Yahya Arıkan

Ekim 2008?de yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Yasası ile bakıma muhtaç derecede malul çocuğu bulunan kadın sigortalıya, belli koşulların sağlanması durumunda, erken emeklilik hakkı getirildi. Yasada ?Emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanların, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklenir ve eklenen bu süreler emeklilik yaş hadlerinden de indirilir? hükmü yer alıyor.

Bu kapsamdaki kadın sigortalıların emeklilik talebinde bulunmadan önce kayıt ve tescillerinin yapılması sağlanacak, ancak açıkta iken veya emeklilik/yaşlılık aylığı talebiyle birlikte bu haktan yararlandırılmasının istenilmesi halinde bunlar hakkında da aktif sigortalılar gibi işlem yapılabilecek.

Çocuğunun, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda malul olduğunun tespitini isteyen kadın sigortalılar en son çalışmalarının geçtiği sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine başvurabilirler. İlgili birimce çocukların sevk işlemleri 2009/67 sayılı genelge doğrultusunda yapılacaktır.

Prim ödeme gün sayıları toplamına eklenecek ve emeklilik yaş hadlerinden indirilecek süre, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olma halinin başladığı tarih ile sona erdiği tarih arasında geçen veya bu süre içinde çocuğun yaşadığı süreye göre tespit edileceğinden, yaşlılık aylığı bağlanacağı tarihi beklemeden kuruma başvuran kadın sigortalıların çocuklarının sevkleri de sağlık hizmeti sunucularına yapılacaktır.

Kadın sigortalının başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğunun birden fazla olması halinde her çocuk için ayrı ayrı sevk yapılacaktır.

Kadın sigortalının kuruma başvurduğu tarihte aktif olarak çalışıp çalışmadığına bakılmayacak, ancak, 4-1/(a) bendine tabi (SSK?li) sigortalı olarak tescil edildikleri halde adlarına malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmemiş olanların çocuklarının sevkleri yapılmayacaktır.

5510 sayılı Kanun?da, emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanların, 01.10.2008 tarihinden sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte birinin, prim ödeme gün sayıları toplamına ekleneceği ve eklenen bu sürelerin emeklilik yaş hadlerinden de indirileceği öngörüldüğünden, ilave edilecek süre;

* Kadın sigortalının sigortalılık başlangıcının 5510 sayılı Kanun?un yürürlük tarihinden önce veya sonra olmasına,

* Çocuğun doğum tarihine,

* Ölmesi halinde ölüm tarihine,

* Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul durumda olma halinin başlangıç ve bitiş tarihine,

* Çocuğun evli olup olmadığına,

* Kadın sigortalı boşanmış ise velayetin kadın sigortalıda olup olmadığına,

* Çocuğun, kadın sigortalı tarafından evlat edinilip edinilmediğine,

* Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğun birden fazla olmasına,

* 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretli veya ücretsiz sürekli ve yatılı olarak faydalanıp faydalanmadığına,

göre belirlenecektir.

Özel Okullarda Sözleşmeli Çalışanlar Kıdem Tazminatı Alır mı?

Özel okullarda öğretmenlik yapan ve özel okullar yönetmeliği gereği her sene belirli süreli sözleşme yapmak zorunda olan öğretmenlerin ve personelin, süre bitiminde tazminat hakkı doğar mı? Örneğin: Öğretmenimize sözleşmesi bitmeden 1 ay önce önümüzdeki sene için çalışıp çalışmayacağını yazılı olarak sorduk ve kendisi de çalışmayacağını bize yazılı olarak bildirdi. Bu durumda tazminat hakkı var mıdır? Öğretmenimiz bizimle 10 senedir belirli süreli sözleşmelerle çalışmaktaydı. Utku Turna

Özel okullarda öğretmenlik yapan ve özel okullar yönetmeliği gereği her sene belirli süreli sözleşme yapmak zorunda olan öğretmenlerin 1745/14. maddede öngörülen nedenlerden birisi ile iş sözleşmelerini sona erdirmeleri durumunda kıdem tazminatı tüm süreler üzerinden ödenir. Ancak Yargıtay ilamında da belirtildiği gibi belirli sürenin sona ermesi kıdem tazminatı hakkı vermez.

Kamu Hizmeti Veren Vakıflar Vergi Muafiyetinden Yararlanır

4962 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkındaki Kanun?da, ?Gelirlerinin en az üçte ikisini nevi itibariyle genel, katma ve özel bütçeli idarelerin bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini amaç edinmek üzere kurulan vakıflara, Maliye Bakanlığı?nın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu?nca vergi muafiyeti tanınabilir? hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm çerçevesinde, vakıflara vergi muafiyeti tanınmasının şartları, vergi muafiyeti tanınan vakıfların yerine getireceği yükümlülükler, vergi muafiyetinin kaldırılması ve vergiden muaf vakıflarla ilgili uygulamada karşılaşılan sorunlar hakkında 03/04/2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete?de yayımlanan 1 Seri No?lu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliği?nde gerekli açıklamalar yapılmıştır. Anılan tebliğe göre vakıflara vergi muafiyeti tanınabilmesi için gerekli şartlardan bazıları şöyle:

4 Sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma konularında faaliyette bulunmayı amaç edinmiş olmaları gerekir. Vakfın bu faaliyetlerinin kamuya açık ve devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki yapacak düzeyde olması gerekir. Belli bir yöre veya belli bir kitleye hizmeti amaçlayan vakıflara vergi muafiyeti tanınması mümkün değildir.

4 Vakıfların, vergi muafiyeti talebinde bulunmadan önce kuruldukları tarihten itibaren en az bir yıl süre ile faaliyette bulunuyor olması ve bu süre içindeki faaliyetleri ile devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı etki sağlamış olmaları gerekir.

4 Bilanço esasına göre defter tutmaları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre birinci sınıf tüccarlarca tutulması gereken defterleri aynı Kanun?da belirtilen süreler içinde tasdik ettirerek kullanmaları gerekir. Vakfa ait veya bağlı iktisadi işletme bulunması halinde iktisadi işletmeler için ayrıca defter tasdik ettirilecektir.

4 Vergi muafiyeti talebinde bulunan vakıfların vergi muafiyeti talebinde bulundukları tarihte en az (2009 yılı için) 605.920 TL gelir getirici mal varlığına ve en az 58.240 TL yıllık gelire sahip olmaları gerekir. Yıllık gelirin tespitinde; genel, özel ve katma bütçeli idareler bütçelerinden yapılan yardımlar ile bağış niteliğindeki gelirler dikkate alınmaz. Bu miktarlar, her yıl Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre o yıl için belirlenen yeniden değerleme oranı ile çarpılmak suretiyle yeniden tespit edilir.

4 4962 sayılı Kanun?un 20?nci maddesi hükmüne uygun olarak yıl içinde elde edilen brüt gelirlerin en az üçte ikisinin sağlık, sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma faaliyetlerinden oluşan amaçlara harcanacağının vakıf resmi senedinde yazılı olması ve son bir yılda bu koşulu fiilen yerine getirmiş olması ve vergi muafiyetinin devamı süresince de bu şarta uyulması gerekir.

4 Vakfın vergi muafiyeti talebinin Maliye Bakanlığı?nca ilk değerlendirmesi yapıldıktan sonra vakfa vergi muafiyeti tanınıp tanınamayacağı konusunda Vakıflar Genel Müdürlüğü?nün ve vakıf resmi senedinde amaç edinen konulara göre ilgili kuruluşların görüşleri alınır. Bu kuruluşlardan olumlu görüş gelmesi halinde vakfın kurulduğu tarihten bugüne kadarki faaliyet ve çalışmaları bakanlık merkezi denetim elemanlarınca incelenerek devletin kamu hizmeti yükünü ne ölçüde azalttığı ve adı geçen Genel Tebliğ?deki şartları taşıyıp taşımadığı tespit edilir.