Alıntı Salim USLU [email Nickli Üyeden Alıntı
suslu@bugun.com.tr[/email] 8 Eylül 2008]Türkiye?de asgari ücrete ilişkin tartışmalar sürekli olarak güncelliğini koruyor.

Şimdi de Ramazan ayı çağrıştırmış olacak ki ?temcit pilavı? gibi ısıtılıp yeniden önümüze getiriliyor. Bölgesel asgari ücrete geçilmesi ya da asgari ücretin kaldırılması yönünde önerilerde bulunuluyor. Ancak bu öneri rasyonel bir çözüm olmaktan uzak ve günü kurtarmayı amaçlayan bir yaklaşımdır.

Çalışma hayatının temel parametrelerinden birisi olan asgari ücrette değişiklik yapmaya karar verecek olanlar bellidir. Konunun tarafı işçi-işveren ve hükümettir, konuşulacağı yer ise İş Yasası ile oluşturulmuş olan Üçlü Danışma Kuruludur.

İşçi ve işveren sendikalarını dışlayarak bazı işveren örgütlerinin konuyu doğrudan hükümete götürerek bir oldubittiye getirmesi kabul edilemez. Nitekim Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da bu talepte bulunan işverenlere, ?konunun önce sendikalara götürülüp uzlaşı aranması? gerektiğini ifade etmiştir. Ancak, gerek bölgesel kriterler, gerekse de ekonomik sistem açısından, bölgesel asgari ücret uygulamasını gerekli ve haklı çıkaracak bir unsur ve kriter bulunmamaktadır.

Türkiye?de gelir farklılığı her yönden mevcuttur. Şehirlerin merkezleri ile varoşları arasında da ciddi bir gelir uçurumu söz konusudur. Bir ilde bu denli farklılıklar varsa şehir merkezinde ayrı, varoşta ayrı mı asgari ücret uygulanacak? Çankaya?da ayrı Altındağ?da ayrı asgari ücret mi olacak?

Bu öneri pazarın küresel olduğu bir yerde, asgari yaşam standartlarını yükseltmek yerine geriye götürmek anlamına gelir. Piyasanın ulusal ve hatta küresel olduğu bir ortamda ücretlerin lokal olmasını talep etmek doğru bir yaklaşım değildir. Uluslararası pazarın etkinliğinin söz konusu olduğu günümüzde sermaye ve mal hareketleri ile ulusal ve lokal piyasalar doğrudan etkilenmektedir. İşveren, farklı maliyetle üretip elde ettiği ürünü ülke çapında aynı fiyatla satacaktır.

Çünkü piyasaların ölçeği ulusaldır. Fiyatlar ülke çapında oluşmaktadır. 1 litre sütün, 1 litre suyun ya da bir gömleğin fiyatı İstanbul, Kars ve Niğde?de aynıdır. Dolayısıyla işveren, farklı maliyetle üretip elde ettiği ürünü ülke çapında aynı fiyatla satacaktır. Bu da işçilerin ücretleri üzerinden yapılacak tasarrufla kar edilmesi anlamına gelmektedir ve asla kabul edilemez. Bölgesel asgari ücret talebinde bulunanlar kölelik düzenini istemektedir.

Kaldı ki bu düşüncenin öteden beri öncülüğünü yapan Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Zafer Çağlayan bile TÜİK?in açlık sınırı olarak açıkladığı 255 YTL ile geçinilemeyeceği konusunda isyan etmektedir. Dolayısıyla önerinin gerçeklerle bağdaşır bir yanı yoktur ve bir ütopyadan ibarettir.

Bölgesel asgari ücret uygulamaya geçirilirse toplumsal, ekonomik ve teknik açıdan bir dizi soruna neden olacaktır. Bölgesel asgari ücret, gelir adaletsizliğini artıracağı, yoksulluğu derinleştireceği, politik istismar konusu yapılarak bölgesel ayrımcılığı körükleyeceği için toplumsal sorunlara neden olacaktır. Toplu iş sözleşmesi düzenini torpilleyeceği, istihdama katkı sağlamayacağı ve haksız rekabet yaratacağı için de bölgesel asgari ücret ekonomik ve sosyal sorunlara yol açacaktır.

Bölgesel asgari ücret, emeklilik ya da işsizlik ödenekleri ile asgari ücrete bağlı cezalar başta olmak üzere asgari ücrete dayalı konularda teknik açıdan bir kargaşaya neden olacaktır. Emeklilik aylıkları, işsizlik ödenekleri ya da asgari ücrete bağlı olarak alınan cezalar nasıl hesaplanacak?

Her bölgeye göre farklılık mı gösterecek? Prime esas kazançların alt sınırındaki farklılık sosyal güvenlik sisteminin eşitlik ve adalet kriterini zedelemeyecek mi? Bölgesel asgari ücret önerisi, Türkiye?nin kronik bir problemi olan gelir adaletsizliği üzerinden istismara dayalı olarak oluşturulmaya çalışılmaktadır. Oysa yapılması gereken, gelir adaletsizliğini giderecek politikalar üretmektir.

Avrupa ülkelerinde olduğu gibi geliri olmayan herkese asgari düzeyde bir gelirin sağlandığı, düzenli gelir yardımı sistemi kurulmalıdır. Bu sayede ülke çapında temel gelir dağılımının sağlanması, ücretlerin bir dengeye ve düzene kavuşturulması mümkün olacaktır. Bu da bölgesel asgari ücret sayesinde değil, ulusal sosyal modelin oluşturulması ile mümkündür.