İhaleli işlerde kıdem tazminatı


Kamu sektöründeki firmaların büyük çoğunluğunda temizlik, yemek ve taşıma gibi hizmetler, ihale yapılmak suretiyle özel kesim işverenlerince yerine getirilmektedir. Kamu kurum ve kuruluşları hizmet alım işlerinde genellikle işçi çalıştırmıyorlar. Bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu anlamında işveren de sayılmıyorlar. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde 5538 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda, kamu kurum ve kuruluşları, ihale vermek suretiyle yaptırdıkları işlerde işçilikten doğan bütün sorunlardan tamamen arındırılmıştır. Bu durumda işçilerin bütün hak ve alacaklarında tek muhatap ihaleyi alan gerçek veya tüzelkişi olan özel sektör işverenleridir.

Yaşananları biraz açacak olursak, temizlik, yemek, güvenlik ve bu gibi hizmetleri ihale yoluyla alan işverenler, bu hizmetleri ihalede belirlenen tarihler aralığında yerine getirmektedirler. Bu ihaleler, açılan ihaleler doğrultusunda değişik tarihlerde değişik işverenlerce alınmakta; ancak bu işlerde çalışan işçiler, pek değişmemekte; sorun da buradan kaynaklanmaktadır. Örneğin Sağlık Bakanlığı'nın bir hastanesinde yemek işlerini on yıllık süreç içerisinde yedi değişik işveren ihale almak suretiyle yapmış olsun. Anılan hastanede çalışan işçilerin büyük çoğunluğunun kıdem süresi, on yılı bulmaktadır. Bu işçiler, işverenleri ihale süresi bitiminde tekrar aynı ihaleyi alamadığında, ihaleyi alan müteakip işverenin yanında çalışmaya devam etmektedirler.

Bu durumda ihaleyi alan değişik işverenlerin hizmet görme süresinin bitimi üzerine işi bırakmaları, ihale işleminin ise ihaleyi açan makamla ihaleyi kazananlar arasında yapılmış olması ve ihaleyi alanla kaybeden arasında bir hukuki bağın bulunmaması nedeniyle ihaleyi değişik zamanlarda alan farklı işverenler arasında İş Kanunu'nun işyerinin devrini düzenleyen 6'ncı maddesi anlamında bir devir işleminden söz etmek mümkün olmamaktadır.

Yani ihaleyi kaybedenle kazanan firmalar arasında işyeri devri söz konusu olmayacağından, her ihaleyi alan gerçek ve tüzelkişi işveren kendi çalıştırdığı dönemle işçilerin hak ve alacaklarından sorumlu olmaktadır. Bu durumda işçiler kıdeme dayalı haklarını kullanamamaktadır.

Yukarıdaki örneğimizde olduğu gibi, yasal boşluk nedeniyle, Sağlık Bakanlığı hastanesinde 10 yıl çalışan bir işçinin 6'ıncı yıldan sonra yıllık ücretli iznini 20 işgünü olarak kullanması gerekirken, işveren değişikliğinden dolayı, 14 işgünü olarak kullanabilmektedir. İhaleyi farklı kişiler almasına rağmen, işçi, aynı işyerinde farklı işverenlere bağlı olarak çalışmaya devam etmiştir. İş Kanunu'nda bu hak kaybını önleyici bir düzenlemeyi yapabilmiş değiliz. Hatta bu olumsuz süreç içerisinde, yıllık ücretli iznin kullanılamaması da önemli bir tatsızlık.

Her yıl ihaleyi bir başka gerçek ve tüzel kişinin aldığı bu işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini kullanamaması şeklinde ortaya çıkan olumsuzluk, doğru biçimde çözümlenemiyor. İş Mevzuatı gereğince bir işçinin yıllık ücretli izne hak kazanabilmesi için, bir yıllık çalışma süresini doldurması gerekiyor. Hâlbuki sözkonusu ihaleli işte, işçi bir yıllık çalışma süresini doldurduğunda ihale süresi bittiği için, işvereni bünyesindeki çalışması sona ermekte ve ihaleyi alan yeni işveren bünyesindeki çalışmasına başlayıp sürdürmektedir.

Böyle bir süreç içerisinde, işçinin eski işverenlerinin bünyesindeki çalışmaları, kıdeme dayalı haklarında dikkate alınamadığı için, her ihale sonucunda işçinin kıdemi sanki sıfırlanmaktadır. Bu tatsız bir kısırdöngüdür. Sözkonusu kısırdöngü içerisinde işçi, yıllık ücretli izinlerini kullanamamaktadır. İşçi de bu durumda eski işverenlerinden yıllık izinlerinin ücretini istemektedir. Bu durum, işçilerin anayasal vazgeçilemez dinlenme hakları olan yıllık izinlerini kullanamamaları sonucunu doğurmaktadır.

Hâlbuki yıllık ücretli izin uygulamasında amaç, yıllık izin ücretinin ödenmesi değil, yıllık iznin dinlenme olarak kullandırılmasıdır. Yıllık ücretli izinlerin kullanılamaması, çok ciddî sağlık sorunu çıkarabilecek büyük olumsuzluktur. Aynı olumsuzluk kıdem tazminatında ortaya çıkmaktadır. İşçiler, her ihaleyi alanların yanındaki hizmetleri ayrı ayrı ve bağımsız değerlendirildiğinden bazen bir veya iki gün eksik çalışma ile bir yılı dolduramadıkları için kıdem tazminatı hakkından da yoksun kalmaktadırlar.

İhaleli işlerde işçilerin çalışmış olduğu bütün çalışma sürelerinin birleştirilmesi yani çalışma sürelerinin tamamının esas alınması, yasal düzenlemeyle çözüme kavuşturulmalıdır. Böylece birleştirilmiş kıdem süresinin yıllık ücretli izin ve kıdem tazminatının hesaplanmasında esas alınması uygulamasına gidilmesi durumunda işçilerin kıdem tazminatı haklarından doğacak sorunlar giderilmiş olacaktır. Bu anlamda ihale makamlarının da kıdeme dayalı haklardan sorumlu tutulması ve ihale protokollerinin de buna göre yapılması bu alanda oluşan ve devam eden hak kayıplarını önleyebilecektir. Bu gariplik mutlaka düzeltilmelidir.



Kaynak:Tahsin Sınav