01.11.2008 Ali Tezel ali.tezel@aksam.com.tr Akşam

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile artık ?sosyal devlet? yok. Sosyal güvenlik açıkları ile zenginden alıp fakire veren ülke olmayacağız. Bundan böyle gençlerimiz, çocuklarımız 65 yaşına gelip emekli olduklarında 213 YTL emekli aylığı ile karşı karşıya kalacaklar. Sosyal devlet yerine sadaka kuruluşlarının ön plana çıkarıldığı döneme giriyoruz. Ancak, şimdi sıra devletin diğer niteliklerine gelmeye başladı. Hukuk devleti kamu kurumları ve kamu görevlileri tarafından açıkça çiğneniyor, kimsenin gıkı çıkmıyor. Daha doğrusu devletin temel niteliklerini korumakla görevli olanlar sessiz...

1- Vali hukuka uymayana keyfi ceza uygular mı?

ADANA Valisi sokakta polise taş atan çocukların ailelerine yeşil kart vermeyecekmiş. Bunu da bir de basın aracılığıyla ilan ediyor ve hiçbir devlet yetkilisi de ortaya çıkıp, ne yapıyorsan sen, 3816 sayılı Yeşil Kart Kanunu?nda bu tür bir yaptırım mı var? Yeşil Kart Kanunu gereğince aylık geliri belli bir rakamdan az olan kişilere yeşil kart verilir der. Yani kişinin kendisinin, eşinin, çocuğunun, akrabasının suç işleyip işlemediğine göre bir düzenleme yoktur ve hukuk devletinde olamaz. Türk Ceza Kanunu?nda böyle ceza mı var? Kimse bu yetkiyi kimden aldın diye sormuyor? Vali kendisini, TBMM yerine koymuş, kanun-kural koyuyor. İlk başta, Vali haklı kardeşim diyebilirsiniz, tabi kii devlete taş atan çocuğun ailesine, devletin kesesinden sağlık yardımı yapılmamalı diye düşünebilirsiniz ama haklı olmak, kanunsuz-kuralsız davranma hakkını kimseye vermez. Vali?ye de vermez. Vali?ye düşen bu düşüncesini yetkili yerlere iletip TBMM?den kanun çıkarmayı amaçlamak olabilir. Milletin tek kural-kanun koyma yeri olan TBMM?den bu şekilde bir düzenleme çıkarsa işte o zaman Vali üzerine düşeni yapmış demektir. Vali, kendi istek ve düşüncelerini kanun yerine koyup, kanunsuz bir şekilde yeşil kartlarını iptal ediyorum diyemez, iptal de edemez. Hukuk dışı uygulamalar yani hukuksuz işler bunlarla başlar, iki gün sonra çocuğu suç işleyen babaların emekli aylıklarını da kestim diyen SGK Başkanı da ortaya çıkar, kardeşi hırsızlık yapanın kolunu keselim diyen savcı da, babası cinayet işleyen çocuğun kulağını keselime kadar gider. Hani ?Egemenlik kayıtsız, şartsız milletin? vecizesi var ya işte tam burada yerini buluyor.

2- Herkes alacağını kendisi tahsil edebilir mi?

HUKUKSUZ bir başka uygulamaya da SGK imza atıyor. SGK, kendisi ihkak-ı hak ile işverenlerin borçlarını bizzat kendisi gidip banka hesaplarından alacakmış... Normal hukuk devletinde, birisinden alacağınız varsa kendiniz gidip adamdan zorla tahsil edemezsiniz, İcra ve İflas Kanunu uyarınca İcra Dairesi?ne gidip tahsil etmelerini istersiniz... Alacaklı yer kamu idaresi ise bu kere 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun var ve kamu idareleri bu Kanun?a göre alacaklarını tahsil eder. Yani bütün alacaklar için hukuki bir takip-tahsil yolu var.

a-SGK?nın hukuksuz tebliği

SGK ise hukuku tüketmiş, kanunları yok saymış, 28 Eylül 2008 günü Resmi Gazete?de yayımladığı, ?5510 SAYILI KANUNUN 100?ÜNCÜ MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA TEBLİĞ? ile Kanun?un vermediği yetkileri de kendi kendine eklemiş. Bu Tebliğin 7?nci maddesi ise çok ilginç,

?Bankalar

MADDE 7- (1) Bankalarca;

a) Kurumca talep edilmesi halinde, 5510 sayılı Kanunun 60?ıncı maddesi gereğince Kurumca aile içindeki geliri, kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az vatandaşların bu miktarların üzerinde banka hesaplarında paralarının bulunup bulunmadığı bilgisinin kimlik bilgileri ile birlikte elektronik ortamda Kuruma verilmesi sağlanır.

b) Bankaların veri tabanı kullanılarak, Kuruma borçlarını vadesinde ödemeyen borçluların, işyeri ve ikamet adresleri ile hesap bilgileri ve hareketlerinin Kurumca yetkilendirilen personele internet ortamında görüntülenmesi sağlanır.

c) Kurumca, gerekli alt yapının sağlanması ile Kuruma borçlu olanların, bankalardaki hesaplarına elektronik ortamda haciz konularak, hacze tabi meblağların Kurum hesaplarına aktarılması sağlanır.

ç) Kurumca talep edilmesi ve işveren ile çalışanı arasında sigortalılık ilişkisinin tespiti amacıyla, ücret ödemesinin vadesiz mevduat üzerinden yapılması durumunda, mevduat sahibi ve para yatırılan kişinin ya da havale ile yapılması durumunda da havale gönderen ile havaleyi alanlara ait kimlik bilgileri Kuruma bildirilir.

d) Tüketici kredisi talebinde bulunan ve bir işyerinde hizmet akdiyle çalışanlardan istenen maaş ücret bordrosunun Kurumun internet sitesinden ödenen prim miktarları karşılaştırılarak eksik bildirimde bulunanların Kuruma bildirilmesi sağlanır.

e) Kuruma borcu bulunanların ticari kredi talepleri Kuruma bildirilir.?

b-Bankanın haberi olmadan paralar uçacak

YUKARIDAKİ maddenin (c) fıkrasına göre, SGK verilen bilgilere göre bankalardaki mevduata elektronik haciz koyabilecek... Bulduğu meblağı hemen kendi hesaplarına aktarabilecek...

Örneğin;

SGK, (b fıkrasına göre) XXXX Bankasına bir yazı gönderip benim memurlarımda Ali Veli?ye bilgisayar sistemine giriş izni ver, şifre ver diyecek ve banka SGK?nın memuruna şifreyi verecek, SGK?nın memuru tüm hesapları görme, hesap hareketlerini görme, istediği hesaptan istediği hesaba para aktarma veya parayı SGK?ya aktarma yetkisi ile donatılacak...

Siz, yarın çek ödemem var diye bankaya para göndereceksiniz ama biraz sonra bankadan çekiniz karşılıksız çıktı telefonunu alacaksınız. Biraz araştırınca göreceksiniz ki bankanın bile haberi olmadan para SGK tarafından çekilmiş...

Yine, SGK?ya borcunuz var ve bankada paranız yok ama itibarınız yani ticari krediniz var. Tebliğin (e) fıkrasına göre, Bankalar, SGK?ya borcu bulunanların ticari kredi talepleri Kuruma bildirilecek ve ticari kredilere de haciz konacak. Tüccar veya sanayicisi veya işadamısınız bankada paranız yok ama ticari krediniz var ve ihtiyaç hissedip ticari kredi istediniz, SGK bankaya bu şahıs ticari kredi istediğinde parayı bana aktar diyebilecek...

C-SGK?nın memuru parayı iç ederse

BANKALAR güven kurumlarıdır, bankaya yatırdığınız paranın akıbetinden emin olmanız gerekir, içinizde ufacık şüphe varsa hemen gidip parayı çekersiniz. Bankacılık sistemi, güven olmadan yürümez. Bu arada SGK?nın bankalardan yetki istediği memuru, paraları SGK?nın hesabına değil de kendi hesabına aktarır da sırra kadem basarsa, sizin bankadaki paranızın akıbeti ne olacak? Aklıma bu tür olaylar geliyor, banka diyecek ki benim haberim yok SGK?nın yetki istediği memuru paraları iç etmiş, git paranı SGK?dan iste. SGK diyecek ki benim haberim yok, memur suç işlemiş, savcılığı suç duyurusunda bulun, adamı bulsunlar paranı ondan al.
--------------------------------------------------------------------------------
Kısa...kısa...

Vedat Akbaba-01.01.1960 doğumlu ve 1988 sigorta başlangıçlı babanız askerlik borçlanması dahil var olan 3300 gününü, 3600 güne tamamlarsa 58 yaşında emekli olabileceği gibi prim ödemeye devam eder de 5300 güne tamamlarsa, 5300 günü tamamladığı an emekli olur.

Ataman Altan-Ali bey, hükümet dışarıda dövizi olanlar ülkeye getirsin diye bas bas bağırıyor ama öte yandan, yaptıkları sosyal güvenlik reformu ile bugüne kadar döviz ile yapılan yurtdışı borçlanmasının ödemelerini YTL?ye çevirdiler. Dövizle ödemeyi kaldırdılar. Anlayan varsa beri gelsin...

Neşe Karaman-1 Kasım 2008 gününde memuriyetten emekli olduktan sonra ilerde ister SSK?lı isterseniz de Bağ-Kur?lu olarak SGDP ödeyerek çalışabilirsiniz. Nereden emekli olursa olsun, emekli olduktan sonra işçi olarak özel sektörde işe giren emekliler için 30.09.2008 gününe kadar geçerli olan uygulama gereğince, aldıkları emekli aylığına dokunulmaz ama çalıştıkları işyerlerinden aldıkları ücretleri üzerinden yüzde 30 oranında SGDP alınırdı. Bu oranın dörtte biri yani yüzde 7,5?u emeklinin ücretinden, dörtte üçü yani yüzde 22,5?u ise işveren tarafından SGK?ya ödenirdi. 1 Ekim 2008 gününden sonra ise yüzde 30 oranına ilaveten ayrıca işyerinin tehlike sınıf ve derecesine göre yüzde 1 ile yüzde 6,5 arasında değişen oranlarda kısa vadeli sigorta primi de alınacaktır. Yeni gelen primin tamamını ise işverenler ödeyecektir.