[quote][size=10pt]19.11.2008 Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz Referans

Danıştay 11. Dairesi E.1998/4360 K.2000/1063 T.23.3.2000
Gelir Vergisi Kanununun 82/5 ve KDV Kanunu'nun 1 ve Vergi Usuşl Kanununun 168/1. maddelerinin birlikte incelenmesinden, gerçek usulde vergiye tabi mükelleflerin ticari faaliyetlerini terk ettikten sonraki arızi nitelikteki mal teslimlerinden doğan kazançların KDV'ye tabi olmadığı, ayrıca işi bırakan bir kişinin işi bıraktıktan sonra demirbaşı işletmeden çekmiş sayılacağına ve KDV ödeyeceğine dair hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Olayda, faaliyetine son veren yükümlünün ilgili dönem KDV beyannamesine demirbaş çıkışlarını dahil etmemesi nedeniyle hakkında cezalı tarhiyat yapılmış olup, burada elde edilen kazancın Gelir Vergisi Kanununun 82. maddesinin 2 ve 5. bentleri uyarınca arızi kazanç mahiyetinde bulunması, söz konusu kazancın elde edilmesine ilişkin işlemin KDV'ne tabi olduğunun düşünülemeyecek olması, söz konusu demirbaşın elden çıkarıldığına ilişkin idarece yapılmış bir tespit olmaması ve işi bırakan bir kişinin işi bıraktıktan sonra demirbaşı işletmeden çekmiş sayılarak KDV ödeyeceğine dair ilgili kanunlarda hüküm de bulunmaması sebepleriyle, yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.

Danıştay 9. Dairesi E.1998/1161 K.1999/1672 T.27.4.1999
Tatil köyü işletmeciliği yapan yükümlü şirketin 1995 yılında bankaya yatırdığı mevduat nedeniyle elde ettiği faiz gelirini 1995 yılı geliri olarak kayıtlarına intikal ettirmesi ve bu geliri üzerinden de KDV hesaplaması gerektiği halde söz konusu geliri beyan dışı bıraktığı ileri sürülerek cezalı KDV tarhiyatı yapılmışsa da; davacı şirketin bankalara mevduat yatırmasının 3065 sayılı Kanunun 1 ve 4. maddeleri hükümleri karşısında verginin konusunu teşkil eden bir hizmet olarak kabul edilemeyecek olması ve bankaya kişilerin yatırdığı paranın bankaya sunulan bir hizmet sayılamayacak olması sebepleriyle, davacı şirketin bankaya finansman hizmeti sunduğunun kabulü ile yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.

Danıştay 11. Dairesi E.1997/3908 K.1999/957 T.8.3.1999
Halk otobüsü işleten yükümlü ortaklık adına, ortaklarından birinin diğer iki ortağa satmış bulunduğu araç satış hissesinin emsallerine nazaran düşük beyan edildiğinden bahisle cezalı tarhiyat yapılmışsa da; KDV Kanununun 1/1. maddesine göre ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ne tabi olduğu hükme bağlanmış olup, olayda halk otobüsü işleten adi ortaklığın ortaklardan birinin araçtaki hissesini diğer iki ortağa satmak suretiyle devrettiğinin anlaşılmış olması, buna göre hisse devrinin yukarda yer alan madde hükmünde belirtilen faaliyetler çerçevesinde yapılmış bir teslim olmadığından KDV'ne tabi olmayacak olması ve 25 seri nolu KDV Genel Tebliğinde, adi ortaklıklarda, ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurmayan hisse devir işlemlerinin KDV'nin konusunu oluşturmayacağının belirtilmiş olması sebepleriyle, hisse satış bedelinin düşük beyan edildiğinden bahisle yapılan cezalı tarhiyatta yasal isabet yoktur.