kamu işçi maaş

Konu: Sezai Karakoç'un hayatı belgesel oldu....

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Mesajlar
    555

    Sezai Karakoç'un hayatı belgesel oldu....


    'Sezai Karakoç belgeselinde, medeniyeti ihya eden bir mütefekkiri işledik'
    Usta şair Sezai Karakoç için Cine 5, 'Gün Doğmadan' adlı bir belgesel hazırladı. 15 Ocak'ta galası yapılacak belgesel bu ay içinde ekranlarda olacak. Belgeselin yapımcısı Cine 5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner "Bizim burada yaptığımız iş Sezai Karakoç'u, onun düşüncesini, anlama, tanıma ve tanıtma çabası olarak tanımlanabilir." diyor.

    TMSF'nin yönetiminde yola devam eden Cine 5, Türk edebiyatının usta şairi ve Diriliş hareketinin önderi Sezai Karakoç belgeseliyle, Türkiye'nin kültür arşivine önemli bir not düşüyor. Ocak ayı içinde yayınlanacak belgeselin arkasındaki isim olan Cine 5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner, "Türk şiirinin en önemli şairi ile karşı karşıyaydık. Ancak Sezai Karakoç sadece bu değildi. Bu nedenle belgeseli yaparken bir şairin hayatını konu almadık. İnsanlığın kurtuluşuna çareler arayan bir mütefekkir Sezai Karakoç. O sadece çığır açmış, iyi bir şair değil; aynı zamanda medeniyeti ihya edici bir aktör." diyor.

    Sezai Karakoç, Türk edebiyatının yaşayan en güçlü kalemlerinden biri. Ancak onunla ilgili bir haber, röportaj yapmak neredeyse imkânsız gibi. Belgesel yapmaksa imkânsızın ötesinde bir durum. Siz nasıl ikna ettiniz Karakoç'u?

    İkna etmedik, edemezdik. İkna etmeye çalışmak da edebe aykırı olurdu. Biz sadece üstadı bu belgeselden haberdar ettik. Kendisini ziyarete gittiğimde söyledim, böyle bir belgesel çekme niyetimizin olduğunu. "Hayırlısı olsun." dedi. Bu bizim için önemliydi. "Hayır çekemezsiniz!" de diyebilirdi. Hayır deseydi böyle bir işe girişir miydik, bilmiyorum.

    Bugüne kadar neden böyle bir belgesel çekilemedi sizce?

    İnsanların zihninde yanlış bir Sezai Karakoç imajı var. "Acaba biz böyle bir işe girişirsek üstad buna ne der? Bize kızar mı? Asla rıza göstermez" diye bir kanaat var. Onu müstağni tavırlar sergileyen, herkesi azarlayan biri olarak görüyorlar ya da böyle gösteriyorlar. Halbuki yanına gittiğinizde mutlaka ayağa kalkarak karşılıyor sizi. Konuklarına buyur etmeden çayını yudumlamayacak kadar nezaket sahibi. Sözlerinin inşirah veren bir yanı var. Yanındayken kendinizi güven içinde hissediyorsunuz. Hal böyle iken kalkıp aksini söylemek çirkin bir iftiradır. Bu durum onun duruşunu ve derinliğini kavrayamamaktan kaynaklanıyor. Sezai Karakoç, enginliği bu ülkenin sınırlarıyla sınırlı olmayan bir mütefekkir. Böyle bir mütefekkir benim belgeselimi yapın ya da yaptığınız işe izin veriyorum der mi? Bize şunu söyledi: "Size yapmayın diyemem. Ama eleştiri hakkım mahfuzdur." Bu muhteşem bir sözdü.

    Zor oldu mu bu belgeseli yapmak?

    Sezai Karakoç üstada ilk gittiğim gün hoşgörüsüne sığınarak şunu söyledim; "Ne yaparsak yapalım, iddianızın büyüklüğü karşısında bu belgesel mütevazı bir çalışma olacaktır." Bizim burada yaptığımız Sezai Karakoç'u, düşüncesini, tanıma ve tanıtma çabası olarak tanımlanabilir. Bu, sinema alanında Sezai Karakoç ile ilgili yapılmış ilk çalışma. Bununla, Sezai Karakoç düşüncesini anlamaya yönelik çok güzel çalışmaların önünü açmak istedik.

    Belgesele kimler emek verdi?

    6 ay önce yapmaya karar verdik. Sezai Karakoç üç nesli etkilemiş bir mütefekkir. Biz bunun son halkasıydık. Yapacağımız belgeselin bu aidiyete yakışır olması gerekiyordu. En çok Sezai Bey beğenmeliydi bu belgeseli. Yusuf Kaplan hocamızın yol göstermesi ile çatıyı oluşturduk. Metin yazımı işini Hamit Can ve Yusuf Armağan'a yükledik. Hamit Can Beyefendi otuz yıla yakındır 'Diriliş' çevresinde bulunuyordu. Genç nesil gazeteci-yazar Yusuf Armağan, inanılmaz bir özveri ile çalıştı. Bu arada Sezai Karakoç'un eserlerinin tümünün taranarak bir fihrist çalışması yapılması ihtiyacı doğmuştu. Cesur Küçük'ün organizasyonuyla 15 genç arkadaşın oluşturduğu bir okuma grubu Sezai Bey'in tüm eserlerini aralarında paylaşarak okudular. Bizim için de ayrı bir önemi vardı bunun. Çünkü bu belgeseli yapmaktaki asıl amacımız Üstad Sezai Karakoç'u genç nesle tanıtmaktı. Belgeselin yönetmeni Ensar Altay, Ergani, Maraş, Maden, Diyarbakır, Mardin, Urfa ve Bursa'da Sezai Karakoç'un izini sürdü. Onu aradığımda ya Sezai Bey'in okuduğu okulun arşivinde bir ipucu bulmak için aramalar yapıyordu, ya da bir röportaj alabilmek için yüzlerce kilometre yol gidiyordu. Ergani'deki Zülküfül Dağının zirvelerindeki Zülküfl Nebi (A.S.) makamına kamerasını yüklenerek çıkıyor, Ali Dağı'nda Hazreti Ali'nin ayak izini arıyordu. Belgesele başladığımız günden itibaren hep şunu vurguladım: Bu iş bir mîrî malıdır, hepimizin eseridir.

    Karakoç'u anlatırken sadece şair kimliği üzerinden mi yol alındı?

    Sezai Karakoç, Poetika'sında "Sanat tutumum, genel dünya görüşümün bir bölümünden başka bir şey değildir. Onun bir sesini, yeni bir sesin sırtına yüklemekten ibarettir." der. Türk şiirinin en önemli şairi ile karşı karşıyaydık. Ancak Sezai Karakoç sadece bu değildi. Bu nedenle belgeseli yaparken bir şairin hayatını konu almadık. İnsanlığın kurtuluşuna çareler arayan bir mütefekkir Sezai Karakoç. Fikirlerini hayatına bir iman-amel bütünlüğü içerisinde yansıtmaya çalışan bir eylem insanı. O sadece çığır açmış, iyi bir şair değil; aynı zamanda medeniyeti ihya edici bir aktör. İşte bu sebeple 'öldükten sonra dirilme' kavramından yola çıkarak oluşturduğu hareketin adını 'Diriliş' koymuştur.

    Sizce Sezai Karakoç için Diriliş ne anlam ifade ediyor?

    Sezai Karakoç'un bütün yazdıkları, söyledikleri ve yaptıklarının bütünüdür 'Diriliş'. Eserlerinde "Diriliş; yeniden inanmak, yeniden düşünmek, yeniden duymaktır. Bir hakikat akımıdır." diyor. Yeni değil "yeniden" olması önemlidir burada. Bu çağrı insanlığın ilk devirlerinden beri yapıla gelmektedir. Bu yönüyle 'diriliş çağrısı' kadim bir çağrının günümüzdeki karşılığıdır. Diriliş düşüncesi; insanın, insan ile, eşya ile, zaman ile, mekân ile ve Yaratıcısı ile varoluş amacına uygun bir şekilde yeniden ilişki tesis etmesi gerektiğini vurgular. Sezai Karakoç'un 1960'lı yıllardan itibaren yapmış olduğu tespitler ve çözüm önerilerinin bugün hâlâ geçerli oluşu onun ufkuna henüz yetişemediğimizin bir kanıtı.

    Sezai Karakoç denilince akla 'Monna Rosa' isimli şiiri ve onun etrafında yapılan spekülasyonlar geliyor. Siz belgeselde bu tür spekülasyonlara yer verdiniz mi?

    İnternette bir tarama yapsanız, insanlara sokakta mikrofon uzatsanız Sezai Karakoç ile ilgili karşınıza çıkacak en çok sonuç 'Monna Rosa' olacaktır. 'Bu şiir önemsizdir' anlamında söylemiyorum; ama bu durum Sezai Bey'e yapılmış en büyük haksızlıktır. Türkiye'deki magazin merakına da güzel bir örnek aynı zamanda. Belgeselde böyle şeyler bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklar. Ancak, görmezden gelmek yerine bu şiirin Türk şiiri açısından önemini vurgulamak bâbında, çok naif bir şekilde işlemeye gayret ettik.

    Özel kanallar, belgeseller hele de kültüre sanata dair belgeseller konusunda çekimser davranırken siz neden böyle bir yapıma sponsorluk yaptınız?

    Özel kanallar maalesef RTÜK'ten ceza aldıklarında, ceza alınan programın yerine RTÜK'ten gelen belgeseli yayınlıyorlar. Trajikomik bir durum bu aslında. İzleyiciye değer veren bir anlayışla televizyonlarda muhteşem işler yapılabilir. Televizyon, dayatma hayatları değil, yaşandığında insanın hayatını anlamlı hale getirebilir örnek hayatları anlatmalıdır. Biz burada bir örnek sergiledik. Bizler büyük bir medeniyetin çocuklarıyız. Sezai Karakoç'un 'Gök Medeniyeti' ya da 'Hakikat Medeniyeti' olarak tanımladığı bu büyük medeniyete, tüm insanlığın ihtiyacı var.


    ZAMAN- Kültür Sanat

    FATİH VURAL İSTANBUL
    11 Ocak 2010, Pazartesi


    Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur...

  2. #2
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    577

    Ynt: Sezai Karakoç'un hayatı belgesel oldu....

    Büyük üstat Sezai Karakoç. Benim de hep aklımın bir kenarını meşkul eden bir konuydu bu. Maalesef bizde, allah uzun ömür versin, insanların kıymeti hep vefat edince anlaşılır. Sağlığındayken böyle bir çalışma yapmalarından dolayı yapımcıları kutluyorum. Sabırsızlıkla bekleyeceğiz.
    İnsanlar Kırmızı Güllerin Peşinden Koşarken Ayaklarının Altında Ezilen Papatyaların Farkında Olmaz Çoğu Zaman.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Aralık.2009
    Mesajlar
    992

    Ynt: Sezai Karakoç'un hayatı belgesel oldu....

    Merak ettim , öyle ya o kadar kişi var belgeseli çekilecek neden, Sezai Karakoç seçilmiş ve haber olarak buraya alıntılanmış; belki benim gibi merak edenler vardır.

    Sezai Karakoç, (d. 22 Ocak 1933, Ergani , Diyarbakır), şair, yazar, mütefekkir ve siyasetçidir.
    Hayatı [değiştir]

    Çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçen ve 1938 yılında Ergani?de 3 ay ilkokul öncesi ihtiyat sınıfına devam eden Sezai Karakoç, ilkokulu 1944'de Ergani?de bitirdi. Daha sonra Maraş Orta Okuluna parasız yatılı olarak kayıt oldu. 1947'de burayı bitirerek Gaziantep?te yine parasız yatılı lise öğrenimine başladı. Gaziantep Lisesi'nden 1950?de mezun oldu. Felsefe okumak istediği için İstanbul?a gitti. Babasının isteği İlahiyat Fakültesiydi. Kendi parasıyla okuyamayacağını anlayınca, o zaman parasız yatılı kısmı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavına girdi. Sınav sonuçlarını beklerken de Felsefe bölümüne kayıt yaptırır. Şayet sınavı kazanmazsa felsefe tahsili yapacaktı.
    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955?te fakültenin mali şubesinden mezuniyetle tamamladı. Mecburi hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığı?nda Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi Bölümüne atandı.
    Daha sonra Maliye müfettişliği sınavına girdi ve kazanarak ve 11 Ocak 1956?da müfettiş yardımcılığı görevine başlar. 1959 yılında İstanbul?da Gelirler Kontrolörüdür. Bir ara Ankara çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesinde görevlendirilirse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul?daki görevine döner. Görevi icabı Anadolu?yu çok gezer ve birçok il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı bulur. 1960 - 1961 yıllarında yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra İstanbul?daki görevine kaldığı yerden devam etti. 1965?ten 1973?e kadar birçok kez istifa etti. 1973?ten bu yana da hiçbir resmi görev almadı.
    İstanbul'da Diriliş Yayınları ve Diriliş Dergisi'ni kurdu. 1990 yılında ?Güller Açan Gül Ağacı? amblemiyle Diriliş Partisi'ni kurdu. Yedi yıl Partinin Genel Başkanlığını yürüttü. Ancak parti 19 Mart 1997?de 2 genel seçime girmediği için kapatıldı. 2006 yılında kültür bakanlığı özel ödülü ile ödüllendirildi. Bakanlığa, ödülün para kısmının kültür sanat işlerine harcanmasını, diğer kısmınınsa posta ile bildirdiği adrese yollanmasını rica ettiği bir mektup yolladı. 2007 yılında Yüce Diriliş Partisi'ni kurdu ve halen partinin genel başkanlık görevini yürütmektedir. 2007 yılının Nisan ayından beri her cumartesi akşamı, Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Başkanlığı'nda değerlendirme konuşmaları yapmaktadır. Bu konuşmalar partinin internet sitesinden canlı olarak yayınlanmaktadır.
    Şiir Sanatı (Şiir-i Poetika) [değiştir]

    Karakoç şiirle ilgili görüşlerini yazmaya başladığı dönemlerden itibaren şiir anlayışını da yazmıştır.Bu konudaki düşüncelerini Edebiyat Yazıları adını verdiği 3 kitapta toplayan Karakoç'un şiirimizde son derece özgün bir yeri vardır.Onun şiiri metafizik bir şiirdir.Türk şiiri geleneksel yapısı itibariyle aslında metafizik bir şiirdir.Ancak bu özellik Tanzimat'tan sonra değişir.Sadece A.Hamit'te metafizik bir ürperti söz konusu olur.Onunla tekrar başlayan bu anlayış cumhuriyet'in ilk yıllarında Necip Fazıl Kısakürek'te ve Ahmet Kutsi Tecer'de kendini gösterir.Bunlardan başka Yahya Kemal ve Asaf Halet Çelebi'de de metafizik anlayış görülür.Fakat bu metafizik unsurlar adı geçen hiçbir şairin şiir anlayışın açıklamaz,anlatmaz.
    Ali Yıldız'ın tespitiyle Türk şiirini metafizik bir esasa oturtan şair Sezai Karakoç'tur.Sezai Karakoç bunu modern şiirin diliyle yapmıştır.O,Batı edebiyatını da iyi incelemiş bir şairdir.Modern sanattaki soyutlamanın İslam anlayışına uygun olduğu düşüncesindedir ve şiirlerini bu yönde geliştirmiştir.
    Edebiyat Yazıları I'deki ilk yazı metafizik ile ilgilidir. Bu, hangi kavramlara önem verdiğini göstermesi bakımından önemlidir.
    Karakoç geleneksel şiire de yaklaşır, ancak dili farklıdır.O,modern şiirin diliyle şiirlerini yazmıştır. Poetikasını anlattığı ikinci yazı Soyutlama ile ilgilidir. Nitekim modern sanat genel anlamda soyutlamaya dayanır. Ona göre şair, şiiri soyutlamada bırakırsa eksik bırakmış olur, tamamlamnası için şairin tekrar somutlaştırması yani soyutlaştırdığı şeyi tekrar bir bağlama oturtması gerekir. Bunu da Diriliş kavramına bağlar.
    Sezai Karakoç, şairin genel çizgilerini, pergünt üçgeni dediği üç ilkeyle anlatır. Peer Gynt, Norveçli yazar Henrik İBSEN (1828-1906)?in en ünlü oyunlarından biridir. Karakoç, Pergünt?ün, hayatında bu ilkeleri yaşadığını belirtir ve bu ilkeleri şiire tatbik eder: Şair, Kendi Kendisi Olmalı: ?Şairin kendi kendisi olabilmesinin biricik yolu, değişmek, başkalaşmaktır.?
    Şair, Kendine Yetmeli: "Eserinin tohumunu ve geliştirecek iklimini, şairin kendi varlığından alması anlamına gelir yeterlilik ilkesi. Yâni fildişi kuleyi biz dışına çeviriyoruz; evren şaire bir fildişi kule olmalı; şafakta kaybettiği güvercinleri, şair, bir ikindide bulabilmeli." (1988, s.82) Şair, Kendinden Memnun Olmalı: "Eser´in şairini sevinçle titretmesi demek bu. Şair, eserini sevmeli. Onu okşamalı, ama yaramazlıklarına da göz yummamalı. Beğenmediği davranışlarını gücendirmeden ona anlatmalı onu kendini düzeltmeğe kandırmalı ve bunu da inandırmalı ona. "Beni andırıyor, ah, beni o" demeli." (1988, s.83)
    Memnunluk ilkesinin temeli, sevinçtir. Yaşama sevinci değil ?yaşatma sevinci?dir.
    Eserleri [değiştir]

    Şiir
    ŞİİRLER I Hızırla Kırk Saat
    ŞİİRLER II Taha'nın Kitabı/Gül Muştusu
    ŞİİRLER III Körfez/Şahdamar/Sesler
    ŞİİRLER IV Zamana Adanmış Sözler
    ŞİİRLER V Ayinler /Çeşmeler
    ŞİİRLER VI Leylâ ile Mecnun
    ŞİİRLER VII Ateş Dansı
    ŞİİRLER VIII Alın Yazısı Saati
    ŞİİRLER IX Monna Rosa(Aşk Ve Çileler)
    ŞİİRLER X Monna Rosa(Ölüm ve Çerçeveler)
    ŞİİRLER XI Monna Rosa(Pişmanlık ve Çileler)
    ŞİİRLER XII Ve Monna Rosa
    ŞİİRLER XIII Karayılan
    GÜN DOĞMADAN Şiirlerin Toplu Basımı
    Çeviri Şiir
    Batı Şiirlerinden
    İslâmın Şiir Anıtlarından
    Deneme
    Edebiyat Yazıları I Medeniyetin Rüyası Rüyanın Medeniyeti Şiir
    Edebiyat Yazıları II Dişimizin Zarı.........
    Edebiyat Yazıları III Eğik Ehramlar
    Düşünce
    Ruhun Dirilişi
    Kıyamet Aşısı
    Çağ ve İlham I-II-III-IV
    İnsanlığın Dirilişi
    Diriliş Neslinin Âmentüsü
    Yitik Cennet
    Makamda
    İslâmın Dirilişi
    Gündönümü
    Diriliş Muştusu
    İslâm
    İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü
    Düşünceler I-II
    Dirilişin Çevresinde
    Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi I-II-III
    Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı I-II
    Unutuş ve Hatırlayış
    Varolma Savaşı
    Çağdaş Batı Düşüncesinden
    Çıkış Yolu I-II-III
    İnceleme
    Yunus Emre
    Mehmed Âkif
    Mevlâna
    Piyes
    Piyesler I
    Armağan
    Hikaye
    HİKÂYELER I Meydan Ortaya Çıktığında
    HİKÂYELER II Portreler
    Günlük yazılar
    Farklar
    Sütun
    Sûr
    Gün Saati
    Gür
    Röportaj
    Tarihin Yol Ağzında
    "Birgün ki o gün hiçbir zaman gelmeyebilir senden bir iyilik isteyeceğim o zamana kadar bunu bir hediye olarak kabul et.."

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Mesajlar
    555

    Ynt: Sezai Karakoç'un hayatı belgesel oldu....

    İllaki belgeseli yapılacak çok şahsiyet vardır. Bu belgeselin yapılma amacıda belirtilmiş röportajda. Onun düşüncesini anlama anlatma tanıtma çabası..

    Belki milletini en çok dirilişe çağıran mütefekkir Sezai Karakoç'tur. Belki..


    `...Milletim! Büyük bir milletsin. Çok büyük bir ülken var. Onun birçok parçasına el konulmuş. Öbür parçalarına da göz dikilmiş. Çok köklü bir tarihe sahipsin. Gerçek bir medeniyetin, Hakikat Medeniyeti`nin sahibisin. Onu yeniden ayağa kaldır. Diril ve dirilt! İnsanlık seni bekliyor.


    Milletim! Doğu`ya, Batı`ya dur diyecek güç, sensin. Kendini bildiğin gün, kurtulacaksın. Ve bütün insanlığı kurtaracaksın. Yoksa, insanlık, büyük bir felâkete doğru gidiyor. Sınırsız hırs sahipleri dünyayı yakmaktan geri durmuyorlar.


    Milletim! Uyan, kendine gel! Yeni bir sayfa aç. Yeni bir çağ aç. ...`
    Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur...

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Finansal Kiralama Şirketlerinin Belgesel Sorumluluğu
    Konu Sahibi ferhat Forum Vergi Mevzuatı Makaleleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 31.Temmuz.2009, 11:42
  2. İşverenler İçin Çalışma Hayatı
    Konu Sahibi nane Forum SGK Mevzuatı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Eylül.2008, 15:29
  3. İşverenler İçin Çalışma Hayatı
    Konu Sahibi nane Forum SGK Mevzuatı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Eylül.2008, 17:57
  4. Hayatı Yorumlamak
    Konu Sahibi eren Forum Konu Dışı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 15.Ekim.2005, 11:01
  5. İş Hayatı ve Başarı
    Konu Sahibi eren Forum Konu Dışı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03.Eylül.2005, 13:23

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36