Geniş ufuklu, araştıran, okuyan, merak eden, öğrenen bir nesil geliyor. Bu nesil ispatsız, delilsiz hiçbir şeye inanmadığı gibi, doğru olan her şeyi kabulleniyor. Kâbiliyetleri, duyguları ve aklı her şeyi almaya hazır bu nesle, zengin bir alternatif yelpazesi sunmak zorundayız. Spor, sanat, bilgi-iletişim, edebiyat, sosyoloji ve kültürün bütün alanlarını bunun için seferber etmeliyiz.

Zengin mazimizin mirasını çok iyi harmanlayıp, elde ettiğimiz kültürel verileri, zamanımızın anlayışıyla buluşturmak gerekiyor. Mevcut bilgi sınırlarını her yönden zorlayıp, yeni ufuklara kapı aralamanın zamanı çoktan geldi. Yeni nesil öğrenmeye hazır beklerken, ona hitap eden bütün metodları denemeli, bu nesli alternatifsizliğe mahkûm etmemeliyiz.

Yeni besteler yapıp, yeni kitaplar yazmalıyız. Yeni sinema yapıtları hazırlayıp, yeni teknolojiler geliştirmeliyiz. Bilgi-iletişim devriminin bütün imkânlarını yeni nesle vermeli, kendilerini çok iyi keşfetmelerine ortam hazırlamalıyız. Onların dünyayı avuçlarının içi gibi tanımaları için interneti, yabancı dil öğrenimini her eve taşımalıyız. Ülkemizdeki bütün evleri çok kısa zamanda birer üniversiteye dönüştürmeliyiz. Dünyayı peşinden sürükleyecek nesli, bu coğrafyada yetiştirmeliyiz. Bizim neslimizi bir an evvel bilgi üreten, kültür ihraç eden, zihin yönlendiren bir anlayışa kavuşturmalıyız. Yazılım firmalarını, gen teknolojilerini, biyoteknolojiyi, roket ve optik teknolojilerini bu meraklı nesle inşa ettirmeliyiz. Havacılık ve uzay alanında çalışmak isteyenlere bütün kolaylıkları sağlamalı, ekolojik dengenin korunması amacıyla bu nesilden projeler istemeliyiz. İletişim devrimine yeni açılımlar kazandıracak araştırma-geliştirme laboratuvarlarını yeni nesle hemen vermeliyiz.

Ülkemizde yetişen önceki nesiller alternatif olmadığı için ideolojilere, ahlaksızlığa, tembelliğe kurban gitti. Geçmiş nesiller bütün enerjisini meyhanede, batakhanede, kumarhanede, stadyumda, diskotekte ve televizyonda telef etti. Çünkü alternatifsiz bırakılmışlardı. Karşılarına her dönemeçte futbol, politika, eğlence veya vahşi ideolojiler çıkmıştı.

Haritaları değiştirmeye, dünyayı yeniden kurmaya, 21. yüzyılı şekillendirmeye namzet tertemiz bir nesil var elimizde. Ne yapıp edip, neslimizi cehaletten bilgiye, ahlak erozyonundan manevî güzelliklere, fakirlikten zenginliğe taşımaya mecburuz. Bu topraklar ya uyuşturucu, silah, kara para, kaçakçılık ve terör merkezi olacak; yada gelecek neslin yetiştiği bir bilgi, teknoloji ve manevî zenginlikler merkezine dönüşecek. Üçüncü alternatif yok.