Sadece duyarlı olmamız için bilginize sunuyorum,muhasebe ile ilgili konulara devam edeceğim.Teşekkürler.

Ata'nın ölümüyle birlikte medyanın yayıncılık pratiği yeniden tartışmaların merkezinde. Programa katılanlar ve uzmanlar yaratılan tahribatı anlatıyor...


TÜLİN KOCA: PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRDÜM

"Bu yarışmalar, katılanların psikolojisini hiç iyi etkilemiyor. Kimseye tavsiye etmiyorum. Belki bizim üzerimize çok fazla gelindi, diğer yarışmacı arkadaşlarımı bilmiyorum ama Caner'le benim bu yüzden psikolojimiz çok bozuldu. Ben o yarışmaya evlenmek için gitmiştim, olmadı. Ama olan psikolojime oldu. Psikolojik tedavi görmek için hastaneye yattım. İnsanların tek amacı Caner'le beni evlendirmekti. Şu an Eskişehir'de evimdeyim hâlâ aynı ilgi devam ediyor ve insanlar bizi evlendirmeye çalışıyor. Şimdi ki aklım olsaydı bu programa asla girmezdim."

CANER TOYGAR: ÇOK YALNIZIM

"Bu yarışmaları hiç kimseye tavsiye etmiyorum. İlk başta güzel geliyor, çıktıktan sonra yavaş yavaş insanın psikolojisi bozuluyor. Yarışmadan çıkan herkes bir kaset yapayım, bir dizide oynayayım diye bekliyor. Onlar da olmayınca otomatikman çöküyor. İş bulamıyorsun. Çünkü ünlü olmuşsun kalkıp normal bir işte de çalışamıyorsun. Belki dizi ya da sunuculuk teklifi gelir diye benim gibi herkes bu umutla bekliyor. Şu anda çalışmıyorum. Sevdiğim insanları kaybettim yarışmadan sonra... Aile büyüklerimle konuşmuyorum. Arkadaşım da kalmadı. Çok yalnızım... Alkol almaya başlamıştım. TV programında kafamda bardak kırdıktan sonra çok pişman oldum. Artık alkolü bıraktım."

ŞALE ALAT: SUDAN ÇIKMIŞ BALIK GİBİYDİK

Ata'nın son zamanlardaki halet-i ruhiyesini en iyi 'Gelinim olur musun' evinden evlenerek çıkan Şale anlatıyor: Hiçbirimiz, istediğimiz beklediğimiz sonucu elde edemedik. Yarışmaya girerken düşündüğümüz bu değildi. Bu dünyayla ilgili en ufak bir bilgimiz yoktu. Çıkınca sudan çıkmış balığa döndük ve bir girdabın içine düştük. Önce "Acaba ne oluyoruz? Ne oldum? Ben star mıyım" havasına girdik. Çünkü herkes peşimizdeydi. Sonra bir anda yapayalnız kaldık. Ata bizden daha şanssızdı çünkü onu kendisi değil, annesi tanıttı. Üzerine yapışan "Süt oğlanı" imajını silmeye çalışıyordu. Olduğundan daha sert görünmeye çalışıyordu. Kötü arkadaşlar edindiğini, her gece barlara gittiğini Semra Hanım'a söyledim. Ama 'Ben onunla ilgileniyorum' diyerek uyarılarımı dikkate almadı.

YAPIMCILAR VE UZMANLAR NE DİYOR

Bu şöhretin geçici olduğunu söyledik

* Biri Bizi Gözetliyor, Size Anne Diyebilir miyim, Gelinim Olur Musun? programının yapımcılığını üstlenen
Pelin Akat: "Çok üzgünüm 24 yaşında bir genç. Yarışmacılarla yaptığımız her toplantıda hayatlarına kaldıkları yerden devam etmelerini, bu şöhretin geçici olduğunu söyledik. Adana'ya gitmesi de ünüyle ilgili birşey değil. Ata'nın ölümünü yarışmayla bağdaştırmak bana doğru gelmiyor. Yarışmayla ilgisi yok. Medyanın sansasyonel bakışı açısı bu."

Medya şişiriyor sonra patlıyorlar

* Prof. Dr. Haluk Yüksel (Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi): "Biri Bizi Gözetliyor, Size Anne Diyebilir Miyim? gibi programlarda, çok büyük özelliği olmayan hatta 'looser' diyebileceğimiz insanlar 'hayır sen farklısın, özelliklisin ve önemlisin' denilerek belli bir anlamda şişiriliyor. Ata örneğinde de bu oldu. Program bittiğinde 'asıl sahip olduğu' hayata döndü ve 'medya tarafından kendilerine giydirilen kıyafetin' gerçek olmadığını anladı.

Bu insanları baş tacı edenler suçlu

* Armağan Çağlayan: "Haberi izlediğimden bu yana Ata aklımdan çıkmıyor, çok mutsuz hissediyorum kendimi... Bu kadar ünden sonra gelebilecek hayatı kaldırabilecek ne yaşta ne de olgunluktalar. Tv yapımcıları da suçlu, medya da suçlu, bu programlara katılanlar da suçlu, hatta televizyon kanalları da suçlu... Ama bu insanları baştacı edenler de suçlu..."