27.11.2008 Prof. Dr. Fevzi DEMİR profdrfevzidemir@hotmail.com

Geçen hafta yazdığımız yazıda 27 Eylül 2008 tarihinde yayınlanan Alt İşveren Yönetmeliği hakkında bilgi vereceğimizi söylemiştik.

Ancak, hükümetin "genel ekonomik kriz" vesilesiyle aldığı tedbirleri göz önünde tutarak, biz de işverenlere işçilerini kaybetmeksizin geçici olarak alabilecekleri bir "yan önlem", 4857 sayılı İş Kanunu ile getirilen "kısa çalışma" (ücretsiz izin) hakkında bilgi verelim istedik. Bu nedenle, Alt İşveren Yönetmeliği hakkındaki açıklamalarımızı gelecek haftaya bırakıyoruz.

Gerçekten, "genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerini geçici olarak önemli ölçüde azaltan veya işyerinde faaliyeti tamamen veya kısmen geçici olarak durduran işveren, durumu derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumu'na, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirir. Talebin uygunluğunun tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılır. Bunun usul ve esasları bir yönetmelikle belirlenir" (5763 s.k. değişik 4447 s.k. Ek md.2/1).

Görüldüğü gibi, "genel ekonomik kriz" veya "zorlayıcı sebeplerin" (doğal afetler, salgın hastalık, seferberlik gibi) işyerinde faaliyeti "tamamen veya kısmen durduracak" veya "haftalık çalışma sürelerini geçici olarak önemli ölçüde azaltacak" nitelikte olması gerekmektedir. Öyle ki, "işyerinde geçici olarak işin kısmen veya tamamen durması" veya "haftalık çalışma süresinin en az üçte bir oranında azaltılarak uygulanması" en az "dört hafta" sürmelidir. Bunun istisnası "genel ekonomik krizin" ve"zorlayıcı sebebin devam süresidir". Ancak bu süre dahi "her halde üç ayı aşmamalıdır" (Ek md.2/2; Yön. md.3/4).
******
İşyerinde faaliyetin geçici olarak en az dört hafta durmasına veya kısa çalışma uygulamasına karar veren işveren, bu kararını derhal "süresi ve gerekçesi" (nedenleri) ile birlikte Türkiye İş Kurumu'na ve varsa toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına bildirmek zorundadır. Ayrıca bu durum işyerinde ilan edilmek suretiyle işçilere de duyurulur (Yön. md.4/5). İşverenin yaptığı bildirim öncelikle Türkiye İş Kurumu tarafından sebep ve şekil yönünden değerlendirilir. Genel ekonomik kriz ve zorlayıcı sebeplere dayalı olarak yapılan ilk değerlendirmenin olumlu bulunması halinde, yapılan başvurular "uygunluk tespiti" için ÇSGB İş Teftiş Kurulu Başkanlığına intikal ettirilir (Tebliğ No:1, md.4/3). Kanunda belirtilmemekle birlikte, Bakanlıkça yapılan uygunluk tespitinin olumsuz olması halinde, "idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olduğundan" (Any. Md.125), yargı yoluna başvurulabileceği açıktır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının işverenin aldığı kararın "uygunluğunu tespit" üzerine, faaliyeti durdurulduğu için kendilerine en az dört hafta ücretsiz izin verilen işçiler işsizlik sigortasından "kısa çalışma ödeneği" almaya hak kazanacaklardır. Bunun için, işverenler sigortalılar hakkında üç nüsha Kısa Çalışma Ödeneği Bildirgesini tam ve eksiksiz olarak doldurup, bir nüshasını Türkiye İş Kurumuna, bir nüshasını sigortalı işsize verir ve bir nüshasını da işyerinde saklamak üzere muhafaza eder.

Bu ödeneğin süresi, "genel ekonomik kriz" ve "zorlayıcı sebebin" devamı süresi ile sınırlı olmakla birlikte, "herhalde üç ayı aşamayacaktır". Böylece, genel ekonomik krizlerde veya zorlayıcı sebeplerle işyerinde işçileri "tenkisata" tabi tutma yerine, işçilerin tamamının veya bir kısmının "üç aya kadar" ücretsiz izne çıkartılması ekonomik ve sosyal politika olarak tercih edilmekte; işçilerin ücretsiz izne çıkartılması "geçici işsizlik" olarak nitelenerek işsizlik sigortasından "kısa çalışma ödeneği" almaları öngörülmektedir. (4447 s.k. Ek md. 2/3).

Bununla birlikte, işçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanma şartlarını yerine getirmesi gerekir. Günlük kısa çalışma ödeneğinin miktarı, işsizlik ödeneğinin miktarı kadar olup, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama net kazancının %50'sidir (Ek md.2/2,3;Yön. md.9/b,10).
******
Ekleyelim ki, günlük kısa çalışma ödeneği "genel ekonomik kriz" ve "zorunlu sebeplerle işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durması halinde, İş Kanununun 24 üncü maddesinin (III) numaralı bendinde ve 40 ıncı maddede öngörülen bir haftalık süreden sonra başlar" (Ek. md.2/4). Çünkü bu süre işçinin iş sözleşmesini "haklı sebeple fesih" edebilmesi için bekleme süresi olduğu gibi (İş K.md.24/III), işveren tarafından her gün için "yarım ücretinin" ödendiği süredir (İş K. md.40). Bu nedenle, kısa çalışma ödeneğinin bir haftalık süreden sonra başlatılması mükerrer ödemeleri önlemek amacına yöneliktir. Buna karşılık, işçinin "yarım ücretten" ve "kısa çalışma ödeneğinden" mahrum kaldığı faaliyetin durdurulduğu "dört haftadan" az süreler ile "herhalde üç ayı" aşan sürelerde artık "haklı sebeple fesih hakkı" bulunduğu, bu durumda iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatını talep edebileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Görüldüğü gibi, yasalarımızda mevcut bulunmayan "ücretsiz izin" uygulaması, işçiye tanınan "kısa çalışma ödeneği" ile mağduriyetini hafifletmek suretiyle uygulamaya konmuş bulunmaktadır.