kamu işçi maaş

Konu: Milliyet Can Dündar

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Ağustos.2005
    Mesajlar
    39

    Milliyet Can Dündar

    Milliyet'in 3. sayfasından bir haber : " 12 yaşındaki kız internette tanıştığı adama kaçtı."
    Sayfayı çevirin:Edirne'de sevişirken görüntülenen liseli kızın fotoğrafları...

    Ve günlerdir Mardin'den Sivas'a kadar Türkiye'nin dört bir yanından 12 - 13 yaşında küçük kızlara tecavüz haberleri...Madalyonun bir yüzünde ağzı salyalı sübyancılar var. Peki
    diğer yüzünde?..Alttan alta inanılmaz bir " ergen ihtilali " yaşadığımızın

    farkında mısınız? Son zamanlarda bir lise mezuniyet balosunda bulundunuz mu hiç?
    Gitseniz, gördüğünüz ağır makyajlı, cesur dekolteli, yüksek topuklu, cep telefonlu kızların 16 - 17 yaşında olduğuna inanabilirmiydiniz acaba?

    Levent'te bir estetik kliniğinde görevli bir uzmanla görüştüm.
    Dinlediklerime inanamadım:
    " 14 - 15 yaşında kızlar, ana babalarından habersiz gelip kaşlarını kaldırmak, fazla yağlarını aldırmak, selülit tedavisi yaptırmak istiyor muş.

    Geçenlerde bir kız elinde Angelina Jolie ' nin fotoğrafıyla
    gelmiş ve "Bununki gibi dudak istiyorum "demiş 18' lik bir lolita da göğüslerini büyütmesi için yalvarmış. En büyük istekleri " neymiş biliyor musunuz? Zara'nın yada Diesel' in

    34 bedenine sığmak... Bunun için yarışıyorlarmış: " Çünkü televizyonda gördükleri
    mankenler 34 beden giyiyor.Onu giyebilmek için 44 kilo kalmaları lazım. Bunun için resmen aç geziyorlar.
    Gün boyu yedikleri, bir kase yoğurt, iki tas salata,sigara, kahve vekola... 500 kaloriyle yaşamaya
    çalışıyorlar.O yüzden vücutlarında demir, sodyum eksikliği var. Yanlış
    beslendikleri için vücutları hızla deforme oluyor, müdahale içinde bize geliyorlar. "
    Uzman, bunun son 3 yılda gözlenen bir " patlama " olduğunu söylüyor: Ben de anneyim, 18'lik ' lipolu ' (yağ aldırmış) kızları görünce dehşete
    kapılıyorum.Biriktirdiği 300 - 500 milyonla gelip ' Dudağımızı şişir' diyenleri ' Bırakın dudağınızı da gidin kafanızı şişirin'
    diye geri yolluyorum.
    Genelde üst gelir grubundan hastaları bulunan bir jinekoloğun
    gözlemleri daha da çarpıcı:
    " Genç nüfusta müthiş bir uyanma var " diyor. 17 - 18 yaşlarında lise öğrencilerinin kürtaj için başvurduğunu söylüyor ve bazı gözlemlerini aktarıyor:
    Batı'da ergenlik yaşı 16 - 17' den 11 - 12' ye geriledi.

    Amerika'da 10 yaşa kadar düştü. Genç kızlar annelerinden çok daha erken adet görüyor
    artık...Bunun, iklimden beslenmeye kadar pek çok nedeni olabilir ama en önemli
    nedenlerinden biri " psiko - seksüel uyarımın artması "...Yani, okulda, çevrede ve özellikle de medyada cinsel teşhirin yaygınlaşması...

    Baştan çıkarıcı klipler, uyarıcı filmler,cinsellik yüklü diziler, çıplaklığa çağıran reklamlar, beyinde ergenliği erken uyandırıyor,cinselliğin keşfini hızlandırıyor. Özellikle varlıklı kesimden gençler,lise çağında, özentiyle büyük ve seksi görünme derdine düşüyor.

    Karşı cinsi de sadece bir seks nesnesi olarak görüyor. Annelerimi?Onlar da kızlarının ponponlu çorapları ve lastik ayakkabılarıyla genç görünme çabasında...
    Küçükler büyük, büyükler küçük görünmek için yarışıyor adeta...

    Kimseyi suçlamayalım; bu tablo bizim eserimiz: İyi bir kalça sahibi olmanın, iyi bir kafa sahibi olmaktan daha fazla prim yaptığı bir ülkeden ne bekliyordunuz ki? Kafasını çalıştıranların kafasını koparırken,kalçasını çalıştıranları baş tacı eden bir toplumda

    nasıl çocuklara Göğsünü değil, kütüphaneni büyüt " öğüdü verebiliriz ki ?
    Yasak çare değil... Beyin faaliyetine itibar kazandırmaya ve öncelikler konusunda
    topyekün bir hesaplaşmaya ihtiyacımız var. bu toplum nereye gidiyor sizce........


  2. #2
    Üyelik tarihi
    Temmuz.2005
    Mesajlar
    347

    Milliyet Can Dündar

    Evet Sayın Kayamert siz kesinlikle haklısınız bunlar Türkiyenin malesef gerçekleri. Ortada hastalık belli aslında bu hastalığın ilaçı da belli bu hastalık demir eksikliğinden felan kaynaklanmıyor bu hastalık İMAN eksikliğinden kaynaklanıyor. Biz hakkı ile gençlerimize iman aşılıyamıyoruz. Nasıl çoçuk doğduktan sonra bir hafta sonra bir aşı var o aşıyı zamanında yaptırmak gerekiyor yoksa çoçuk hastalanıyor. Aynen öyle de gençlere de iman aşılamanın zamanı var eğer o zamanda aşılamaz isen o çoçuk sizin yukarıda belirttiğiniz gibi hastalıklara yakalanır. Birde genellikle hani hep gelir seviyesi yüksek insanların çoçuklarında bu hastalık tespit ediliyormuş ya onun sebebide çoçuklarına fazla zaman ayıramadıklarından kaynaklanıyor. Sonuç olarak bence bu hastalığın tek tedavisi var o da gençlere İMAN aşılamak hem bu dünyası için hem de ahireti için. Birde İMAN aşılarken sadece kendi çoçuklarımıza değil mümkün olduğunca elimize geçen her çoçuğa bu aşıyı yapmak gerekiyor çünkü bu hastalık bulaşıcı malesef sen istediğin kadar çoçuğunun aşısına dikkat et eğer bulaşıcı bir hastalık taşıyon başka birisi ile irtibata geçerse o hastalık ona da bulaşır. Biraz uzun oldu kusura bakmayın...
    er zaman sevgi ve saygı ile;

  3. #3
    Üyelik tarihi
    Ocak.2006
    Mesajlar
    731

    Milliyet Can Dündar

    sayın stajyer66 ya katılıyorum işin başı imandan geçiyor, ama kendimize baktığımız zaman bile, bunun bu devirde çok zor olduğunu görüyorum. televizyonda programlara baktığım zaman, en iyi dizilerde (açık saçık olmayan) bir içki şovu var ve izlerken ben içkinin kötü olduğunu bilmesem, çok iyi birşey diye düşünürüm. bakıyorsun adamlar birleşmişler sohbet ediyorlar, kadeh tokuşturuyorlar, ne güzel birşey zaten bu kişilerde filmin başrol oyuncuları, yani filmi takip edenler için hep iyi kişiler, yani bir çocuk bu programı izleyince, içki içinler çok iyi kişiler, içkinin hiç zararı yok, hatta arkadaşlığı pekiştiriyor. diye düşünür. içkiyi bir misal olarak verdim, aynı konu, kız erkek ilişkileri, evliliğin şart olmaması gibi konulardada aynı şeyi bildiriyor. yani televizyon ahlakımızı alıp götürüyor, çare nedir, gerçekten çok zor, öncelikle izlenilen programları dikkatle incelememiz, çocuklarımıza izlettirmememiz, dinimizi öğretmemiz, ahlak kurallarını öğretmemiz gerekir. ama dediğim gibi işimiz çok zor. allah yardım etsin.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    577

    Milliyet Can Dündar

    1- İlköğretimini tamamlamayanlara din eğitimi vermenin yasaklandığı bir ülkede yaşıyoruz. Muasır medeniyet dedikleri bu olmasa gerek.
    2-Bugün Avrupa Birliği sürecinde çağdaş ve demokratik adımlarla gelişen ekonomisiyle istikrarı sağlamış büyüyen türkiyemiz dünyanın hatırı sayılır ülkeleri haline gelmektedir. Tabii olarak bunu çekemeyen satılmışlar her zaman olmuştur ve olacaktır. Biz vatandaş olarak ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara alet olmamakla inşallah tevekkül içinde sabırla bu kara günlerin geçmesini bekleyeceğiz. Provakatif eylemlere karşı son derece soğuk kanlı davranarak ülkeyi kaosa sürükleyip siyasi rant elde etmek isteyenlere inşallah seçim günü vicdanımızın ve aklımızın bize fısıldadığı şekilde cevap vereceğiz. Aklın yolu birdir. Allah büyüyen türkiyenin yardımcısı olsun. Kargaşa ortamından faydalanmak isteyen leş kargalarını da bildiği gibi yapsın.
    3-Bunlar da gelip geçer. Televole kültürünün günümüz gençliği üzerindeki etkileri bir nesili bitirmez inşallah. Yapmamız gereken işe kendimizden ailemizden çoluk çocuğumuzdan başlamak. Onlara önce kendine saygıyı öğretmek sonra başkalarına saygı göstermesini beklemek. Çağdaşlığın ceberrütlük olmadığını aksine aile ve toplum yaşamının düzenli hoşgürülü bir şekilde idamesi için herkesin başkalarının mahremiyetlerine saygı göstererek aile içi mahremiyetin televizyon ekranlarından başka ailelere aktarılmaması için toplumsal bir bilinç oluşturulması gerekmektedir. Bunun yolu da önce aile içi eğitimden sonra okumaktan geçer. Kitap en güzel hediyedir. Aramızda hediyeleşmeyi arttırmalıyız. Saygılarımla;
    İnsanlar Kırmızı Güllerin Peşinden Koşarken Ayaklarının Altında Ezilen Papatyaların Farkında Olmaz Çoğu Zaman.

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    636

    Milliyet Can Dündar

    De ki: "Ben, dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet etmekle emrolundum." "Ve ben, Müslümanların ilki olmakla da emrolundum." De ki: "Ben, Rabbime isyan ettiğim takdirde, büyük bir günün azabından korkarım." De ki: "Ben dinimi yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet ederim." "Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin." De ki: "Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem yakınlarını hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın kendisidir." (Zümer Suresi, 11-15)
    ?Bir mum diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez?.

  6. #6
    Üyelik tarihi
    Ağustos.2005
    Mesajlar
    306

    Milliyet Can Dündar

    Sevgili meslaktaşlarıma katılmamak mümkün değil. Türkiye belki de ekonomik olarak büyüyor, dengeler yavaş yavaş yerine oturuyor ama atlanmaması gereken bir konu varki maalesef genç nüfusuyla öğündüğümüz Türkiye gençliği hızla sosyal çöküntüye gidiyor ve biz buna maalesef medeni olmak diyoruz ve ne yazık ki devletin bu konuda bir projesi yok. Ve akşamları ibretle seyrediyoruz; kendini kesen, arkadaşını bıçaklayan, racon kesen öğrencilerimizi.
    Kimse korkmasın, Türkiye bir İran olmaz, olmasını da kimse istemez. Şu çok iyi bilinmelidir ki; bu gençlik ülkeyi İran' dan beter duruma düşürür, zaten düşürüyorda. Etrafınıza bir bakınız; kürtaj olanlar, kapkaççılar, hırsızlar, ilkokul çağında uyuşturucu kullananlar, tinerciler,katiller, 1 kuruş için veya bir kız/erkek için birbirini öldürenler, yaralayanalar. Bunların hepsi bizim eserimiz. Biz insanımıza insan öldürmenin tüm insanlığı öldürmek olduğunu anlatmadığımız için, başkasının gece gündüz çalışarak edindiği birikimleri gizlice evine girererek hatta canına kastederek gasp etmenin insan hakkına girmek olduğunu, beden emanetinin korunması gerektiğini, zifaf gecesinin büyüsünü anlatmadığımız için suçluyuz ve sokaklarda rahat gezemiyoruz. Çocuklarımız kaçırılacak diye parka bahçeye göndermiyoruz, onlara çocukluklarını yaşatmıyoruz. Tüm bunları yapamıyorsak bunun neresi özgürlük, bunun neresi medeniyet? Lütfen artık hepimiz başımızı soktuğumuz kumlardan çıkaralım ve gençliğimize sahip çıkalım. İnanın ki yarın daha başka haklarımızıda kaybedeceğiz. Çocuğumuza insan sevgisini, kuldan utanmasını, Allahtan korkmasını öğretelim. Kardeşçe ve sokaklarda rahatça dolaşmamızın anahtarı bunlar.
    Saygılarımla,<br /><br />Demirkale

  7. #7
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    470

    Milliyet Can Dündar

    tespit ve yorumların hepsine katılıyorum, sayın kayamerte de bizleri bilgilendirip uyardığı için teşekkür ediyorum...
    Keser döner sap döner, gün olur hesap döner. Bir gün hesabın döneceğini unutmayalım.

  8. #8
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    447

    Milliyet Can Dündar

    Ne söyleyim ki +1

  9. #9
    Ogün Güneş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ogün Güneş Guest

    Milliyet Can Dündar

    Tek tip eğitim, insan, öğrenci anlayışı ile köhneşmiş bilgiler ile genç beyinlerin doldurulması tarzındaki eğitim anlayışı hızla terk edilmeli, gençlerin önündeki öss ve benzeri sınavların, yaşamdaki alternatiflerden biri olduğu hızla benimsetilmeli. Bütçeden eğitime aktarılan pay arttırılmalı, eğitim kadrolarındaki öğretmenlerin nitelikleri arttırılmalı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı azaltılmalı, evde çocuğa iman öğretilirken SINAV SONUÇLARININ, KARNELERİN ASLINDA VELİLERE VERİLDİĞİ HATIRLATILMALI; aileler çocuklarını hiç bir şart altında başka ailelerin çocukları ile mukayase etmemeli, unutmayalım ki çocuklar yarış atı değil hayat ta bir yarışma değil, çocukların gelecek kaygıları azaltılmalı, çocukların yanında aileler mukakkak çocuklarında bulunması gereken yada bulunmasını istedikleri alışkanlıkları uygulamalı , kitap okumuyor diye kızılan bir çocuğun yanında arada bir de olsa aile kitap okumalı ki sözü dinlensin, çocuklara vakit ayırılmalı, dinlenmeli, sözlerine değer verilmeli, çocuklara evde en az işyerindeki herhangi birini anlamak için ayrılan vakit kadar vakit ayrılmalı, gün içinde yapılanlar hakkında çocuk dinlenmeli kendi yaşadıkları hakkında çocuğun yorum yapması beklenmeli, çocukların arkadaşları ile muhakkak tanışılmalı eve davet edilmeli gerekirse sosyal platformlar vesilesi ile arkadaşlarının aileleleri ile de tanışılmalı, unutmayalım ki bir insan çevrenin toplamıdır ve her şeyden önce sosyal bir varlıktır, olayı salt magazin programları, baldırıçıplaklık, iman eksikliği tarzı bir anlayışa indirgemek çözüm getirmez aksini tarih her zaman ispatlamıştır ispatlayacaktır da.

    Bir çocuk akşam babası eve geldiğinde babasına okulda öğrendikleri ile ilgili sorular soruyor babası "git kızım başımdan bu gün bir yığın şeyle uğraştım" diyor kız bunu üzerine babasında bir miktar para istiyor adam da kızı biraz kendisini rahat bırakacağı düşüncesi ile parayı veriyor, sonra kızı tekrar geri geliyor ve babasına iş yerindeki saatlik ücretini soruyor, babasının tüm ısrarlarına rağmen nedenini anlatmıyor, babasının saatlik ücretini öğrenen kız tekrar odasına gidip babasına kumbarada biriktirdiği paralarla birlikte az önce babasından aldığı parayı veriyor ve "baba işte senin bir saatte iş yerinden aldığın ücret lütfen bir saatini bana ayır " diyor.

    Bir diğer olay öğretmenlerle ilgili, 03.04.2006 Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir yönetmelik yayımladı en belirgin farkı anlatayım, evli bir eğitim fakültesi mezunu MEB de kardolu olduğunda MEB in tayin ettiği yerde öğretmenlik yapmaya başlar , ilgili yönetmelik öncesi evli öğretmen ssk lı eşinin yanına ; bulunduğu ildeki temel kursları aldıktan sonra tayin isteyebilmekte idi ki bunun da süresi yaklaşık 4 aydı , ancak yeni yönetmelikle evli öğretmenin ssk lı eşinin yanına gidebilmesi için şartlar ağırlaştırıldı artık temel kursların alınmış olması yetmiyor ayrıca aday memurluğunun kalkmış olması gerekiyor ki bu tam bir yıldır, bundan sonra öğretmen eşinin yanına gidebilmek için en yakın atama dönemi beklemek zorunda , yani kısacası şubat 2006 da kadrolu olan bir öğretmen ssk lı eşinin yanına gidebilmek için eskiden 4 ay doğu görevi yaparken bu süre yeni yönetmelikle 18 aya çıkıyor, şimdi bekleyin öğretmenden verimi.

  10. #10
    Ogün Güneş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ogün Güneş Guest

    Milliyet Can Dündar

    Alıntı Ogün Güneş Nickli Üyeden Alıntı
    Bir diğer olay öğretmenlerle ilgili, 03.04.2006 Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir yönetmelik yayımladı en belirgin farkı anlatayım, evli bir eğitim fakültesi mezunu MEB de kardolu olduğunda MEB in tayin ettiği yerde öğretmenlik yapmaya başlar , ilgili yönetmelik öncesi evli öğretmen ssk lı eşinin yanına ; bulunduğu ildeki temel kursları aldıktan sonra tayin isteyebilmekte idi ki bunun da süresi yaklaşık 4 aydı , ancak yeni yönetmelikle evli öğretmenin ssk lı eşinin yanına gidebilmesi için şartlar ağırlaştırıldı artık temel kursların alınmış olması yetmiyor ayrıca aday memurluğunun kalkmış olması gerekiyor ki bu tam bir yıldır, bundan sonra öğretmen eşinin yanına gidebilmek için en yakın atama dönemi beklemek zorunda , yani kısacası şubat 2006 da kadrolu olan bir öğretmen ssk lı eşinin yanına gidebilmek için eskiden 4 ay doğu görevi yaparken bu süre yeni yönetmelikle 18 aya çıkıyor, şimdi bekleyin öğretmenden verimi.
    Evet yd istemini danıştay nihayet neticelendirdi işte karar

    ÜNİVERSİTEDEN MEZUN EVLİ BİR KİŞİ ÖĞRETMEN OLARAK ATANDIĞINDA, MİLLİ EĞİTİMİN KENDİSİNİ ATADIĞI YERDE 18 AY (onsekiz ay) GEÇİRMEDEN SSK LI EŞİNİN YANINA GELEMEZ.

    İşte; değer!!!

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Google Spame Karşı Hürriyet, Milliyet ve Radikal Websitelerini Sildi
    Konu Sahibi artcrimes Forum Bilgisayar ve Bilişim
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 05.Ağustos.2015, 10:45

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36