kamu işçi maaş

Konu: "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

  1. #11
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    13

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    BİR İHTİLALİ HATIRLAMAKTADIR NİSAN





    Nisan, doğum günüdür aşkın.. Tarihinden ve tarifinden boşanarak, tarihini ve tarifini sadece bir kadını sevmekten ibaret kılmaktır..

    Nisan, bir kadını, sevmeye cüret ederek sevmektir.

    Bir kadını Nisan'ın diliyle sevmek, bütün ihtilalleri emziren, bütün iktidarları deviren kuvveti bahşeden ve kudretin her türlüsünü zarif bir meltemle tersyüz eden sırrı keşfetmektir.

    Böylesine sevilmiş bir kadını hatırlamaktır Nisan, ve ihtilal emziren aşkların ve aşk gibi coşan ihtilallerin hafızasıdır. Hem devrimdir, hem de karşı-devrimdir, Nisan'ın diliyle sevilen bir kadın..

    Böyle bir kadın, bir elin sıcaklığı gibi varolmuş olsa da, coğrafyasız bir ruh gibi hiç yaşamamış olsa da farketmez..

    Nisan, bir elin sıcaklığı gibi yaşamış kadınları da, coğrafyasız bir ruh gibi hiç olmamış kadınları da bir ihtilal müjdesini emzirircesine doğurur.

    Belki de bir elin sıcaklığı gibi yaşamayı da, coğrafyasız bir ruh gibi yaşam kayıtlarından silinmeyi de aynı kadına bahşetmenin kudretidir Nisan.

    Nisan'da doğan, Nisan gibi doğan ve Nisan'ı doğuran kadınları, Nisan'ın rengiyle sevmek, hatırlanması bile ruhu ürperten bir ihtilali gerçek kılmaya cüret etmektir.

    Ve, ölümle hayat arasındaki çizgiyi bir ihtilal gibi yakıcı kılmaya azmetmektir, Nisan'ın gözlerine bakmaya teşebbüs etmek..

    Meskensiz bir ömrü, sonsuz bir bedel ödemeye azmettirmektir..

    Gelmiş ve gelecek bütün isyanlara can vermektir, "o"ndan başka hatırlanmaya değer birşey kalmasın diye.

    Beyazı sarıya, sarıyı maviye ve maviyi kızıla sarmaktır..

    Nisan'dır bir kadını hatırlamak, tarifi ve tarihi silmiş aşk'tır..

    Aşk'ın, mesnedin ve meskenin kafiri olduğunu anlamaktır..

    Nereden geldiği belli olmayan bir gecedir ve nereye gideceği çokça belli olan bir kader..

    Sessiz sedasız gelen ölüme, çengilerin dansına özenen kelimelerin şehvetiyle yarenlik etmektir.

    Nisan'da doğan ve Nisan'ı doğuran bir kadını sevmek..

    Geç bulmanın boynunu vurmaktır, zamanın minberinde..

    Çabuk kaybetmeye kıbleyi haram kılmaktır, günışığının rahminde..

    Gelene git demektir, gidene yolun açık olsun demek..

    Ve, yarım kalmış bir yürüyüşe, aşktan sızmış bir makamda, keyfe keder bir nokta koymaktır..

    Kefensiz bir aşkın dizlerine tefekkür miktarı uzanmaktır..

    Ve, bütün bir ömrü teşehhüd miktarından ibaret kılmaktır..

    Bir kadını sadece sevmeye cüret ederek sevmektir, Nisan..

    Aşk'ın, mesnetsiz ve meskensiz olduğunu bilmektir..

    Kefensiz bir tefekkürle aşk sözleri mırıldanmaktır, "o" duysa da duymasa da..

    Kefensiz bir bakışla bakmaktır bir kadının Nisan rengi gözlerine. Ve, siyah saçların ördüğü hayat sicimine uzatmaktır boynu, yaşananları bahşiş diye unutarak ve yaşanmamışlara geceyi siyah bir şal gibi dolayarak..

    Kefensiz bir arzuyla açılan ve sarmalayan avuçların içindeki bir elin sıcaklığını, cennetin ve cehennemin elele tutuşması bellemektir.

    Tarifi ve tarihi hükümsüz bırakan bir aşka koşarak, uğruna çok şey değen bir hayat yaşamış olmaktır.

    Nisan'la başlayanın ancak Eylül'le noktalanacağını ne pahasına olursa olsun bilmektir.

    Bir hayatın bütün delikanlı zamanlarını sabıka kayıtlarından ibaret kılmaya gönüllü koşmaktır.

    Bir erkeğin bütün teferruatlardan arınmış hikayesinin şerefidir, Nisan'da bir kadını hatırlamak...

    Delikanlı bir ömrün sabıka kaydıdır, Nisan.

    Bütün ihtilalleri emziren bir ihtilaldir.

    Nisan'ın diliyle sevilen bir kadını Nisan'da hatırlamak..

    Ölümün parmaklarına ipek mendillerle dokunmak, hayatın saçlarına siyah şallar bağlamak ve aşk'ın ayakuçlarına sarı güller bırakmaktır

    Ömer ÇELİK


  2. #12
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    13

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    AŞKINIZIN KRONOMETRİSİ ÇALIŞIYOR MU?



    Münih'te yapılan bir araştırma sonucunda aşkın ömrünün sadece 30 ay olduğu tespit edilmiş.

    Aşka böyle standart bir ömür biçmenin mümkün olabileceği konusunda ciddi kuşkularım var.

    Çünkü ben bugünlerde aşkın ortalama ömrünün beş dakikaya kadar gerilediğini gözlüyorum.

    Yıldırım aşkı lafları falan demode oldu.

    Oğlan bir simit alıp gelinceye kadar kız başka birine, kız walkmenindeki kaseti değiştirinceye kadar oğlan başka birine âşık olabiliyor.

    Gözünü açarsan yetişiyorsun, açamazsan da pek bir şey kaçırmıyorsun; nasıl olsa metrekareye beş aşk düşüyor.

    Doğrusu o eski elli yıllık bir yastığa baş koyma hikayelerinin geri dönmesini filan bekliyor değilim; ancak daha altıncı dakikada birbirinin eski aşkı durumuna düşen çiftlerin hızları da başımı döndürüyor.

    Allah'tan dilimizde aşkın ilanı "Seni seviyorum" gibi kısa bir cümle ile gerçekleştirilebiliyor.

    Ya bazı dünya dillerinde olduğu gibi satırlar boyu süren uzun cümleler gerekseydi bunun için!..

    Daha oğlan ilan-ı aşk cümlesini bitiremeden aşklarının ömrü sona erecek ve kız o cümlenin yüklemini bile göremeden ayrılmış

    olacaklardı birbirlerinden.

    Bu durumda aslında kızın cevabına da hiçbir zaman sıra gelmeyecekti.

    Böyle tek ayaklı bir aşka kolay kolay felsefe de uydurulamayacaktı tabii.

    Neyse ki bizim dilimizde bu iş pratik olarak halledilebiliyor da, hem oğlanın aşkını ilan etmesine, hem de kızın buna bir cevap vermesine vakit kalıyor.

    Bu vakit darlığının, "Biraz düşüneyim!" gibi kız nazı içeren sahte tereddüt hallerini uzun zaman önce tedavülden kaldırmış olduğunu bilmem hatırlatmama gerek var mı?

    Aşkın böyle cilve ve numaralara vakti yok artık!

    Neyse ki kızlarımız ve oğlanlarımız da ne istediklerini ve ne kadar süreyle istediklerini çok iyi biliyorlar.

    Vakitten tasarruf amacıyla 'bir görüşte aşk'ı bile 'yarım görüşte aşk'a ve hatta 'çeyrek görüşte aşk'a indirgeyebiliyorlar.

    Eskiden "maraton" mantığıyla koşulan aşk, bugünlerde "yüz metre engelli" mantığıyla koşuluyor.

    "Bir hayatı bir aşkla doldurmak" mantığı, yerini çoktan "bir hayata bir çuval aşk sığdırmak" mantığına bıraktı.

    Münih'li araştırmacıların ne tür deneklerle çalıştığını çok merak ediyorum doğrusu.

    Yoksa aşkın ömrünü yeniden uzatmanın bir yolunu buldular da, bunun reklamını mı yapıyorlar çaktırmadan.

    30 ay gerçekten hiç fena değil doğrusu; neredeyse uzun metrajlı film gibi kalıyor bugünün klip aşklarının yanında.

    Bugünün gençliği her aşka 30 ay ayırmaya kalksa, aşk kariyerinin güdük kalacağından korkar.

    Hem, 30 aylık aşkların neresinde durulup reklam arası verilecek, söyler misiniz?

    Gökhan ÖZCAN

  3. #13
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    367

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Merhaba,

    Sayın AsRoj, katkınız için teşekkürler.
    Ayrıca size ait olan -Eylül- konulu yazınızı özellikle çok beğendim.
    ....Devamını bekliyoru-z-(m)-....

    Aşağıdaki yazıda da öyle..... sevginin,aşkın, hasretin bu kadar güzel ifade edilebilmesi, anlatılması...
    Ben, çok etkilendim doğrusu..... Bana ilk ve son aşkımı hatta tek aşkımı, "aşık olma" denen olguyu hatırlatıyor..... ve baharı....

    Neyse..... sevgi hep yanınızda, yüreğinizde olsun....


    Kod:
    İPEK YOLLARIMIN ÇAKIL TAŞI
    
    Gözlerimden akan son damla yaşın ıslaklığı kurumadı, nemi dudaklarımda hala…Ve yine içimde uyumayan boğaz düğümleri. Yine yüreğimde hasretten duvarlar, ellerimde yine incecik ellerinin özlemi…Ve canım sen, sense yine canım… 
    
    Dağların dumanını çektim zirvesinden. Yıldızları topladım gecenin kucağından… Yaprak oldum bazen rüzgarlarda… Rüyalarin oldum, özledim seni…Baharın ilk çiçeğinin uğuru oldum, koştum kollarına…Düşlerin yetmez oldu, geceleri uzattım… Uğuldayan yel ile gönderdim şarkılarımı sıcağına…Çığlıklarımla fısıldadım sevdiğimi… 
    
    Sana bağışladım gözlerimin derinliklerini…Kahverengi bakışlarım oldun dünyaya. Uzaklarda kaldım. Ağladım… Zamanı çaldım…Güneşi hergün erken batırdım… Geceden, “yeter” deyip yıldızları topladım… 
    
    Şimdilerde özlemin aynamda korkum oluyor, yanımdaysan ipek yollarımın çakıl taşı…
    
    Melodilerimin en başına koydum sesini. Rüyalarımda aynı notayla dans ettim. Yağmur tanecikleriyle yarıştım aynı yollarda sana gelmek için…Yetişip geçtim her seferinde. Baharın sarı çiçeklerini ben açtım yollarına ve çimlerin üzerinde öptüğün yanağım hala ıslak…Ellerimse hayalinle, özleminle, avuçlarında gibi, hala sımsıcak… 
    
    Uzaklar üzüntümü vuruyor yüzüme. Ellerim kollarim bagli bir gecelik yollara karşı. 
    
    Dün, tenin koktu tenimde…Buğulandı, dayanamadı. Tutamadım, ağladı gözlerim…Ümitlerim küsüp gitti zamana. Zamansa zamansız saatlerde…Özlüyorum seni; defalarca, gitgide, arta arta, çokça, delice…
    
    Gözlerimden akan son damla yaşın ıslaklığı kurumadı, nemi dudaklarımda hala…Ve yine içimde uyumayan boğaz düğümleri. Yine yüreğimde hasretten duvarlar, ellerimde yine incecik ellerinin özlemi…Ve canım sen, sense yine canım…
    
    Dinçer HAZAR
    ur Arslan
    <br />SMMM

  4. #14
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    81

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Hayatımda ilk önce sevmeyi öğrendim, çünkü sevdikçe hissettiğimi öğrendim. Affetmenin ne olduğunu anladım ve affetmenin aslında yeni insanlar kazandırdığını gördüm. Bir gün geçmişime baktığımda pişmanlığımdan üzülmediğimi gördüm, bunları ben yaşadım çünkü birisini hatırlamanın aslında ufak bir telefon görüşmesi kadar basit olduğunu biliyorum artık. Aslında değer veren insanların çok yakınımda olduğunu fakat gözlerimin hep uzaklarda olduğunu anladım. Birisini kırdıktan sonra özür dilemenin aslında beni ben yaptığını anladım. Sen benim için önemlisin kelimesinin verilebilecek en büyük hediye olduğunu buldum. Bir yerden sonra kelimelerin mana ifade etmediğini biliyorum. Sahilde yürür ve düşünürken birinin de beni düşündüğü duygusu beni sevindiriyor. Mutlu olmanın aslında bir kedinin güzel bir anının yakalamak kadar basit olduğunu anladım. Kaçırdığım fırsatların aslında bana yeni fırsatlar yarattığını gördüm. Yıldızların benim için parladığını görmeyen gözlerimin gün geldi hayatımdan kayan yıldızların gömüldüğü maziyi unutması gerektiğini anladım. Gözlerin kelimelerden daha önemli olduğunu ve yalan söylemediklerini biliyorum. Hayatımda yanımda görmek istediklerimi yanımda göreceğim, çünkü onların bana değer verdiklerini biliyorum.



    "YAŞAMIN YAŞAMAYA DEĞER OLDUĞUNU
    VE İSTERSEM MUTLU OLACAĞIMI ÖĞRENDİM"


    Saygılar,

    SMMM
    Dilek KARACA
    ıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan, yeni okyanuslar keşfedemez.
    <br /> Andre GİDE

  5. #15
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    367

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Merhaba,

    Yine yeniden başlayabilsek yaşama, yaşamaya...Neleri değiştirmek istersiniz? Neleri yaşamak ya da yaşamamak istersiniz?
    Birşeyleri erteler misiniz yoksa anı anına mı yaşamak istersiniz?
    Keşkeler olur mu hayatınızda?

    Ben de, ben de aşağıdaki yazıyı yazan -yazar- gibi yaşardım kesinlikle...

    Ölüme kaç var bilmiyoruz ama 85'e daha çok vakit var... deyip... Anlarda , küçük zaman dilimlerinde güzel olan her şeyi yaşamak en güzeli.....

    Tüm güzellikler bizimle olsun.....


    Kod:
    ANLAR 
    Eger yeniden baslayabilseydim yasama 
    Ikincisinde daha çok hata yapardim, 
    Kusursuz olmaya çalismaz ,sirtüstü yatardim, 
    Neseli olurdum,ilkinde olmadigim kadar, 
    Çok az seyi ciddiyetle yapardim, 
    Temizlik sorunu bile olmazdi asla.Daha çok riske
    girerdim. 
    Seyahat ederdim, daha fazla, 
    Daha çok günes dogusu izler, 
    Daha çok daga tirmanir,daha çok nehirde yüzerdim. 
    Görmedigim birçok yere giderdim, 
    Dondurma yerdim doyasiya ve daha az bezelye 
    Gerçek sorunlarim olurdu , hayal olanlarin yerine. 
    Yasamin her anini gerçek ve verimli kilan 
    Insanlardandim ben. 
    Yeniden baslayabilseydim eger,yalniz mutlu anlarim
    olurdu 
    Farkinda misiniz bilmem.Yasam budur zaten&#58; 
    Anlar , sadece anlar.Sizde ani yasayin. 
    Hiçbir yere yanimda termometre,su,semsiye ve parasüt 
    Almadan gitmeyen insanlardanim ben. 
    Yeniden baslayabilsem eger,hiçbir sey tasimazdim. 
    Eger yeniden baslayabilseydim,pabuçlarimi firlatir
    atardim. 
    Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çiplak ayaklarla. 
    Bilinmeyen yollar kesfeder,günesin tadina varir 
    Çocuklarla oynardim,bir sansim olsaydi ,eger. 
    Ama iste 85'imdeyim ve biliyorum... 
    ÖLÜYORUM... 
    BORGES,Jorge Luis,&#40;1899-1986&#41; 
    Arjantinli,siir,öykü ve deneme yazari
    ur Arslan
    <br />SMMM

  6. #16
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    13

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Kod:
    YOKLUĞUN BUZ GİBİ SOĞUK
     "Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim. Kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... 
    
    Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi içimin, kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı biliyorum...
    
    Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…
    
    Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim de donmuş sanki. Gözlerimde...
    Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...
    
    Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde, ağrılı şiirler topluyorum gecelere şimdi...
    Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…
    Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…
    
    Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...
    
    Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla...
    Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...
    
    Gel. Yüreğim ol seher gülüm, her ölümümde bana yeniden hayat ver. Elim ol, ayağım ol, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol her damlada yeniden doğur beni, yeniden doğur umudumu. Her öldüğümde yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım yeryüzündeki bütün canlı cansız varlıklara, ne kadar çok sevdiğimi ...
    
    Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... İslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin...
    
    Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi.
    
    Nuri CAN

  7. #17
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    13

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Kod:
    20/9/2005 - Uzakların Çocuklarına… 
     
    
    
     
    
    Ortalık iyice karardığında, etraftakiler seçilmez olduğunda, kimseyle yüz yüze gelemiyorsan, artık gitmelisin. Bakışlar bulanıklaşıyorsa gitmek gerek, başka coğrafyalara, başka sokaklara, gökyüzünün henüz aydınlık vermeye devam ettiği yerlere.
    
    Bu kent üzerine çullanıyorsa artık ve ağırlığı adımlarını günbegün yavaşlatıyorsa gitmelisin. Başka sokaklarda adımlamalısın. Sabahı ve geceyi direngen adımlarla yürümelisin.
    
    Sana ait herşey tükeniyorsa zamanla, ve artık tüketmekten korktuğun birkaç şey kaldıysa, bırak onlar kalsın bu şehirde. Bırak onlar hasretinde yaşasınlar. Bırak onlar hasretinde büyüsünler.
    
    Bırak onlar, uzaklarda bir gece vakti yaktığın sigaranın dumanıyla çoğalsınlar hayatında.
    
    Git ve giderken bakma sakın.
    
    Geride kalan birkaç kişinin gözlerine bakma sakın.
    
    Bakarsan gidemezsin. Gözlerinden çekip alamazsın kalbini.
    
    Geride kalanların gözlerine bakmamalısın. Bir bakarsan ateş ruhunu yakar. Adımların yavaşlar, gidemezsin.
    
    Anneler elbette ağlar.
    
    Anneler hep ağlar.
    
    Gorki’nin Ana’sında askerler Pavel’i almak için evini bastığında, annesi Pelage ağlamaktadır. Yürekliliği azalmış, hiçbir şey yapamamak yüzünden ruhunu ısıran acı göz yaşları yanaklarına doğru inmektedir. Subay aşağılayıcı bir yüz ifadesiyle “Pek çabuk yaygaraya başladın analık! Dur bakalım, şimdiden böyle yaparsan sonrası için dökecek göz yaşı bulamazsın!” diyerek bakar zavallı kadına. Pelage’nin cevabı kızgın bir ses tonu ile gelir&#58; “Analarda her vakit için dökecek göz yaşları bulunur… Her vakit anladınız mı?”
    
    Uzaklar annelerin göz yaşlarıyla yıkanırsa zarar veremez sana. 
    
    Anneler elbette ağlar.
    
    Kimseye veda etme giderken.
    
    İlle de geleceksin, veda etme sakın. Hiçbir cümlenin sonuna bitişik sözcükleri ekleme. Yarın hep senin için ve umut hep senin.
    
    İdamına yarım saat kala annesi ve kardeşleriyle konuşuyordu adam. Sean Penn oynuyordu filmde. Dead Man Walking’in bir sahnesiydi bu. İdam mahkumu adam ailesiyle son konuşmasını yapıyordu telefonda. Dik durmaya çalışıyordu, sesinin titrememesi için çaba sarfediyordu telefonun başında. Tedirginliğini, korkusunu gizlemeye çalışıyordu. Telefon konuşmasının sonunda tekrar görüşürüz diye kapattı telefonu.
    
    Tekrar görüşürüz!
    
    Yarım saat sonra ölüm muhakkak olduğu halde, yarım saat sonra görüşürüz. Nefes alıp vermeye devam ettiğimiz ölçüde tekrar görüşürüz. Tekrar görüşebiliriz. Bu umudun adıdır işte. Duanın adıdır bu.
    
    Veda etmemeli kimseye ve hep aynı cümleyi söylemeliyiz. Tekrar görüşürüz. Her an, her umutsuzluğun ardından, tökezlerken, yalpalarken bu umudu tekrarlamak gerekir.
    
    Yaşıyorsak sonrası hep var.
    
    Yaşıyorsak hayata en anlamlı cümleleri söyleyebilme şansı hep var. Geri dönebilme ve yeniden başlama şansı. En önemlisi de hep yeniden başlama şansı.
    
    İşte bunun için böyle söylemeli tekrar görüşürüz. Herkesle, inadına bir seslenişin ifadesi bu. Kimilerinin içini ısıtan kimilerinin de gözlerine korku düşüren bir sesleniş. Bu kentte hiçbir şey yarım kalmayacak. Tam konuşacakken boğazımızda düğümlenen hiçbir cümle yarım kalmayacak.
    
    Şimdi gitmelisin artık.
    
    Bu kentin kalabalıklarından geçip ve kimseyi umursamadan, omuz atarak. Bulabildiğin en gösterişli, bulabildiğin en serseri adımlarla gitmelisin.
    
    Asla veda etmeden gitmelisin.
    
    Geride kalan iyi insanların gözlerinin içine bakmadan gitmelisin.
    
    Aynı cümleyle hayata gülümsemek için.
    
    Başka cümleyle hayata gülümsemek için.
    
    Başka coğrafyaların nefes alan toprağından beslemek için ruhunu.
    
    Gitmelisin.
    
    Ve… ve…
    
    Tekrar görüşürüz…
    
     alıntı&#58;http&#58;//www.blogcu.com/dilbeste/

  8. #18
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    13

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Kod:
    Merhabalar,
    
    Yaptığımız iş nekadar zor,meşakkatli,çileli ve hayatın ta kendisi olsa bile forum sayfamızda sevginin,aşkın,hüznün ve hazanın bu kadar az ilgi görebileceğini tahmin bile etmezdim doğrusu...
    
    Aşktan mı korkuyoruz,aşkı konuşmaktan veya anlatmaktan mı korkuyoruz,işimizle ilgili onca bilgiyi fedakarca paylaşırken duygularımızı paylaşmak neden bu denli zor geliyor.
    
    Aşkı yaşamaya vaktimiz mi yok yoksa aşk öldü de haberimiz mi yok?

  9. #19
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    367

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Alıntı AsRoJ Nickli Üyeden Alıntı
    Kod:
    Merhabalar,
    
    Yaptığımız iş nekadar zor,meşakkatli,çileli ve hayatın ta kendisi olsa bile forum sayfamızda sevginin,aşkın,hüznün ve hazanın bu kadar az ilgi görebileceğini tahmin bile etmezdim doğrusu...
    
    Aşktan mı korkuyoruz,aşkı konuşmaktan veya anlatmaktan mı korkuyoruz,işimizle ilgili onca bilgiyi fedakarca paylaşırken duygularımızı paylaşmak neden bu denli zor geliyor.
    
    Aşkı yaşamaya vaktimiz mi yok yoksa aşk öldü de haberimiz mi yok?


    Merhaba,

    :? +1
    ur Arslan
    <br />SMMM

  10. #20
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    281

    Şair haklı...

    Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve
    buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.

    Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında
    hafif bir gülümseme yaratmaktan
    başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman
    bahaneler bulmaya hazırdır.

    Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir
    soruyla bile karsılaşabilirsin..

    iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla
    yargılanırsın her zaman.

    Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim
    sağlamaz.
    Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap
    verecektir.

    Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
    karşılaşacaksındır.

    Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin,
    ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme.
    Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o
    kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.

    Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
    için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin.
    Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.Her zamanki gibi
    yaşayacaksın sen.

    "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,
    yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
    Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
    Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu?
    Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
    verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
    cabası....
    Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun as olan yürektir.
    Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini
    unutma;
    yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
    Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
    Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen
    cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

    NAZIM HİKMET ..
    Bu günümüzü çalan iki hırsız var; geçmişe ilişkin pişmanlıklarımız ve geleceğe ilişkin kaygılarımız...

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Ünvanda Faaliyet Sadece "İMALAT" veya "MONTAJ" diye Olabilir mi?
    Konu Sahibi SerhanSerhan Forum Türk Ticaret Kanunu
    Cevap: 10
    Son Mesaj : 12.Eylül.2014, 15:53
  2. Cevap: 4
    Son Mesaj : 08.Nisan.2013, 11:47
  3. "işyerinde disiplin işlemlerine dair uygulamalar hk"(kapsamlı olarak paylaşalım)
    Konu Sahibi şeref aydemir Forum İş Kanunu Mevzuatı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06.Mart.2012, 19:23
  4. SPK Bağımsız Denetim Sınavına Dair "en" Temel Bilgiler
    Konu Sahibi ozkan.ank Forum Bağımsız Denetim
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 16.Mayıs.2010, 08:12
  5. "Hayata Dair Düşünceleriniz"i Bu Başlık Altına Yaz
    Konu Sahibi NUR ARSLAN Forum Konu Dışı
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 27.Eylül.2005, 10:33

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36