Kısa çalışma uygulamasında önemli ayrıntılar

Geçen hafta yayınlanan haberlerde ekonomik krizin teğet değil ama yaralamaya başlayarak geçtiği ülkemizde, sayın Çalışma Bakanı'nın malumu ilân etmemesinden kaynaklanan sakıncalar manşete taşındı. Gerçekten bu konuda çıkarılan Yönetmelik hükümleri krizin varlığının kabulü için Çalışma Bakanı'nın deklarasyon yayınlamasını öngörüyor. Bununla birlikte, sayın Bakanın henüz bir deklarasyon yayınlamamasını "politik" gerekçelere dayandırdığı anlaşılıyor.


Başbakan ve hükümet üyelerinin "krizi kabullenmeyen" benzer tutumlarından da bu anlaşılıyor. Ya bir "panik" yaratmamak ya da böyle bir krizi büyütmemek amacıyla "politik" gerekçelerle yayınlanmadığı anlaşılan böyle bir deklarasyona rağmen, Çalışma Bakanlığı nezdinde esas itibarıyla "kısa çalışma" uygulamasına münferiden de olsa başlandığını sayın iş sahiplerine duyurmak isterim.

Nitekim bu yazarın bilgileri dahilinde bugüne kadar iki işletmede böyle bir karar alındığını ve Çalışma Bakanlığı'nın oluru ile biri dört haftalık diğeri üç aylık süreler için kısa çalışma uygulaması yapıldığını belirtmek isterim.

Bu amaçla, iki hafta önce yazdığımız yazılarda da belirttiğimiz gibi, işyerinin öncelikle bulundukları bölgedeki İş-Kur'a başvuruda bulunmaları gerekmektedir. İş-Kur bu başvuruyu Ankara'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığına göndermektedir. Kurul dosya üzerinde yaptığı incelemeyi müteakip işyerinin bağlı olduğu Bölge Müdürlüğü nezdindeki teftiş heyetine talimatla, iki iş müfettişi görevlendirmesi yaparak talebin uygun olup olmadığı konusunda inceleme yaptırıyor.

Bu iki müfettişin hazırladığı raporlar Ankara'ya İş Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilerek olumlu veya olumsuz bir karar alınması yolunda bir tavsiyede bulunulmaktadır. İş Teftiş Kurulu Başkanlığı elindeki dosyadaki bilgiler ile iki müfettişin verdiği raporu karşılaştırmak suretiyle bir karara varmakta ve kararını bölgedeki İş Kur'a göndermektedir. İş-Kur'un işyerine verdiği İş Teftiş Kurulu Başkanlığının "oluru" üzerine işyeri daha önce yaptığı talebe uygun olarak dört hafta ile üç ay arasında bir "kısa çalışma" dönemine girmektedir. Bir başka deyişle, işyeri talep ettiği ve olurunu aldığı dört hafta ile üç aylık bir süre için işçilerini ücretsiz izne çıkarabilmektedir.

İşverenin hiçbir ücret ödemediği bu dönem içinde işçiler İş-Kur'a başvurmak suretiyle onlardan alacağı belge ile İşsizlik Sigortasından "kısa çalışma ödeneği" alma hakkına sahip olmaktadır. Ancak, bu hakka sahip olmak için işçilerin son 120 günü kesintisiz olmak üzere en az 600 gün İşsizlik Sigortası primlerinin ödenmiş olması gerekmektedir. Kısa çalışma ödeneğinin miktarı "işsizlik sigortası ödeneği" miktarı kadardır.

Ekleyelim ki, normal olarak belirtilen süreler için dahi olsa ücretsiz izne çıkarılan işçilerin bunu kabul etme mecburiyetleri yoktur. Bir başka deyişle, ücretsiz izne çıkarılan işçi bunu kabul etmeyerek İş Kanunu'nun 24/II. Maddesine göre iş sözleşmesini feshederek "kıdem tazminatını" talep edebilir. Fakat, "kısa çalışma" oluru alarak işyerinde ücretsiz izne çıkarılan işçilerin "ben bunu kabul etmiyorum, ver bana tazminatımı" deme hakkı yoktur. İşçiler İşsizlik Sigortası'ndan "kısa çalışma ödeneklerini" alarak belirtilen süre içinde geçimlerini sürdürmek zorundadırlar. Bu bakımdan, İş Kanunu ile getirilen ve İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen yeni "kısa çalışma" hükümlerinin yararı, işverene işçilerini kaybetmeden işyerinde kısa süre için üretimi durdurma hakkını tanıması, işçilere de yine bu süre içinde "kısa çalışma ödeneği" desteğinde işini kaybetmeme hakkını vermesidir.


Nihayet, belirtilen süre sonunda işverenin işçilerini yeniden işe alarak işe başlatma zorunda olduğunu söylemekte yarar var. İşçilerini işe almayan işverenin bu süre sonunda işyerini faaliyete geçirememe ve bunun sonucu işyerini kapatma gibi bir sıkıntısının olması halinde, bu defa işçilerin "ihbar ve kıdem tazminatlarını" ödemesi söz konusu olur. Kısa çalışma dönemi dört hafta ile üç aylık dönem için bir defaya mahsus kabul edildiği için, bu süre içinde faaliyete geçmeyen ve işyerinde bir süre daha üretimi durdurmayı uzatmak isteyen işveren, işçiye yeni bir belirli süreli ücretsiz izin teklifi yaptığı takdirde, işçi bunu kabul etmeyebilir. Bu durumda, işçi "ihbar ve kıdem tazminatları" ödenerek işveren tarafından işten çıkarılabileceği gibi, işçi isterse "ücretsiz izin" teklifini kabul etmeyerek ve iş sözleşmesini yine İş Kanununun 24/II. maddesine göre feshederek "kıdem tazminatını" almak hakkına sahip olur. Her iki halde de, yukarıda belirtilen şartlarda "işsizlik sigortası primleri" ödenen işçi, "işsizlik sigortası ödeneğini" alarak yeni bir iş aramaya koyulur.

Prof. Dr. Fevzi DEMİR