Danıştay 7. Dairesi E.2003/1638 K.2005/3 T.14.1.2005
Hukukta imza kişinin bir yazının altına o yazıyı kendisinin yazıp onayladığını belirten işaret olup, bulunmaması özellikle yazılı şekil kurallarının geçerli olduğu hukuki işlemlerde işlem yapma iradesi olmadığı anlamına gelir.
Bu iradenin olmaması ise yazılı metne hukuki değer tanınmasını engeller. Bu nedenle hukuki geçerlilik bakımından beyanname niteliği taşımayan imzasız beyannamenin yasanın öngördüğü süre içinde usulüne uygun verilen beyanname olarak kabulüne olanak olmadığı gibi, VUK'nun 30/1 md. ile KDV Kanunu'nun 42. maddesindeki verilen yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığınca yayımlanan tebliğlerdeki "beyannamede bulunması gereken unsurlar arasında imzanın bulunması
gerekliliği" görüldüğünden imzasız verilen beyannamenin verilmemiş sayılacak olması ayrıca, KDV Kanunu'nun 29/1,3. fıkralarına göre vergi indiriminden yararlanabilmesi için vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak koşuluyla ilgili vesikaların yasal defterlere kayıt edildiği vergilendirme döneminde yapılmış olması gerekmekte olup, indirim hakkının ilgili ergilendirme döneminde kullanılmış sayılabilmesi için, KDV Kanunu'nun 41.md. yazılı zamanlarda beyanname vermesiyle mümkün olması sebepleriyle, ilgili dönem KDV beyannamelerini imzalamamaları sebebiyle beyanname vermemiş kabul edilmeleri zorunlu olan ve bu nedenle
dönem matrahı re'sen takdir edilen mükellefler hakkında yapılan tarhiyat isabetli olup, geriye dönerek indirim hakkını kullanmaları da kabul edilemez.