kamu işçi maaş

Like Tree267Beğeni

Konu: Niye Şiir Olmasın!!!

  1. #11
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    205

    Niye Şiir Olmasın!!!

    Sn İbrahimb,madem necip fazıldan girdik erdem bayzıt dan çıktık,yanlarına da sezai karakoç yakışır diye düşündüm...



    MONA ROZA

    Mona Roza, siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah, senin yüzünden kana batacak
    Mona Roza, siyah güller, ak güller

    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    Mona Roza, bugün bende bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar

    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Roza seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Roza, ben bir deliyim
    Açma pencereni perdeleri çek..

    Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    Bende çıkar güneş aydınlığa
    Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    Seni hatırlatıyor her zaman bana
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

    Ellerin ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli oluyor bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin ellerin ve parmakların

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
    Saat onikidir, söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

    Akşamları gelir incir kuşları
    Konar bahçenin incirlerine
    Kiminin rengi ak, kimisi sarı
    Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
    Akşamları gelir incir kuşları

    Ki, ben, Mona Roza bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O masum bakışlar su kenarında
    Ki, ben, Mona Roza bulurum seni

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
    Henüz dinlemedin benden türküler
    Benim aşkım sığmaz öyle her saza
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

    Artık inan bana muhacir kızı
    Dinle ve kabul et itirafımı
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı her tarafımı
    Artık inan bana muhacir kızı

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    Birgün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    Altın bilezikler, o kokulu ten
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen
    Bir tüy ki, kapalı gece ve güne
    Altın bilezikler, o kokulu ten

    Mona Roza, siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
    Mona Roza, siyah güller, ak güller.

    Sezai KARAKOÇ

    İYİ ÇALIŞMALAR..<br />Fatih Başdemir<br />Başarının %5 i yapmayı bilmekten,% 95 i yapabilmekten oluşur.

  2. #12
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    281

    Niye Şiir Olmasın!!!

    Manzara

    Çıktı Türk’ün yüzbin başbuğu
    Turan diye yürüdükçe önüme,
    Rastladığım derelerin suları
    Ağlıyordu artık sönen ünüme.

    Çamlıbeller çöl olmuştu, bülbüller
    Ağlıyordu, eski şenlik ne gezer,
    Her tarafı kaplamıştı bir keder
    Giriyordum en karanlık günüme.

    Fakat umut yine doğdu karşımdan
    Türk’tü babam damarımda var o kan,
    Yarınımı benzetirim bir zaman
    Şan içinde geçen büyük dünüme.

    Ziya Gökalp
    Bu günümüzü çalan iki hırsız var; geçmişe ilişkin pişmanlıklarımız ve geleceğe ilişkin kaygılarımız...

  3. #13
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    81

    Niye Şiir Olmasın!!!

    ANLADIM

    Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
    Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
    Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
    Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
    Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
    Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
    Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
    Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
    Neden hiç ağlamadığını anladım..
    Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
    Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
    Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
    acıtabilirmiş,
    Çok acıttığında anladım..
    Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
    Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
    Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
    Yüreğini elime koyduğunda anladım..
    ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
    Sana ''git'' dediğimde anladım..
    Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
    Git dediklerinde gittiğimde anladım..
    Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
    Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
    Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
    olmak,
    Gerçekten pişman olduğumda anladım..
    Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
    Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
    Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
    Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
    Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
    Sevgi emekmiş,
    Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar
    sevmekmiş...

    Can YÜCEL
    ıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan, yeni okyanuslar keşfedemez.
    <br /> Andre GİDE

  4. #14
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    127

    Niye Şiir Olmasın!!!

    Ben Senden Önce Ölmek İsterim

    Ben
    senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    Iyisi mi,beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni gorebilesin
    Fedakarliğimi anlıyorsun
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşiyorum yanında senin.
    Sonra, sende ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orada beraber yaşarız
    külümün içinde külün
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    Ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacagız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
    biri sen
    biri de ben.
    Ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    Ben daha bir çocuk doğuracağım
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    Bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
    Içimden bir şey :
    belki diyor.

    18.02.1945

    Nazım Hikmet Ran
    Saniye KARAKAŞ

  5. #15
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    577

    Sezai karakoç

    Şiir denince aklıma ilk gelen sezai karakoç'un monaroza şiiridir. Onu da sağolsun fbasdemir arkadaşımız göndermiş. Demek benim gibi düşünenlerin sayısı fazla. Ülkemizde Malesef bazı şairlerin, ilim adamlarının değeri öldükten sonra anlaşılıyor. Sezai karakoç ağabeyde inşallah böyle olmaz. Allah uzun Ömür verir inşallah.ve değeri en kısa zamanda anlaşılır hakettiği yere gelir. Medyada yer almıyor ismi sık sık telafuz edilmiyor ama o bizim gönlümüzdeki yerini daima korumuş ve korumaya devam edecektir. Çağımızda yaşayan böyle guzide şairlerin ve mutefekkirlerin değerini bilelim.Hiç olmazsa Sevdiğimiz arkadaşlarımıza ve sırası geldiğinde böylesi ortamlarda onları hatırlatalım.
    MONA ROSA II-ÖLÜM VE ÇERÇEVELER



    Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

    Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.

    Bir hançer bölüyor, ah, rüyaları:

    Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...



    Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

    Gece kar yağacak sabaha kadar.

    Toprakta et, kemik çıtırtıları...

    Yarı ölüleri bir korku tutar

    Değince bir taşa kafatasları.

    -Ölüler ki yalnız tırnakları var,

    Ve yalnız burkulmuş diz kapakları...-



    Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

    Açıyor elini göğe bir kadın.

    Uzuyor, uzuyor altın saçları

    Uğrunda ölünen güzel kızların...



    Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

    Esmer delikanlı, hatıra ve kan.

    Yeşil gözlü kızın hıçkırıkları

    Sızıyor bir kapı aralığından;

    Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı.



    Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

    Çocuklara açar mağaraları

    Gün görmemiş kuşlar ve örümcekler.

    İlân-ı aşk eden dil balıkları

    Aşina suları çabuk terkeder..



    Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

    Bakıyor ateşe, küle böcekler.

    Köpekler parçalar kanaryaları,

    Mektupları bir boz ağaç kurdu yer.

    Baykuşlar ötüyor harabelerde;

    Yanıyor lâmbalar, hafif ve sarı.

    Bir kaza kurşunu bulur her yerde

    Süvarisiz şaha kalkan atları...

    Bir ruhun ışığı vardır göklerde,

    Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

    Ötüyor baykuşlar harabelerde.



    Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

    Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer.

    Bekledi arzuyla karanlıkları

    Anneler, babalar, erkek kardeşler.

    Ta içinde duyar ani bir ağrı,

    Bir hüzün şarkısı tutturur gider

    Anneler, babalar, erkek kardeşler.



    Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;

    Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş.

    Bir neşe şarkısı tutturur gider



    Birinci, ikinci, üçüncü sarhoş;

    Kurşunlar sıkılır göklere doğru,

    Serçe yavruları yuvada titrer.

    Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı...



    Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;

    İnce yelkenleri alıyor yeller.

    Titretir kalpleri ve bayrakları

    Gemiden toprağa uzanan eller.

    Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı,

    Bir yosun köküne hasret kalacak

    Gizli hazineler, su yılanları...



    İnce yelkenleri alıyor yeller;

    Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.

    Beyaz pelerinli hür tayfaları

    Kendine bağlıyor siyah kediler;

    Titriyor gönüller ve kara bayrak,

    Bir yosun köküne hasret kalacak

    Gemiden toprağa uzanan eller

    Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.



    Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı,

    Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.

    Bölüyor bir hançer, ah, rüyaları:

    Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...
    İnsanlar Kırmızı Güllerin Peşinden Koşarken Ayaklarının Altında Ezilen Papatyaların Farkında Olmaz Çoğu Zaman.

  6. #16
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    577

    VE MONNA ROSA

    VE MONNA ROSA

    Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara

    Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi.

    Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara:

    Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi.

    Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara,

    Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi

    Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara...



    Bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü

    Ve boğazımı sıktı parmaklar ince, uzun.

    Günahkar toprağıma saçından bir tel düştü;

    Sana ne olmuş Rosa, bir derde tutulmuşsun.

    Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pişti:

    Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun,

    Bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü...



    Şu şapkayı çıkarıp atıyorum ırmağa;

    Her şeyim sizin olsun, hep sizin kesik başlar.

    Rüyasında örümcek başlarsa ağlamağa,

    İçine gül koyduğum tüfek ölmeye başlar.

    Günahını sırtına yüklenen kaplumbağa

    Gibi ölüm önünde öz benliğim yavaşlar.

    Öyleyse şu şapkayı fırlatayım ırmağa.



    Bu erkekler kokuyu kediler gibi alır

    Ve kediler her gece sürünür yastıklara.

    Denizleri bahtiyar eden günler kısalır;

    Satılmayan çiçekler, zehirli ve kapkara,

    Unutulmuş erkekler ve kadınlara kalır.

    Bir geyiğin gözleri düşer eriyen kara

    Ve erkekler kokuyu kediler gibi alır.



    Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık!

    Ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi.

    Sana da Monna Rosa, taş bebeği bıraktık.

    Ellerinde kılçıklı balıkların bir dişi.

    Senin hatıran gibi büyük, yeni, karanlık;

    Senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi...

    Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık!



    Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim;

    Ta boğazıma kadar çıkan deli yağmura.

    Tüyüme horozdan çok itimat edeceğim,

    İtimat edeceğim şu belalı yağmura.

    Ruhumu bayrak yapıp ben teslim edeceğim

    Asılmış bir adamın iki eli yağmura.

    Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim.



    Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni

    Ve bir şehir yaratmak, ruhundan Gülce diye.

    Parçalanan gemiyi ve yırtılan yelkeni

    Katıvermek sessizce söylenen bir türküye.

    Ve sonra bir köşede öldürmek ölmeyeni

    Ve son vermek bitmeyen, bu bitmeyen şarkıya,

    Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni.



    Sana tavuskuşunun içime girdiğini

    Son, en son söz olarak söylemek istiyorum.

    İçime girdiğini, tüyünü yolduğunu

    Son, en son söz olarak söylemek istiyorum.

    İçimde tavusların bir bir kaybolduğunu,

    Bana da bir çift ak kanat kaldığını

    Son, en son söz olarak söylemek istiyorum.



    Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara

    Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi.

    Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara:

    Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi.

    Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara,

    Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi

    Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara...
    İnsanlar Kırmızı Güllerin Peşinden Koşarken Ayaklarının Altında Ezilen Papatyaların Farkında Olmaz Çoğu Zaman.

  7. #17
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    281

    Güzel Havalar

    Güzel Havalar

    Beni bu güzel havalar mahvetti,
    Böyle havada istifa ettim
    Evkaftaki memuriyetimden.
    Tütüne böyle havalarda alıştım,
    Böyle havada aşık oldum;
    Eve ekmekle tuz götürmeyi
    Böyle havalarda unuttum;
    Şiir yazma hastalığım
    Hep böyle havalarda nüksetti;
    Beni bu havalar mahvetti.

    Orhan Veli
    Bu günümüzü çalan iki hırsız var; geçmişe ilişkin pişmanlıklarımız ve geleceğe ilişkin kaygılarımız...

  8. #18
    Üyelik tarihi
    Haziran.2005
    Mesajlar
    41

    Niye Şiir Olmasın!!!

    SENİ SEVİYORUM


    dudaklarının arasından dökülen

    iki kelime yeterdi;

    yaşamla ölüm arasında

    ince bir çizgi,

    ulaşıldığında sonsuz mutluluk

    bu kadar zormuy du?

    SENİ SEVİYORUM demek!!!


    MEG :wink:

  9. #19
    Ogün Güneş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ogün Güneş Guest

    Niye Şiir Olmasın!!!

    Saat dört yoksun
    Saat beş, yok
    Altı, yedi, ertesi gün
    Daha ertesi
    Ve belki kimbilir...
    (...)
    Kitap okurum
    içinde sen varsın
    şarkı dinlerim
    içinde sen
    Oturdum ekmeğimi yerim
    Karşımda sen oturursun
    Çalışırım,
    Karşımda sen
    (...)
    En güzel deniz,
    Henüz gidilmemiş olandır
    En güzel çocuk
    Henüz büyümedi
    En güzel günlerimiz
    Henüz yaşamadıklarımız
    Ve sana söylemek istedi&eth;im
    En güzel söz
    Henüz söylememiş olduğum sözdür
    O şimdi ne yapıyor?
    şu anda şimdi, şimdi, şimdi
    Evde mi, sokakta mı?
    Çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
    Kolunu kaldırmış olabilir mi, hey gülüm
    Beyaz kalın bileğini nasıl da çırılçıplak eder bu hareketi
    O şimdi ne yapıyor
    şu anda şimdi, şimdi, şimdi
    Belki dizinde bir kedi yavrusu var, okşuyor
    (...)
    Belki de yürüyordur, adımını atmak üzeredir
    Her kara günümde onu bana
    Tıpış tıpış getiren sevgili
    Canımın içi ayaklar
    Ve ne düşünüyor, beni mi?
    Yoksa ne bileyim
    Fasulyenin neden
    Bir türlü pişmediğini mi?
    Yahut insanların çoğunun neden böyle
    Bedbaht olduğunu mu?
    O şimdi ne düşünüyor
    şu anda şimdi, şimdi
    (...)
    Saat dört yoksun
    Saat beş ; yok
    Altı, yedi, ertesi gün
    Daha ertesi
    Ve belki kimbilir...
    N.H.R

  10. #20
    Üyelik tarihi
    Mayıs.2005
    Mesajlar
    122

    Niye Şiir Olmasın!!!

    Merhaba, Bir şiir de ben ilave etmek isterim

    Muhasebe, finas, mevzuat derken,
    Forumda sabah, akşam, gecelerken,
    Birde şiir deyip kafiye hecelerken,
    Senin yaptığın iş mi? be semizoğlu,

    SEMİZOĞLU
    ------------
    Bir dörtlük de benden olsun istedim

    Sevgi ve Saygılarımla

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Stres İçin Şiir...
    Konu Sahibi HAZAN Forum Konu Dışı
    Cevap: 15
    Son Mesaj : 23.Ağustos.2010, 15:01
  2. Niye 3 Yıla Çıktık
    Konu Sahibi ilyaskurt Forum Stajyer Sorunları
    Cevap: 54
    Son Mesaj : 19.Haziran.2009, 01:22
  3. SMS'ler Niye 160 Karakterle Sınırlı?
    Konu Sahibi T U R K O Forum Konu Dışı
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 08.Mayıs.2009, 16:38
  4. Bağkur Primi ve Gecikme Zammı Niye Ayrı Değil
    Konu Sahibi sultan Forum Bağ-Kur Mevzuatı (Arşiv)
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 01.Eylül.2008, 13:00

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36