Sadettin ORHAN Bugün
Başlığı okuyunca yeni bir bakanlık mı ihdas edildi diye düşünmeyin.

Başlık, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın yeni adı. Evet, herkesin malumu olduğu üzere sosyal güvenlik tarihimizin en kapsamlı reformu geçtiğimiz hafta (1 Ekim) yürürlüğe girdi. Reformla birlikte sosyal güvenlik alanında tüm ezberler bozuldu ve 70 milyonun tamamı için yepyeni bir sayfa açıldı. Tabiri caizse bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Ancak şu da bir gerçek ki, geçiş dönemleri her zaman sancılı olmuştur. Hele hele herkesin hayatını etkileyecek bir konuda köklü değişikliklere gidilmesi, alışkanlıkları zorlayacağından çok daha sancılı olacaktır. Sosyal güvenlik alanındaki kısmi düzenlemeler dahi pek çok ülkede toplu grevlere, çatışmalara ve toplumsal dirençlere maruz kalmıştır.

Oysa ülkemizde, Murat Başesgioğlu ile başlayan ve selefi Faruk Çelik'le devam eden reform süreci, her iki bakanın da diyaloğa açık tavrı sayesinde neredeyse sessiz sedasız sonuca ulaştı. Ancak işin zor kısmı yeni başlıyor. Reformun halka anlatılması, geçiş döneminin en az sorunla atlatılması ve toplumun yeni döneme adapte edilmesi, işin mevzuat boyutundan çok daha zor kısmı. Bu yönüyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ateşten gömlek tanımına fazlasıyla uyuyor. Bu zor dönemde Faruk Çelik'e ve tüm SGK yönetici ve çalışanlarına başarılar diliyoruz.

Doğum borçlanmasında son durum nedir?

Sosyal güvenlik reformu ile birlikte hayatımıza yeni bir uygulama girdi. Buna göre doğum yapan SSK'lı kadınlara, iki doğum için, doğumdan sonra çalışmamaları şartıyla borçlanma imkanı verildi. Daha önceki yazılarımızda, kanunda SSK'lılara tanınmış gibi görünen bu imkandan Bağ-Kur'lu kadınlarla SSK'ya isteğe bağlı prim ödeyen kadınların da yararlanabileceğini söyledik.

Ancak konunun netleşmesi için SGK'nın tebliğinin yayınlanması gerekiyordu. SGK söz konusu borçlanma tebliğini geçtiğimiz günlerde yayınladı ve konuya farklı bir açıdan yaklaştı.

Kanundaki şartlar artırıldı

Reform kanununa göre bir bayanın doğum borçlanması yapabilmesi için üç şart gerekiyor;

- 5510'a göre 4/a'lı (bir işyerinden sigortalı) olmak,

- Çocuğu sağ doğmuş ve yaşamış olmak,

- Doğumdan sonraki iki yıllık sürede çalışmamış olmak. Ancak borçlanma tebliğinde bu üç şarta ilaveten, SSK'lı olarak çalışmaktayken doğum mazeretiyle işinden ayrılmak ve işverenden belge getirmek şartları da yer alıyor. Konuyu örnekle açıklayalım. Aliye Hanım 1990 yılında SSK'lı olarak işe başladıktan sonra hamile olduğunu öğreniyor ve işinden ayrılıyor.

Doğumu takip eden iki yıl boyunca da çalışmıyor. Şükriye Hanım da aynı yıl çalışmaya niyetleniyor ancak hamile olduğunu öğrenince vazgeçiyor ve çalışma hayatını iki yıl erteliyor. Her iki bayan da doğum sebebiyle çalışma hayatının dışında kalıyor. Ancak borçlanma tebliğine baktığımızda Aliye Hanım'ın doğum borçlanması hakkı varken, Şükriye Hanım'ın bu imkanı bulunmuyor.

Öte yandan 5510 sayılı Kanunun 41. maddesine bakarsak, Şükriye Hanım'ın borçlanmasını engelleyen bir durum bulunmuyor. Hatta söz konusu kanun maddesinin üçüncü fıkrasında, borçlanma sürelerinin sigorta başlangıcından önceye ait olması durumunda, sigorta başlangıcının borçlanılan süre kadar geriye götürüleceği düzenlemesi yer alıyor.

Yani bir bayan işe başlamadan önce yaptığı doğumları da borçlanabilir. Fakat borçlanma tebliği bu şekliyle yürürlükteyken, SGK birimleri sadece Aliye Hanım'ın durumundaki bayanların başvurusunu kabul edecektir. Diğerlerine ise mahkeme yolu görünüyor. ...