Ramazan Çanakkaleli

Merhaba sevgili okuyucular, geçen hafta eczaneye ilaç almaya gittiğimde ilacı aldıktan sonra eczacı elime bir broşür tutuşturdu. Broşür, Eczacı Odası tarafından bastırılmıştı ve 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayacak olan ilaç takip sisteminin ne kadar kötü bir şey olduğu anlatılmaya çalışılıyordu. Konuyu biraz derinlemesine incelediğimde bunun hiç de doğru olmadığı kanaatine ulaştım.

Bazı okuyucularımızın aklına ?ilaç takip sistemi nedir? diye bir soru gelebilir. İlaç takip sistemi; ilacın üretiminde veya ithalatında ilaca verilecek bir kimlik numarası, ilacın nihai tüketime kadar geçecek tüm aşamasının izlenmesi şeklinde tanımlanabilir.

İlaç Takip Sistemi?nin (İTS) yararları, kısaca...

1. Sahte ilaçların ülkemizde yer almasını engellemek,
2. Sahte kupür ile ilaç yolsuzluğuna izin vermemek,
3. Nasıl olursa olsun, her kutu ilacın ancak bir defa ödenmesini sağlamak,
4. Farmakovijilans ve hasta güvenliği açısından ilaçları gittikleri son nokta olan hastalara kadar izlemek,
5. İlaçların hareketlerini bir veri halinde görmek,
6. Bu veriyi anlamlı sonuçlara çevirerek politikalar üretmek, şeklinde açıklanabilir.

İTS, merkezî bir sistemdir. Üreticilerden başlayarak ilacı satan, depolayan ihraç veya ithal eden tüm birimler ile eczaneler her türlü hareketlerini bu sisteme bildireceklerdir. Sistem, bildirimler ile o ilacın şeceresinin oluşturulması ve ödeme öncesi yapılacak kontrollerde şeceresi düzgün çıkmayan ilaçların ödenmemesi düşüncesi üzerine kurulmuştur.

İlaç Takip Sistemi (İTS) ile sahte kupür sona erecek...

Türkiye geçen yıl yüzde 17,2?yle ilaçta en fazla büyüyen ilk beş ülkeden biri oldu. Türkiye Eczacılar Birliği verilerine göre, Türkiye?deki ilaç pazarının büyüklüğü 2008?de 16,3 milyar liraya ulaştı. 2008 yılında 12,1 milyar lira harcamayla ilaç sektörünün en büyük müşterisi Sosyal Güvenlik Kurumu olurken, yeşil kart harcamaları 1,3 milyar liraya çıktı. İlaç takip sisteminin hayata geçmesini en çok SGK istemektedir. Çünkü ilaç takip sistemi ile SGK?ya, dolaysıyla devlete her yıl milyonlarca liraya mal olan sahte kupür olayı tamamen ortadan kalkacaktır.

İlaç hırsızlığı sona erecek...

Eczacıların ve ecza depolarının korkulu rüyası haline gelen piyasa değeri yüksek ilaçların çalınması olayları; ilaç takip sistemi sayesinde çalınan ilaçların başka bir noktada satılamıyor olması nedeniyle eczane ve ecza deposu soygunlarını azaltacaktır.

Eczanelerin bir bir kapanacağı iddia ediliyor...

Eczacı Odası İlaç Takip Sistemi?nin hayata geçmesinin eczacılara maliyetinin çok yüksek olacağını, dolayısıyla birçok eczanenin kapanacağını iddia etmektedir.

Ancak bu iddia geçerli bir iddia değildir. Nasıl ki bir işletmenin ticari faaliyetine devam edebilmesi için bazı temel yatırımlar yapması gereklidir onun gibi eczacıların da SGK ve diğer kamu kurumlarına ilaç satabilmesi için 2D barkot okuyucu cihazı almaları gerekecektir. Bu cihazların fiyatı da ortalama 300-400TL civarındadır. Hiçbir eczacı bu kadarlık bir maliyet artışı ile eczanesini kapatmayacaktır. Ayrıca yurda giren kaçak ilaç miktarının yıllık 500 milyon lira olarak tahmin edildiği bir ortamda ülkemizdeki 24.000 civarındaki eczanenin bir defaya mahsus toplam 10 milyon lira civarında bir harcama yapacak olması abartılacak bir şey olmasa gerek.

11. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri kongresi yapıldı...

İşçi, işveren ve devlet arasındaki ilişkileri inceleyerek, taraflar arasında daha sağlıklı bir yapının oluşturulmasını sağlayan, iş ve sosyal güvenlik hukukunun gelişmesine katkıda bulunan, devletin sosyal politikalarının daha etkin hale gelmesinin bilimsel temellerini oluşturan ülkemizdeki tüm Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümlerinin değerli öğretim üyeleri 8-10 ekim tarihleri arasında Marmara Üniversitesi öncülüğünde Side?de yapılan 11. Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri kongresinde biraraya geldiler.

Kongrenin açılış konuşmasını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer Dinçer yaptı, daha sonra öğretim üyeleri ile ?çalışma ilişkileri ve sosyal güvenlik? istişare toplantısında biraraya geldi ve öğretim üyelerinin çalışma hayatı, sosyal politikalar, Sendikalar Kanunu ve Sosyal Güvenlik Sistemi ile ilgili öneri ve eleştirilerini dinleyerek tek tek not aldı.

İlk defa bu kadar üst düzey katılım oldu...

Kongreye, üniversitelerdeki öğretim üyelerinin yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Birol Aydemir, Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Halis Yunus Ersöz, Çalışma Genel Müdürü Doç. Dr. Ali Kemal Sayın, İşkur Genel Müdürü Namık Ata, SGK Başkanı Dr. M. Emin Zarasız ve GSS Genel Müdürü Dr. Hasan Çağıl, Sosyal Sigortalar Genel Müdürü İbrahim Ulaş, SGK Antalya Müdürü Selim Erol, SGK İstanbul İl Müdürü Mustafa Kuruca katıldılar.

Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı?na nitelikli işgücü yetiştirmesine rağmen, bu kongreye kadar bu denli geniş bir katılımın Bakanlıkça gerçekleştirilmediği konuşmacılar tarafından sunumlarında ifade edildi.

Yeniçağ gazetesi yazarı, iş ve sosyal güvenlik uzmanı kadim dostum Ahmet Şerif, Türkiye gazetesi yazarı Şerif Akçan, Anayurt gazetesi yazarı Yunus Emre Işık ile Bugün TV?de her cuma ?A?dan Z?ye Çalışma Hayatı? isimli programı hazırlayıp ve sunan SGK İstanbul İl Müdür yardımcıları Mustafa Cerit, Murat Göktaş ve Ramazan Yıldız da kongreyi baştan sona izleyenler arasındaydı.

Okurlara KISA KISA.....

Soru: 01.05.1966 doğumluyum, 01.10.1984 - 01.07.1988 tarihleri arasında 425 gün SSK?lı olarak çalıştım. 27.02.1989 tarihinden beri Almanya?da ev hanımı olarak ikamet ediyorum. Ne zaman emekli olabilirim. (Nimet Altay)
Cevap: Yurtdışı borçlanması yaparak prim ödeme gün sayınızı 5000 güne tamamladığınızda hemen emekli olabilirsiniz.

Soru: 0717 ..... sicil numaralı bir Bağ-kur?lu yakınım var. İlgili mükellefin 1993-1995 arasında 35 aylık kaydı var ama hiç ödeme yapılmamış. Bu borcu ödeyip hizmetten saydırabilir miyiz? Ödeyebilirsek Bağ-kur başlangıcını 1993 yılı olarak alır mı? (Mükellefin 5510 ile Bağ-kur?a getirilen engelli emekliliğinden yararlanmak isteği, girişi önemli kılıyor,) Yüzde 40 engelli raporu ile ne zaman emekli olur? (Necmettin Akyol)

Cevap: 35 aylık Bağ-kur prim borcunu ödeyerek hizmet kazanabilir. Sigortalılık başlangıcı 1993 yılı olarak alınır. Bağ-kur prim ödeme gün sayısını 4680?e tamamladığında 2011 tarihinde yüzde 40 özürlü statüsünden emekli olur.
taraf.com.tr/makale/7864.htm