İmha edilen malların KDV'si indirime tabi tutulamaz


Gelir İdaresi Başkanlığı, geçen hafta çıkardığı tebliğ ile Katma Değer Vergisi (KDV) konusunda yaşanan bazı belirsizlikleri giderdi.
Daha önce değişik başkanlıklarca verilen müktezalarda ve yapılan incelemelerde bu konularda uygulama birliği sağlanamıyor, ihtilaflar yaşanıyordu. Tebliğ, bu ihtilaflara bir manada noktayı koymuş oldu.

KDV Kanunu'na göre zayi olan malların KDV'si indirim konusu yapılamaz. İmha edilen mallarla ilgili olarak daha önce indirim konusu yapılan KDV'nin indirimden çıkarılıp, ilave edilecek KDV olarak beyan edilmesi gerekiyor. Ancak bazen mükellefin elinde olmayan sebeplerle mallar kullanılamaz ve satılamaz bir hale dönüşüyor. Mesela son kullanma tarihi gelmiş bir gıda veya çürümüş, kırılmış mallar satılamayacağı gibi, işletme içerisinde de kullanılamaz. Normalde bu mallar alınırken indirim konusu yapılan KDV'nin işletme üzerinde kalmaması, bir şekilde yansıtılması gerekiyor. Yukarıda saydığım sebeplere benzer durumlar sebebiyle satılamayan malların KDV'sinin yansıtılma imkânı bulunmuyor. Burada iki açmaz ortaya çıkıyor. Bilindiği gibi KDV gibi tüketim vergileri normalde nihai tüketiciden alınan vergilerdir. Birinci açmaz, imha edilen (zayi olan) malların KDV'si nihai tüketiciye yansıtılamayacağı için bu KDV'nin işletme üzerinde kalmış olması. Bu, işletme üzerinde fazladan bir yük demek. İkinci açmaz ise bu malların KDV'sinin indiriminin kabul edilmesinde ortaya çıkıyor. Çünkü imha edilen malların vergi indirimini kabul etmek, oluşan katma değerden Hazine'ye vergi doğmaması anlamına geliyor. Bu da Maliye'nin işine gelmiyor. Kanun; deprem, sel gibi doğal felaketlerde oluşan kayıplarda indirim yasağına istisna getirmiş. Ayrıca Maliye'nin mucbir sebep olarak kabul ettiği yangınlarda da yanan malların KDV'si indirilebiliyor. Bunların dışında sebeplerle zayi olan malların KDV'si indirilemez. Aksi halde bu konuda birçok suistimal yaşanabilir, işletmeler "şu malım zayi oldu, bu malım yangında yandı" deyip KDV kaybına sebep olabilir.

Şimdiye kadar mükellefler, idareye bu konuyu sorup aldığı cevaba göre hareket ediyordu. Bazı idareler, kullanım tarihi geçmiş ilaçların imhasını zayi mal olarak değerlendirmiyor dolayısıyla KDV'lerinin indirim konusu yapılabileceğini kabul ediyordu. Bazı idareler ise imha edilen malların zayi mal olarak kabul edilmesi gerektiğini yani bu mallara ait KDV'lerin indirim konusu yapılamayacağını söylüyordu. Yayınlanan tebliğ, bu konudaki ihtilafları kaldırmış oldu. Artık hangi sebeple olursa olsun imha edilen mallar zayi mal kabul edilecek. İmha edilen malların alımı, ithali veya imalinde yüklenen ve daha önce indirim konusu yapılan KDV, indirim listesinden çıkarılacak ve beyannamenin "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilecek. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken husus, bu malların imha edilmesi halinde indirim iptalinin yapılacağıdır. Bu mallar imha edilmez veya bir şekilde kullanılır veya satılırsa zaten hesaplanan KDV ortaya çıkacağı için indirim iptaline gerek kalmaz.

Havaalanında vergiden vergi alınmayacak

Tebliğde açıklık getirilen diğer bir konu da havayolu şirketlerini ilgilendiriyor. Uzun zamandır havayolu şirketleri ile inceleme elemanları bu konuda ihtilaf yaşıyordu. Hava meydanları işletmeci kuruluşları (DHMİ ve diğer özel işletmeci kuruluşlar) havayolundan faydalanan yolculardan yolcu servis ücreti adı altında bir bedel alıyor. Alan vergisi olarak da bilinen bu ücret, hava meydanının özelliğine göre 8-12 TL arasında değişiyor. Bu ücret esasen hava meydanları işletmeci kuruluşlarının geliri olmakla beraber ücretin yolculardan tahsilatını havayolu şirketleri bilet bedeli içerisinde yapıyor. Havayolu şirketleri, bedele dahil ettikleri bu ücreti KDV matrahına dahil etmiyor, dolayısıyla KDV hesaplamıyordu. İnceleme elemanları ise bu ücretin KDV matrahına dahil edilmesi gerektiğini iddia ederek, geçmiş yıllara yönelik tarhiyat yapılmasını öneriyordu. Çıkarılan tebliğ, alınan bu ücretin KDV Kanunu'nun 13/b maddesinde yer alan hava taşıma araçları için seyrüsefere ilişkin, yük ve yolcuya verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve KDV'den müstesna olan bu hizmetler sebebiyle KDV hesaplanmaması gerektiğini ifade ediyor. Böylece havayolu şirketlerine aracılık işlevi gördükleri bir ücretin tahsili amacıyla geçmişe yönelik ağır ve haksız vergi hesaplanmasının önüne geçilmiş oldu. Ayrıca yolcu biletleri de KDV miktarı kadar artmamış olacak.

Ahmet Yavuz