Komünist imparatorluğun dağılmasıyla dünya yeni bir döneme girdi. Bu yeni dönemin en göze çarpan özellikleri hukukun üstünlüğü, insan hakları, ferdin özgürlük alanının genişlemesi, iletişim ve seyahat imkânlarının artması olarak sıralanabilir. Yakın gelecekte bütün bunların dünyanın en ücra köşelerinde dahi yankı bulacağını şimdiden tahmin etmek zor değil.

Sosyalist blokun çelik görünümlü karton kalelerinin bilgi devrimi, iletişim patlaması, uluslararası para hareketleri, ithalat, ihracat, küreselleşme gibi eskiden hiç bilinmeyen kavramlar karşısında çok fazla dayanması düşünülemezdi. Çünkü Sovyet blokun vatandaşları fakirlik, sefalet, bürokrasi çarkları ve devletin demir yumruğu altında eziliyordu. Komünist devlet yapısı fertlere hayat hakkı, söz hakkı ve hukuk tanımıyordu. Bu ülkelerde devlet vatandaşını ekonomik yönden sömürüp, kapitalist bir şekle bürünüyordu. Devlet kapitalizmi bütün şiddetiyle uygulanırken, özel girişimcilere yatırım yapma, para kazanma izni verilmiyordu. Bu ülkelerde devlet kutsaldı. Bu ülkelerin vatandaşlarının soru sorması, bilgi edinmesi, dünyaya açılması, bir dine inanması, inandığı dini yaşaması, ticaretle uğraşması, seyahat etmesi yasaktı. Burada en basit devlet memuru bile vatandaşlara hiçbir konuda geçit vermiyordu.

Ya diğer ülkeler? Diğer ülkelerde durum çok farklıydı. Komünist blokta yer almayan ülkelerde vatandaşlar yatırım yapıyor, ticaretle uğraşıyor, para kazanıyor, seyahat ediyor, haberleşiyor, öğreniyor, üretiyor, insan haklarını ve hukuku kullanabiliyordu. Bu ülkelerde devlet özel sektörü engellemiyor, teşvik ediyordu. İnançlar, dinler yaşama hakkı buluyordu.

Bütün dünyayı etkisine alan değişim rüzgârlarının geride kalan ülkeleri değiştirmemesi mümkün mü? Her şeyi değişmeye, yenilenmeye zorlayan faktörler tahminlerin ötesinde bir hıza ve güce sahip. Değişim rüzgârlarına direnen Komünist Çin başta olmak üzere, geride kalan bütün ülkelerin yakın bir gelecekte köklü değişimlere uğradıklarına tanık olacağız. Dünyanın her köşesinde vatandaşlar bilgi edinecek, yatırım yapacak, para kazanacak, seyahat edecek, insan hakları ve hukuktan yararlanacak, istediği dine inanacak ve inandığı dini yaşama hakkı bulacak. Kutsal devlet felsefesi tarihe gömülecek. Göreceksiniz.