02.12.2008 Şevket TEZEL sevtezel@hotmail.com

Maalesef işverenler için her mali sıkıntıda akla gelen ilk olgu işçi çıkarma olmaktadır. İşçi çıkarmanın iş güvenliği hükümleri nedeniyle bir nebze de olsa zorlaştırılması, kararsızlık hali giderilene kadar işyeri faaliyetlerinin askıya alınması uygulamada işverenin işçiyi rızasına aykırı olarak ücretsiz izne çıkartması uygulamasını doğurabiliyor.

Elbette kriz halinde işverenin ücretsiz izin kartının karşılığında işçiye tazminatlarını isteme kartı kalıyor.

Yakın geçmişte yargıya sıkça taşınan bu uygulama üretim sektöründe kriz söylentilerinin kapıya dayanmasıyla birlikte tekrar gündeme gelmiş bulunuyor.

Hemen belirtelim ki işverenin işçiyi zorla ücretsiz izne çıkartması gibi bir hakkı bulunmuyor. Bu konuya muhatap olan veya muhatap olması muhtemel çalışanların haklarını bir kere daha hatırlamalarında fayda bulunduğundan bu konudaki Yargıtay kararlarını bir gözden geçirelim.

Yargıtay?ın olaya bakışı

İşçi ve işveren arasındaki her türlü anlaşmazlıkta olduğu gibi ücretsiz izne ayırma konusundaki anlaşmazlıklarda da yüksek mahkeme olan Yargıtay bu konuyu defaatle ele almış bulunuyor.

Her ne kadar izin dilekçesinde ücretsiz izin sözcükleri yer almamış ise de davalı tanıklarının dahi, davacının ücretsiz izine çıkarıldığını beyan etmiş olmaları karşısında davacının baskı ile ücretsiz izin dilekçesi imzaladığı şeklindeki iddiasının samimi kabul edilmesi gerekir. Yasalarımızda işçinin açıkça kabulü olmadan ücretsiz iznin geçerli olacağına dair bir hüküm bulunmadığı gibi, Dairemizin yerleşmiş uygulamaları da bu yoldadır. Böyle olunca olayda davalının haksız feshi bulunduğunun kabulü gerekir.(Yargıtay 9. HD. 2003/1162 E., 2003/11821 K.)

İşverenin ücretsiz izne ayırma hakkının bulunmamaktadır. İşçinin rızası dışında ücretsiz izne ayrılması iş akdinin işverence feshi anlamına gelir. İşçinin altı günlük haklı fesih süresinden sonraki fesih beyanında bulunmuş olması kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 9. HD. 2005/16574 E., 2006/587 K.)

Davacı işçinin rızası ve yazılı muvafakati bulunmadan işverence davacının tek taraflı ücretsiz izne çıkarılması eylemli bir fesih olup, dairemizin yerleşik içtihatlarına göre bu durum davacı işçi açısından iş akdinin haksız feshi halini oluşturur ve işçi ihbar tazminatına da hak kazanır. (Yargıtay 9. HD. 2004/7127 E., 2004/25124 K.)

?Belirli süreli iş akdiyle çalışmakta iken hammadde temin edemediği için işi durduran işveren tarafından zorunlu olarak ücretsiz izne çıkartılan personel, iş akdini bildirimsiz olarak feshe hak kazanır. Bu durumda, işçi ihbar tazminatına olmasa da kıdem tazminatına hak kazanır (Yargıtay 9. HD. 1992/11203 E., 1992/13640 K.)?

Evet, nasıl işçi her istediğinde (Kadın işçilerin doğum sonrasındaki altı aylık izinleri gibi izinler hariç) ücretsiz izin alamayacağı gibi işveren de yukarıda kararlardan da görüleceği üzere işçiyi ücretsiz izne çıkmaya zorlayamaz. Zorla izne ayırma iş akdini feshetmek demektir. Bu durumda iş güvencesi hükümleri devreye gireceği gibi akdin feshi durumunda ortaya çıkan tazminat alacakları da işçi lehine doğmuş olur.

Okur Sorularına Kısa Cevaplar

Sevim KIZILTAN - 28.03.1956 doğumlu, 05.05.1997?den beri isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılığında devam eden bir sigortalı olarak 01.10.2008?den itibaren artık genel sağlık sigortası primi içermeyen isteğe bağlı sigortalılık primi ödeyemiyorsunuz. Basamak sistemi de kalktığı için prime esas kazanç matrahınızı yenileyerek en az 204 YTL üzerinden prim ödeyebilirsiniz. Benim de önerim en geç 31.12.2008 tarihine kadar SGK?ya beyanınızı yenileyip bu kadar prim ödemenizdir. İsteğe bağlı primlerinizi 04.05.2012 tarihine kadar ödeyebilir ve 05.05.2012 tarihinden itibaren emekli olabilirsiniz. SSK emeklisi eşinizin sağlık yardımından değil artık prim öderken de emekliyken de kendi sağlık yardımınızdan yararlanmak zorundasınız. Geçmişteki boş dönemlere veya gelecekteki dönemlere ilişkin primleri toplu ödeyerek tamamlamaya mevzuat izin vermiyor. Kaldı ki emeklilik yaşınız da 56 olduğu için bu koşullarda daha önce emekli olma imkânınız bulunmuyor.