Alıntı şeref aydemir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sn.Cemm,
Sadece sizin işyerinizde değil,sanırım % 90 böyle işlem yapıuor,tam olarak doğru mu,hayır.
Madde 15/1."a"-"1/b"ye,ayrıca (2)ci bende dikkat ediniz.
-"a"diyor ki,"çalışanların işyerinde maruz kalacakları..."bu ne demek,sadece işyeri tehlike sınıfına bağlı olarak değil,aynı zamanda ve ESASEN işcinin yaptığı işe/göreve bağlı olarak risk unsurları dikkate alınır/alınmalı demek.
-"1/b"diyor ki,genel ifade ile "işe girişlerinde" dikkat ediniz burada ayrım yapmıyor/sınıflandırmıyor,lakin "işe başlatılamaz"demiyorsa da,işe başlatılır da demiyor,
Ne diyor,
İşveren;
b-Aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır:
1)İşe girişlerinde,
Nasıl yorumlamalıyız ki, işveren ve işci zarar görmesin?Nasıl yorumlamalıyız ki en doğrusunu/en uygun olanını yapmış/uygulamış olalım?
Kanunlar düzenlenirken sadece teknik açıdan değil,dil bilgisi ve mana yönüne de dikkat edilmeli ki,uygulamada ihtilaf doğmasın.
-(2)de ise ifade edilen tehlike sınıflarının önemine binaen"işe başlatılamaz"derken öncelik/zorunluluk getirmiş.
Şimdi burada konumuz irdelendiğinde,"evet"az tehlikeli işlere ilişkin kesin hüküm yani"başlatılamaz"hükmü yok,bu nedenle işyeri az tehlikeli sınıfta ise işci işe başladıktan sonra da bu rapor düzenlenebilir!..bence hayır,en azından işcilerin yapacağı her iş için "hayır"bu noktada dikkat edilmesi gereken/esas önemli olan işcinin yaptığı/yapacağı iştir.
Belki;
a-düzenlenebilir,örneğin temizlik işcisi için bu mümkün,bu işci yüksekte cam silecek ise mümkün değil.
b-"düzenlenemez"iş yeriniz makine da çalışan işci için asla uygun ve doğru olmaz/olamaz,çünkü genelde makinelerin kullanıldığı işler tehlikeli veya çok tehlikelidir ama efendim bizim iş yerimiz az tehlikeli sınıfta,"olsun"ilk etapta önemli olan iş yeri tehlikeli sınıfı ise de,risk(iş kazası ve meslek hastalığı) yönünden esas olan işcinin yaptığı işin mahiyetidir.Bu nedenle başta dedim ki, üretim var mı,evet var ve makinede çalışan bu işci(gözlerinde görme kaybı olduğu için)bir gün sonra iş kazası geçirir ise işci işe başlamazdan önce bu işe uygun rapor düzenlenmediğinden dolayı,işveren kusurlu duruma düşer/düşecek,akabinde bu işci için önemli olan ikinci nokta"iş sağlığı ve güvenliği"eğitimi de işci işbaşı yapmazdan önce verilmelidir(6331/M.17 ve ilgili yönetmelik M.6/2)
İşe uygunluk noktasında;
Bu konu değerlendirilirken, işyeri hekimleri ile igili yönetmelik M.9/c-sağlık gözetimi,esasen 1/4 cü bend,ayrıca 6331/M.4/1-ç önemlidir.
Kısaca,(yasal açıdan sorun doğmasa da)uygulama ve risk açısından,yukarıdaki bilgiler ışığında,işyeri az tehlikeli sınıfta bile olsa, işbaşı öncesi rapor düzenlemek, işverenin lehine mi,aleyhine mi olur?
Not.üretim bölümünün tehlike sınıfının ayrılması için işlem yapabilirsiniz,ayrıldığı takdirde muhtemelen üretim bölümü tehlikeli sınıfta olacak.
Öncelikle "Kanunlar düzenlenirken sadece teknik açıdan değil,dil bilgisi ve mana yönüne de dikkat edilmeli ki,uygulamada ihtilaf doğmasın. " cümlenize kesinlikle katılıyorum. Zaten bütün sıkıntı da buradan kaynaklanıyor. Memleketimizde ihtilafı olmayan mesele yok gibi. Bu sadece yasalarda da değil. Doktora gidiyoruz biri turp gibisin diyor öteki Allah'tan umut kesilmez diyor. Bu kanunları ya da yönetmelikleri vb. yapan kişiler genelde uygulamalara ve sektörel ihtiyaçlara çok uzaklar. Dediğim gibi diğer sektörlerdeki durum az çok bize benzese de ben kendi sektörümü daha iyi biliyorum. Biz bluz, gömlek vb. ürünler üreten bir tekstil firmasıyız. Geçen gün bu konuyu doktorumuzla da konuştuk. Doktorumuz her hafta bize geliyor ve 1- 1,5 saat civarı kalıyor. Salı günleri geliyor bize ve geldiğinde de işe girenler varsa muayenelerini yapıyor ve rapor düzenliyor. Kemikleşmiş ana kadro olmasına rağmen işe giriş çıkış çok oluyor. 1 günü bile bitirmeden öğle arasında haber vermeden çekip giden var. Şimdi bu kişilere sağlık raporu aldırmak için ya her işçi girdiğinde ekstradan doktoru çağıracağım ya da işçiyi doktorumuza göndereceğim. Büyük kurumsal firmalar bunu yapabiliyor (Hugo Boss vb. gibi). Ama bizim gibi firmalarda bu durum söz konusu dahi olamıyor. Zaten kalifiye eleman sıkıntısı olduğundan işe başvuran kişiyi kimse kaçırmama derdinde. Adamı oraya buraya gönderip eğitim verdirsek adam kaçıyor zaten. İşe başlayan kişilere bir sürü imzalar attırılıyor mesela ve eğitimler veriliyor. Adamlar bunlara bile tepkili bizim sektörde. Doktorumuz her hafta gelirken isg uzmanımız ayda 2 kere geliyor ve yarım gün kalıp gidiyor. İSG kanununa göre de eğitimler 4 saatten az olamaz ve 1 tane de eğitim yok. Şimdi doktorun zaten aylık kişi başı 5 dk. dan 60 kişi 300 dk. çalışma süresi var az tehlikelilerde. E şimdi 1 tane eğitim yok ki. Bu eğitimleri verdinmi diğer işleri yapacak süre kalmıyor. Her çalışana ayrı ayrı eğitim vermeye kalktınmı ne süre yetiyor ne de mümkün oluyor. Yani uygulamaya gelince nereden tutsanız elinizde kalıyor çoğu şey.
Ülkemizde maalesef "Kervan yolda dizilir" mantığı olduğu müddetçe de bu sıkıntılar bitmez. Zira yolda da dizilemiyor çoğu zaman. Çünkü ihtiyaç ve uygulamaları bilmeyenler işin tepesinde olunca böyle oluyor. İSG kapsamına girecek işyerleri bile kaç defa ertelendi. Şimdi aynı şeyi otomatik BES'te de yapıyorlar. Yaz boz tahtası gibi olduk.
Keşke herşey doğru düzgün planlansa ve ortam da buna müsait olarak tıkır tıkır işlese herşey ama ülkemizde zor.
Saygılar, hürmetler