- GİRİŞ

Daha önce 4/a?lı sigortalılar açısından ele aldığımız bu konu bu çalışmada 4/b ve 4/c sigortalıları açısından ele alınacak; 5510 sayılı Yasayla konu hakkında ne gibi yenilikler getirildiğine ve getirilen yeniliklerin sigortalılar açısından olumlu veya olumsuz, ne yönde etki yapacağına dair tespitlere yer verilecektir.

II- 5510 SAYILI YASA?DAN ÖNCE BAĞ-KUR?A VE EMEKLİ SANDIĞI?NA (4/b VE 4/c?Lİ) ÖZÜRLÜ SİGORTALILARIN EMEKLİLİĞİ

Mülga 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu?nun ?On İkinci Kısım: Emekli Aylığı Bağlanacak Haller? başlıklı 39. maddesinin (j) fıkrasında ?Göreve girişlerinde, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak rapor alınmış ve raporda sakatlık oranı en az % 40 olanlardan fiili hizmeti 15 yıl olanların istekleri üzerine,?? denilmek suretiyle özürlü statüsünde çalışanların emeklilik şartları sıralanmıştır. Buna göre göreve atanırken sakat durumda olan ve bu sakatlık halinin çalışma gücünü % 40 oranında yitirmiş olduğunu Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak alınmış bir raporla belgeleyenlerden 15 yıl fiili hizmeti bulunanların yaş kaydı aranmaksızın istekle emekli edilmeleri mümkündür.

Yine mülga Kanun?un geçici 22. maddesinde ?Sakat olup sakatlarla ilgili mevzuattan yararlanmaksızın ve 25.08.1971 sayılı İş Kanunu?nun 25. maddesine göre tescili yapılmaksızın T.C. Emekli Sandığı?na tabi görevlere giren ve bedensel ve zihinsel yeteneklerdeki eksiklik nedeniyle çalışma güçlerini en az % 40 oranında yitirdiği sağlık kurulu raporu ile belgelenen ve 15 yıl ve daha fazla fiili hizmeti olanlar da 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu?nun 39. maddesine, 13.11.1981 tarih 2559 sayılı Kanunla eklenen (j) fıkrası hükmünden yararlanırlar.? denilmek suretiyle sakat durumda olup fakat sakat kadrosunda yer almayan 5434 sayılı Kanun?a tabi çalışanların da erken emeklilik hakkında yararlanabileceği ifade edilmektedir.

Yukarıdaki kanun metinlerinden anlaşılan şudur ki; 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu?na göre engelli ya da Yasa?daki ifadesiyle sakat durumda olan çalışanlar ?Sakat Kadrosunda Yer Alan Çalışanlar? ve ?Sakat Kadrosunda Yer Almayan Çalışanlar? olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu şahısların sakatlık durumlarında bir farklılık söz konusu olmayıp sakat tanımına girmek için aynı şartları yani çalışma gücünün en az % 40?ını kaybetmiş olmak ve bu durumu sağlık kurulu raporuyla belgelemek gibi hususları yerine getirmeleri gerekmektedir. Aralarındaki fark işe alınmalarında birincilerin sakat kadrosunda istihdam edilmeleri ikincilerin ise normal kadroda istihdam edilmeleridir. Fakat her iki durumdaki sakat çalışanlar yasanın sağlamış olduğu erken emeklilik avantajından yararlanmak hakkına sahip idiler. Mülga yasanın bu konudaki en önemli eksikliği işe alınmadan sonra doğan sakatlık halleri için bir düzenlemeye yer vermemiş olmasıydı. Dolayısıyla eski mevzuat, SSK?lı bir işçinin işe girdikten sonra sakatlanması halinde oluşan yeni şartlara göre işçi için daha avantajlı şartlar sunarken, 5434 sayılı Yasa bu yönde bir düzenlemeye yer vermemiş; aynı derece engelli olan iki memurdan işe alınmadan önce engelli olan memura erken emeklilik imkanı tanırken işe girdikten sonra engelli hale gelen memura bu imkanı tanımamıştır.

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kısmen de olsa özürlü statüsündeki iştirakçilerine erken emeklilik imkanı tanıyor idi. Bağ-Kur şeklinde ifade ettiğimiz 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ise özürlü sigortalıları için ayrı bir düzenlemeye hiç yer vermemiştir.



III- 5510 SAYILI YASA?DA BAĞ-KUR?A VE EMEKLİ SANDIĞI?NA TABİ (4/b VE 4/c?Lİ) ÖZÜRLÜ SİGORTALILARIN EMEKLİLİĞİ

5510 sayılı Yasa?nın 28. maddesinin dördüncü fıkrasında özürlü sigortalıların emekliliği düzenlenmiş olup bu madde 4/a (SSK), 4/b (Bağ-Kur) ve Kanun?un yürürlülük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden sonra ilk defa işe girecek olan memurlar için geçerlidir. Söz konusu maddede: Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce 25. maddenin ikinci fıkrasına göre malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya özürü bulunan ve bu nedenle malûllük aylığından yararlanamayan sigortalılara, en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3960 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır.

Kurum?ca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulu?nca çalışma gücündeki kayıp oranının;

a) % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4320 gün,

b) % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4680 gün

malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla ikinci fıkranın (a) bendindeki yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanırlar. Bunlar 94. madde hükümlerine göre kontrol muayenesine tâbi tutulabilirler.? denilmektedir. Bu hükümle kanun SSK?lılar (4/a?lılar) açısından özürlü sigortalıların emeklilik şartlarını kolaylaştırmıştır. Şöyle ki; mülga 506 sayılı kanuna göre malul sayılmak için iş gücünün 2/3?ünün yitirilmiş olması gerekirken bu oran % 60?a düşürülmüş öte yandan özürlü sigortalıların emekliliği için gereken çalışma süreleri açısından şartlar da kolaylaştırılmıştır. Ayrıca bu düzenlemeyle sakatlık vergi indirim belgesinin varlığı şartı da ortadan kalkmıştır. SSK?lılar açısından durum böyle iken 5434 sayılı Kanun?a tabi sigortalılar yeni tabirle 4/c?li diye ifade ettiğimiz özürlü memurlar için (01.10.2008?den sonra işe başlayanlar için) erken emeklilik şartları biraz zorlaştırılmıştır. Şöyle ki; memurlardan çalışma gücünü en az % 40 oranında yitirmiş ve bunu sağlık kurulu raporuyla belgelemiş olanlar 15 yıl fiili hizmeti olmaları halinde yaş şartı olmaksızın emekli olabiliyorlardı. Yeni düzenlemede ise yukarıda kanun metninde de görüldüğü üzere çalışma gücündeki kayıp oranlarına göre değişen hizmet süreleri şart koşulmuş ve bu şartlar nispeten zorlaştırılmıştır. Bu şartları tablo halinde ifade edecek olursak:

Çalışma Gücü Kayıp Oranı

%50-%59
%40-%49

Sigortalılık

Süresi
Gün Sayısı
Sigortalılık

Süresi
Gün

Sayısı

16
4320
18
4680


Öte yandan Bağ-Kurlular için bu yönde bir düzenleme ilk defa bu Yasa ile yapıldığından kolaylaştırma ya da zorlaştırma gibi bir durum söz konusu olmayıp yeni bir hakka kavuşulduğu için sigortalılar açısından lehte bir gelişme olarak değerlendirmek gerekir.

5510 sayılı Kanun?un geçici 4. maddesi ?5434 Sayılı Kanun?a İlişkin Geçiş Hükümleri? başlığını taşımakta olup bu maddenin 6. fıkrası özürlü memurlarla ilgilidir. Mezkur fıkrada; ?Bu Kanun?un yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmaya başlamış olup, çalışmaya başlamadan önce ilgili mevzuatına göre alınmış ve en az % 40 oranında özürlü olduklarını gösterir sağlık kurulu raporu bulunanlar ile en az % 40 oranında doğuştan özürlü olduklarını belgeleyenlerden aylık talep tarihinde bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlara; en az 5400 gün uzun vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş ya da emekli keseneği ödenmiş olması kaydıyla, istekleri halinde bu madde hükümleri esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanır. Ancak çalışmaya başladıktan sonra, Kurum?ca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulu?nca çalışma gücündeki kayıp oranının;

a) % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 5760,

b) % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 6480

gün uzun vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olması kaydıyla, haklarında bu fıkra hükümleri uygulanır.? denilmektedir.

Görüldüğü üzere 5434 sayılı Kanun?daki ifadesiyle sakat kadrosuyla işe başlayanlar ile sakat kadrosunda yer almamasına karşın işe başlamadan önce yüzde 40 ve daha fazla özrü bulunan ve bu durumları sağlık kurulu raporuyla belgeleyenler ile en az yüzde 40 oranında doğuştan özürlü olduklarını belgeleyenler 5400 günlük yani 15 yıllık hizmet süresiyle istekleri halinde yani kanundan sonra çalışmaya devam etseler dahi istedikleri tarihte emekli olabilecekleri hükme bağlanmış olmaktadır. Dolayısıyla 5510 sayılı Yasa?dan önce önceki mevzuata göre erken emeklilik şartlarını sağlamış olanların hakları korunmuş olmaktadır. Sonradan yani çalışmaya başladıktan sonra özürlü hale gelen memurlar için ise yasa geçiş hükümleri getirmiştir. Bu geçiş süreci de sigortalının özür derecesine göre belirlenmiş olup tablo şeklinde ifade edecek olursak:

Çalışma Gücü Kayıp Oranı

%50-%59
%40-%49

Gün Sayısı
Gün Sayısı
5760
6480


IV- SONUÇ

Daha önceki sosyal güvenlik mevzuatı çok parçalı olduğundan yani bir norm birliği söz konusu olmadığından çalışanlar arasında eşitsizliklere sebebiyet veriyordu. Bu eşitsizliklerden biri de özürlü vatandaşlarımızın sosyal güvenlik haklarında kendini gösteriyordu. Bu noktada en avantajlı olanlar SSK?ya tabi olanlardı. Emekli Sandığına tabi olanlar kısmen de olsa böyle bir hakları var iken Bağ-Kur?a tabi sigortalılar için böyle bir hak hiç yok idi. 5510 sayılı Kanun böyle büyük bir haksızlığı ortadan kaldırarak özürlü çalışanların emekliliği hususunda norm birliği sağlamıştır.



Cengiz Büyükbiber