kamu işçi maaş

Konu: "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    367

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Merhaba,
    Bu konu başlığı, yaşamayı sevenlere, sevmek isteyenlere, yaşadıklarından ders alanlara-almak isteyenlere,tüm olumsuzlıklara rağmen yine de güzel bakabilenlere, yaşamlarında etkilendikleri güzellikleri paylaşmaları için........ ayrıldı.

    Ya da içinde kendinizden birşeyler bulduğunuz birşeyler varsa......
    Katkıda bulunan herkese şimdiden teşekkürler......

    Kod:
    TAZE BALIK 
    Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat, Japon sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır. 
    Talebi karşılayamayan balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp, daha uzaklara açılmışlar. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur. Dönüş bir - iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktadır. 
    Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişler. Bu problemi çözebilmek için, balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlar. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttukları balıkları da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi. 
    Ancak, Japon halkı taze ile donmuş balık arasındaki lezzet farkını hissedebiliyor ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyordu. Balıkçılar bu defa, teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla sıkışacaklardı, hatta, birbirlerine çarpa çarpa biraz da aptallaşacaklardı, ama yine de canlı kalabileceklerdi. 
    Japon halkı, canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyordu. Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri, hareketli taze balığa göre lezzeti yine de etkilenmişti. Balıkçılar nasıl olacak da Japonya'ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi? 
    Siz olsaydınız ne yapardınız ? 
    Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya girdiniz, borçlarınızı ödediniz v.s. Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı? Yoğun çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız? Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı? 
    Japonların taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir. 1950'lerde L.Ron Hubbart'in gözlemlediği üzere "İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal çabalar sarfeder." Ne kadar akıllı, uzman, inatçı iseniz, iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız. Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım çözebiliyorsanız, bundan da o derece mutluluk ve heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız. 
    Japonlar, balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze idiler. 
    Buradan da görüleceği üzere problemlerden uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir. Probleminiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın. 
    Beyninize bir köpekbalığı atın ve nelere ulaşabileceğinizi görün...
    Güzellikler yaşamak dileğiyle,

    ur Arslan
    <br />SMMM

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    24

    ileriyi görme

    sayın nur hanım,
    okuduğum yazı gerçekten çok güzeldi.benim açımdan insanlar ileriyi gördükçe kazanırlar.ileriyi gördükçe hedeflediği mekanda olurlar.bir de şöyle bir durum var örnek vermek istiyorum. bir insan kendini bildi bileli doktor olmak istiyor; ve hayatını doktorluğa adamış, artık kendini doktor olarak tanıtmış mantığına.bi' düşünsenize doktor olma yollarını geçene kadar çok zorluk çeker, ama aynı zamanda farklı tadı vardır.bir korku, bir heyecan vs.ama amacına ulaştığı saniye o zevk, heyecan, o tatlı korku yerini rahatlığa bırakır. bu duyguyu küçük de olsa yaşadım.anlatmak istediğim; her zaman ileri, çünkü hep ileri adımlar atmak insanı daha bir hayata bağlar, zamanın nasıl geçtiğini anlayamassın bile :!:


    güven :wink: _ azim cgez _ veeeeeee :!: _ zafer : :1kupa
    :grupsohbet hoşçakalınnnn :!:

  3. #3
    Ogün Güneş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ogün Güneş Guest

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    japonlar ilginç insanlar her nekadar intihar bunalım stres oranları diğer ülkelere oranla fazlaysa gelişmişlikleri de aynı oranda fazla, genel gelişmişlikleri üzerinde iki noktada fikir birliğine varılıyor birincis kültürlerini her çağda yaşatabilmeleri bağlıklıkları, ikincisi atom bombası, şimdi olay iki noktada toplanmışsa anadoludan daha zengin bir kültüre sahip bir coğrafya var mı? atom bombasına gelince japonlar bunu 2 kez yaşadı biz osmanlının son dönemi ve cumhuriyetin son yılları 200 yıl yaşamadık mı? biz de mi problem var japonlar da mı? neyimiz eksik anlamıyorum fikir belirtemekten bile korkan bir toplumuz topluluk neredeyse ordayız, az çaba ile çok menfaat peşindeyiz, umudumuz sürekli şans oyunları, ne kültürümüze sahibiz ne dilimize, atalarıma saygımızın bile içi boş şekilci neyin ne olduğunun farkında değiliz söz de gazeteler, sözde radyolar televizyonlar diziler bizi biz eden çevre hepsi boyalı ama içi boş , şu yaşımda şöyle bir gözlemde bulunuyorum 80 sonrası kuşağı gördükçe ürküyorum nerde bursa nutku nerde 80 sonrası kuşak 60-70 kuşağından sonra ülkenin çok değişeceğine inanıyorum, bir kere ülkede kavram kargaşası var ne öğrenci öğrenci ne öğretmen öğretmen ki ilk bozulma belki de burda ne farsça arapça kelimeler le yetişen , sürekli ezberleyen öğrenci suçlu ne de eğitimi almadığı dalda öğretmenlik yapan öğretmen peki sorun ne illa atom bombası mı lazım yoksa 4 tarafı denizle kaplı etkileşimin daha az olduğu bir coğrafyanın kültürümü lazım, peki muhasebeci ne kadar muhasebeci kim üzerine düşeni ne kadar hakkıyla yapıyo yapılmıyorsa niye ses çıkmıyo ne kadar duyarsız bir toplumuz, ata yı bayrağa sardılar o kadar insandan orada hiç ses çıkmadı onlar değilmi o programlara taviz vererek o nun biraz da ölümüne fırsat hazırlayan o kadar insanın o cenazede ne işi var anlamadım heleki canlı yayınlar bu ülkenin genç kızları modellik, yarışma, oğlanları mafyacılık peşindeyse futbolculuk peşindeyse nolacak bir furyadır gidiyor basın zaten çanak tutuyo ne beklenir ki zaten herşey raiting mi 4. gün medya güzel ülkem insanına ne güzel şekil veriyo öyle niye akşamları hem eğlendiren hem mesaj veren programlar yok ben mesela bir dizi istiyorum bir hukuk adamı olsun olayların üzerine gitsin çözdün yılmasın polat ne kadar gerçekse o da o kadar gerçek olsun, kendi içimizden kahramanlar çıkarmak zorundayız eskisi gibi toprak için savaşılmıyor cephe savaşları bitti sermaye savaşları var ülke yavaş yavaş elden çıkıyor hem de misaki milli sınırları bir bütün iken mesela bu foruma da bakıyorum çok üye var ama cevap yazanlar hep aynı yani şurdan 20 kişiyi çıkarsanız ne hale gelecek forum ben soru da soruyorum bildiğim bişey varsa bilgimi de paylaşıyorum soru sormadan önce araştırmaya da çalışıyorum neyseee herkese iyi çalışmalar

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    367

    Re: "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Alıntı NUR ARSLAN Nickli Üyeden Alıntı
    Merhaba,
    Bu konu başlığı, yaşamayı sevenlere, sevmek isteyenlere, yaşadıklarından ders alanlara-almak isteyenlere,tüm olumsuzlıklara rağmen yine de güzel bakabilenlere, yaşamlarında etkilendikleri güzellikleri paylaşmaları için........ ayrıldı.

    Ya da içinde kendinizden birşeyler bulduğunuz birşeyler varsa......
    Katkıda bulunan herkese şimdiden teşekkürler......

    ..................
    Güzellikler yaşamak dileğiyle,

    Bu konu başlığı altında görüş bildirmek isteyen forumdaşların dikkatine;

    Bu konu başlığı altında benim vurgulamak istediğim, etkilendiğiniz,birebir yaşadığınız bir olay ya da içinde yaşamdan, kendinizden bir parça birşeyler bulduğunuz bir yazı, felsefi bir söz, ders alınacak küçük bir anlatı, öykü vs. , hepimize faydalı olabilecek birşeyleri paylaşmanız

    ........... konusunda eleştiri yapmak isteyenler amacını kaybeden diğer konu başlığı altında görüş bildirebilirler -isterlerse-....

    Güzellikler dileğiyle,
    ur Arslan
    <br />SMMM

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    13

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Bir Deneme


    Sigaramdan derin bir nefes daha çektim bak,bu tekel ikibin cigarasını da daha bir kötü mü yapıyorlar ne,hiç tadı kalmadı damağımın.
    Gerçi neyin tadı kaldıki artık.aşkın da hüznün de tadı yok.sen yoksun.Hüznü çok severdim bilirsin bak yine hüzünleniyorum şimdi ama daha bir başka bugün,çünkü bugün aylardan eylül,hüznün ve aşkın en tatlı yaşandığı mevsim.
    Sen eylülde hüzünlendin mi hiç?herşeyin bir anlamı olur bu mevsimde.gözlerinden akan yaşların,sararıp dökülen yaprakların elini bırakıp son vedayı yapmanın.başını omzuna dayamış sevgilinin uzak ufuklara dalıp neler geçirdiğini düşünürsün aklından.ve yerine getiremediğin sözleri düşünürsün,pişmanlıklarının ve birdaha geriye dönülemezmişliğin,hayatın acı darbelerini düşünürsün.Düşünürsün ve bir damla daha yaş akıtırsın billur pınarlardan.Oysa hep acı çekmeyi istedim ben hayatımda,başkası çekmesin benim adıma ve ben hiç şikayetçi olmadım bu halimden,sırf sevdiklerim uğruna...
    Sen eylülde sevdin mi hiç?imkansız bir aşkın kollarına bırakabildin mi kendini umarsızca?Herşeyi boş verip attın mı kendini sevgilinin kollarına?Yağmurda ıslandın mı hiç,iliklerine kadar üşümenin hazzına varabildin mi?Eylülde yıldızların altında,loş bir ay ışığında dumanını savurdun mu boşluğa sigarının.
    Ve bir sabah hayatında hiç olmayan birini çılgınlar gibi özleyerek uyandın mı?
    eylül de bitti gidiyor işte...bir hüzün,bir hazan ve bir aşk mevsimi daha sona eriyor...Sen bu mevsimde zaten yoktun yine sensiz veda ediyorum.Hoşçakal Aşk Mevsimi..


    AsRoJ

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    67

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Yolda karşılaştığımızda, ezan okunuyordu.
    — Gel seni camiye götüreyim, dedim. Bugün Cuma biliyorsun.
    Daha önceki tekliflerimi de reddettiği için:
    — Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi.Boşuna ısrar etme.
    — Peki,dedi.Neden direniyorsun?
    — Ne bileyim olmuyor işte,diye karşılık verdi.Belki çevrenin de tesiri var.Hem pantolonumun ütüsü bozulup dizleri aşınır diye endişe ediyorum.
    İster istemez gülerek:
    — Herhalde şaka yapıyorsun,dedim.Bunun için cami terk edilir mi?
    — Ciddi söylüyorum,dedi.Giyimime ve özellikle “yeşil”e çok düşkün olduğumu bilirsin.
    Gerçekten de öyleydi.Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.
    — Hayatında hiç camiye gitmedin mi,dedim.
    — Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim diye cevap verdi.Fakat artık gitmeye niyetim yok.
    Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.
    Onunla konuşmamızdan iki ay sonra, kendisinin camide olduğunu söylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı.
    Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle:
    — Hani, dedim. Camiye gelmeyecektim?
    Hiç sesini çıkartmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu
    yi calismalar

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    24

    bencil arkadaşım

    merhabalar,
    ben lise 2. sınıfın son haftasında son yazılıları oluyorduk.ve ekonomi yazılısı olacağımız dersten iki ders önce arkadaşımdan bu dersin defterini istemiştim ve sadece kendini düşünmüştü bencil vermemişti ; üstelik defter de onun değildi.benimde defterim eksikti.yazılıya son bir ders kala defteri alabildim.ve arkadaşıma dediğim tek laffım 'bu yazılıdan zayıf alırsın imşallah ' dedim. arkadaşım yazılıdan kopya çekmeye çalıştı ama ne yazık ki ahım tuttu. arkadaşım o dersten sınıfta kaldı ve ben yüksek notla o dersi geçtim :wink: :wink: :wink: :lol: :lol: :lol:
    tabii arkadaşım :evil: :cry:
    bir insan acınacak hale gelmemeli.bu olayı hiç unutmam
    thank you
    good evening
    byyyyyyyyyy
    ekin hanım :wink: :

  8. #8
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    577

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Yaşamdan kesitler deyince yıllar önce okuduğum bir kitap aklıma geldi.
    Cüneyt Suavi Hayatın İçinden. Birkaç kesit sunayım kitaptan.

    Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında büyülenmiş gibiydi..
    Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri kalkık bir burnu ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu..
    Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde;
    - Dokunma bana..' diye bir ses duydu.. "Beni okşamaya hakkın yok senin.."
    -Genç kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı..
    Bebekle kendisinden başka içerde hiç kimse yoktu..
    Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü..
    Aman Allah'ım!.. Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen konuşan oydu..
    - Bana yaklaşmanı istemiyorum..' diye devam etti.. "Hemen uzaklaş benden.."
    Kadın biraz olsun kendini toparlayıp
    hep erkek.. Onlar da güzel, ama kız çocuk başka.. Bu yüzden seni öpmek istedim.."
    - Beni öpemezsin..' diye ağlamaya başladı bebek, "Benim de seni öpemeyeceğim gibi.."
    - Neden?..' diye sordu kadın, "Neden öpemezsin ki?.."
    - Bebek hıçkırıklar içindeydi;
    - 'Bunun sebebini bilmen gerekir..' dedi, 'Düşünürsen mutlaka bulacaksın..'
    Kadın neler olup bittiğini hatırlamak üzereyken, kendine geldi..
    Özel bir hastanenin lüks bir odasında yatıyor ve narkozun etkisiyle midesi bulanıyordu..
    Aile dostları olan tanınmış doktor, odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini vazodan çıkartıp kadına uzattı..
    -'Geçmiş olsun hanımefendi..' dedi, "Başarılı bir kürtajdı.. Haa.. Sahi, "kız"mış aldırdığın.

    (2)
    Program yapimcisi, Televizyon Müdürüne Telefon ederek:
    -Üst Kurul´dan aradilar efendim,
    Su anda oynayan filmin müstehcen oldugunu belirtip ikaz ediyorlar.
    Bir diyeceginiz varmiydi?
    Müdür:
    -Üst Kurulu falan birak be kardesim, diye gürledi.
    Koltuguna kurulda filmi seyred.
    Kisisel haklarimiza karismasinlar.
    Program yapimcisi , filmin ortalarinda tekrar telefon ederek:
    -Bazi vakiflardan aradilar efendim, dedi
    Oynatmakta oldugumuz filmin genciligin ahlâkini bozdugunu ve
    onlari kötü yola ittigini söylüyorlar.
    Bir diyeceginiz varmiydi?
    Müdür tekrar gürleyerek:
    -Kisisel haklarimiza karismasinlar yahu! diye tekrarladi.
    Bizim de cocuklârimiz var. Hatta kizim, su anda erkek arkadasiyla birlikte seyrediyorlar bu filmi.
    Program ypimcisi , filmin sonunda bir daha tefon ederek:
    -Karakoldan aradilar efendim, dedi.
    Kiziniz erkek arkadasi tarafindan tecavüze ugramis.
    Bir diyeceginiz varmiydi?
    İnsanlar Kırmızı Güllerin Peşinden Koşarken Ayaklarının Altında Ezilen Papatyaların Farkında Olmaz Çoğu Zaman.

  9. #9
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    13

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Kod:
    
    
             Hep sevgiyi yazdım,hep acıyı,hep hüzünü hep hazanı yazdım.Hep seni yazdım ben,hep sana yazdım.Eylül de yazdım ben sana bahar dı bir adı da eylülün ya,ama şairi okudum bugün Eylül de aşık olunmaz terk edilir demiş.O mu bilmiyor  yoksa ben mi bilmiyorum Eylülü yaşamayı.
             Eylül hazandır demiştim ama hüznü içinde barındıran,aşkı anımsatan bir hazandır.Zaten aşk başlı başına mahsunluk ve hüznün ifadesi değimlidir coşkunun ifadesi olduğu kadar.Aşkı yaşıyorum şimdi iliklerime kadar ama bunun nedeni sandığın gibi hayatımdaki varlığından değil yokluğundandır.
             Aşkı kavuşmak sananlar hep yanılmışdır zira dillere destan aşk hikayelerimizde vuslat hiçbirzaman son bulmamıştır.Bilirsin aşkı okumayı da çok severim.Son okuduğum aşk hikayesinde de gözyaşlarıma hakim olamamıştım,kitabı sana gönderecektim ama ihmalkarlığım yine her zamanki gibi hat safhada.Amin Maaloof yazmış hikayeyi,Doğunun Limanları isminde,eğer ben sana ulaştıramazsam sen mutlaka bulmanın bir çaresine bakmalısın.İnanılmaz hoş,etkileyici ve bir okadarda gerçek olduğuna inandığım bir hikaye.Aşkı ben yaşayamıyorum belki ama yaşayanların duygularını hissetmek te ancak bukadar güzel olabilirdi.Kitaplardan başladık madem devam edeyim..ayırmak belki imkansız kitapları ama sana tavsiye edeceğim yine güzel bir kitap da Leyla ile Mecnunu engüzel anlatanlardan İskender Pala nın İstanbulda aşk,Babilde ölüm,sürükleyici ve edebi dili ile inanılmaz bir eser,Da Vinci yi okuduysan eğer bu kitabı mutlaka okumalısın…
              Akşam oldu bugünde,ayrılık vakti yaklaşıyor,Huzuru bulmaya gidicem biraz sonra.Aşkı ve mutluluğu paylaşmaya..Belki bir şiir söyletisi dinlerim yine İbrahim Sadri den yada müşfik Kenter den.Kimbilir beklide yazmaya devam edicem sana,hiçbir zaman karşılaşmadığım biricik sevgilime.Huzuru arıyacağım kollarında,ninni gibi türküleri söylemeni dinleyeceğim,kapıyı çaldığımda açanın sen olduğunu hayal edeceğim…Ve kimbilir nezaman diyeceğim reklam sloganında olduğu gibi….
             Evdeki huzur,Mutluluk Budur…
            
    
    	AsRoJ

  10. #10
    Üyelik tarihi
    Eylül.2005
    Mesajlar
    13

    "Yaşamdan Kesitler" (Herşeye Dair.....)

    Kavşakta mendil satan çocuklar

    Şehrin ışıklı kavşaklarında kâğıt mendil, sakız, çiçek vs satan çocuklar, görenlerin en azından bir müddet yüreğini sızlatmıştır.

    Kırmızı ışık yandığında peş peşe dizilen araçlara yaklaşıp elindekileri satmaya kalkar veya satıyormuş gibi yaparlar.

    Israrlarına dayanamayarak, gönülleri olsun diye birkaç defa alışveriş yaparsınız. Paranın üç kuruşluk üstünü beklemezsiniz; onlar da para üstü vermeye pek istekli olmaz zaten.

    Fakat sonra bakarsınız ki her durduğunuzda karşınıza çıkmaya başlamışlardır. Özellikle Ramazan yaklaştığında sayılarında artma görülür.

    Canınız sıkılır. Sonra sonra acıma duygunuzda bir azalma fark edersiniz.

    Bir de üstüne bunlar şebeke azizim türünden açıklamalar gelir kulağınıza.

    Okul harçlığı biriktirmek için değil, şebeke başında bulunan kişinin organizasyonuyla kavşaklara dağıtıldıklarını ve geç vakitte toplandıklarını öğrenirsiniz. Böylece can sıkıntınız artar.

    Artık arabanızın camlarını kapalı tutup görmezden gelmeye başlarsınız.

    İçinizden bir ses yanlış yaptığınızı söyler. Üç kuruştan zarar görmeyeceğinizi hatırlatır.

    Fakat öte yandan mantığınız da boş durmaz.

    Çocukları kullanarak para toplayan şebekeyi zengin etmenin âlemi yoktur.


    *
    Geçen akşam Yenikapı kavşağında üç beş çocuk birden üşüştü başıma. Israr, ısrar o taraftan, inat bu taraftan. Yok kardeşim almayacağım. İş uzadı. Uzadıkça benim inadım arttı.

    Almayacağım demişim bir defa, dönmek olmaz.

    Sonra ellerindeki bozuk paralarla arabayı çizmeye kalkmasınlar mı!

    Tam da kırmızı ışığın yeşile dönmek üzere olduğu son birkaç saniyede.

    Al başına belayı!

    Bu defa inattan geçtik, öfke muhitine geldik.

    Cart diye çektim el frenini, kapıyı açtım.

    Yanımdaki arkadaş, dur ne yapıyorsun diye beni sakinleştirmeye çalışırken çocuklar kaçmaya başladı.

    Sen geç direksiyona az ileriye al bekle dedim, peşlerine düştüm.

    Her biri bir tarafa koşuyor.

    Soluk soluğa birini yakaladım. Kara gözleriyle çipil çipil bakıyor.

    Sekiz-dokuz yaşında bir kızcağız. Dur korkma dedim, bir şey yapmayacağım, yalnız neden böyle davrandığını anlat.

    Sopa yemeyeceğinden emin olunca rahat bir nefes aldı.

    Sadece neden öyle davrandığını değil, kısaca hayat hikâyesini bile anlattı.

    Babası gemiciymiş, ölmüş.
    Şu tarafta oturuyorlarmış.
    Başka çâresi yokmuş.
    Bir de ufak kardeşi varmış.
    Annesi temizliğe gidiyormuş ara sıra.
    Ne kadarı doğru bilmiyorum ama hikâye acıklı.
    Belki de öğretilmiş bir şey bu anlattığı.
    Nereden bileyim?
    Nereli olduğunu sordum, şuradan dedi.
    Hadi ya, neresinden?
    Filanca ilçe.
    Yapma!.. Köy?
    Köy dediğim sırada kızın yüzüne daha dikkatli baktım.
    Yahu bizim oralı bu çocuk.
    Senin adın ne bakayım?
    Elif.
    Baban gemici miydi demiştin?
    Evet, gemici.
    Öldü ha?
    Evet.
    Ne zaman?
    Dört sene önce.
    Adı Faruk muydu babanın?
    Hayda şaşırma sırası ona geçti.
    Nereden biliyorsun?
    Yahu bu çocuk arkadaşımın çocuğu. Gözleri nasıl da babasına benziyor.
    Soyadı da tuttu.
    Gözlerim dolmuş.
    Çoktan dolmuş, boşalmaya başlamış.

    Bir vakitler duymuştum zor durumda olduklarını da fazla önemsememiştim.

    Kızcağız şaşkın, ben şaşkın.

    Sarıldım yanaklarından öptüm. Ceplerimi karıştırdım, bütün paramı vereceğim.

    Daha başka ne yapabilirim onu düşünüyorum.

    İşte tam o sırada bir uyandım ki yataktayım.

    Gözlerim yaşlı.

    Vallahi acayip bir rüyaydı.

    Tek kelimesi ekleme değil.

    Tam da mübarek Ramazan yaklaşırken; satıcılar, dilenciler çoğalmaya hazırlanırken.

    Şimdi ben nasıl ayırt edeceğim bu kırmızı ışık çocuklarını?

    Hangisi şebeke elemanı, hangisi gerçekten muhtaç...

    Kafamdaki soru şu:

    Yetimlerimize bile sahip çıkamamışken, adam diye ortalıkta dolaşmaya devam edecek miyiz?

    30.09.2005
    Yeni Şafak
    Mehmet Şeker

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Ünvanda Faaliyet Sadece "İMALAT" veya "MONTAJ" diye Olabilir mi?
    Konu Sahibi SerhanSerhan Forum Türk Ticaret Kanunu
    Cevap: 10
    Son Mesaj : 12.Eylül.2014, 15:53
  2. Cevap: 4
    Son Mesaj : 08.Nisan.2013, 11:47
  3. "işyerinde disiplin işlemlerine dair uygulamalar hk"(kapsamlı olarak paylaşalım)
    Konu Sahibi şeref aydemir Forum İş Kanunu Mevzuatı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06.Mart.2012, 19:23
  4. SPK Bağımsız Denetim Sınavına Dair "en" Temel Bilgiler
    Konu Sahibi ozkan.ank Forum Bağımsız Denetim
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 16.Mayıs.2010, 08:12
  5. "Hayata Dair Düşünceleriniz"i Bu Başlık Altına Yaz
    Konu Sahibi NUR ARSLAN Forum Konu Dışı
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 27.Eylül.2005, 10:33

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36