İşci- işveren ilişkieri yönünden, başta İş Kanunu ve konusu gereği ilgili mevzuatlar ,bizim yaptığımız iş ve işlemlerin yasal dayanaklarını oluşturuyor diyebiliriz.
Yönetmelik,tüzük genelge,tebliğ vs. ve sözleşmenin eki niteliğindeki gibi kaynaklar da,ilgili kanun hükümlerine paralel olarak düzenlenme amacı çerçevesinde, işlemlerin safahatı ,(konunun daha iyi anlaşılması,uygulamalarda hata yapılmaması, ihtilafların doğmaması,hülasa iş ve işlemlerin usulüne uygun yapılmasına yönelik)mevzat hükümlerinin uygulanması açısından ayrıca önem arzetmektedir.
Bizler işci- işveren ilişkileri çerçevesinde,görevimiz-pozisyonumuz (adına ne dersek diyelim)itibariyle,mevzuat hükümlerinin uygulanması esnasında ,özellikle ayrıntılarda sehvende olsa( USÜL) hataları yapabiliyoruz,yaptığımız oluyor,farketmiyoruz bile.ANCAK,herhangi bir konu,ihtilaf yada dava konusu olması halinde,önceden o konuya dair yapılmış olan işlemlere-kayıtlara döndüğümüzde,bu noksanlığı vaya hatayı görüyor,anlıyoruz.Hatta bir inceleme-teftiş veya dava aşamalarında,bahsekonu noksanlıklar teftiş ve dava süreçlerini etkileyebilmektedir.
Sonuç itibariyle,PAYLAŞMAK İSTEDİM Kİ; başlangıçta önemsiz gibi görünen veya farkedemediğimiz (USÜL )HATALARI sözkonusudur.(Küçük ama önemli örnek;işciye uygulanan disiplin cezalarının Tebliğ-Tebellüğ işlemlerinin yapılmaması;dava sürecinde o işcinin sicilinin temiz olduğunu gösterir İSE, bu durum işcinin lehine, dolayısıyle işveren aleyhine dönebilir)...saygılarımla...