kamu işçi maaş

Konu: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

  1. #1
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    Selamlar arkadaşlar.


    Aşağıda aktaracağım bilgiler alıntıdır.Hadisler konusunda biraz daha aydınlanmamızı,belkide bu güne kadar doğru bildiğimiz fakat yanlış olan bilgileri güncellememizi sağlayacağını düşünüyorum.

    Uydurma hadîs nasil anlasilir?

    Peygamber efendimizin vârisleri, vekîlleri olan âlimlere olan i'timâdi sarsmak için, Ingilizler asirlardir, Islâm âlimlerinin kitaplarinda uydurma hadîs olabilecegini telkîn etmeye çalismislar, bunda da oldukça basari sagladiklari, bir çok genci zehirledikleri anlasilmaktadir.

    Bir müctehid, baska bir müctehide hatâ ettin demez. (Ictihâd ictihâd'la nakzedilemez) [Mecelle m.16)

    Dört mezhebde birbirinden farkli hükümler vardir. Fakat hiçbiri, digerini sapiklikla, hatâ etmekle ithâm etmemistir. Çünkü hadîs-i serîflerde buyuruluyor ki: (Âlimlerin farkli ictihâdlari, mezheblere ayrilmalari rahmettir.) [Beyhekî]

    Hanefî ve Hanbelî'de gusülde agzin içini yikamak farz iken, Mâlikî ve Sâfiî'de farz degildir. Bunun için mezhebin birine dogru, ötekine yanlis denemez.

    Her müctehidin bir hadîsten hüküm çikarmasi farklidir. Bir müctehidin sahîh dedigi bir hadîse, baska bir müctehid mevdû' diyebilir.

    Muhaddis mevdu derse

    Hadîs ilminde müctehid bir âlim, bir hadîse mevdû' derse, diger müctehidler buna sahîh diyebilir. Çünkü mevdû' diyen müctehid, bir hadîsin sahîh olmasi için lüzûm gördügü sartlari tasimiyan bir hadîs için, "Mezhebimin usûlünün kâidelerine göre mevdû'dur" der. Ya'nî bu sözün hadîs oldugu bence anlasilamamistir, der. Yoksa, "Bu söz, Peygamber efendimizin sözü degildir" demek istemez. Ayni hadîs için baska bir müctehid sahîhtir diyebilir. Sahîh oldugunu söyleyen müctehid ötekine, "Peygamber efendimizin bu sözüne nasil mevdû' dersin?" demedigi gibi, öteki de, "Bu uydurma söze sen nasil hadîs diyebilirsin?" demez. Diyelim ki, Süyûtî ve Zehebî gibi hadîs âlimleri, Imâm-i a'zâm ve Imâm-i Gazâlî hazretlerinin sahîh dedigi bir hadîse mevdû' dese, o hadîs, ancak bu iki zâta göre mevdû' sayilir. Hadisi bildiren imâmlara göre yine sahîhtir. Fakat Aclûnî, hadîs imâmlarinin bildirdigi hadîs-i serîflere mevdû derse, o hadîs mevdû olmaz.Peygamber efendimizin, mu'cize olarak gelecekten haber veren birçok hadîs-i serîfleri vardir. Bunlarin çogu çikti. (Uydurma hadîs çoktur, Kur'ân okuyalim) diyenlerin de çikacagini bildirerek buyurdu ki:

    (Bir zaman gelir, beni tekzib edenler çikar. Söyle ki, kendisine benden bir hadîs söylenince, "Resûlullah böyle sey söylemez. Bunu birak, Kur'ândan söyle" der.) [Ebû Ya'lâ]

    Eger herkes Kur'ân-i kerîmden hüküm çikarabilseydi, hadîs-i serîflere, Eshâb-i kirâma ve âlimlere ihtiyâç kalmazdi. Onun için Allahü teâlâ da, Peygamber efendimiz de âlimlere uymamizi emrediyor. Imâm-i Rabbânî hazretleri buyurdu ki:

    (Hadîs-i serîflerle amel etmek, bize câiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykiri gibi görülen hadîs-i serîfler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz.) [Müj.Mek. 312]

    Muhammed Hadimî hazretleri buyuruyor ki:

    (Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdigi hükümdür.

    Çünkü bizler, âyet ve hadîsten hüküm çikaramayiz. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadîse uymuyor gibi görünse de yanlis degildir. Bunun için tefsîr ve hadîs okumamiz uygun olmaz.) [Berîka s.94]

    Uydurma hadis nakli

    Imâm-i Gazâlî gibi büyük âlimlerin kitaplarinda uydurma hadîs oldugunu söyleyen Aclûnî' ve M.Semseddin Sehâvî Peygamber efendimizin ana-babasina kâfir diyen Aliyyül kâri ve benzerlerinin sözlerine aldanarak, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarina dil uzatmak ve onlarin kitaplarinda uydurma hadîs var demekten sakinmalidir. Hiç bir Ehl-i sünnet âliminin kitabinda uydurma hadîs olmaz.

    Islâm âlimleri, hadîs uydurmanin ve uydurulmus hadîsi nakletmenin vebâlinin büyüklügünü bildikleri için, Allahtan çok korktuklari için, tek kelime ile sâlih âlim olduklari için kitaplarina uydurma hadîs almazlar. Asagidaki hadîs-i serîfler hadîs âlimlerinin kitaplarindan alinmistir.

    (Benden duydugunuz âyet ve hadisi teblig edin! Benî Isrâil'den bildirdiklerimi de söyleyin! Yalniz bana bilerek yalan isnat eden Cehennemdeki yerine hazirlansin!) [Buhârî]

    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) [Beyhekî]

    (Söylemedigim sözü, hadîs olarak bildiren veya Ku'âni kendi re'yi [görüsü] ile tefsîr eden, Cehennemde azâb görecektir.) [Tirmizî]

    Bu hadîs-i serîfleri nakleden ve bilen bir âlim, nasil olur da kitabina uydurma hadîs alabilir? Yoksa uydurma hadîsi bilemiyecek kadar hâsâ câhil miydiler?


    ********************

    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

  2. #2
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Ynt: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    ZAYIF VE UYDURMA HADİSLER SERİSİ

    BU RİVAYETLERDEN SAKININ

    1- ( ????? ?? ?????? ??? ?? ??? ?? ?? ??? ??)
    ( Din akıldır, dini olmayanın aklı da yoktur ) [1]
    Hadis bâtıldır.
    Nesâ?î « bu bâtıl ve münker bir hadistir » demiştir.
    Hafız b. Hacer; aklın fazileti konusunda otuzdan fazla hadis olduğunu ve tümününde uydurma olduğunu belirtir.
    İbn Kayyım?da[2], akılla ilgili bütün hadislerin yalan olduğunu söyler.
    2- ( ??? ?????? ???? ?????? )
    ( Kişilerin azmi, dağları yerinden oynatır )
    Hadis değildir.
    Aksine Gazzâlî?nin kardeşi olan Ahmed el-Gazzâli?nin sözüdür.
    3- ( ?????? ?? ?????? ???? ??????? ??? ???? ??????? ?????? )
    ( Mescidde konuşmak, hayvanların yeşilliği yedikleri gibi sevabları yer )
    Bunun aslı yoktur.
    Gazzâlî İhyâ?da[3] nakleder, Hâfız el-Irâkî rivâyetin aslını bulamadığını, es-Subki ise, isnadını bulamadığını söyler.
    Rivâyetin dillerde meşhur olan şekli ise; ( Mescidde ki mubâh söz ateşin odunu yediği gibi sevabları da yer).
    4- ( ???? ?????? ???? ???? ????? ????? ?????? ???? ???? ??? )
    ( Ebediyen yaşayacakmış gibi dünyan için çalış, yarın ölecekmiş gibi de ahiretin için çalış)
    Merfû olarak aslı yoktur.
    Ancak son zamanlarda halk arasında şöhret bulmuştur.
    5- ( ?? ???? ??? ?? ??? ???? ???? ?? ??? ?????? )
    ( Gerçekten Allah kulunu helâl şeyin talebinde yorgun olarak görmeyi sever )[4]
    Uydurmadır.
    Ravilerinden olan Muhammed b. Sehl el-Attâr hadis uyduran birisidir.
    6- ( ????? ?? ???? ??? ???? ??? ?????: ??????? ????????? [??? ?????: ???????])
    ( Ümmetimden iki sınıf salâha ererse, insanlar da salâha erer: yöneticiler ve âlimler )
    Uydurmadır.
    Râvilerinden olan Muhammed b Ziyâd el-Yeşkurî hakkında Ahmed b Hanbel; yalancı olup hadis uydurduğunu söyler. Buna rağmen Gazzâlî İhyâsın da rivâyeti Allâh Rasûlû (s.a.s)?e nisbet eder!
    7- ( ?? ???? ??? ???? ??? ????? ??? ???? )
    ( Her kim günah işlerken gülerse, ateşe ağlayarak girer )
    Uydurmadır.
    Bu rivayette yukarıda geçen Muhammad b. Ziyâd adında yalancı ve hadis uyduran birisi kanalından gelmiştir.
    8- ( ???? ?? ????? ???? ????? )
    ( Hâlimi bilmesi, istememe gerek bırakmaz )
    Bunun aslı yoktur.
    Bazıları bunu İbrâhim (a.s)?ın sözü olarak aktarırlar, söz isrâiliyattandır. Rivâyete göre, İbrâhim (a.s) mancınık ile ateşe atıldığında Cebrâil kendisine gelerek; «Ey İbrâhim bir isteğin varmı?» dediğinde, İbrâhim: «Sana ihtiyacım yoktur» der. Cebrâil: «Rabbinden dile» der. Bunun üzerine İbrâhim (a.s) yukarıdaki sözünü söyler. Rivâyeti el-Bagavî tefsirinde Ka?b el-Ahbâr?a nisbet etmiştir.
    Tasavvuf anlayışına göre hikmet hakkında yazanlardan bir tanesi; «Allah?tan istemen O?nu itham etmendir!» der. Çünkü Allâh her şeyi duyup gördüğünden, Ondan isteme O?nun duymadığı görmediği anlayışına götürdüğü için Onu itham etmektir!!!
    Böyle bir anlayış büyük bir sapıklıktır. Çünkü başta İbrahim (a.s) olmak üzere bütün Peygamberler Allah?tan istemişler O?na yalvarmışlardır. Kur?an ve Sünnette bunun örnekleri çoktur. Ebu Davud?un tahriç ettiği sahih bir hadiste :
    ( Duâ ibadettir diyen Allâh Rasûlû (s.a.s) ardından şu âyeti okur; «Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana duâ edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibâdeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir»)[5]
    Duâ ile kul, Allâh?a olan kulluğunu ve O?na olan hâcetini izhâr eder. Dolayısıyla her kim Allah?a dua etmez ise, sanki ona olan kulluktan yüz çevirmiş gibidir.
    el-Hâkim?in[6] tahrîç edip ez-Zehebî?nin de muvafakat ettiği hasen bir hadiste ( Kim Allah?a dua etmez ise Allah ona gazab eder) buyurulmaktadır.
    9-( ?????? ?????? ??? ???? ??? ???? ???? )
    ( Câhım (makamım) ile tevessül edin, çünkü cahım Allah?ın indinde büyüktür )
    Bunun aslı yoktur.
    Hiç şüphesiz Allâh Rasûlû (s.a.s)?in yeri ve makamı Allah?ın indinde büyüktür. Ancak bunun ile tevessül arasında fark vardır, ikisinin karıştırılmaması gerekir. Câhı ile tevessülde bulunulup kabule daha şayan olduğu inancının akıl ile bilinmesi imkansızdır. Gaybi bir konu olduğu için delil olabilecek sahih bir nakil ile sabit olması gerekir. Bu konu hakkında da sahih bir hadis yoktur.
    Bilâkis Ebû Hanîfe şöyle der: « Hiç kimsenin Allah?tan başka biriyle Allah?a duâ etmesi gerekmez. Musâade edilen ve emredilmiş olunan dua, Allah?ın şu, ( Allah ait güzel isimler vardır. O?nu o isimlerle çağırınız) âyetinden yararlanılarak yapılandır. »[7]
    Ebû Yusuf ise şöyle der: « Falanın hakkı için veya peygamberlerden birisinin hakkı için Harem-i Şerîf yahut Meş?ar-i Harâm hakkı için duâ edilmesini kerih görürüm. »[8]
    Tevessülle ilgili batıl bir rivâyette Şâfii şöyle der: « Ben Ebû Hanîfe ile teberrukte bulunurum, her gün kabrine gelir ve bir ihtiyacım olduğunda iki rekat namaz kılarım, böylelikle kabrin yanında Allah?tan ihtiyacımı isterim, uzun zaman geçmeden ihtiyacım giderilir » Ravilerinden olan Umer b. İbrâhîm bilinmemektedir.
    Rivayetin yalan olduğu gün gibi açıktır. Çünkü Şâfii Bağdat?a geldiğinde duâ için nöbetleşe olarak ziyaret olunan hiç bir kabir yoktu. Bu hâl Şâfii döneminde bilinmezdi. Şafii, Hicâz, Yemen, Şâm ve Mısır?da bir çok sahabi ve tabiin ve daha önemlisi Medine de Peygamber (s.a.s)?in kabrini görmüştür. Şaşılacak bir haldir ki, Şâfii buralarda dua yapmamıştır.
    Sonra Ebu Hanîfe?nin öğrencilerinden olan Ebû Yûsuf, Muhammed, Züfer, Hasan b. Ziyâd, ne Ebû Hanîfe?nin ne de başkasının kabrine böyle bir duâ için gitmemişlerdir.
    9- ( ... ??? ???? ????????? ????? ?? ???? ...)
    (...Peygamberinin ve benden önceki Peygamberlerinin hakkı için... )[9]
    Hadis zayıftır.
    Râvilerinden olan Ravh b. Salâh, münker hadisler rivayet etmiştir.
    10- ( ??? ????? ??? ???????? ???: ?? ??! ????? ??? ???? ??? ???? ??. ???? ????: ?? ???! ???? ???? ?????? ??? ?????? ??? ?? ??! ??? ?????? ????? ????? ?? ?? ????? ???? ????? ????? ??? ????? ????? ??????: ?? ??? ??? ???? ???? ???? ????? ????? ??? ?? ??? ??? ???? ??? ??? ????? ????. ???? ????: ???? ?? ???! ??? ???? ????? ???? ????? ????? ??? ???? ??? ????? ???? ?? ?????)
    ( Adem (a.s.) günahı işlediğinde şöyle der: « Ya Rabbi, Muhammedin hakkı için beni affetmeni istiyorum ». Allah, « Ey Adem onu yaratmadığım halde Muhammedi nasıl tanıdın » deyince, « Ey Rabbim! beni elinle yaratıp, ruhundan bana üflediğinde başımı kaldırdım ve arşın sütunlarında Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resulullâh yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki, Sen Kendi ismine en sevgili yaratığını izâfe ettin ». Bunun üzerine Allah; « Doğru söyledin ey Adem! Çünkü o beşer içerisinde bana en sevgili olanıdır. Bana onun hakkı ile dua ettiğinde seni bağışlarım, eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım » der)[10].
    Uydurmadır.
    Râvilerinden olan Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem hakkında İbn Hibbân şöyle der: «Hadis uydurmakla itham olunmuş, Leys, Malik ve İbn Lehi?a üzerine hadisler uydurmuştur. Dolayısıyla imâm ez-Zehebî rivâyet hakkında uydurma ve batıl derken, İbn Hacer el-Askalânî de ona katılır.
    Rivâyetin batıllığına delil olan bir yönüde, Adem (a.s.)?ın Nebî (s.a.s.)?i, kendi yaratılışından sonra cennette iken yer yüzüne inmeden bilmesidir. Halbuki zayıf, ancak daha iyi bir senedle gelen başka rivayette:
    ( Adem (a.s.) Hindistana iner ve yanlızlık hisseder, bunun üzerine Cebrâil inerek; Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Eşhedu En Lâ İlâhe İllallâh (iki defa), Eşhedu Enne Muhammeden Resûlullâh (iki defa) deyip ezan okur. Adem şöyle der: «Muhammed de kim»? Cebrâil: «Peygamberlerden son oğlundur» der.)[11]
    Râvilerinden Ali b. Behrâm bilinmemekte, diğer bir râvi olan Muhammed b. Abdullâh b. Süleyman aynı şekilde bilinmemektedir.
    Bir önceki rivâyette Âdem (a.s.) daha cennette iken Peygamber (s.a.s.)?i tanıyordu, bu ikinci rivayette ise, Âdem (a.s.) yer yüzüne indiği halde Muhammed (s.a.s.)?i tanımamıştır.
    11-( ?? ??? ? ????? )
    ( Ezan okuyan kâmet getirsin)[12]
    Hadis Zayıftır.
    Hadis Abdurrahmân b. Ziyâd el-Afrîkî yoluyla rivayet edilmiştir.
    et-Tirmizî akabinde, Abdurrahmân?ın hadis ehli indinde zayıf olduğunu söyler. Hadisin el-Bagavî[13], en-Nevevi[14] ve el-Beyhakî[15] zayıf olduğunu belirtmişlerdir.
    Bu zayıf hadisin kötü etkilerinden biri de namaz kılanların anlaşamamalarına sebebiyet vermesidir. Meselâ müezzin bir özürden dolayı geç kaldığında, bazı hazır bulunanlar ikâmet getirmek ister, ancak cemaatten birisi engel olmak için hemen bu hadisi getirir, görüldüğü gibi hadis zayıftır. Dolayısıyla zayıf hadis dinde delil olmadığı gibi Allâh Resûlu (s.a.s.)?de nisbet olunması caiz değildir.
    11- ( ?? ????? ?? ??????? )
    ( Vatan sevgisi imandandır)[16]
    Uydurmadır.
    Es-Sagânî ve diğer muhaddislerde uydurma olduğunu beyan ederler. Rivâyet, mana olarak ta doğru bir manaya sahib değildir. Çünkü vatan sevgisi nefis ve mal mülk sevgisi gibi doğuştan gelmektedir, yani içgüdüseldir. Dolayısıyla bunlara olan sevgiden dolayı kişi övülmez, hele hele imanın gereklerinden hiçte değildir. Özellikle insanlar bu sevgide ortaktırlar, bunda mümin ile kafir arasında bir fark yoktur.
    12- ( ?? ???? ??? ?????? ???? ? ???? ????? ?????? ??? ????? )
    ( Her kim Allah için kırk gün ihlaslı olursa, hikmet pınarları dilinde zuhûr eder)[17].
    Hadis zayıftır.
    Râvilerinden olan Haccâc b. Arta?e zayıftır, kendisi müdellis olup rivayeti an ana sigasıyla zikretmiştir. el-Irâkî tahrîcu?l-İhyâ da hadisin zayıf olduğunu belirtmiştir.
    13- ( ?? ?? ?????? ??? ????? ? ??? ????? )
    ( Kim Kabe?ye hacca gider de beni ziyaret etmezse, bana eziyet etmiştir)[18]
    Uydurmadır.
    Râvilerinden olan Muhammed b. Muhammed b. Nu?mân güvenilir ravilere söylemediklerini nisbet eder. Dolayısıyla ez-Zehebî[19] rivayetin uydurma olduğunu söylemiştir. es-Sagâni[20] ve eş-Şevkâni,[21] uydurma hadisleri topladıkları kitablarına bu rivayeti de dahil etmişlerdir.
    Bu rivayetin uydurma olduğu rivayetin metninden de anlaşılmaktadır. Çünkü Allâh Resûlu (s.a.s.)?e yapılan kabalık eğer küfür değil ise büyük günahlardandır. Dolayısıyla (s.a.s.)?i ziyaret etmeyen büyük günah işlemiş olur. Bu da, bu ziyaretin hac gibi farz olduğunu gerektirir ki, böyle bir şeyi hiç bir müslüman söyleyemez. Eğer Allâh Resûlu (s.a.s.)?in ziyareti bizi Allah?a yaklaştıran bir ibadet ise, ilim ehline göre bu istihbabı geçmez. Dolayısıyla onun kabrini ziyaret etmeyen nasıl olur da ondan yüz çevirmiş ve ona karşı kaba davranmış olsun?
    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

  3. #3
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Ynt: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    14- ( ?? ????? ???? ??? ??????? ?? ??? ???? ? ??? ????? )
    ( Her kim beni ve babam İbrahimi bir sene içerisinde ziyaret ederse, cennete girer).
    Uydurmadır.
    ez-Zerkeşi[22] rivayetin uydurma olduğunu ve hadis ehlinden hiç kimsenin bunu rivayet etmediğini söyler. Suyûtî[23] de İbn Teymiyye ve Nevevi?nin, rivayet hakkında uydurma ve aslının olmadığına dair sözlerini aktarır.
    15- ( ?? ??? ???? ???? ??? ???? ? ??? ??? ????? ?? ????? )
    (Kim hacca gider ve ölümümden sonra kabrimi ziyaret ederse, o kişi beni hayatımda ziyaret etmiş gibidir)[24]
    Uydurmadır.
    Râvilerinden olan Leys b. Ebi Suleym, şuuru bozulduğu için karıştırmıştır, dolayısıyla zayıf addedilmiştir. Hafs b. Süleyman ise, Hâfız İbn Hacer?in dediği gibi, hadisleri terkedilmiştir. İbn Ma?în onun yalancı olduğunu söyler.
    Şeyhul-İslâm İbn Teymiyye[25] şöyle der:
    « Sallallahu Aleyhi ve Sellem?in kabrinin ziyaretine dair gelen hadislerin hepsi zayıftır, dinde bu tür rivayetlere güvenilmez. Dolayısıyla bu rivayetleri, sahih hadisleri rivayet edenler ve sünen sahibleri almamışlardır. Bunları; çokça zayıf hadis rivayetinde bulunan ed-Dârekutni ve el-Bezzâr gibileri kitaplarına almışlardır». İbn Teymiyye yukarıdaki hadisi zikreder ve sonra da şöyle der:
    «Bu rivayetin yalan olduğu gün gibi açıktır. Müslümanların dinine de terstir. Çünkü mümin olarak onu hayattayken ziyaret eden, Onun sahabelerinden olur, özellikle O?na hicret eden muhacirler ve Onunla cihad eden mucahitlerden ise.
    Resul (s.a.s) den sabit olan bir hadiste, şöyle der: (Ashabıma dil uzatmayın, nefsim elinde olana yemin olsun ki, sizden biriniz Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin ne bir avucuna ne de yarım avucuna erişir)[26]. Dolayısıyla sahabeden sonra gelen bir kişi, beş vakit namaz, cihâd , hac, salât ve selâm gibi farzları yerine getirse bile, sahâbe gibi olamaz. Dolayısıyla nasıl olurda müslümanların ittifakıyla vacib olmayan Allâh Resusu (s.a.s)?in kabrinin ziyareti amelini işleyerek kişi, böyle bir dereceye ulaşmış olsun? Aksine o kabir için özel olarak yolculuğa çıkmak meşru olmadığı gibi yasaklanmıştır da. Ancak Allâh Resulu (s.a.s)?in mescidinde namaz kılmak için yolculuğa çıkmak müstehabtır.»
    Konu ile ilgili sahîh hadîsi Buhâri, Müslim ve diğer Sünen sahipleri tahriç etmiştir, lafzı şöyledir: « Ancak üç mescid için yolculuğa çıkılır; Mescid-i Haram, Mescid-i Resûl ve Mescid-i Aksâ. »
    Allah?a yaklaşma maksadıyla ancak bu üç mescid için sefere çıkılır. Bu üçünün dışında hiç bir peygamber ve salih kişilerin kabirleri, türbe, yatır, mubârek yer ve mescidler için sefere çıkılmaz. Sahâbe bunu böyle anlamıştır.
    Sahih isnadlı bir eserde; Ebû Basra el-Gifârî Ebû Hureyre ile karşılaşır. Ebû Hureyre?ye; « nereden geliyorsun »? der, o da, « Tur?dan orada namaz kıldım » der. Bunun üzerine Ebû Basra şöyle der: « Eğer sana daha önceden yetişseydim gitmezdin, çünkü ben Resûl (s.a.s)?i şöyle söylerken işittim: « Ancak üç mescid için yolculuğa çıkılır; Mescid-i Haram, bu mescidim ve Mescid-i Aksâ »[27].
    El-Ezraki?nin[28] tahriç ettiği sahih bir rivayette, Kaz?a şöyle der: « Tur?a doğru çıkmak istedim, bunu İbn Umer?e sordum, o da Nebi (s.a.s)?in ne dediğini duymadın mı », diyerek yukarıdaki hadisi zikreder. Ardından da; « Tur?u bırak oraya gitme » der.
    16-( ?? ??? ??? ?????? ?? ???? ? ???? ?????? ?? ???? [ ??? ] ? ??? ?? ???? ?? ??? ?? ??? )
    ( Her kim baba ve annesinin kabrini her cuma ziyaret eder, o ikisinin veya babasının yanında Yâsin (suresini) okur ise, her âyet ve harfin sayısınca günahları affolunur. )[29]
    Hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan Amr b. Ziyâd?ın hadis uydurduğunu ed-Dârekutnî ve İbn Adiy zikreder. Dolayısıyla İbn Adiy mezkûr rivâyet hakkında; « batıldır bu isnâd ile bir aslı yoktur » der. İbnu?l-Cevzi[30] kitabında bu rivâyeti zikreder.
    Bu rivâyet, kabirlerde Kur?ân okumanın mustahab olduğuna delil olarak getirilir. Ancak sahih sünnette bunu destekleyen hiç bir delil yoktur. Sahih sünnete göre, kabir ziyaretlerinde meşru olan, onlara selâm vermek ve ahireti hatırlamaktır.
    Müslim ve diğerlerinin rivayet ettikleri hadiste Aişe (r.a), Allâh Resûluna (s.a.s) kabir ziyareti esnasında ne söyleyeceğini sorar, O da şöyle söyle der: ( Bu diyarın mümin ve müslüman olan ehline selâm olsun, Allâh bizden öncekileri ve sonrakileri affetsin. Allâh?ın izniyle bizler de sizlere ulaşacağız. )
    Evet Aişe validemiz kabir ziyareti esnasında ne söyleyeceğini sorar, Allâh Resûlu (s.a.s)?da ona duayı öğretir. Fâtiha, Yâsin sûrelerini veya üç tane İhlâs sûresi okuyacağını öğretmez. Bu sûrelerin okunması meşru olsaydı Allâh Resûlu (s.a.s) bunu gizlemezdi. Çünkü ihtiyaç anında beyanın geciktirilmesi câiz değildir. Eğer Allâh Resûlu (s.a.s) bunlardan bir şey öğretmiş olsaydı bu bizlere ulaşırdı.
    Başka bir hadiste şöyle gelir: ( Evlerinizi kabirlere çevirmeyin, çünkü şeytan Bakara suresinin okunduğu evden kaçar.)[31]
    Diğer bir hadiste: ( Evlerinizde namaz kılın, kabirlere çevirmeyin.)[32]
    Allah Resûlu (s.a.s), kabirlerin Kur?ân okuma ve namaz kılma yeri olmadığını bizlere bildirmiş, onun için de evlerde Kur?ân okunmasını ve nafile namaz kılınmasını teşvik etmiştir. Evlerin, Kur?ânın okunmadığı kabirlere çevrilmesini de yasaklamıştır.
    Dolayısıyla kabristanda Kur?ân okunmasını Ebû Hanîfe, Mâlik ve diğer selef alimleri kerîh görmüşlerdir.
    Sunen?in sahibi olan Ebû Dâvut şöyle der: « Ahmed?e kabirde Kur?ân okunması hakkında soruldu, o da ?okunmaz? dedi »[33].
    Şeyhu?l-İslâm İbn Teymiyye şöyle der: « Şafii?den bu konu hakkında bir söz sabit değildir, bu da onun kabristanda Kur?ân okunmasını bid?at saydığı içindir »[34].
    İmam Mâlik şöyle der; « Bunu yapan birisini bilmiyorum, dolayısıyla sahâbe ve tabii?nin bunu yapmadığı ortaya çıkar ».
    Diğer taraftan Hallâl?ın rivayetinde, İbn Umer?in definden sonra kabri başında Bakara suresinin başı ve sonunun okunmasını vasiyet ettiğine dair gelen eser sabit değildir. Olsa bile, ona has bir fiildir. Peygamberimizden (s.a.s) konu hakkında böyle bir şey bize ulaşmamıştır. Bundan dolayı bu delil olamaz.
    Yine İbn Ebi Şeybe?nin zikrettiği başka bir eserde, Şa?bî şöyle der: « Ensar ölünün yanında Bakara suresini okurlardı ». Senedindeki Mucalid b. Saad yüzünden rivâyet zayıftır. Ayrıca İbn Ebî Şeybe rivayete şu başlığı koymuştur; « Ölüm döşeğinde iken hastanın yanında ne söyleneceği babı ».
    Diğer taraftan Hallâl ve Deylemî?nin rivâyet ettikleri uydurma bir rivayette, ( Her kim kabristana uğrar ve Kul Huvallâhu Ahad?ı on bir kere okur, ecrinide ölülere bağışlar ise, ölülerin sayısı kadar ona sevab verilir.) ez-Zehebî, İbn Hacer, es-Suyûtî ve İbn Arrâk rivayetin uydurma olduğunu söylemelerine rağmen, Merâki?l-Felâh?ın üzerine yazdığı haşiyede Tahtâvî, bu uydurma rivayeti kabristanda Kur?an okunacağına dair delil getirir!!!
    Müslümanın üzerine düşen, sünnete yapışıp bid?attan kaçınmasıdır. Velev ki insanlar bid?atı güzel görselerde. Çünkü her bid?at dalâlettir.
    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

  4. #4
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Ynt: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    17-( ????? ???? ??????? )
    (Yaşlı kadınların dinine yapışın)
    Bunun aslı yoktur.
    Buna rağmen Gazâli İhyâ[35] da rivâyeti Allâh Resûlu (s.a.s)?e nisbet eder! İhyâ üzerinde tahriç çalışması yapan el-Irakî, avamın bu rivayeti dilinde dolaştırdığını, sahih ve zayıf bir aslının olmadığını söyler.
    18- ( ?????? ???? ???? )
    (Ümmetimin ihtilafı rahmettir)
    Bunun aslı yoktur.
    Muhaddisler bu rivayetin senedini bulmak için çokça gayret sarfetmelerine rağmen bunda muvaffak olamamışlar. es-Subki şöyle der: «Muhaddislerce bu rivayet bilinmemektedir, ben rivayetin ne sahih ne zayıf ne de uydurma bir senedini bulamadım.»
    Ayrıca rivayet, manâ olarak da, muhakkik alimler tarafından münker görülmüştür. İbn Hazm[36] şöyle der; « Bu söylenen en kötü sözlerdendir, çünkü eğer ihtilaf rahmet olursa o zaman ittifak ta gazab olur. Hiç bir müslüman da bunu söylemez. Çünkü ya ittifak ya da ihtilaf veya rahmet ya da gazab vardır.»
    Bu rivayetin kötü izlerinden birisi de, bir çok müslümanın aslı olmayan bu hadis sebebiyle, dört mezheb arasındaki şiddetli ihtilafları kabul etmesidir. İhtilafa düştükleri konularda Kur?an ve sahih sünnet?e katiyen dönme çabasında bulunmazlar. Aslında imamları (Allah onlardan razı olsun), onlara Kur?an ve sahih sünnete dönmelerini emretmişlerdir. Ancak mukallidler dört mezhebi çeşitli şeriatlar şeklinde görmekteler. Böylece şeriat?a zıtlık nisbet etmiş olmaktalar! Bu durum bu tür ihtilafların Allah?tan olmadığını gösteren en büyük delildir. Allah?ın; ( Eğer o, Allah?tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok ihtilâf (tutarsızlık) bulurlardı.)[37] ayetini düşünselerdi bu tutarsızlığın, bu çelişkinin Allah?tan olmadığını anlarlardı. Sonra nasıl olurda mezheblerin aralarındaki birbirlerine zıt ihtilaflar uyulan bir şeriat ve indirilen bir rahmet olabilir?!
    Aslı olmayan bu hadis sebebiyle müslümanlar, dört mezheb imamından sonra günümüze kadar, bir çok itikadî ve amelî meselelerde ihtilaf etmeye devam etmişler. Eğer onlar, bir çok Kur?an ayetinin ve hadislerin kötülediği ve İbn Mesud?un da şer olarak vasfettiği ihtilafı kötü görselerdi elbette ittifaka koşarlar, çoğu konularda da doğruyu yanlıştan, hakkı da batıldan ayırırlardı. Sonra da aralarında olabilecek bazı ihtilaflardan dolayıda birbirlerini mazûr görürlerdi. Ancak niçin uğraşsınlar ki, zaten onlar ihtilafın rahmet, mezhebleride bu ihtilaflı haliyle çeşitli şeriatler olduğunu görmekteler?!
    Sözün özü şudur; dinde ihtilaf kötülenmiştir. Ondan kurtulmaya çalışmak gerekmektedir. Çünkü ihtilaf, ümmetin zayıflamasına sebebtir. Allahu Teala?nın dediği gibi: (Birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider.)[38]
    Çekişme, ihtilaf?a rızâ göstermek ve bunun rahmet olduğunu söylemek, ayeti kerim?e ile çatışmaktadır. Bu konuyla ilgili, aslı olmayan bu rivâyetten başka hiçbir dayanakları yoktur.
    19- ( ?????? ??????? ? ????? ??????? ? ??????? )
    (Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz)[39]
    Bu hadis uydurmadır.
    Ravilerinden olan Sellâm b. Suleym yalancı olup, İbn Hibban?ın da dediği gibi uydurma hadisler rivayet etmiştir. Diğer bir râvi olan Hâris b. Gusayn ise bilinmemektedir.
    Buna rağmen Şa?rânî şöyle der:« Bu hadis hakkında muhaddisler (zayıflığına dair) konuşmuş olsalar bile, keşf ehline göre sahihtir! »[40]
    Ancak Şa?rânî?nin bu sözü hiç şüphesiz batıldır! Çünkü keşf yoluyla hadislerin tashih edilmesi tasavvufi bir bid?attır. Bunu asıl kabul etmek, biraz önceki hadis gibi aslı olmayan batıl hadislerin sahih olduğunu kabule götürmesi demektir. Keşf, sahih olarak vukû bulur ise, en iyi durumda bile, rey ile aynı derecededir. Rey ise, hata da eder isabette edebilir. Tabi ki buna heva karışmamış ise bu böyledir. Allah?ın rızası olmayan herşeyden selâmet dileriz.
    El-Hatib?in[41] rivayet ettiği daha uzun metinden oluşan diğer bir uydurma hadis hakkında es-Suyutî şöyle der: « Bu hadiste bazı faideler vardır, şöyle ki ; Resûl (s.a.s)?in kendisinden sonra furu?da ki ihtilafları haber vermesi onun mucizelerindendir, çünkü bu gaybtan haber vermektir. Ve onun buna rızası ve onayı sözkonusudur. Öyle ki bunu rahmet kılmış ve mükellefi istediğini almakta serbest bırakmıştır...»!
    Buna cevap olarak şöyle denir; önce es-Suyutî?nin rivayetin sahih olduğunu isbat etmesi gerekir ki, sonradan da o rivayetten hükümler çıkarabilsin.
    Bu rivayetin uydurma olduğuna bir başka delil de; nasıl olur da Peygamber (s.a.s) sahabeden olan her bir ferde uymamızı tavsiye edebilir? Kaldı ki sahabe arasında âlim olduğu gibi, ilimde orta seviyeli ve daha da aşağı olanlar vardı. Konuyla ilgili gelen rivayetlerin uydurma olduğunu söyleyen İbn Hazm şöyle devam eder: « Çünkü Allah Teala Peygamberi (s.a.s)?i ( O, arzusuna göre konuşmaz. O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir)[42] şeklinde nitelendiriyor ise, Peygamber (s.a.s.)?in şeria?ta dair bütün sözlerinin gerçek ve şüphesiz olarak Allah?tan geldiği anlaşılır. Allah?tan gelen şeyde de ihtilaf olmaz. Çünkü ayette ( Eğer o (Kur?an), Allah?tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı )[43] buyurulmuştur. Allah ( Birbirinizle çekişmeyin ) ayetiyle bizlere tefrika ve ihtilafı yasaklar. Dolayısıyla sahabeden her birine tâbî olmamızı Allah Resulu (s.a.s)?in bizlere emretmesi imkansızdır. Çünkü sahabenin içerisinde birisinin helal kıldığını haram kılan bulunabilmektedir. Eğer durum böyle olsaydı, Semure b. Cundup?a uyarak içkinin satışı helâl olurdu. Ebû Talha?ya uyarak ta oruçlunun dolu yemesi helâl olurdu (orucu bozulmazdı). Bunlar diğer sahabelere tâbî olunduğunda da haram oluyor. İbn Hazm Allah Resulu (s.a.s)?in ölümünden önce ve sonraki dönemde sahabe?den sadır olan sünnete isabet edemedikleri bazı görüşleri uzunca anlattıktan sonra şöyle der; « Nasıl olurda hem hata hem de isabet eden bir kavmi taklid etmemiz caiz olur »?
    Konuyla ilgili diğer bir uydurma rivayette:
    ( ??? ???? ??????? ? ????? ??????? ? ??????? )
    ( Ehli beytim yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz )
    Ravilerinden olan Ahmed b. Kâsım er-Reyyân hakkında ez-Zehebî, yalancı olduğunu söyler. Bu rivayet yalancı olan Ahmed b. Nubeyt nüshasındadır. Dolayısıyla İbn Arrâk[44] rivayetin uydurma olduğunu beyan eder.
    20- ( ?? ????? ??? ????? ??? ????? )
    ( Gerçekten dolu ne yemektir ne de içecek )[45]
    Hadis Münkerdir.
    Ali b. Yezid b. Cüd?ân yoluyla, Enes (r.a) şöyle der: ( Gök yüzünden dolu yağar, bunun üzerine Ebû Talha şöyle dedi: « Bu doludan bana verirmisin », oruçlu olduğu halde ramazanda yemeğe başlar! O?na dedim ki ; « oruçlu olduğun halde dolumu yiyiyorsun »? Bana şöyle cevap verdi; « Bu dolu gök yüzünden inmiş olup onunla midelerimizi temizleriz, o ne yemek ne de içecektir »! Enes de ki; « Resulullah?a (s.a.s) geldim ve Ona haber verdim », O da: « Bunu amcandan al », dedi )
    Bu hadisin senedi zayıftır.
    Çünkü ravilerinden olan Ali b. Yezid zayıf olup yanlışlıkla mevkûf[46] rivayetleri merfû kılar. Bu hadisin illetide zaten budur; Sika (güvenilir) raviler, Enes kanalıyla Ebû Talha?ya mevkûf olarak rivayet ederler. Ali b. Zeyd ise, tam tersine Nebî (s.a.s)?e kadar hadisi ref eder. Dolayısıyla hadisin ref edilmesi münkerdir.
    Şube, o da Katade ve Humeyd?in Enes?ten gelen rivayetinde:
    ( Dolu yağdı, Ebû Talha oruçlu olduğu halde yemeğe başladı, ona; « Oruçlu olduğun halde mi yiyiyorsun » denilince? O da; « Gerçekten bu berekettir »! der)[47]
    Hadisin senedi Buhari ve Müslim?in şatına göre sahihtir.
    Tahâvî kendi rivayetinde el-Bezzâr?ın bunu mevkûf olarak rivayet ettiğini ve şu ziyadeliği getirdiğini söyler. « Bunu Said ibn el- Museyyib?e söyledim, bunu kerih gördü ve dolunun susuzluğu kestiğini söyledi ».
    el-Bezzâr da şöyle der : « Biz bu fiili ancak Ebû Talha?dan biliyoruz ».
    Dolayısıyla bu rivayet mevkûftur, Nebi (s.a.s)?in burada zikri geçmemektedir. Bilâkis Ali b. Zeyd hadisi ref etmekle hatâ etmiştir.
    Böylelikle mevkûf rivayet, yukarıdaki (Ashabım yıldızlar gibidir...) hadisinin batıl olduğuna delildir. Eğer (Ashabım yıldızlar gibidir...) hadisi sahih olmuş olsaydı, ramazan da dolu yiyenin orucu, Ebû Talha (r.a)?ya uyulduğundan bozulmamış olurdu. Bilindiği kadarıyla bu sözü bugün hiç bir müslüman söylemez.
    21 - ( ?? ??? ???? ? ??? ??? ??? )
    ( Kim nefsini bilirse Rabbini de bilmiştir)
    Bu sözün aslı yoktur.
    Hafız Es-Sehâvî şöyle der: « Ebû Muzaffer b. Sem?âni der ki: ?Bu söz merfû olarak bilinmez, bilakis Yahya b. Muâz er-Razi?nin sözü olarak hikâye edilir.? »[48] en-Nevevi rivayetin sabit olmadığını söyler. Suyûtî[49] de buna katılır.
    Şeyh Aliyyu?l-Kâri,[50] İbn Teymiyye?nin rivayet hakkında uydurma dediğini nakleder.
    Kamûs?un sahibi Fiyruz Abâdî ise şöyle der: « Bu Nebevî hadislerden değildir, çoğu insanlar bunu Nebi (s.a.s.)?in hadislerinden sayarlar. Ancak aslı yoktur, bilâkis İsrailiyattandır: ?Ey insan nefsini bil ki; Rabbini tanıyasın?.»
    İhtisas ehlinin hadis hakkındaki hükmü budur. Buna rağmen bazı son dönem Hanefî fukahâsı bu hadisin şerhi hakkında kitab yazmışlardır. Ayrıca ileride gelecek olup aslı olmayan ( ??? ???? ????? ... ) ( Ben gizli bir hazineydim...) rivayetinin şerhi hakkında da özel bir risâle yazılmıştır. Bütün bunlar bu fukahâ?nın maalesef, hadisçilerin sünnete olan hizmetleri ve sünnete dışarıdan sokulanları arındırma gayretlerinden istifade etmek için çalışmadıklarını gösterir. Bunun içindir ki, kitablarında zayıf ve uydurma hadisler çoktur.
    22- ( ?? ??? ?? ??? ?????: [ ??? ??????? ?? ???? ????? ] ??? ????? ??? ?? ???????? ? ??? ????? ????? ??? ?? ????? ???????? ??? ????? ????? ???? ???? ???? ???????? )
    ( Her kim abdestten sonra (İnnâ enzelnâhu fi leyleti?l-kadri) suresini bir kere okur ise, doğrulardan olur. Her kim iki kere okur ise, şehitler divânına yazılır. Her kim de üç kere okur ise, Allah onu Peygamberler ile haşreder.)
    Bu hadis uydurmadır.
    ed-Deylemî Müsnedu?l-Firdevs[51] te, Ebû Ubey?de kanalından rivayet eder, Ebu Ubeyde ise mechûldur. Rivayetin başka bir illeti de Hasen el-Basrî an ana sigasıyla rivayet etmiştir. Hafız es-Sehâvî, rivayetin aslının olmadığını söyler.
    Bu uydurma rivayet, abdestten sonraki okunan sahih senedli duaların ihmâl edilmesine götürür. Müslim ve Tirmizi de gelen hadis şu lafızladır: ( Eşhedu en la ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehû ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve resûluhû, Allahumme ic?alnî mine?t-tevvâbine vec?alnî mine?l-mutetahhirîne.)
    Veya şöyle de söyleyebilir: ( Subhâneke Allahumme ve bihamdike eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estagfiruke ve etûbu ileyk.) Hadisi el-Hâkim sahih bir isnad ile rivayet etmiştir.
    23-( ??? ?????? ???? ?? ???? )
    ( Ensenin meshi (cehennemde) zincirlemeden korur )
    Hadis uydurmadır.
    en-Nevevî[52] bu rivayetin uydurma olup Peygamber (s.a.s.)?in sözlerinden olmadığını söyler. es-Suyûtî[53] de bu sözü en-Nevevi?den naklederek ona katılır.
    Konu ile ilgili başka bir rivayette:
    ( ?? ???? ???? ???? ?? ??? ???????? ??? ??????? )
    ( Her kim abdest alırda ensesini meshederse kıyâmet günü zincirlenmez.)[54]
    Ravilerinden olan Muhammed b. Amr?ın zayıflığı hakkında ittifak edilmiştir. Nitekim Muhammed b. Ahmed Ebu Bekr Mufîd de, Hâfız el-Irakî?nin de ifade ettiği gibi rivayetin mevzû sayılmasına sebebtir. Aynı şekilde ez-Zehebî ve İbn Hacer?de bu raviyi suçlarlar.
    Kaldı ki bu rivayetler münker sayılır, çünkü Resûl (s.a.s.)?in abdestinin sıfatına dair gelen hadislerin hepsine muhaliftir. Hiç birinde ensenin meshedilmesi zikredilmemiştir.
    Ancak Talha b. Musarraf?ın babasın?dan onun da dedesinden gelen rivayette:
    ( Resulullah (s.a.s.)?i başını bir kere meshederken gördüm, ensenin başlangıcına kadar ulaştı.)
    Diğer bir rivayette :
    ( Başını önden başlayarak arkaya kadar meshetti, öyleki elini kulaklarının altından çıkarttı.)
    Rivayeti Ebû Davûd ve başkaları tahrîç etmiştir. Muhaddisler, zaaf, cehâlet ve râvi Musarraf?ın babasının sahabe olup olmadığı hakkında ki ihtilafla birlikte üç tane illet zikrederler. Dolayısıyla başta en-Nevevî, İbn Teymiyye ve Askalânî olmak üzere muhaddisler, hadisin zayıf olduğunu belirtmişlerdir.
    24-( ????? ??? ? ????? ?????? )
    ( Rabbim beni terbiye etti ve terbiyemi en güzel şekilde yaptı.)
    Hadis zayıftır.
    İbn Teymiyye, manasının doğru olduğunu ancak rivayetin sabit bir isnadının bilinmediğini söyler. es-Sahâvî ve es-Suyûtî de İbn Teymiyye?yi desteklerler. Daha fazla bilgi için Keşful Hafâ?ya[55] bakılabilir.
    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

  5. #5
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Ynt: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    25-( ??? ??????? ????? ?????? ????????? ??? ??? ??????: ???? ?? ????? ???? ???? ... ??? ? ??? ?? ??? ???? ??? ?? ????? ??? ???? ???? ????)
    ( Müezzinin, Eşhedu Enne Muhammeden Resulullah... dediği esnada işaret parmaklarının içiyle gözlerin meshedilmesi, bunu yapanın (s.a.s.)?in şefaatına nail olacağı, hadisi. )[56]
    Sahih değildir.
    İbn Tâhir[57] hadisin sahih olmadığını söyler. eş-Şevkânî[58] ve es-Sahâvî[59] de İbn Tâhir?e katılırlar.
    26-( ????? ??????? ??? ????? ? ?????? ??????? ??? ????? )
    ( Vakit geçmeden önce namazı kılmaya, ölümden önce de tevbe etmeye acele edin. )[60]
    Hadis uydurmadır.
    Ancak manası sahihtir.
    27-( ????? ???? ???? ? ??? ????????? ????????? ???? ???? ? ??? ????????? ????????? ???? ???? ? ??? ???????? ? ????????? ??? ??? ???? )
    ( İnsanların hepsi ölüdür; ancak alimler, alimler de hepsi helâk olmuştur; ancak amel edenler, amel edenlerin hepsi ise boğulmuştur; ancak ihlaslı olanlar, ihlaslı olanlar da büyük bir tehlike üzeredirler. )
    Hadis uydurmadır.
    es-Sagânî aynı kaynakta rivayeti nakleder ve şöyle der: « Bu hadis iftiradır ve fasih değildir ».
    Tasavvufcuların sözlerindendir, ancak bazı câhiller bunu Resûl (s.a.s.)?e nisbet etmişlerdir.
    28-( ?? ???? ??? ???? )
    ( İsa?dan başka Mehdî yoktur.)[61]
    Hadis münkerdir.
    Muhammed b. Hâlid el-Cenedî hadisi; Ebân b. Sâlih?ten o da el-Hasen?den o da Enes?ten merfû olarak rivâyet etmiştir. Bu sened zayıf olup üç tane illeti vardır.
    İlki: el-Hasenu?l-Basrî hadisi an ane sigasıyla rivâyet etmiştir ve kendisi müdellistir.
    İkincisi: el-Hâfiz İbn Hacerî?n de belirttiği gibi Muhammed b. Hâlid bilinmemektedir.
    Üçüncüsü: Senedteki ihtilâf; bunu da el-Beyhakî belirtir. el-Beyhakî, Mehdî?nin çıkacağına dair gelen hadislerin hiç şüphesiz daha sahih olduğunu söyler.
    Bu nedenle ez-Zehebî el-Mizân?da bu haberin münker olduğunu bildirir. es-Sâgânî ise, eş-Şevkânî?nin[62] naklettiği üzere, rivâyete uydurmadır der. Hâfız İbn Hacer[63] de, bu hadisin Mehdî hadislerine olan muhalefetinden dolayı bunu kabul etmediğini işaret eder.
    Bu hadisi Kâdiyâniyye taifesi, iddia ettikleri peygamberlerine davet etmek için kullanırlar. Bu, sözde peygamber, kendinin peygamber olduğunu, sonrada son zamanda ineceği müjdelenen İsâ b. Meryem olduğunu iddia etmiştir. Yukarıdaki münker hadise binaen de İsâ?dan başka Mehdî?nin olmayacağını öne sürer. Anlayışı zayıf olan bir çok insan arasında bu kişinin daveti revaç bulmuştur. Zaten bâtıl olan her davet böyledir, ona sahip çıkıp davet eden insanlar hep bulunur.
    29-( ??? ?????? ???? )
    ( Müminin artığı şifadır. )
    Bu sözün aslı yoktur.
    Bunun böyle olduğunu Ahmed el-Gazzî[64] ifâde eder. el-Aclûnî[65] de buna katılır.
    30-( ?????? ?? ??? ?????? ??? )
    ( Mehdî, amcam Abbas?ın çocuğundandır. )[66]
    Hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan Muhammed b. Velîd el-Kuraşî hadisi tek başına rivayet etmiştir. İbn Adiy, onun hadis uydurduğunu söyler. Ebû Arûbe ise onun yalancı olduğunu bildirir. el-Munâvî,[67] İbnu?l-Cevzî?den naklederek aynı illetle hadisi cerheder. Böylece es-Suyûtî?nin bu hadisi el-Câmi?us-Sagir de nakletmesinin hata olduğu anlaşılmış oldu.
    Hadisin uydurma olduğuna dâir bir başka delilde; Allâh Resûlû (s.a.s.)?in başka bir hadisiyle çelişmesidir. Hadis şöyledir;
    ( Mehdî benim zürriyyetimden, Fâtıma?nın çocuğundandır.)[68]
    Bu hadisin senedi ceyyid (iyi) olup bütün ravileri güvenilirdir.
    31-( ??? ?????? ?????? ... )
    ( Tesbih ne güzel hatırlatıcıdır...)[69]
    Bu söz uydurmadır.
    es-Suyûtî bu hadisi el-Munhâ fis?sibha[70] da zikretmiştir. eş-Şevkânî[71]de ondan nakleder. Her ikiside rivâyet hakkında bir şey söylemeyip susarlar.
    Ancak râvilerin bir kısmı bilinmemekte ve bazılarıda yalanla ittiham edilmişlerdir.
    Ayrıca hadis, mana olarak batıl manalar içermektedir, şöyleki;
    İlki: Boncuklarla olan tesbih bid?attır, çünkü Peygamber (s.a.s.)?in zamanında olmayıp, O?ndan sonra icâd edilmiştir. Lugat alimleri, tesbih?in yeni bir kelime olduğunu ve Arablar?ın bu kelimeyi tanımadığını söylerler. Bu itibarla nasıl olurda, Allâh Resûlû (s.a.s.), Ashabına bilmedikleri bir şeyi tavsiye eder.
    İbn Vaddâh el-Kurtubî,[72] Salet b. Behrâm?dan rivâyet ettiği bir eserde;
    (İbn Mesûd boncuklarla tesbih çeken bir kadına uğrar, onları kopartıp atar. Sonrada taşlarla tesbih çeken bir adama gelir ve ayağı ile vurur. Ardından şöyle der: « Çok ileriye gittiniz! Karanlık bid?atlara daldınız! Muhammed (s.a.s.)?in Ashâbını ilimde geçtiniz! »)
    Bu eserin senedi Salet?e kadar sahihtir, kendisi güvenilir bir râvi olup tabii?nin etbasındandır. Ancak sened munkatidir (kesiktir).
    İkincisi: Boncuklarla tesbih çekmek Allâh Resûlû (s.a.s.)?in yoluna muhaliftir. Bu konuda Abdullâh b. Amr şöyle der:
    ( Allah Resûlû (s.a.s.)?i sağ eliyle tesbih çekerken gördüm)[73]
    Ayrıca Allâh Resûlû (s.a.s.)?in bazı hanımlarına verdiği emre de uymamaktadır. Şöyle der:
    ( Sizlere Subhânâllâh, Allâhu Ekber deyip Allâh?ı eksiklikten tenzih etmeyi emrederim. Gaflet edipte Lâ İlâhe İllalâh?ı unutmayın, parmaklarınızla tesbih çekin çünkü onlar sorulur ve konuşturulurlar.)
    Bu hadis hasendir.
    Hadisi Ebû Dâvud ve diğerleri rivâyet etmişlerdir. el-Hâkim ve ez-Zehebî hadisin sahih olduğunu söylerler. en-Nevevî ve el-Askalânî[74] ise hasen hükmünü vermişlerdir. Birde bu hadise şahid olan Âişe (r.anha)?ya mevkûf olan rivâyeti de Ebû Dâvud tahrîç etmiştir.
    Boncuk ve benzerleriyle tesbih çekmenin meşrûluğuna dâir yukarıda es-Suyûtî?nin ismi geçen risalesinde naklettiği iki hadise gelince:
    İlki: Sad b. Vakkâs?tan; Kendisi Allâh Resûlû (s.a.s.) ile bir kadının yanına giderler, kadının önünde tesbih çektiği çekirdek veya taşlar vardır. Allâh Resûlu (s.a.s.) şöyle der:
    (Sana bunda daha kolay veya daha faziletli olanı bildireyimmi? Diyerek şöyle buyurur; «Subhânallâhi Adede Mâ Halaka Fi?s-Semâi...»)[75]
    ez-Zehebî ve İbn Hacer, râvilerden olan Huzeyme?nin bilinmediğini söylerler. Saîd b. Hilâl ise şuuru bozulduğundan hadisleri karıştırmıştır. Bazı güvenir raviler de Huzeyme?yi zikretmemişlerdir. Dolayısıyla hadis hakkında hasen hükmünü veren et-Tirmizî ile, sahih hükmünü veren el-Hâkim hata etmişlerdir.
    Yukarıda zikri geçen illetleri bilmeden veya görmemezlikten gelen çağdaş bazı hevâ ehli, bu tür hakikatları bilmiyormuş gibi hareket eden şeyhleri yâni Abdullâh el-Gumâri?yi taklid ederler. Bu kişi bu hadisi Kenz?in[76] de nakleder, böylelikle müridlerine boncuklarla tesbih çekmeyi sonra da boyunlarına takmayı câiz kılar!
    İkincisi: Safiyye Şöyle der:
    ( Allâh Resûlû (s.a.s.) önümde tesbih çektiğim dört bin tane çekirdek olduğu halde yanıma geldi. Dedi ki :« Ey Huyeyye?nin kızı bu nedir»?! Dedim ki: « Onlarla tesbih çekerim ». Dedi ki: « Başında durduğumdan beri bundan daha fazla tesbih ettim ». Dedim ki: « Ey Allâh?ın Resûlû banada öğretsene »! Dedi ki: « Şöyle de: Subhânallâhi Adede Ma Halakallâhu Min Şey?in...»)[77]
    et-Tirmizî hadise zayıf hükmünü şu sözüyle verir: Bu hadis garîbtir...hadisin isnâdı bilinmemektedir.
    Râvilerinden olan Hâşim b. Saîd hakkında Hâfız İbn Hacer[78] zayıf olduğunu söyler.
    Ayrica yukarıda geçen iki hadisin zayıf olduğuna bir başka delilde, bu hâdisenin İbn Abbâs?tan sabit olmasıdır ki, rivâyette tesbih için kullanılan taşlardan bahsedilmemektedir. Hadisin lafzı şöyledir:
    ( Cuveyriyye?den; Peygamber (s.a.s.) Cuveyriyye kendi mescidinde olduğu halde sabah namazının akabinde onun yanından çıkar. Duhâ namazını kıldıktan sonra döner ve Cuveyriyye?yi oturur halde bulur ve şöyle der: « Hâlâ seni bıraktığım hâl üzeremisin »? Cuveyriyye « evet » der. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: « Ben senden sonra üç defa dört tane kelime söyledim. Eğer bugün senin söylediğinle tartılacak olursa ağırlıkta aynı gelirdi: ?Subhânallâhi ve bihamdihi; adede halkihi, ve ridâ nefsihi, ve zinete arşihi, ve midâde kelimâtihi? ».)[79]
    Bu sahih hadis iki şeye delalet eder:
    İlki: Bu hâdisede ki kişi Cuveyriyye?dir, yukarıdaki ikinci hadiste geçen Safiyye değildir.
    İkincisi: Hâdisede geçen taşlar ile tesbih münkerdir. Bunu yukarıda geçen İbn Mesûd?un karşı çıkması da desteklemektedir. İbn Mesûd?un medresesinden mezûn olan İbrâhîm b. Yezîd en-Nehaî el-Kûfî, kızının tesbih iplerini sarması için yardım etmesini yasaklardı.[80]
    Diğer taraftan biri gelipte, parmaklar ile olan tesbihin, adet çoğaldıkça sayısının muhafazasının imkansız olduğunu söylerse, ona şöyle deriz: Bu karmaşalığa sebeb diğer bir bid?attır. Yâni dinimizde gelmediği şekilde, Allâh?ın çokça belirli bir sayıda zikredilmesidir. İşte bu bid?at boncuklarla tesbih bid?atına götürür. Sahih sünnette sabit olan en çok zikir adedi yüz?dür. Bunu da âdet edinen kişi kolaylıkla yanlışsız bir şekilde yapabilir. Parmaklarla tesbihin daha faziletli olduğuna ittifak etmelerine rağmen, boncuklarla yapılan tesbih parmaklarla sünnet olan tesbihi fiilen bitirmiştir. Birde insanlar bu bid?at ile yeni icatlar getirmişlerdir. Tarikatçılar bunu boyunlarına bile asarlar. Şeyhleri olan Abdullâh el-Gumârî, tesbihin boyuna asılmasını yazıcının kalemi kulağına koymasına kıyas ederek, bunda bir sakıncanın olmadığını söyler! Ancak boncuklarla tesbih hadisi görüldüğü gibi uydurmadır. Bazılarıda hem seninle konuşur hemde elindeki tesbihiyle tesbih çeker veya senin sözüne kulak verir. Kimi de selâmı telaffuz etmeden tesbihini kaldırarak alır. Bu bid?atın daha birçok yanlışlığı vardır. Şairin dediği gibi:
    Her türlü hayır selefe uymadadır,
    Her türlü şerde halefin bid?atındadır.
    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

  6. #6
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Ynt: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    32-( ??? ??? ?????? ?????? ? ??? ???? ? ??? ???? )
    ( Hatib minbere çıktığında, namazda yoktur, konuşmakta )
    Bu rivâyet batıldır.
    Halk arasında bu lafızla şöhret bulmuş olup, bazı beldelerde minberlere dahi asılmıştır. Bu rivâyeti Taberânî el-Kebir?de İbn Umer?den merfu olarak rivâyet etmiştir. Rivâyetin lafzı şöyledir:
    ( Biriniz mescide girdiğinde imam minberde ise, bitirinceye kadar namazda yoktur, konuşmakta).
    Râvilerinden olan Eyyub b. Nuheyk hakkında, Ebu Hâtim: « Bu kişinin hadisi zayıftır » der. el-Heysemî bu râvinin metrûk olduğunu ve bir çok ilim ehlinin o?nu zayıf kıldığını söyler. İbn Hacer de « bu hadis zayıftır der ».[81]
    Senedi zayıf olmasına rağmen bu hadise bâtıl hükmünün verilmesi iki sahih hadise olan muhalefetindendir:
    İlk hadis:
    ( Biriniz cuma namazına geldiğinde imam (minbere) çıktı ise iki rekat kılsın )
    Bu hadisi Buhârî ve Müslim Câbir (r.a.) dan merfû olarak rivâyet etmişlerdir.
    Câbir?den gelen başka bir rivâyette;
    ( Bir adam, Allâh Resûlu (s.a.s.) cuma günü hutbe verir iken gelir. Resûl (s.a.s.) ona: « Namaz kıldın mı?» der. O da « Hayır » deyince. « Öyleyse kalk ve iki rek?at kıl » der. ) Bu hadisi Müslim rivâyet etmiştir.
    Bu sahîh hadisler, imamın hutbeye çıkmasından sonra camiye girenin, oturmadan önce iki rek?at namaz kılması gerektiğini vurgular. Ancak daha yukarıdaki hadis bunu yasaklamaktadır! Katmerleşmiş cehâletten dolayı bazı hatiblerin bu namazı kılanlara mâni olmaya çalıştıklarını görürsün. Bunların Allâh?ın şiddetli tehdidi altına girmelerinden korkulur. Âyette ;
    ( Namaz kılarken bir kulu menedeni gördünmü? ) (el-Alak) buyrulmaktadır.
    Başka bir ayette ise Allâh?u Teala şöyle buyurur:
    ( Onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok acıklı bir azap isâbet etmesinden sakınsınlar ). (Nur, 63)
    İkinci hadis:
    ( Cuma günü imam hutbe verirken arkadaşına dinle dediysen, boş söz etmişsindir ).
    Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir.
    Bu hadis, (imam hutbe verirken) sözü mefhûmuyla şuna delâlet eder: İmam hutbe vermediği sürece kelâma bir mâni yoktur. Bunu, Umer (r.a.)?nun dönemindeki tatbikat desteklemektedir. Salebe b. Ebî Mâlik şöyle der:
    ( İnsanlar Umer b. el-Hattâb minbere oturduğunda müezzin susana kadar konuşurlardı, Umer minberde ayağa kalktığında, her iki hutbeyi bitirene kadar hiç kimse konuşmazdı. )
    Bunu Mâlik[82] ve et-Tahâvî[83] rivâyet etmiştir. İkisininde isnâdı sahihtir.
    Böylece imamın minbere çıkması değilde, sözünün konuşmayı kestiği ve imamın minbere çıkmasının tahiyyetu?l-mescid namazını kılmaya mâni olmadığı ortaya çıkmaktadır. Bu da yukarıda geçen hadisin batıl oluşuna delildir.
    33-( ???? ?????? ???? ???? ?????? ???? ???? ?????? ????? ?????? ???? ????? ???? ???? ?????. ?? ???????? ??????? ?????? ??????? ??? ?????? ????? ??? ????? ??????? ??? ???? ????? )
    ( Sarık ile kılınan namaz sarıksız kılınan namazın yirmi beşine eşittir. Sarık ile kılınan cuma namazı sarıksız kılınan cumanın yetmişine eşittir. Gerçekten melekler sarıklıların cumasına katılırlar, güneş batana dek sarıklılar üzerine salât getirirler. )
    Bu hadis uydurmadır.
    İbn Neccâr rivâyet etmiştir. İbn Hacer[84] « Bu uydurma bir hadistir » der. Bunuda es-Suyûtî Zeyl el-Ehâdis el-Mevdûa[85] naklederek bu hükme katılır. İbn Arrâk[86] da aynı şekilde buna uyar.
    Sonradan es-Suyûtî bunu unutarak hadisi el-Câmiu?s-Sagîr de zikreder. el-Munâvi, eserin Şerh?inde İbn Hacer?in hadise uydurma dediğini naklederek es-Suyûti?nin hata ettiğini belirtir.
    Aslında es-Suyûtî mezkur eserinde uydurma hadisleri zikretmeyeceğini bildirmiştir, ama kendisi dahi başka kitablarında bazı hadislerin uydurma olduğuna hükmetmiştir.
    Dolayısıyla hakkı kişilerle tanıma, önce hakkı bil, böylece kişileri tanırsın.
    Hâfız b. Hacer, selim olan aklın onaylamadığı ve hadiste vadedilen sevabtaki mubâlağadan dolayı, buna uydurma hükmünü verir. Eğer bunlar olmasaydı hadisi zayıf kılmakla yetinirdi. Çünkü senette ithâm olunan kimse yoktur. Bunu bu şekilde anladıysan aşağıdaki hadisin hükmünü daha iyi anlarsın.
    34-( ?????? ?????? ??? ?? ????? ???? ??? ????? )
    ( Sarık ile kılınan iki rek?at, sarıksız kılınan yetmiş rek?attan daha hayırlıdır )
    Hadis uydurmadır.
    es-Suyûtî bunu el-Câmiu?s-Sagir de zikreder. ed-Deylemî?nin Musned el-Firdevs?te Cabir?den rivâyet ettiğini bildirir. Bir önceki hadiste olduğu gibi, uygun olan hadisi Zeyl el-Ehâdis el-Mevdûa kitabına almasıydı. Çünkü sarıkla kılınan namazın sevabındaki mubâlağa bunda daha da fazladır.
    Aslında hadisi Ebû Nuaym rivâyet etmiş olup, ondan da ed-Deylemî almıştır.
    Hadisin râvilerinden olan Târık b. Abdurrahmân?ı el-Buhârî ed-Duafâ?da zikreder, el-Hâkim de, « hafızası kötüdür » der. es-Sahâvî bu hadisin sabit olmadığını söyler.
    Hâfız b. Receb el-Hanbelî?nin ilel et-Tirmizî?ye[87] yaptığı şerhte şöyle gelir: Ahmed b. Hanbel?e sarıklı kılınan namazın sarıksız kılınan namazdan yetmiş defa daha faziletli olduğuna dair hadis sorulduğunda, « bu yalandır, bu batıldır » der.
    35-( ?????? ?? ??????? ???? ????? ???? ???? )
    ( Sarıkla kılınan namaz onbin hasenata eşittir )
    Hadis uydurmadır.
    ed-Deylemî[88] senediyle Ebân?dan oda Enes?ten merfû olarak rivâyet etmiştir.
    Bunu es-Suyûtî Zeyl Ehâdis el-Mevdûa?da[89] zikrettikten sonra « Ebân ithâm edilmiştir » der. İbn Arrâk Tenzîh eş-Şerîa?da[90] es-Suyûtî?ye hadisin bu hükümde tabi olmuştur. es-Sahâvî?de el-Makâsıd [91] adlı kitabında İbn Hacer?e uyarak « Bu hadis uydurmadır » der.
    Bu üç hadisin uydurma olduğuna dâir hiçbir şüphe yoktur. Çünkü hikmet sahibi olan eş-Şârî işleri doğru bir terâzi ile ölçer. Dolayısıyla sarıkla kılınan namazın sevabının, cemaatla kılınan namazın sevabıyla aynı olması veya kat ve kat daha fazla olması makûl değildir! Sonra cemaat namazının hükmüyle, sarık bağlamanın hükmü arasında çok büyük fark vardır. Sarık hakkında söylenecek en son hüküm müstehab olduğudur. Ancak tercih edilen; sarığın âdet olan sünnetlerden olduğudur. Sarık ibâdet olan sünnetlerden değildir. Cemaat namazına gelince, en azından müekked sünnet olduğu söylenmiştir. Ayrıca namazın şartlarından olduğu, namazın cemaatsız sahih olmayacağı da söylenmiştir. Doğru olan görüş ise, cemaat namazının farz (vacib) olduğudur. Ama terkedildiğinde kişi şiddetli bir günah kazanmasına rağmen namazı sahihtir. Bunun için nasıl olur da Alîm ve Hakîm olan Allâh, bunun sevabını sarıkla kılınan namazla eşit, bizzat daha aşağıda bir derece kılsın. Herhalde Hâfız b. Hacer bu manâyı hesaba katarak hadis hakkında uydurma hükmünü verir.
    Bu tür uydurma hadislerin kötü tesirlerinden ve hatalı yönlendirmelerinden bir tanesi de; bizler bazı insanların namaza girmek istediklerinde başlarına mendil bağladıklarını muşâhede ederiz. Zannınca bu zikredilen sevaba nâil olacaktır. Halbuki bu kişi, nefsini temizleyen ve tezkiye eden bir amel işlememiştir.
    Garib olan tarafı da şudur: Bazıları sakallarını keserek bu günahı işlerler. Namaz için kalktıklarında sakallarını kesmelerinden dolayı hiç bir eksiklik duymazlar, ve bu onları hiçmi hiç ilgilendirmez. Ancak sıra sarıkla namaz kılmaya gelince, onlara göre bu ihmal edilmemesi gereken bir iştir! Buna delil de şu durumlarıdır: Sakallı birisi namaz kıldırmak için öne geçtiğinde sarıklı değil ise, ondan razı olmazlar. Eğer sarıklı birisi, sakalını kesme günahıyla birlikte namaz kıldırmak için öne geçse, bu onları rahatsız etmediği gibi buna ehemmiyette vermezler. Böylece Allâh?ın dinini tersine çevirmişler. Allâh?ın haram kıldığını mubâh, mubâh kıldığını da vacib kılmışlardır.
    Eğer sarığın fazileti sabit olmuş olsaydı, müslüman kişinin normal hallerinde zinet olarak kullanması istenilirdi. Tâ ki bununla diğer insanlardan ayrılmış olsun. Asıl maksad, ödünç olarak alınan sarıkla sayılı dakikalarda eda edilen namaz değildir, ki bitirir bitirmez alınıp cebe yeniden hapsedilsin! Çünkü müslüman kişinin namaz dışındaki sarığa olan ihtiyacı, namazın içindeki ihtiyacından daha fazladır.
    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

  7. #7
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Ynt: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    Özellikle mümin ile kafirin giyeceklerinin karıştığı bu asırda, sarık müslümanın şiarı olup onu kafirlerden ayırır durumdadır.
    Sakal hakkında ise, Allâh Resûlu (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Müşriklere muhâlefet edin, bıyıkları kısaltın ve sakalları bırakın ) Bu hadisi Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir.
    Namaza başlarken, ödünç sarığın koyulması, namaz için insanın yüzüne ödünç sakal koyması gibidir. Bu ödünç sakalı muşâhede etmesek bile, günün birinde Avrupalıların taklidi babından müslümanların arasında yayılması hiçte uzak değildir. ed-Dimaşk?ta neşrolunan (2485) sayılı 1364 hicri tarihli el-Alem dergisinde şöyle bir haber vardır: « Londra- Lordlar meclisi toplandığında hava sıcaklığı artar, başkan ödünç olan sakallarını çıkarma iznini verir!»
    36- ( ????? ??? ??? ?????? ??????? ??????? ?????? ?? ????? )
    ( Güzel kadının yüzüne ve yeşilliğe bakmak görmeyi arttırır )[92]
    Hadis uydurmadır.
    ez-Zehebî el-Mizan?da bu haberin bâtıl olduğunu ifade eder. İbn Kayyım ise, bu hadis ve benzerlerinin zındıkların uydurması olduğunu söyler. es-Sagânî ehâdis el-Mevdûa[93] adlı kitabında rivayeti zikreder. Maalesef es-Suyûtî bu ve benzeri hadisleri el-Câmiu?s-Sagîr?ine almıştır.
    37- ( ?? ??? ????? ? ???? ???? ? ??? ?? )
    ( Kim bir hadis söylerde onun yanında aksırılırsa; o haktır ) [94]
    Hadis batıldır.
    İbnu?l-Cevzi[95] rivâyete batıl demektedir. Ebû Hâtim de bu yalan bir hadistir demiştir. eş-Şeyh Aliyyu?l-Kârî[96] İbn Kayyım?dan şöyle nakleder: « Bazı insanlar bu hadisin senedinin sahih olduğunu söyleseler bile, his bunun uydurma olduğuna şahittir... Peygamber (s.a.s.) den rivâyet olunan bir hadisin yanında yüzbin kişi aksırsa dahi, aksırma ile hadise sahih hükmü verilmez...»
    38- ( ???? ?????? ?? ??? ???? )
    ( Sözün en doğrusu, yanında hapşurulandır )[97]
    Bu hadiste batıldır.
    39- ( ???? ?????? ?? ??? ?????? ?? ???? ) ??? ???: ( ??? ??? ?? ????? ??? ?????? ?? ???? ? ??? ?????? ?????? ?????? )
    ( Namaz dirhem mikdarı kandan dolayı iade edilir ) Başka bir lafız da ise : ( Elbisede dirhem mikdarı kadar kan varsa, elbise yıkanır ve namaz iade edilir)[98]
    Hadis uydurmadır.
    İbn Hibbân şöyle der: « Bu haber şüphesiz uydurmadır. Allâh Resûlu (s.a.s.) bunu söylememiştir. Bunu Kûfe Ehli uydurmuştur. (Râvilerinden olan) Ravh sika (güvenilir) ravilerden uydurma rivâyetlerde bulunur.»
    İbn Hibbân?ın bu sözüne ez-Zeylaî[99] ve İbnu?l-Mulakkan[100] da katılmıştır. el-Buhârî?de « bu hadis batıldır » der.
    Hadis başka bir yol ve lafızla da gelmiştir:
    40- ( ???? ????? ?????? ? ????? ????? ??? ?????? ) ( Dirhem mikdarı kan yıkanır ve ondan dolayı namaz iade edelir )[101]
    Hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan Nuh b. Meryem yalancıdır. Bu hükme ez-Zeylaî de katılır. Ancak bu ve bir önceki rivâyeti es-Suyûtî el-Câmi de zikreder!!!
    Bu hadis, Hanefî mezhebinin, mugallaza olan necâsetin dirhem mikdarı kadar olduğuna dair delilidir. Bu hadisin uydurma olduğunu anladıysan, böyle bir sınırlamanında batıl olduğunu bilirsin. Dirhemdende daha az olsa bile necasetten kaçınmak farzdır. Çünkü temizliği emreden hadisler geneldir.
    41- ( ???????? ????? ???? ???? ? ??????? ) ( Örümcek şeytan olup Allâh onun şeklini değiştirmiştir, dolayısıyla onu öldürün )
    Hadis uydurmadır.
    İbn Adiy[102] rivâyet etmiştir. Râvilerinden olan Mesleme hakkında şöyle der: « Meslemenin hadisleri, tamamen veya genelde mahfûz değildir.»
    Bu hadisin bâtıl olduğuna başka bir delilde, Müslim[103] de gelen hadisle çatışmasıdır:
    ( Allâh hayvana dönüştürdüğü hiçbir şeye nesil ve soy kılmamıştır )
    İbn Hazm Muhalla[104] da şöyle der: « Maymun ve domuz dışında gelen her mesh (dönüştürme), batıl, yalan ve uydurmadır.»
    Ancak es-Suyûtî adeti üzere yine muhâlefet ederek hadisi Câmi de zikreder!
    42- ( ?? ?????? ???? ?????? ? ??? ???? ???? ????? )
    ( Her kim Kur?an dan başkasıyla şifa isterse, Allah Teâla ona şifa vermesin )
    Hadis uydurmadır.
    es-Sâgânî el-Ehâdis el-Mevdûa[105] da zikreder. el-Aclûnî el-Keşf[106] te buna katılır. Hadisin aslını el-Vahidî Tefsirinde[107] rivâyet eder.
    Râvilerinden olan İbnu?l-Hâris?in hadisi terkedilmiştir. ez-Zehebî Tarihu?s-Sahâbe adlı kitabında bu haberin sahih olmadığına işaret etmiştir.
    Bu hadis maddi tedaviyi terkedip, yanlız Kur?ân tilâvetine güvenmeye işaret etmektedir. Bu ise Resul (s.a.s.)?in kavlî ve fiili sünnetiyle uzak ve yakından uyuşmamakta. Resûl (s.a.s.) defalarca maddi tedavi ile muâlece olup bunu emretmiştir. Şöyle buyurur:
    ( Ey Allâh?ın kulları! Tedavi olun ; Allâh indirdiği her hastalığa bir de ilaç indirmiştir ) Bu hadisi el-Hâkim sahih bir senedle rivâyet etmiştir.
    43-( ?? ???? ?? ??? ???????? ????? ??? ????? ??????? ??? ?????? ) ( Allâh Azze ve Celle ve Melekleri cuma günü sarık saranlara salât getirirler )[108]
    Hadis uydurmadır.
    İbnu?l-Cevzî[109] şöyle der: « Bu hadisin aslı yoktur, (ravilerinden olan) Eyyub teferrud etmiştir. Ezdî şöyle der: Bu hadis Eyyub?un uydurmasıdır, Yahyâ b. Main onun yalancı olduğunu söylemiştir, ed-Dârekutnî de onu terketmiştir.»
    44-( ???? ????? ????? ? ???? ???? ? ??????? ???? ? ????? ??? ????? ???? )
    ( Üç şeyden dolayı Arabları sevin ; Çünkü ben arabım, Kur?ân arabçadır, Cennet ehlinin dili de arabçadır )[110]
    Hadis uydurmadır.
    Bu senedin üç tane illeti vardır:
    İlki: Ravilerinden olan el-Alâ b. Amr hakkında ez-Zehebî metrûk olduğunu söyler, İbn Hibbân ise, mutlak olarak kendisiyle ihticac etmenin câiz olmadığını söyler.
    İkincisi: Diğer bir râvi olan Yahyâ b. Yezîd, muhaddislerce zayıf addedilmiştir.
    Üçüncüsü: İbn Cureyc hadisi an ana sigasıyla rivâyet etmiştir. Kendisi müdellistir.
    Hadisi İbnu?l-Cevzî[111] el-Ukaylî?nin yoluyla zikrederek, el-Ukaylî?den hadisin münker olduğunu ve aslının olmadığını aktarır.
    45- ( ??? ???? ? ??????? ???? ? ????? ??? ????? ???? ) ( Ben arabım, Kur?ân arabçadır, Cennet ehlinin lisanı da arabçadır )[112]
    Hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan Şibl b. el-Alâ b. Abdurrahman hakkında İbn Adiy; « Münker rivâyetleri vardır » der. Hâfiz el-Irâkî[113] de şöyle der: « Ancak (râvilerinden olan) Abdul Azîz b. İmrân ez-Zührî hakkında en-Nesâî ve başkaları metrûk olduğunu söylerler. el-Buhârî hadisinin yazılmayacağını bildirir. Dolayısıyla bu hadis sahih değildir. » İbn Arrak[114] ta bu hükme katılır.
    Bu rivâyetin Allâh Resûlu (s.a.s.)?e nisbetinin bâtıl olduğuna bir başka delilde, (s.a.s.)?in arablığıyla övünmesidir. Bu ise, İslam?a göre tuhaf sayılıp şu âyetle uyuşmaz:
    ( Muhakkak ki Allâh yanında en değerli olanınız, O?ndan en çok korkanınızdır.)[115]
    Aynı zamanda sahih hadislerle de uyuşmaz:
    ( Arabın arab olmayana üstünlüğü yoktur ... üstünlük ancak takva iledir.)[116]
    Ebû Dâvut ve et-Tirmizi?nin hasen olarak rivâyet ettikleri başka bir hadiste:
    ( Gerçekten Allâh Azze ve Celle sizlerden câhiliyye âdetini ve ecdâd ile övünmeyi gidermiştir. İnsanlar Âdem?in çocuklarıdır, Âdem ise topraktandır. Mümin takvalı , facir ise şakî olandır. Bazıları cehennem kömürü olan insanlarla övünmeyi bıraksınlar. Yoksa Allâh?ın yanında, ağzı ile pisliği iten böcekten daha değersiz olurlar. )
    Allâh Resûlu (s.a.s.) ümmetini bu şekilde yönlendiriyor ise, onun yasakladığı şeyi kendinin yapması hiç bir zaman makûl değilir.
    46-( ??? ??? ????? ? ?? ??????? ) ( Arablar itibarını kaybedince, İslâm da itibarını kaybeder )[117]
    Hadis uydurmadır.
    Ebû Hâtim şöyle der: « Bu hadis bâtıldır aslı yoktur.»
    Hadisin iki tane illeti vardır:
    İlki: Ravilerinden olan Muhammed b. el-Hattâb, hâli itibarıyla mechûldur.
    İkincisi: Ali b. Zeyd zayıftır.
    Hadis mana itibarıyla batıl bir manaya delâlet etmeseydi, zayıf hükmü ile yetinirdik. Çünkü İslâm?ın izzeti Arablarla bağlantılı değildir. Tam tersine Allâh İslâm?ı Arab olmayan müminlerle de izzetli kılmıştır. Özellikle Osmanlı devletinin ilk zamanlarında böyleydi. Allâh İslâmı onlarla güçlendirmişti, ta ki hükümdarlıkları Avrupanın ortasına kadar uzanmıştı. İslâm?dan saparak Avrupa kanunlarına yönelip, hayırlı olanı hayırsız olan ile değiştirdiklerinde otoriteleri, hem orada hemde diğer topraklarda giderek kayboldu. Öyle oldu ki, hükümranlığı kendi topraklarında dahi kalmadı! O topraklarda müslüman olduklarına delâlet eden az bir belirti kaldı. Böylelikle kuvvet ve izzetten sonra, bütün müslümanlar arabıyla acemiyle boyun eğip alçaldılar. Kafirler topraklarına girerek, çok azı hâriç müslümanlar zillet altında yaşamaya mahkûm oldular. Ekonomi gibi bir çok tasarı adı altında bu toprakları kafirler sömürmeye başladılar!
    Böylece İslâmın, arab ve acemin düşmesiyle zelîl, güçlenmesiyle de izzetli olacağı sabitleşir. ( Arabın arab olmayana üstünlüğü ancak takvadadır)
    Allâhım! müslümanlara izzet nasib eyle, onlara Kitâbına ve Peygamberinin sünnetine dönmelerini ilham et. Tâ ki İslâm onlarla güçlenmiş olsun.
    Ancak bu durum, arab cinsinin diğer ümmetlerin cinsinden daha üstün olmasına engel değildir.Arab cinsinin üstün olması konusu Ehlî Sünnetin?de görüşüdür. Konuyla ilgili sahîh hadisler vardır, bunlardan bir tanesi de şudur:
    ( Allâh İbrâhim?in çocuklarından İsmâil?i seçmiştir. İsmâil?in çocuklarından da Benî Kinâneyi, Benî Kinâne?den Kureyşi, Kureyşten Benî Hâşimi seçmiştir. Beni de Benî Hâşimden seçmiştir.)[118]
    Ancak bu fazîlet, Arab olanın kendi cinsiyle övünmesine götürmemesi gerekir. Çünkü İslâm bu cahiliyye âdetini ibtâl etmiştir. Aynı zamanda bizlerin de Arabların bu üstünlüğe hak sahibi olmalarının sebebini de bilmemezlikten gelmememiz gerekir. Onlar akıl ve lisanlarıyla, ahlak ve amelleriyle temâyüz etmişler, güzel sıfatlarıyla diğer ümmetlere İslâm davetini taşımada ehil kılınmışlardır. İşte arab olan kimse bunu bilir ve korur ise, kendinden öncekiler (selefleri gibi) İslâm davetinin taşınmasında namzet bir üye olur. Ama o, bütün bunlardan soyutlanırsa o zaman hiç bir fazîleti olmaz. Bilâkis İslâm ahlâkı ile nitelenen bir acem şüphesiz ondan daha hayırlıdır. Gerçek üstünlük Allâh?ın, Muhammed (s.a.s.)?le birlikte gönderdiği imân ve ilme tâbi olmak iledir. Üstünlük Kur?ân ve Sünnette gelen belirli isimlerledir; İslâm, İmân, İyilik, Takvâ, İlim, Amel ve İhsân gibi. İnsanın sadece arab veya acem olması, hiç bir üstünlük kazandırmaz.
    47-( ?????? ??? ?????? ???? ????? ????? ????? ?????? ???? ) ( Yemekten önce karpuz mideyi iyice yıkar, hastalığıda kökünden giderir )[119]
    Uydurmadır.
    Ravilerinden olan Ahmed b. Yakûb?un hadis uydurduğunu el-Beyhakî ve el-Hakim beyan eder.
    es-Sahâvî şöyle der: « Ebu Umer en-Nukânî karpuzun fazileti hakkında bir cüz tasnif etmiştir, bütün hadisleri batıldır.» [120]
    48- ( ???? ?????? ?????? ???? ????? )
    ( Yemeğin bereketi, öncesinde ve sonrasında abdest almaktır )[121]
    Zayıftır.
    Ravilerinden olan Kays b. Rabi?nin zayıf olduğunu Ebû Davut ve et-Tirmizî söyler.
    Bu konuyla ilgili başka bir hadiste:
    ( Her kim Allah?ın onun evinin hayrını çoğaltmasını severse, öğlen yemeği hazır olduğunda ve kaldırıldığında abdest alsın )[122]
    Ancak hadis münkerdir.
    el-Münzirî şöyle der: « Süfyan yemekten önce abdest almayı kerih görürdü. el-Beyhakî derki: aynı şekilde Malik b. Enes?te kerih görürdü. Yine arkadaşımız eş-Şafii abdestin terkini mustehab görmüştür, İbn Abbas hadisini delil getirmiştir.
    ( Peygamber (s.a.s.)?in yanındaydık ve helâya gitti, sorada döndü. Yemek getirildi ve dendi ki: Abdest almayacakmısın? O da, namaz kılmayacağım ki abdest alayım, dedi)» [123]
    et-Tirmizî ve Ebû Davut?un rivayet ettikleri hadiste şu fazlalık vardır:
    (Ancak namaza kalktığımda abdest almakla emrolundum )
    Bazıları bu hadiste geçen el-Vudû yâni abdest kelimesini yalnız ellerin yıkanması olarak tevil ederler. Ancak bu mâna Peygamber (s.a.s.)?in sözlerinde bilinmemektedir. Eğer hadis sahih olmuş olsaydı, yemek öncesi ve sonrası ellerin yıkanmasının istihbabına delil olurdu ve hadisin bu şekilde tevili de caiz olmazdı.
    Yemekten önce ellerin yıkanmasına gelince ; ellerin pis olması gibi, yıkanmasını gerektiren bir durum var ise, yıkamak meşrûdur.
    Netice olarak; ellerin yemekten önce yıkanması, hadis sahih olmadığından ibâdet değildir. Mâna olarak makûldur, kirli ise meşrûdur, yoksa değildir.
    49-( ?? ??? ??? ???? ? ??? ??? ?????? (???) ? ?? ????? ? ?????? ??? ?????? ??? ???? )
    ( Gerçekten her şeyin bir kalbi vardır, Kur?an?ın kalbide ( Yâsindir ). Kim onu okursa sanki Kur?an?ı on kere okumuş gibidir )[124]
    Hadis uydurmadır.
    et-Tirmizî, ravilerinden olan Hârûn b. Muhammed?in meçhûl olduğunu söyler. ez-Zehebî de bu hadisi onun uydurduğunu zikreder. Ebû Hâtim ise hadisin batıl olup, aslının olmadığını bildirir.
    Ancak es-Suyûtî adeti üzere rivayeti el-Câmi es-Sagir adlı kitabına alır! es-Sabûnî de İbn Kesir?in muhtasarında[125] zikreder! Zannınca sadece sahih hadisleri zikredecekti! O nerede bunu yapmak nerede; bu kuru bir iddiadan başka bir şey değildir!
    50-( ?? ??? ?? ?????? ????? ????? ????? ??? ??? ?? ??????? ?? ?????) ( Kimin çocuğu olurda ona bereket talebiyle Muhammed ismini verirse ; o ve çocuğu cennettedir )[126]
    Hadis uydurmadır.
    İbn Kayyım, ravilerinden olan Hâmid b. Hammâd el-Askerî yüzünden, hadisin bâtıl olduğunu belirtir. eş-Şeyh el-Kâri[127] de ona katılır.
    Bu araştırmayı gözden kaçıran el-Munâvî es-Suyûtî?nin hadisi hasen saymasına katılır. Dolayısıyla buna aldanma.
    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

  8. #8
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Ynt: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    51- ( ???? ???? ??? ?? ????? ???? ??? ) ( Bir saat düşünmek, altmış sene ibâdetten daha hayırlıdır )[128]
    Bu söz uydurmadır.
    İbnu?l-Cevzi, ravilerinden olan Osman b. Abdullah el-Kuraşi ve İshak b. Nuceyh el-Malatî?nin yalancı olduklarını söyler.[129]
    Diğer bir rivayette ise:
    ( Gece ve gündüzün farklılığındaki bir saatlik düşünce, bin senelik ibâdetten daha hayırlıdır)[130] Bu hadis te uydurmadır. Çünkü ravilerinden olan Said b. Meysere güvenilir ravilerden uydurma rivayetlerde bulunmuştur. Buna rağmen es-Suyûtî rivayeti kitabına almıştır!
    52- ( ?? ???? ???? ?????? ??? ?? ?????? ) ( Cami komşusunun namazı, ancak camidedir )[131]
    Hadis zayıftır.
    Ravilerinden olan Süleyman b. Davut el-Yemâmî zayıftır. el-Buhârî onun hakkında: « hadisi münkerdir » der. Yanî bu kişinin hadisini rivayet etmek helâl değildir.
    Cemaat namazıyla ilgili gelen sahih hadisin lafzı şöyledir:
    ( Kim özürü olmadığı halde ezanı duyarda (camiye) gelmez ise, namazı yoktur )[132]
    En-Nevevî, el-Askalânî ve ez-Zehebî hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir.
    53-( ?????? ?? ??????? ? ??? ???: ???????? ) ( Cuma fakirlerin haccıdır, diğer bir lafızda : Miskinlerin )[133]
    Hadis uydurmadır.
    Ravilerinden olan Mukâtil yalancıdır. Dolayısıyla es-Sagânî ve İbnu?l-Cevzî rivayeti, uydurma hadisleri topladıkları kitablarında zikrederler.
    54-( ?????? ??? ????? ???? ? ??????? ?? ??????? ) ( Tavuk, ümmetimin fakirlerinin koyunudur. Cuma?da fakirlerinin haccıdır )[134]
    Hadis uydurmadır.
    Ravilerinden olan Abdullâh b. Zeyd yalancıdır, hadis uyduran birisidir.
    el-Munâvî[135] bu ve bir önceki rivayetin uydurma olduğunu ez-Zehebi?den nakleder.
    55-( ??? ???? ????? ????? ?? ????? ? ??? ???? ??? ?????? ??? ??? ???? ????? )
    ( Biriniz hanımıyla veya cariyesiyle ilişkide bulunduğunda, edep yerine bakmasın, çünkü bu körlük bırakır )[136]
    Hadis uydurmadır.
    İbnu?l-Cevzî rivayeti el-mevdûât adlı kitabında zikreder. İbn Hibbân ve Ebu Hatim er-Râzi rivayetin uydurma olduğunu söylerler.
    İbn Salâh hadisin gerçek illetine vakıf olmadığı için, isnadın ceyyid (iyi) olduğunu söyler. Ancak İbn Salâh, kendisinin koyduğu ve daha önce kimsenin söylemediği kaideye muhalefet ederek bu hadisin kuvvetli olduğunu söyler. İbn Salâh?a göre, kendisinin yaşadığı o asırlarda artık hadis hakkında sahih hükmünün verilmesi kesilmişti, dolayısıyla hiç kimsenin tashih etme hakkı yoktu![137] Ona göre vacib olan; daha önceki hadis imamlarının hükümlerine tabi olmaktır.[138] Ancak bu kaideye nereye dayanarak burada muhalefette bulundu ve iki büyük hadis imamımın uydurma hükmünü verdikleri hadisin, sahih olduğunu söyledi?
    Doğru anlayış, hadisin batıl olduğuna delildir. İlişkiye nisbetle edep yerine bakmanın haram kılınması, vesilelerin haram kılınması babındandır. Allâh Teâla erkeğe zevcesiyle ilişki izni verdiyse, zevcesinin edep yerine bakmasını yasaklaması nasıl kavranabilir?! Bunu Aişe validemizden gelen hadis teyid eder, O şöyle der:
    ( Ben ve Allâh Resûlu (s.a.s.) aramızdaki bulunan bir kaptan gusül alırdık. Benden önce davranırdı, bende ona : bana da bırak, bana da bırak derdim )[139]
    Bu hadisten anlaşılan edep yerine bakmanın caiz olduğudur. Bunu İbn Hibban?ın Süleyman b. Musa yoluyla naklettiği rivayet destekler: Süleyman b. Musa erkeğin zevcesinin edep yerine bakması hakkında sorulur? Bunu Atâ?ya sordum der, o da: Aişe?ye sordum, bu hadisi mâna olarak zikretti der.
    Hafız b. Hacer şöyle der: « Bu hadis erkeğin zevcesinin avret mahalline ve zevcenin de erkeğin avret mahalline bakmasının cevazına delildir.»[140]
    Bu, açıklığa kavuştuğuna göre, öyleyse gusül veya temas esnasında bakmak arasında hiç bir fark yoktur. Böylece yukarıdaki hadisin bâtıl olduğu açığa çıkar.
    56- ( ??? ???? ????? ? ??? ???? ??? ????? ? ???? ???? ????? ? ??? ???? ?????? ? ???? ???? ????? )
    ( Biriniz (zevcesiyle) temas ettiğinde, avret mahalline bakmasın, çünkü bu körlük
    bırakır, çokta konuşmasın, çünkü bu da
    dilsiz bırakır )[141]
    Hadis uydurmadır.
    Ravilerinden olan Muhammed b. Abdurrahman el-Kuşeyrî, yalancı olup hadisi tekedilmiştir.
    57-( ?? ?????? ?????? ??? ?????? ?????? ? ??? ??? ???? ????? ? ??????? ) ( Kadınlar ile olan temasta fazla konuşmayın, çünkü dilsizlik ve kekeleme ondan meydana gelir )[142]
    Hadis çok zayıftır.
    Rivâyetin dört tane illeti vardır, dolayısıyla rivâyet çok zayıf olduğundan delil teşkil etmez.
    58- ( ?? ???? ?? ??? ?????? ??? ?????? ? ??? ???? ???????? ?? ?? ???? ?? ??? )
    ( Kim cuma günü ikâmet diyârından sefere çıkarsa, melekler yolculuğunda refakatçısı olmaması için aleyhine duâ da bulunurlar ) [143]
    Hadis zayıftır.
    Rivâyet İbn Lehi?a sebebiyle zayıftır. Rivâyet bir başka yoldan da gelmiştir, ancak uydurmadır. İlâve olarak (... haceti giderilmemesi için ...) fazlalığı vardır.
    Ayrıca el-Gazâlî rivâyeti (el-İhya)?da zikreder!
    Sahih sünnette cuma günü yolculuğa çıkmayı yasaklayan hiç bir delil yoktur.
    Esved b. Kays?ın babasından rivâyet ettiği bir eserde :
    ( Umer (r.a.) yolculuğa istekli bir adam görür. Onun şöyle söylediğini duyar : ?Bugün cuma günü olmasaydı çıkardım? deyince Umer (r.a.) şöyle der: ?Çık, çünkü gerçekten cuma yolculuğa mani değildir?.)[144]
    Bu sened sahihtir, ravilerinin hepsi güvenilirdir.
    59-( ???? ??? ?????? )
    ( Hac evlilikten öncedir )[145]
    Hadis uydurmadır.
    Senetteki iki râvi hadis uydururlar. Buna rağmen es-Suyûtî rivâyeti el-Câmi de zikreder.
    Rivâyetin diğer bir lafzı şöyledir:
    60- ( ?? ???? ??? ?? ??? ? ??? ??? ???????? )
    ( Kim hacca gitmeden önce evlenirse, günah ile başlamıştır )[146]
    Hadis uydurmadır.
    61-( ?????? ??????? ? ???? ????? ) ( Akîk?ten yüzük takın, çünkü gerçekten akîk bereketlidir )[147]
    Hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan Yakûb b. İbrahîm ez-Zührî, yalancı ve hadis uyduran birisidir.
    Hafız es-Sahâvî, akîk taşı ile ilgili gelen rivayetlerin hepsinin bâtıl olduğunu söyler.
    Gerçi konu ile ilgili rivayetler değişik lafızlar ve senedlerle gelmesine rağmen hadisi kuvvetlendirmemektedir. Zayıflığın sebebi, zabtın ve hıfzın zayıflığından kaynaklanmış ise, yolların çokluğu hadisi kuvvetlendirir. Ancak durum burada böyle değildir. Bilâkis konu ile ilgili rivayetlerin geneli yalan ile itham edilmiş ravilerden hâli değildir. Ayrıca lafızlar arasında şiddetli bir çelişki görülmektedir, yukarıda:
    ( Çünkü gerçekten akîk bereketlidir ) olarak gelir.
    Diğer bir rivâyette :
    62- ( ?????? ??????? ? ???? ???? ????? )
    ( ...çünkü gerçekten akîk fakirliği yok eder )[148]
    Hadis uydurmadır.
    Diğerinde :
    63- (?????? ??????? ? ???? ???? ????? ? ??????? ??? ??????? )
    ( ...çünkü gerçekten akîk işi başarılı kılar, sağ el de ziynete daha hak sahibidir )[149]
    Hadis uydurmadır.
    Başka bir rivayette:
    64- ( ?????? ???????? ?????? ? ???? ?? ???? ????? ?? ?? ??? ???? )
    ( Akîk?ten yüzükler takın, çünkü gerçekten üzerinde olduğu müddetçe birinize üzüntü isabet etmez )[150]
    Hadis uydurmadır.
    Bir diğerinde :
    65- ( ?? ???? ??????? ? ?? ??? ??? ???? )
    ( Kim akîk?ten yüzük takarsa, hayır görmeye devam eder )[151]
    Sonuç olarak ; akik taşından yüzük edinme hakkında gelen hadislerin hepsi bâtıldır.
    66- ( ??? ??????? ????? ? ??? ????? ???? ????? ) ( Amellerin efendisi açlıktır, nefsin zilleti de yün elbisedir )
    Bu sözün aslı yoktur.
    el-Irâkî[152] ve es-Subkî[153] aslını bulamadıklarını söylerler.
    67- ( ????? ??? ??????? ? ???? ?????? ?? ??????? ) ( Fikir ibâdetin yarısıdır, az yemekte ibâdetin kendisidir )
    Bu söz batıldır.
    el-Irâkî[154] aslının olmadığını ifade eder.
    68-( ????? ????? ) ( Oruç tutun sıhhat bulun )[155]
    Hadis zayıftır.
    Ravilerinden olan Züheyr b. Muhammed Şamlılar?dan olan rivayetinde zayıftır. Dolayısıyla hafız el-Irakî[156] senedin zayıf olduğunu belirtir.
    69-( ???? ?????? ? ??? ?????? ?? ??? ?? ????? ) ( Seni israf etmekten sakındırırım ; gerçekten günde iki kere yemek israftandır )[157]
    Hadis uydurmadır.
    el-Gazâlî İhyâ da, bu sözü Peygamber (s.a.s.)?in Aişe (r.a.)?ya söylediğini zikreder. el-Irakî İhyâ üzerine yaptığı çalışmada, rivâyetin zayıf olduğunu söyler. Ancak rivâyet zayıflıkta kalmaz, çünkü râvilerinden olan Muhammed b. el-Hüseyn es-Sûfî Tasavvufçular için hadis uyduran birisidir.
    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

  9. #9
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Ynt: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    70-( ??? ??? ???? ?? ?????? ?? ?????? ? ??? ?? ??? ???? ??????? ) ( Peygamber (s.a.s.) bir ihtiyacı unutma endişesi duyduğunda, hatırlaması için eline ip koyardı )[158]
    Hadis batıldır.
    Râvilerinden olan Sâlim b. Abdul-A?lâ hadisi terkedilmiş olup, kendisi güvenilir râviler üzerine hadis uyduran birisidir.
    Bu rivayetle çakışan diğer bir rivâyette:
    71-( ?? ??? ?????? ?? ??????? ?? ??? ???? ?? ????? ? ?????? ?????? ??? ???? ????? ?? ??? ? ?? ???? ?? ???? ??????? )
    ( Kim ihtiyacını hatırlatması için yüzüğünü veya sarığını döndürür, yahut parmağına ip bağlarsa; Allah Azze ve Celle?ye şirk koşmuştur. Çünkü ihtiyaçları hatırlatan Allâh?dır )[159]
    Hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan Bişr b. el-Hüseyn, diğer bir râvi olan ez-Zübeyr?den bâtıl rivâyetler nakleder. Bu kişi aynı râviden yüz elli hadise yakın uydurma bir nüsha rivâyet etmiştir.[160]
    72-( ?? ?????? ??? ?????? ????? ?????? ?????? ????? ? ????? ??????? ????? ???? )
    ( Komşunun hakkı kırk eve kadardır. Böyle, şöyle ve böyle ; sağdan ve soldan, önden ve arkadan )[161]
    Hadis çok zayıftır.
    Komşuluğu kırk evle sınırlandıran hadisler sahih olmayıp zayıftır. Görünen, bunun örf ile sınırlandırılmasıdır, Allah en doğrusunu bilir.
    73-( ?? ??? ?????? ??? ??????? ?? ??? ) ( Katil maktulun üzerinde hiç bir günah bırakmamıştır. )
    Bunun aslı yoktur.
    Hadis kitablarında bu rivâyetin sahih, hasen veya zayıf bir senedi bilinmemektedir.
    Kıyâmet günü maktûl olan, kâtilden istekte bulunur ve kâtilin hasenatları bu zülme yeterli gelmez, böylece maktûlun kötülükleri kâtile tahvîl edilir. Sahih Müslim?de gelen hadiste buna işâret edilir: ( Ümmetimden iflâs eden odur ki, namaz, zekât ve oruçla gelir. Ancak bunu kötülemiş, onu lekelemiş, bunun malını yemiş, onun kanını dökmüş, buna vurmuş olarak gelir. Buna hasenatlarından verilir, diğerine hasenatlarından verilir. Aleyhine olanlar bitmeden önce, hasenatları bittiğinde, onların günahlarından alınır ve onun üzerine atılır sonra da ateşe atılır.)
    74-( ??? ???? ?? ????? ? ?? ????? ?????? )
    ( Allâh Resûlu (s.a.s.) sakalının boyundan ve eninden alırdı)[162]
    Hadis uydurmadır.
    Ravilerinden olan Umer b. Hârûn el-Belhî hakkında el-Buhârî şöyle der : « Bu hadisten başka, aslı olmayan veya tek kaldığı hiç bir hadisini bilmiyorum.»
    Ukaylî de şöyle der: « Bu hadis ancak onunla bilinir, ve Peygamber (s.a.s.)?den iyi senedlerle şöyle dediği sabittir :
    Sakalınızı uzatın, bıyıklarınızı kısaltın )[163]»
    Yine bu râvi hakkında İbn Maîn « pis bir yalancıdır » der. Sâlih Cezer?e de « yalancı » olduğunu söyler.
    75-( ????? ??? ?????? ?????? ??? ????? ??????? ??? ??? ??? ????? ????? ??????? ?????? ??? ???? ??? ????? (??) ?????? )
    ( Yer yüzü suyun üzerindedir, su kayanın üzerindedir, kaya da balinanın sırtı üzerinde olup iki tarafı arş ile buluşur. Balina da ayakları havada olan meleğin sırtının üst kısmındadır)[164]
    Hadis uydurmadır.
    Rivâyet isrâiliyâttandır. Râvilerinden olan Saîd b. Sinan ithâm edilmiştir.
    76-( ??? ???? ???? ??? ????? ?????? ) ( Âdem su ve çamur arasındayken Nebiydim )
    Hadis uydurmadır.
    77-( ??? ???? ??? ??? ??? ??? ??? ??? )
    ( Nebî olduğumda ne Âdem ne su ne de çamur vardı )
    Hadis uydurmadır.
    es-Suyûtî[165] bunun ve bir önceki rivâyetin de uydurma olduğunu İbn Teymiyye?den nakleder ve ona katılır.
    İbn Teymiyye,[166] el-Bekrî?ye olan reddiyesinde şöyle der:
    « Naklen ve aklen aslı yoktur, hiç bir muhaddis bu rivâyeti zikretmemiştir. Manası da bâtıldır. Çünkü Âdem (a.s.) su ile çamur arasında hiç bir zaman olmamıştır. Çamur, su ve topraktan oluşur. Âdem ise, (o anda) ruh ve cesed arasındaydı.
    Bu dalâlet ehlî, Nebî (s.a.s.)?in o zaman var olduğunu ve zatının diğer zevatlardan önce yaratıldığını zannederek uydurma hadisleri delil olarak getirirler. Örneğin, Peygamber (s.a.s.)?in arşın etrafında bir nur olduğu rivâyetinde olduğu gibi, o şöyle der: « Ey Cibrîl! Ben işte o nur idim.»!
    Bazıları da, Nebî (s.a.s.)?in, Cebrâîl ona Kur?an?ı getirmeden önce onu ezberlediğini iddia ederler. »
    İbn Teymiyye, « Âdem ise, ruh ve cesed arasındaydı » sözüyle hadisin sahih olan şeklinin bu lafızla olduğuna işaret eder. Hadisin lafzı şöyledir:
    ( Âdem ruh ile cesed arasındayken ben Nebîydim.)
    Bu hadisin isnâdı sahihtir[167].
    78- ( ?? ???? ??? ??? ???? )
    ( Kuyruk ol, sakın baş olma)
    Bu sözün aslı yoktur.
    Es-Sehâvî[168] bu sözün İbrâhim b. Edhem?e ait olduğunu ve bu sözü bazı arkadaşlarına tavsiye ettiğini ifâde eder.
    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

  10. #10
    Tahsin Kurt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Tahsin Kurt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Forum Müdavimi
    Üyelik tarihi
    Nisan.2007
    Mesajlar
    7.822

    Ynt: Uydurma hadisleri tanıma yolları ve uydurma hadisler serisi

    79- ( ?? ?? ???? ???? ????????? ???? ???? ) ( Her kim müslümanların işiyle ilgilenmez ise, onlardan değildir.... )[169]
    Bu hadis zayıftır.
    Râvilerinden olan Abdullâh b. Ebî Cafer ve babası zayıftırlar.
    Hadis değişik lafızlarla da gelmiştir, ancak senedleri ya uydurma ya da çok zayıftır.
    80- ( ??? ????? ???? ???? ?????? ????? ) ( Dâvud Aleyhisselâm?ın günahı bakmaktı )[170]
    Bu hadis uydurmadır.
    İbn Salâh Müşkil el-Vasît?te bu hadisîn aslının olmadığını belirtir.
    Bu hükme ez-Zerkeşi, es-Suyutî ve İbn Arrak?ta katılır.
    Dâvud (a.s.)?ın bir askerin ailesine bakarak fitneye düşmesi rivâyeti meşhur olup, Peygamberlerin kıssaları ile ilgili kitablar ve bazı tefsir kitablarına girmiştir.
    Aklı başında olan bir müslüman bu kıssanın bâtıl olduğunda şüpheye düşmez. Çünkü bu kıssada o kadınla evlenmek için kocasını öldürme girişimi gibi Peygamberlerin (aleyhimus-selâm) makamlarına yakışmayan işlerin bir Peygambere atfedilmesi vardır.
    Daha uzunca gelen başka bir rivâyette;
    ( Nebî olan Dâvud Aleyhisselâm kadına bakıp ona meyledince ...)[171]
    Peygamber (s.a.s.)?e ref edilen bu bâtıl rivâyeti, el-Kurtubî[172] tefsirinde zikrederek bâtıl olduğunu söyler. Aynı şekilde İbn Kesîr?de[173] senedinin sahih olmadığını beyan eder.
    Bu rivâyet, peygamberlerin masum olduklarına inanmayan Ehlî Kitab?ın naklettiği İsrailiyattan olduğu anlaşılmaktadır.
    Tenbîh: İbn Ebî Hâtim?in tefsirine bu gibi bâtıl rivâyetleri alması, onun kitabının başında zikrettiği; « kendisinin seneden ve metnen en sahih haberleri tahriç etmeye dikkat ettiğine » dair sözü, genel manada değildir.
    81-( ??? ?????? ???? ????? )
    ( Nasılsanız öyle idare edilirsiniz )[174]
    Bu hadis zayıftır.
    el-Hâfız b. Hacer şöyle der: « Rivâyetin isnadında el-Mubârek b. Fadâle adlı râviye kadar ki diğer râviler bilinmemektedir. »[175]
    Ayrıca hadisin manası da mutlak olarak doğru değildir. Târîh?in bizlere aktardığına göre; sâlih olmayan bir idareci ardından sâlih bir idâreci başa geçmiştir, halk ise aynı halktır değişmemiştir.
    82-( ?? ??? ?? ?????? ???? ?? ???? ??????? ????? ?? ???? ?????? ? ?? ???? ?? ??????? )
    ( Kimin çocuğu olurda, sağ kulağına ezan okur, sol kulağına da kamet getirirse; sıbyanların anasının (şeytanın) ona zararı olmaz.)[176]
    Bu hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan, Yahyâ b. el-Alâ er-Râzî ve Mervân b. Süleyman, hadis uydurmuşlardır.
    Bu hadisin uydurma olduğu, zikirler ve virdler hakkında kitab yazan bir kısım ilim ehlinin gözünden kaçmıştır. İmam en-Nevevî (r.h.) rivâyetin zayıflığına işaret dahi etmeden kitabında bu hadisi zikreder. Kitabı şerheden İbn Allân[177] hadis hakkında susarak senedi hakkında hiç bir şey söylemez! en-Nevevî?den sonra gelen İbn Teymiyye hadisi el-Kelimu?t-Tayyib?te, öğrencisi olan İbn Kayyım da ona tabî olarak el-Vâbil es-Sayyib?te hadisi zikrederler. Ancak her ikisi de rivâyeti « ???????? » yâni zikrolunduğuna göre kelimesi ile başlattıklarından, bu sözle hadisin zayıf olduğuna işaret etmişlerdir. Gerçi bu, o ikisinden hadisin zayıflığına sukût etme mesuliyyetini kaldırsa bile, hadisi kitablarında zikretme mesuliyyetini kaldırmaz. Çünkü onların bu sözlerinde hadisin uydurma olduğuna değil, yalnız zayıf olduğuna işaret vardır. Yoksa öyle olmasaydı hadisi kitablarına almazlardı. Bunu, her ikisinin kitablarına muttali olan herkes anlar.
    Bu konudaki yanlış anlaşılma gayet açıktır. Çünkü onlardan sonra gelen birisi, o ikisinin bu hükmüne aldanarak; « her ikiside büyük imamlardır, bunda bir beis yoktur, zayıf hadis ile fadâilu?l-a?mâl?da amel edilir » diyebilir. Veya bu hadis, zannınca zayıf olduğundan başka bir zayıf hadis için bunu şahid olarak sayıp hadisi böylece kuvvetlendirir. Bu esnada her iki rivâyetin zayıflığının şiddetli olmaması şartını da unutarak bunu yapabilir.
    Bu zikrettiğimiz yanlışa düşen kişiyi örnek verebiliriz;
    et-Tirmizî zayıf bir senedle Ebî Râfi?den, onun şöyle dediğini rivâyet eder:
    ( ???? ???? ???? ??? ???? ???? ???? ??????? ?? ?????? ????? ?? ??? ??? ????? ????? ??????? )
    ( Resûlullâh (s.a.s.)?i gördüm Fâtıma, el-Hasen b. Ali?yi doğurunca, kulağına ezan okudu. )
    et-Tirmizî şöyle der: « Hadis sahihtir, amel bu hadis üzeredir! »
    Sünen-i şerheden el-Mubârekfurî hadisin senedinin zayıf olduğunu açıkladıktan sonra şöyle der: « Hadis zayıf olmasına rağmen nasıl olurda amel bu hadis üzeredir? Derim ki : Evet, bu hadis zayıftır, ancak el-Hasen b. Ali hadisini, Ebû Ya?lâ ve İbn Sünni?nin rivâyet ettikleri diğer bir hadis destekleyip kuvvetlendirmektedir. »!
    Düşün, nasıl da zayıf bir hadisi uydurma bir hadis ile kuvvetlendiriyor. Tabi ki bunun sebebi, hadisin uydurma olduğunu bilmeyişinden ve zikrettiğimiz ilim ehlinin bu hükmüne aldanışından dolayıdır.
    Konuyla ilgili başka bir hadis ise:
    ( ?? ????? ??? ???? ???? ???? ??????? ?? ?????? ????? ?? ??? ??? ???? ????? ?? ???? ?????? )
    ( Peygamber (s.a.s.) el-Hasen b. Ali doğduğu gün kulağına ezan okur, sol kulağına da kâmet getirir.)[178]
    Bu hadisin, et-Tirmizî de gelen zayıf hadis için şahid olması imkansızdır. Çünkü bu rivâyetin senedinde, biri yalancı ve biri de metrûk (terkedilmiş) olmak üzere iki râvi vardır.
    Ancak tuhaf olan el-Beyhakî ve İbn Kayyım gibi iki büyük alimin hadis hakkında zayıf hükmüyle yetinmeleridir!
    83- ( ?? ???? ????? ??? ???? ????? ??? ??? ???? ???? ) ( Ümmetimin bozulduğu bir zamanda, sünnetime kim yapışırsa, ona yüz şehid ecri vardır )[179]
    Hadis çok zayıftır.
    Râvilerinden olan el-Hasen b. Kuteybe hakkında ez-Zehebî « helâk olmuştur » der. ed-Dârekutnî de « hadisi terk edilmiştir » der. Bu râvinin şeyhi olan Abdu?l-Hâlık b. el-Münzir bilinmemektedir.
    Hadis başka bir lafızlada rivâyet olunmuştur:
    84-( ??????? ????? ??? ???? ???? ?? ??? ???? ) ( Ümmetimin bozulduğu bir zamanda, sünnetime yapışanın, bir şehid ecri vardır )[180]
    Hadis zayıftır.
    Bu hadislere ihtiyaç bırakmayıp sahih olarak gelen rivâyetin lafzı şöyledir:
    ( ?? ?? ?????? ???? ?????? ??????? ???? ????? ??? ???? ???? ??? ????? ????? ?????: ?? ??? ???? ?? ????? ???: ?? ???? )
    ( Sizden sonra sabredilecek günler vardır, o günlerde sizin üzerinde olduğunuz şeye tutunana, sizin ellinizin ecri (verilir). Sahâbeler: «Ey Allâh?ın Nebîsi, onlardan (ellisininmi)?» derler. O da: «Hayır sizden (ellisinin)» der.)[181]
    85- ( ??? ??? ?? ?????? ??? ??? ?? ????? ) ( Peygamber (s.a.s.) aydınlıkta gördüğü gibi karanlıkta da görürdü )[182]
    Hadis uydurmadır.
    Ravilerinden olan Abdullâh b. el-Mugire hakkında el-Ukaylî; « aslı olmayan rivayetlerde bulunur » der. ez-Zehebî bu rivâyetle birlikte onun diğer hadislerini de getirerek; « bunlar uydurmadır » der.
    Buna rağmen es-Suyûtî hadisi el-Câmi?s-Sagîr de zikreder.
    Bir de İbn el-Mugire?nin Şeyhi olan el-Muallâ b. Hilâl hakkında muhaddislerin yalancı olduğuna dair ittifakları vardır. Bunu el-Hâfız, et-Takrib de böyle ifade eder.
    86-( ?? ??? ???? ???? ??? ???? ???? ???? ??? ??? ???? ) ( Allâh Resûlu (s.a.s.) ölmeden önce okudu ve yazdı )[183]
    Hadis uydurmadır.
    es-Suyûtî, rivâyeti Zeylu?l-Mevdûat adlı kitabına almıştır.
    87- ( ???? ????? ?????? ??? ??? ????? ????? ?? ?????? ???? ) ( Kişi diğeri için kalkar; ancak Benî Hâşim bundan hariçtir. Çünkü onlar hiç kimse için kalkmazlar )[184]
    Hadis uydurmadır.
    Ravilerinden olan Cafer b. ez-Zübeyr hakkında Şu?be şöyle der: « Allâh Resûlu (s.a.s.)?in üzerine dörtyüz hadis uydurmuştur. »
    Bu hadisin uydurulmuş olduğuna bir başka delil de hadisin; sahabenin Peygamber (s.a.s.)?le olan adetine ters düşmesidir. O (s.a.s.) Benî Hâşim?in seyyididir. Buna rağmen onun bundan hoşlanmadığını bildiklerinden, sahabe onun için ayağa kakmazdı. En hayırlı yol Muhammed (s.a.s.)?in yoludur.
    Bu rivâyet aynı zamanda aşağıdaki zayıf hadise de muhaliftir:
    88-( ?? ?????? ??? ???? ???????? ??????? ????? ???? ) ( Birbirinizi tazim eder şekilde acemlerin birbirlerine kalktığı gibi sizde kalkmayın )[185]
    Bu hadis zayıftır.
    Hadisin isnadında iddirab, zaaf ve cehâlet olmak üzere üç illeti vardır.
    Ama hadis mâna yönüyle sahihtir. Bu konuda gelen daha açık ve sahih bir hadiste, Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle der:
    ( ?? ??? ??? ?? ?????? ??? ????? ???? ?? ???? ???? ??? ???? ???? ????? ?????? ?? ?????? ?? ??? ?????? ?? ??????? ???? )
    ( Onlar için dünyada Allâh Resûlu (s.a.s.)?den başka, görülmesi daha sevimli bir kişi yoktu. Buna rağmen hoşlanmadığını bildiklerinden onun için ayağı kalkmazlardı. )[186]
    Eğer Nebî (s.a.s.) kendisi için kalkmayı hoş görmüyor ise, öyleyse bu kalkma işi şeytanın kışkırtmalarından kaynaklanan bir masiyettir. Dolayısıyla kendisi hakkında fitneye düşmesinden korkulan bir kişi için, bunu kerih görmesi daha evlâdır. Buna rağmen bir çok Meşayih ve diğer insanlar bu kalkmayı uygun görmüşlerdir. Sanki bu, dinde meşrû imiş gibi konu hakkında kitab ta yazmışlardır. Hayır, onların dediği gibi değildir. Hatta bazısı bu kalkmayı ( ????? ??? ????? ) ( Efendinize kalkın ) hadisi ile istidlâl ederek mustehâb görür. Onlar mekrûh olan; ihtiram ve saygıdan dolayı kalkma ile, ihtiyaçtan dolayı kalkma; meselâ: karşılanması, bineğinden inmesi için yardım edilmesi gibi, ikisi arasındaki farkı gözden kaçırmışlardır. Bu hadisten murad olan da budur. Buna Ahmed?in rivâyeti delâlet eder: ( Efendinize kalkın ve onu (bineğinden) indirin ) Bu hadisin senedi hasendir. el-Hâfız el-Feth adlı eserinde hadisin senedinin kuvvetli olduğunu söyler.
    Bu konuda eş-Şeyh el-Kâdi İzzu?d-Din Abdurrahim b. Muhammed el-Kâhiri el-Hanefî?nin Tezkiretu?l-Enâm fi?n-Nehy Ani?l-Kıyâm adlı risalesi de vardır.
    89-( ?? ????? ??? ?????? ??????? ??? ??????? ? ????: ????? ?? ????? ) ( O kertenkele oğlu kertenkele, lanetli oğlu lanetlidir. Yâni, Mervân b. el-Hakem )[187]
    Bu hadis uydurmadır.
    el-Hâkim hadisin isnadının sahih olduğunu söyler! Bunu, ez-Zehebî reddederek şöyle der: « Hayır Allâh?a yemin olsun ki, (râvilerinden olan) Minâ?yı, Ebû Hâtim tekzib etmiştir ».
    90-( ?? ??? ??? ???? ???? ?????? ??? ???? ?????? ) ( Kim zamanının imamını bilmeden ölürse, câhiliyye ölümüyle ölür )
    Hadisin bu lafızla aslı yoktur.
    Şeyhu?l-İslâm İbn Teymiyye şöyle der: « Allâh?a yemin olsun ki, Allâh Resûlu (s.a.s.) bunu böyle söylememiştir. Bilinen, Müslim?in rivâyet ettiği hadistir: İbn Umer Allâh Resûlu (s.a.s.)?in şöyle söylediğini bildirir:
    ( ?? ??? ??? ?? ????? ??? ???? ??? ??????? ??? ??? ??? ??? ??? ???? ?? ???? ????? ??? ???? ?????? )
    ( Her kim taat?tan elini çekerse, kıyâmet günü Allâh ile delilsiz karşılaşır. Kim de boynunda biat olmadan ölürse câhiliyye ölümüyle ölür.) »
    Bu konuda Şeyh el-Elbânî şöyle der: « Bu hadisi bazı şii kitablarında gördüğüm gibi Kadiyâniler?in kitablarında da gördüm. Bu hadisi deccalları olan Mirza Gulam Ahmed?e iman etmenin gereğine dair delil getirirler. Bu hadis sahih olsa bile, bunda onların bu zanlarına en ufak bir işâret dahi yoktur. Bu hadisin delalet ettiği mana; müslümanların imam ittihaz ettikleri kimseye biat etmelerinin gereğidir. Müslim de ki hadiste beyan edildiği gibi, hak olan da budur. »
    Yukarıdaki hadisi, şia alimlerinden olan el-Kuleynî el-Usûl mine?l-Kâfî[188] adlı kitabına almıştır. Ancak râvileri hakkında kitablarında bir bilgi olmadığı gibi, bizlerin kitablarında da o râviler hakkında bir malumat yoktur.
    Buna rağmen el-Humeyni Keşfu?l-Esrar adlı kitabında şöyle der: « (yukarıdaki hadise işaret ederek) Şia ve Ehli Sünnet indinde bilinen bir hadis vardır ... »!
    91-( ?? ??? ! ??? ??? ?? ?????? ??????? ) ( Ey Ali ! Sen dünya ve Ahirette benim kardeşimsin )[189]
    ( Nebî (s.a.s.) Medineye geldiğinde Sahabelerini birbirleriyle kardeş kılar, Ali (r.a.) gözlerinden yaş akarak gelir; « Ey Allâh?ın Resûlu Ashabını birbirine kardeş yaptın, ama beni başkasıyla kardeş yapmadın » deyince, Resûl (s.a.s.) yukarıdaki sözü söyler.)
    Hadis uydurmadır.
    Ravilerinden olan Cemi b. Umeyr hakkında İbn Hibbân « Rafizidir hadis uydurur » der. İbn Numeyr ise, onun insanların en yalancısı olduğunu söyler.
    Dolayısıyla Şeyhu?l-İslâm İbn Teymiyye şöyle der:
    « Nebî (s.a.s.)?in Ali ile olan kardeşlik hadisi yalan rivâyetlerdendir. » Buna ez-Zehebî Muhtasar Minhâc es-Sunne[190] adlı eserinde katılır.
    92- ( ?? ???? ????? ???? ??? ?? ??? ????? ????? ???? ???? ??? ??? ??? ????????? ????? ???????? ????? ???? ???????? )
    ( Allâh Teâla gece yolculuğuna çıkartıldığımda Ali hakkında bana üç şey vahyetti; Onun müminlerin efendisi olduğu, takva sahiblerinin imamı olduğu ve abdesten dolayı beyaz alâmet taşıyanların da komutanı olduğunu. )[191]
    Bu hadis uydurmadır. Ravilerinden olan Mucaşi b. Amr ve İsâ b. Sevâde en-Nahaî, her ikisi de yalancıdır.
    Şeyhu?l-İslâm şöyle der: « Bu hadis, hadis (ilmi) hakkında çok az bilgisi olan bir kişiye göre bile uydurmadır. Masum olan Resûl?a bunun nisbeti helal değildir. Bizler, Müslümanların efendisi, takva sahiblerinin imamı ve abdestten dolayı beyaz alâmet taşıyanların komutanı olarak ancak Peygamberimiz (s.a.s.)?i bilmekteyiz. Lafız mutlak olarak gelmiştir, hadiste « benden sonra » dememiştir.»
    ez-Zehebî Muhtasaru?l-Minhac[192] eserinde bu söze katılır.
    93- ( ????? ?? ?????? ?????? ???? ????? ??? ???????? ?????? ?????? ??? ??? ?? ??? ???? ????? )
    ( Mushafa bakmak ibâdettir, çocuğun ana ve babasına bakması ibâdettir ve Ali b. Ebî Talib?e bakmak ta ibâdettir )[193]
    Bu hadis uydurmadır.
    Râvilerinden olan Muhammed b. Zekeriyya el-Gulâbî hadis uydurmakla bilinmektedir.
    94-( ??? ???? ?????? ????? ?????? ????? ?? ???? ????? ?? ???? ) ( Ali iyilerin imamı, günahkarlara karşı savaşcı, ona yardım edene yardım olunur, onu terkeden de mağlub olur )[194]
    Bu hadis uydurmadır.
    Hakim hadisin isnadının sahih olduğunu söyler! ez-Zehebî?de şu sözüyle onu eleştirir: « Hayır Allâh?a yemin olsun ki uydurmadır. Ahmed b. Abdullâh el-Harrânî yalancıdır, bu kadar geniş ilmine rağmen ne kadar da cahilsin.»
    İbn Adiy de Ahmed?in hadis uydurduğunu söyler. el-Hatib de, bu râvinin en münker rivâyeti budur der.
    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla,ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlâna Celâlediin-i Rûmî)

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Akaryakıt Taşıt Tanıma Sistemi
    Konu Sahibi aygunh34 Forum KDV
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 06.Haziran.2016, 17:18
  2. **** staj cepte serisi hk.
    Konu Sahibi denizli Forum Stajyer Sorunları
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 04.Nisan.2010, 14:00
  3. Link 9/a Klasik Serisi Hk.
    Konu Sahibi stajyer27 Forum Konu Dışı
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 29.Kasım.2009, 18:57
  4. Taşıt Tanıma Sistemi
    Konu Sahibi ilknurrr Forum KDV
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 10.Ocak.2009, 09:15
  5. LİNK Klasik Serisi Hakkında Yardım
    Konu Sahibi turkgenc Forum İş Kanunu Mevzuatı
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 06.Şubat.2006, 14:38

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36