Sadettin ORHAN sorhan@bugun.com.tr

Geçtiğimiz Cuma günü, 60. Hükümet'in yeni kabinesi belli oldu. Kabineye 9 yeni bakan girdi. Şüphesiz bütün bakanları yoğun bir gündem ve çözülmesi gereken sorunlar bekliyor. Fakat bir bakan masası var ki tabiri caizse çarşamba pazarı gibi. Bahsettiğimiz masa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın yani Prof. Dr. Ömer Dinçer'in masası.
Aslında kabine değişikliklerinde ÇSGB, pek de kritik bir bakanlık olarak görülmez. Gözler daha çok dışişleri, maliye ve ekonomiden sorumlu bakanlıklarda olur. Oysa hükümetlerin ömrünü kısaltan veya uzatan en doğrudan icraatlar ÇSGB'den çıkar. Örneğin bir ailede, eve ekmek getirenlerden birisi işsiz kalmışsa, o ailenin gözü ne cevval dış politika ataklarını, ne kamu borçlanma gereğinin azalmasını ne de hükümetin genel performansını görür. Bu örneği çoğaltabiliriz. İşte Sayın Dinçer'in önünde, çözülmediği takdirde halkın canını doğrudan yakacak (dolayısıyla da hükümetin), çözüldüğü takdirde de geri dönüşümü kısa vadede olacak sorunlar duruyor. En büyük çözüm ortağı ÇSGB olan bu sorunlardan birkaçı;
· Hali hazırda %15'ler seviyesinde seyretmekte olan işsizlik,
· Yine halen %45'lerin üzerinde olan kayıt dışı istihdam,
· Muhtaçlara yapılan bütün karşılıksız yardımları tek elde toplayacak olan primsiz ödemeler yasa taslağı,
· Sosyal güvenlik reformu ile stratejik kurumlardan birisi haline gelen Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kurumsallaşma, örgütlenme ve hizmet kalitesinin iyileştirilmesi,
· Vatandaştan büyük takdir gören, özel ve üniversite hastanelerinin SSK ve Bağ-Kur'lulara da açılması uygulamasında, yaşanan suiistimaller sonucu SGK'nın sağlık harcamalarındaki önemli artış,
· AB ilerleme sürecinde, sosyal politika faslının müzakereye açılması durumunda, ilerleme raporlarında belirtilen eksikliklerin giderilmesi.

Ömer Dinçer Hoca, lisans yıllarımızda bizim de okuduğumuz Stratejik Yönetim kitabının yazarıdır. Aynı zamanda kamuda stratejik yönetime geçiş çalışmalarının da mimarı. Önünde bekleyen bu sorunlar da ancak stratejik bir yaklaşımla çözülebilecek cinsten. Umarız işin teorisi kadar pratiğine de hakim olur ve artık kronikleşen bu meselelere kalıcı çözümler üretebilir. Kendisine bu zor görevinde başarılar diliyoruz.
Emekli esnaflara kötü sürpriz!
Soru: Sadettin Bey, ben tren kazasında bacaklarımı kaybettim. Malulen 1800 gün tamamlayıp emekli oldum. 2000 yılında küçük bir internet kafe açtım ve 2005 yılında kapattım. İlk yıllar götürü vergiye tabiiydim. Sonra gerçek vergiye tabi yaptılar. Maliye'ye hiç vergi borcum yok. 2008 yılı sonlarında bankadan eksik maaş verdiler. Sorduğumda, banka ile ilgili bir şey yok, SSK'ya sor dediler. SSK İzmit Bölge Müd. gittim. Benden Maliye'ye borcum olup olmadığına dair belge istediler ve borç yoktur belgesi getirdim. SSK'ya 2003 yılında çıkan bir kanundan dolayı 3.800 TL borcun var dediler. Borç 5510 sayılı kanunun geçici 14. maddesinin (b) fıkrasına göre kesiliyormuş. Bana böyle bir ödeme kağıdı veya ihbarı hiç gelmedi. Ankara SGK ile yazışıyorum ve cevap vereceklerini söylüyorlar. Bu durum doğal mı? Ne yapabilirim? İsmail Kamış
Cevap: İsmail Bey, sizin de bahsettiğiniz gibi, 2003 yılında yapılan bir düzenleme ile Bağ-Kur dışındaki sosyal güvenlik kurumlarından emekli olup da, Bağ-Kur kapsamında vergi mükellefi olanlardan 12. basamağın %10'u kadar destek primi kesilmeye başlandı. Ancak o dönemde Bağ-Kur, bu konuda üzerine düşeni tam olarak yerine getirmediği ve sizleri yeterince bilgilendirmediği için, sizin gibi binlerce kişi şimdi 3-5 bin TL birikmiş borçlarla karşı karşıya kaldı. Sosyal Güvenlik Kurumu kurulup, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı'nın veri tabanları birleştirilince, bu borçlar ortaya çıkmış oldu ve şimdi SGK, bunları tahsil yoluna gidiyor.
Öte yandan sizin maaşınızdan yapılan kesintinin, 5510 sayılı Kanunun Geçici 14. maddesine dayandırılması bana göre yanlıştır. Zira söz konusu madde, 1 Ekim 2008 öncesinden beri emekli sıfatıyla Bağ-Kur kapsamında çalışmakta olanlardan yapılacak kesintinin oranını düzenleyen bir maddedir. Oysa siz 2005 yılında faaliyetinize son vermişsiniz. Aynı tarihte vergi kaydınızı da sildirmiş iseniz, sizden bu tahsilat 5510/Geçici 14. md. kapsamında değil, genel kurum alacakları kapsamında yapılmalıdır. Bu konuda ilgili müdürlüğe itiraz edebilirsiniz.
Diğer taraftan, sizin durumunuzda olup da zamanında bilgilendirilmemiş olan emekli esnaflar için, bir ödeme kolaylığının getirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Evet, kanunu bilmemek mazeret sayılmaz fakat kurumlar da görev alanına giren konularda etkili bir bilgilendirme (hele hele zamanımızın iletişim imkanları varken) ve zamanında tahsilat görevlerini yerine getirmek zorundadır.