada dosyalanır.
g- İş kazası Cumhuriyet Başsavcılığına intikal etmiş ise Başsavcılıkça istenilen belgeler bir dosya halinde bu makama gönderilir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası hükümlerine göre iş kazası nedeniyle işverenin sigortalısına karşı kurumca el konuluncaya kadar sağlık yardımlarını yapmak ve vizite kağıdı düzenlemek dışında bir yükümlülüğü yoktur . Bir iş kazası sonucu sağlık yardımı için sigortalının başvuracağı merci, kendisini bu yönden güvenceye alan kurum ve onların sağlık kuruluşlarıdır. İşverende yasanın belirlediği oranda prim ödemek ve koşulları varsa Kurumun yaptığı harcamaları Kuruma geri vermekle sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle sigortalı ve işveren birbirlerine karşı değil doğrudan Kuruma karşı sorumludurlar . Haber verme kâğıdında bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için, gerekirse Kurumca soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda, haber verme kâğıdında yazılı hususların gerçeğe uymadığı ve vakanın iş kazası olmadığı anlaşılırsa Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan masraflar işverenden alınır.İlgililer hakkında genel hükümlere göre ayrıca kovuşturma yapılır(SSK md.29).
İşçinin kusurundan kaynaklanan nedenlerden dolayı kurumun uğrayabileceği zararların, işverenden talep edilebilme hakkı bulunmamaktadır. İşverenin kusurundan kaynaklanan nedenlerden bile bu, uzmanlar tarafından belgelendikten sonra ancak, ödettirilebilmektedir (Tozan, 2000:13).

3.2.İş kazasında işçi ve işverenin sorumluluğu
İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22’nci maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere Kurumca işverene ödettirilir. İşçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır (SSK.md.26). Kaçınılmazlık; işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının ve teknik ilerlemelerin öngördüğü tüm tedbirlerin alınmasına rağmen, zararın kısmen veya tamamen oluşması durumunda söz konusudur . Bir olayın tamamen kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin saptanması halinde hakim, işverenin sorumluluğunu, Borçlar Kanunu'nun 43.maddesini göz önünde tutarak hakkaniyet ölçüsünde saptamalıdır . İş kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3 üncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir(SSK.md.26/2). İşveren kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kasdı, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılan bir eyleminin varlığı halinde mümkündür .
İşveren, kendisinden iş alan aracı ile başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak sigortalısını devrettiği işverenin adını ve soyadını , ikametgahını, varsa işyeri adresini, aracının işe başladığı ; geçici olarak sigortasını devrettiği tarihten itibaren aralarında düzenlenen sözleşme ile birlikte en geç bir aya içinde ilgili üniteye yazılı olarak bildirmek zorundadır . Kural olarak iş güvenliği önlemlerinin iş kazasının meydana geldiği işyerinin işvereni tarafından alınması gerekir ise de, işçisini ödünç olarak diğer bir işverenin işyerine gönderen işveren de, yürürlükte bulunan, işçilerin sağlığını koruma ve İş Güvenliği Mevzuatına aykırı eyleminin bulunması durumunda, kusurlu görülebilir .
İş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin tazminat davası, işveren veya kusurlu 3. kişilere karşı yöneltilir. Aracı kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı işveren, aracı ile birlikte sorumlu olur. Olayda çözümlenmesi gereken sorun, hukuki ilişkinin işveren-aracı veya üst-alt işveren biçiminde olup olmadığıdır. Bir işin bütünüyle bir işverene devri durumunda veya anahtar teslimi biçiminde işin verilmesi halinde üst-alt işveren ilişkisi söz konusu olmaz . Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı bu kanundan doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumludur .Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı bu kanundan doğan yükümlülüklerden alt işveren ile birlikte sorumludur. Buna karşın bir işin bütünüyle devri durumunda veya anahtar teslimi ile ve ihale ile bütünüyle verilmesi durumunda işi devreden kişinin işverenlik sıfatı kalkacağından iş kazasının tesbitine ilişkin davada ve buna bağlı tazminat davasında husumet yöneltilemeyeceği ortadadır .
İşçi; İş kazası veya meslek hastalığı dolayısiyle hekimin bildirdiği tedbir ve tavsiyelere uyulmaması yüzünden tedavi süresinin uzamasına, malûl kalmasına veya malûllük derecesinin artmasına sebep olan sigortalının geçici iş göremezlik ödeneğinin veya sürekli iş göremezlik gelirinin kendisine yüklenebilecek kusurun raporda belirtilen oranındaki kısmı, Kurum tarafından düşürülebilir. Şu kadar ki, bu düşürme % 50 yi geçemez(SSK.md.17/2). Kurumun yazılı bildirisine rağmen, teklif edilen tedaviyi kabul etmeyen sigortalıya, tedavi için Kuruma başvuracağı tarihe kadar sağlık yardımı yapılmayacağı gibi geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri de verilmez(SSK.md.17/3).Sigortalının kasdı ve suç sayılır hareketi nedeniyle iş kazasına uğrar ise; Kasdı veya suç sayılır bir hareketi yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan veya hastalanan sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli işgöremezlik geliri verilmez. Sigortalıya yalnız gerekli sağlık yardımları yapılır . Bağışlanmaz kusuru yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan veya hastalanan sigortalıya verilecek geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri, bu kusurun derecesine göre, Kurumca yarısına kadar eksiltilebilir. Tehlikeli olduğu veya hastalığa sebep olacağı bilinen yahut yetkili kimseler tarafından verilen emirlere aykırı olan veyahut açıkça izne dayanmadığı gibi hiçbir gereği veya yararı bulunmayan bir işi elinde olarak sigortalının yapması veya yapılması gerekli bir hareketi savsaması kusurun bağışlanmazlığına esas tutulur(SSK.md.111).
İş kazasının oluşumundan itibaren her türlü sağlık yardımları ile Kurum sorumludur. Bir iş kazası nedeniyle, sigortalının başvuracağı mercii kendisini bu yönden güvenceye alan, Kurum ve onların sağlık kuruluşlarıdır. İşveren, bu tür zararlandırıcı olayların meydana gelmesi durumlarında; artık sigortalısına karşı muhatap olmaktan çıkar, kurum doğrudan devreye girer. Esasen işveren de belirtilen sigorta kolu nedeniyle Yasanın belirlediği orandan prim ödemek ve ayrıca koşulları varsa, Kurumun yaptığı harcamaları kuruma geri vermekle sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle, gerek sigortalı gerekse işveren, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolundan birbirlerine karşı değil, doğrudan Kuruma karşı sorumludurlar.

4.İŞVERENİN İŞÇİNİN SAKATLANMASI VEYA ÖLÜMÜNE SEBEBİYET VEREN DURUMLARDA SORUMLULUĞU
Borçlar Kanununda “Haksız muameleden doğan borçlar” başlıklı ikinci fasılda yapılan düzenleme çerçevesinde, haksız fiil neticesinde zarara uğrayanların zararının tazminine yönelik hükümler ihdas edilmiştir.
Uyuşmazlık, davalıların istihdam eden sıfatı ile sorumlu olup olmayacakları noktasında toplanmaktadır.Buradaki sorumluluk " özen ve gözetim ödevinin" objektif olarak yerine getirilmemesinden kaynaklanan kusura dayanmayan bir sorumluluktur. Ne varki istihdam edenin sorumluluğu için, istihdam edenle istihdam olunan arasında çalıştırma ve bağımlılık ilişkisinin bulunması, zararın hizmetin ifası sırasında ve hizmetle ilgili olarak oluşması, eylemin hukuka aykırı olması ve eylem ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekir. Zararlandırıcı olayın tamamen kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin saptanması halinde hakim, işverenin sorumluluğunu, Borçlar Kanunu'nun 43. maddesini gözönünde tutarak hakkaniyet ölçüsünde saptamalıdır. Her iki taraf yönünden %50'şer sorumluluğun paylaştırılması ilk bakışta uygun görünebilirse de, işçi-işveren arasındaki bu tür davalarda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının göz önünde bulundurulması halinde; işverene biraz daha fazla sorumluluk verilmesi; sosyal hukuk devleti ilkesi gereği düşünülebilir .
İşverenin işyerinde, yeterli tedbiri almaması sonucunda işçinin sakatlığa uğraması, meslek hastalığına yakalanması veya ölmesi durumunda, genel hükümler yolu ile zarara uğrayan kişi veya yakınlarının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunarak, zararlarının giderilmesini istemeleri mümkündür (Çelik, 1988:139, Fer, 1995:9).İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini yerine getirmemiş olan işverenin bu sorumluluğu sözleşmeden doğan bir sorumluluktur ve işçi, işverene Borçlar Kanunu md.96 ve 332’ye dayandırarak dava açabilir. Ayrıca tedbirlerin alınmamasından dolayı işçi,işverenin haksız fiil sorumluluğuna (BK.md.41,42,43,44 vd.) dayalı olarak da dava açma imkanı bulunmaktadır. İş kazası sonucu oluşan maluliyetlerden dolayı, istihdam edenin maddi ve manevi tazminatla yükümlü tutulabilmesi için, "kusursuz sorumluluk ilkesi" gereğince, kendisinin veya çalıştırdığı kişinin, kusurlu olması gerekmez. Ne var ki; eylemle zarar arasındaki uygun neden-sonuç bağı; işçinin veya üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmişse, istihdam eden, tazminatla sorumlu tutulamaz . İş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi için açılan dava, nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle hak sahiplerinin zararı belirlendikten sonra, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin ( hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan değerin ) SSK'dan istenilerek en son zarardan indirilmesi suretiyle tazminatın saptanması gerektiği, Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir . İş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin tazminat davası, asıl işveren veya kusurlu olduğu kabul edilen üçüncü kişilere yöneltilir. Aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işveren, aracı ( taşeron ) ile birlikte sorumlu olur.

4.1.Maddi Tazminat Sorumluluğu
İşçilerin meydana gelen olaydan doğan tedavileri SSK tarafından karşılanmaktadır.Maddi tazminat davalarına neden olan konu temelde, bireyin çalışamamasından doğan işgünü kaybından dolayı gelir eksikliğine sebepte olmaktadır. Şayet bazı spesifik nedenlerden dolayı kişinin kendisi tarafından tedavi giderlerinin karşılanması durumu söz konusu olur ise yapılan masrafların karşılığını işverenden talep edebilmek mümkündür. Ancak kanundan kaynaklanan hükümlere dayanılarak tazminat miktarı belirlenirken zarar göreninde kusurunun olup olmadığının göz önüne alınması gerekir (Çelik,1988:142).
İşverenin işçisini koruma borcuna aykırı hareket etmesi sonucunda zarar doğuran bir fiili durum ile karşılaşan işçi, Borçlar Kanunu 46.’ncı md . si gereğince işvereninden sadece uğradığı cismani zararı için tedavi giderlerinin karşılanmasını değil, aynı zamanda ileride iktisaden karşılaşabileceği mağduriyetinden doğabilecek zarar ve ziyanın masraflarını da isteyebilmek imkanına sahip bulunmaktadır.

4.2.Manevi Tazminat Sorumluluğu
Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, 1 ) Eylem, 2 ) Zarar, 3 ) Zarar ile eylem arasında illiyet bağı, 4 ) Eylemin hukuka aykırı olması, 5 ) İşçinin cismani zarara uğraması koşuldur . İş kazaları sonucu istenen manevi tazminat davalarında; mahkemece , öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının SSK'na intikal edip etmediğinin, iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespiti yönünde kazayla ilgili müfettiş incelemesi yapılıp yapılmadığının, yine sigortalının meslekte kazanma güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer yermeksizin araştırılıp saptanması ve SSK Yüksek Sağlık Kurulunca verilmiş maluliyet raporunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir .
İş kazası sonucu oluşan maluliyetlerde, işverenin manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için, kaçınılmazlık olgusunun gerçekleşmesi ve her iki tarafın kusurunun bulunmaması şarttır. Bütün kusurun, zarara uğrayanda olması halinde, "kimse kendi kusurundan yararlanamaz" ilkesi gereğince, işverenin manevi tazminatla sorumlu tutulması doğru değildir . İş kazası maluliyetinden dolayı, manevi tazminata karar verebilmek için; işçinin beden tamlığının bozulup bozulmadığının, bozulmuş ise ,uygun illiyet bağının, eylemin hukuka aykırılığının, cismani zararın hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. ( YİBK., 22.6.1966 gün ve 7/7 s. ) . Cismani zarar halinde manevi tazminatı, ancak doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan kimse isteyebilir. Cismani zarar vücut bütünlüğüne karşı ika edilen zarar olup, bu kavrama ruhsal bütünlük de dahil olmakla, doğrudan zarara uğrayanın eş ve çocuklarının ruhsal sağlığının şok geçirecek derecede ağır biçimde bozulup tedavi olmak zorunda kalmaları durumunda, illiyet bağı gerçekleşmiş sayılacağından, BK'nun 47. maddesine dayanılarak manevi tazminat istenebilir .
Olaydan zarar gören işçinin maddi tazminatın yanında manevi tazminat talep edebilmesi de söz konusudur. Borçlar Kn. 47’nci maddesinde hakimin özel durumları da göz önünde bulundurarak “cismani zarar”a uğramış olan kimseye manevi tazminat ödenmesi yönünde karar verebileceği hükümlerini içermektedir.

4.3.İşçinin Ölmesi Durumunda
Bir adam öldüğü takdirde zarar ve ziyan, bilhassa defin masraflarını da ihtiva eder. Ölüm derhal vuku bulmamış ise zarar ve ziyan tedavi masraflarını ve çalışmaya muktedir olmamaktan mütevellit zararı ihtiva eder.Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir(BK.md.45).İşveren, ölüm neticesinde müteveffanın yardımından mahrum kalanların zararı da tazmin edilmek zorundadır.
Hizmet akdin de taraflar işçi ve işverendir. İşçinin iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan ölüm olayında ise taraflar işveren ve işçinin yakınları olmaktadır. İşverenin, işçinin ölümüne sebebiyet verebilecek bir iş güvenliği tedbirsizliğinde bulunması sonucunda, sadece ölen işçinin yakınlarına Borçlar Kanunu hükümlerine göre tazminat ödemekle kalmamaktadır. Ayrıca, dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu ölüme neden olmaktan dolayı Ceza Kanununa göre hapis veya para cezası ile de cezalandırılabilmektedir.
Yargıtay’a göre bakım ihtiyacı başlı başına destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanılabilmesi için yeterli görülmemektedir. Bu tazminata hak kazanabilmek için hak sahibi olan kişilerin sürekli ve düzenli yardımlarından fiilen yoksun kalmış bulunmalarını da gerekli görmektedir (Çelik,1988:143). Hak sahipleri tarafından Kurum aleyhine açılan davada, 506 sayılı Yasanın 24. maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda, hak sahiplerine gelir bağlanamayacağı giderek, destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olamayacakları ortadadır .
İşçinin meydana gelen olay neticesinde hayatını kaybettiği zaman ölenin yakınlarının maddi tazminat haklarının yanında, bazı durumlarda manevi tazminatta talep edebilmeleri mümkündür (BK. md.47/1).

5.SONUÇ:
Mevzuatlarımıza göre iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması, bu konuda işçilerin eğitilmesi ve iş kazalarının azaltılması yönünde tüm yük işverene yüklenmektedir.Buda işverenin kusursuz sorumlu olması sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Ancak, bu hususlarda işçiden önce işverenin bilinçlendirilmesi için eğitilmesi şarttır. Böylelikle kendi üzerine yüklenen koruma borcunun ne demek olduğunu anlayabilecektir.

KAYNAKÇA
Avcı,Adnan.(2003),“Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulaması ve Mevzuatı” 3.Baskı,İstanbul : Alfa Yay.
Balkır, Z. Gönül. (1997), “İş Güvenliğinde Eğitimin Önemi”, Mercek, Yıl: 2, S: 7, Temmuz.
Çelik, Nuri. (1988), İş Hukuku Dersleri, 9. Bası, İstanbul: Beta Yayınları.
Fer, Ural. (1995), İş Kazalarının Hukuki ve Cezai Sorumlulukları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Yakın ve Orta Doğu Çalışma ve Eğitim Merkezi, Ankara.
Güven,A. Yavuz; İş Kazalarından Korunma ve Türkiye’de İş Kazalarını Önleme Uygulamaları M.P.M. Yayınları No: 284, Ankara 1983
Kocaman,Arif.(2003), “Temel Hukuk Bilgisi” 7. Baskı,Ankara:TESMER tatınları:52
Kuru, Onan. (1998), “Türkiye’de İşçi Sağlığı, İş Güvenliği: Teftiş, Sorunlar, Öneriler”, Cumhuriyetin 75. Yılında Endüstri İlişkilerinde ve Emek Piyasalarının Düzenlenmesinde Devletin Rolü ve İşlevleri, Türk Endüstri İlişkileri Derneği, III. Uluslararası Endüstri İlişkileri Kongresi 14-16 Ekim.
Kuru, Onan. (2000), “İş Sağlığı ve Güvenliğinde Yeni Oluşumlar”, İşveren Dergisi, C:XXVIII, S: 8, Mayıs.
Reisoğlu, Safa. (1998). “Borçlar Hukuku Genel Hükümler”, Onikinci Bası,İstanbul:Beta Yayınları
Tozan, Celal. (2000), “İşverenin İş Kazası İle İlgili Yükümlülükleri”, Çimento İşveren C:14, S: 6, Kasım.
www.calisma.gov.tr(20.03.2005)
www.yargitay.gov.tr(22.03.2005)
http://www.isggm.calısma.gov.tr/habe...istatistik.asp. .(25.03.2005)
818 sayılı Borçlar Kanunu
4857sayılı İş Kanunu
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu