Uluslar Arası Eğitim Başarılarını Belirleme Kuruluşunun ilköğretim 4. sınıf öğrencileri üzerinde yaptığı okuma becerisini ölçme sınavında Türkiye, 35 ülke içerisinde 28. olmuş. İsveç birinci. Hollanda 2. ve İngiltere 3.Kitap okuma ve okuduğunu anlama konusundaki araştırma 154 ilköğretim okulundaki 5.390 öğrenciyi kapsıyor.
Araştırmada: İsveçli öğrenciler 561 puan, Hollandalılar 554, İngilizler 553, İtalyanlar 541 puan almış. Dünya ortalaması 539. Türkiye’nin aldığı puan 449.
Bu sonuç açıkça, ülkemizdeki eğitim sisteminin verimsizliğini ortaya koyuyor. Esasen eğitim çevreleri için bu sonuç, sürpriz de değil. Asıl önemli olan bu başarısızlığı başarıya çevirebilmek. Eğitim sistemindeki verimsizliğin analizi iyi yapılmalı ve çocuklarımızı iyi eğitmenin yolu mutlaka bulunmalı.

Yukarıdaki sonuç, yıllarca süren ihmallerin sonucudur. Eğitim önem vermiyoruz, çocuklarımızın yeteneklerini geliştirmek ve onları hayata hazırlamak için çaba harcamıyoruz, eğitim harcamalarının bütçeden aldığı pay önemsiz.

Türkiye, son iki yıla kadar bütçesinden savunma harcamalarına, eğitim harcamalarının birkaç katı para ayırdı. Yeni hükümet ve Milli Eğitim Bakanı, ilk defa eğitime ayrılan parayı, savunma bütçesinin üzerine çıkarabildi.

2001 yılı itibariyle söylersek ülkemiz son dört yılda savunma harcamalarını % 50’den fazla artırdı.
Dünya devi ABD, milli gelirin % 3’ünü savunmaya ayırıyor. Türkiye % 5.4’ünü.1
Mehmetçik Vakfı’ndan, örtülü ödeneklerden ve diğer kalemlerden savunma bütçesine ayrılan paraları hesaba katmıyoruz. Kısaca bizim için eğitim, yeterince önemli değildi. Eğitimin önemi yeni yeni keşfediliyor.

Beyin gelişimini bilmek, verimli eğitim için şart

Eğitim sisteminin en önemli eksikliği, ezberci ve ideolojik oluşu. Çocukların yeteneklerini geliştirmeyi amaçlamıyor. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e rağmen, onları dünya ile yarışmaya teşvik etmiyor, geleceğe hazırlamıyor. Ezberci ve ideolojik eğitimle bir yere varılamaz.

Ülkemizde ekonomiye ve hayata öğrenci hazırlayan meslek liselerine giden öğrenci oranı hâlâ % 30 civarında. Düz liselere giden öğrenci oranı % 70’lerin üzerinde. Fen ve Anadolu Liseleri seçme öğrenci alan okulları saymazsak düz liselerden üniversite giden öğrenci oranı % 8. Düz liselere giden öğrencilerin i% 92’si açıkta kalıyor. Buna rağmen, YÖK, meslek lisesi öğrencilerini üniversiteye girişte puan hesaplamaları ile mağdur etmeye devam ediyor.

Öte yandan üniversite mezunlarının % 30’u işsiz. Bu sonuç, üniversitelerdeki eğitimin de hayatın gerçekleri ile örtüşmediğini, üniversitelerin öğrencileri hayata hazırlamadığını, anfilerde konferans türü eğitim verdiğini gösterir.

Eğitim, baştan sona yeniden ele alınmak zorunda.

ÖSS ve LGS yetenek düşmanı

Orta öğretimde eğitim sistemini verimliliğini ölçen en önemli iki kriter ÖSS ve LGS sınavlarıdır. Bu iki sınav sistemi de keşif, icat, buluş yapacakların ve sanat yeteneği olan öğrencilerin düşmanıdır. Bir başka ifadeyle yaratıcı, sezgici, buluşçu sağ beyin yarım kürenin yeteneklerini ölçmez. İsterseniz önce beyin araştırmalarının ortaya koyduğu beyin gerçeğine bakalım. Beynin sağ ve sol yarım kürelerinin fonksiyonlarına bakalım, sonra da ÖSS ve LGS’nin genç yetenekleri nasıl okullardan kovduğuna bakalım.
“Roger Sperry adlı bilim adamının 1981 yılında yaptığı araştırmalar yeni gerçekler ortaya çıkardı. Araştırmalara göre beyin sağ ve sol olmak üzere iki lobdan oluşuyor, her iki beyin yarım küresinin ayrı ayrı görevleri var.

Sol beyin lobu: Mantıklı düşünme, konuşma, matematik işlemleri, sayılar ve analiz, yazıları değerlendirme ve eleştiri, anlatılan bilgileri öğrenme ve tekrarlama gibi görevleri yapıyor.

Sağ beyin lobu: Hayal kurma, hacim, müzik, ritim, sezgi, yaratıcılık, renklerle ilgili algılamalar, soyut algılama, buluş ve icat faaliyetlerini gerçekleştirir.”2
İngiliz beyin araştırmacısı Tony Buzan’a göre başarılı insan, beynin sağ ve sol yarımkürelerini birlikte ve verimli kullanabilen insandır. Beynin bir yarım küresini kullanmak tek ayakla yürümeye benzer. İki yarım küreyi birden kullanan iki ayağı ile yürür. Ortalama bir insan saatte 5 km yürür. Bir insanın tek ayakla 5 km yürümeye kalktığını düşünelim. Eğer önceden günlerce süren tek ayak çalışması yapmamışsa tek ayakla 5 km yürüyemez. Tek ayakla yürüyen insan, hiçbir zaman iki ayakla yürüyen insana yetişemez.

Beyninin sadece sol yarım küresini kullanan, hiçbir zaman beyninin iki yarım küresini de kullanan insan kadar becerikli ve başarılı olamaz.
Bizim eğitim sistemi, gençlerimizi tek ayakla yürümeye zorluyor, hatta mecbur ediyor. Türkiye insanı tek ayakla yürüyor.

Dahiler LGS VE ÖSS’de sıfır çeker

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, iyi bir bilim adamı. Gelecek sene lise okuyacak bütün öğrencilere LGS sınavına girme mecburiyeti getireceğiz, diyor. Bakanın iyi niyetinden şüphem yok. Ama bu sınav sistemi ile Mozart, Bethoven, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Maradona, Pele, Balzac, Peyami Safa gibi sanat, müzik, resim, spor, yaratıcılık, buluş ve icat yeteneği olan çocukları okul dışında kalır. Beynin sağ lobunun yeteneklerini ölçen özel sınavlar geliştirmek zorundayız.

Çocuklarımızın beyninin bir yarım küresinin gelişmesi ve diğer yarım kürenin ihmali, sadece onların geleceğini ilgilendirmiyor; ülkemizin gelişmesini de çok yakından ilgilendiriyor. Bir yılda alınan yıllık patent sayısı 900, yerli patent sayısı 44, Amerika’da 122.000.

Türkiye’de 11 yılda yapılan patent başvurusu, Japonya’da 15, ABD’de 20 günde yapılıyor. Patent alma konusunda ülkemiz; Kazakistan, Romanya, İran, Özbekistan, İrlanda, İsrail, Macaristan, Bulgaristan ve Moğolistan’dan daha geri.

Yetenek düşmanı sınav sistemleri ezberciliği teşvik ediyor. Ülke her şeyi ezbere bilen işsizler ordusu ile dolu. Düz liseler kapatılmalı; edebiyat, sanat, müzik, spor ve meslek öğreten liseler açılmalı. Bu ülkenin madenlerini yabancı şirketler çıkarmamalı, petrol arama çalışmasını İngiliz şirketleri yapmamalı. Tekirdağ’da doğal gazı Amerika şirketi çıkarmamalı. Kendi işini kendi yapan nesiller yetiştirmeliyiz.

Hayal gücünü kullanmak, verimliliği artırır

Einstein, kendi anlatımına göre, görecelik teorisini masa başında otururken değil, yazın bir tepede yatarken bulmuş.
“Yarı kapalı gözlerle yukarı baktığında, güneş kirpiklerinden içeri süzüldü ve binlerce ufacık güneş ışını halinde dağıldı. Einstein, güneş ışınlarından birinin üzerine binebilseydi nasıl olacağını merak etti ve hayalinde evrende yolculuğa çıktı. Hayal gücü onu öyle bir yere götürdü ki okulda öğrendiği fizik ona orada olmaması gerektiğini söylüyordu. Bu konuda endişelendi ve kara tahtasına döndü. Hayal gücünün okul eğitiminden daha doğru olduğuna inanarak,beyninin ona söylediği gerçekleri açıklayacak yeni bir matematik üzerinde çalıştı. Geriye baktığımızda görebiliyoruz ki aslında beyninin her iki yanını olağanüstü ölçüde kullanmıştı. Beyninin sağ yanı yeni fizik ve matematik geliştirmek ve yarattığı hayali, resmi bir çerçeveye oturtmak için kullanmıştı. Bu birliktelik insanoğluna tüm zamanların en önemli teorilerinden birini sağlamıştı.”3
Başka örnek vermek de mümkün.

Fiziko kimyacı Kekule’nin buluşu, sağ beynin ne kadar önemli olduğunu gösterir.
Kekule, benzin halkasının yapısını nasıl bulduğunu şöyle anlatır:
“Sandalyemi ateşe doğru çevirdim ve kestirdim. Yine atomlar gözümün önünde oynuyordu. Bu sefer küçük gruplar metavazılıkla arka planda kalıyorlardı. Bu tür görüntülerin tekrarlarından keskinleşmiş olan zihinsel gözüm, şimdi daha büyük yapıları tekrarlı düzenler halinde seçibiliyordu. Uzun sıralar, yer yer birbirlerine daha yakından bağlı, hepsi yılanın hareketine benzer şekilde dönüyor ve kıvranıyorlardı. Ama bakın, o neydi öyle? Yılanlardan biri, kendi kuyruğunu yakalamıştı ve bu şekil gözümün önünde alay edercesine hızla dönüyordui. Şimşek çakmışçasına uyandım. Benzin halkasının yapısı aklımda çizilmiş olarak uyanmıştım.”4
Günümüzde farklı düşünen, yenilik yapan, keşif ve icatlar peşinde koşan, bilgiyi kullanan ve çoğaltan insana ihtiyaç var. Dünyanın en zengin insanı Bill Gates, büyük fabrikaların sahibi değil. Yeni düşünce ve icatları paraya çeviriyor.

Buluş yapanlar, yeteneklerini, çağrışım duygularını, hayallerini, hatta rüyalarını kullanabilen insanlardır. Ezberleyen eğitim sistemi, ÖSS ve LGS sistemleri ile başarı ölçen eğitim sistemi, buluş ve icat yapacak insanları eler ve yok eder.