Çalışma hayatının gündeminin en hızlı değiştiği dönemlerden birini yaşıyoruz. Öyle ki TEKEL işçilerine değinecekken doktorların Tam Gün Yasası yürürlüğe giriyor. Memurlarla ilgili bir düzenlemeye değinecekken Genel Sağlık Sigortası'yla ilgili bir konu patlak veriyor. Nitekim bugün için başka bir konuyu hazırlarken, part-time çalışanlarla ilgili bir sorun gündeme düştü. Okurlarımızdan gelen soruları da dikkate alarak mecburen ibreyi bu konuya çevirdik.
Dünkü yazılı ve görsel basında, part-time (kısmi süreli) çalışanlarla ilgili önemli bir haber yer aldı. 'SGK'dan 100 bin işçiye borç sürprizi' başlığı ile verilen haberde, kısmi süreli çalışıp da ay içinde 30 günden az bildirimi yapılan sigortalıların, ayın geri kalan günlerine ait Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendilerinin ödemeleri gerektiği, ancak bu konuda tahsilât sistemi çalışmadığı için yaklaşık 100 bin kişi için 280 milyon TL'lik borç biriktiği vurgulanıyordu. Söz konusu haberde konuya dair şu örnek verilmişti:
"Örneğin, bir mağazada ayda toplam 12 gün çalışan ve SGK'ya 12 gün üzerinden bildirimi yapılan Ali Bey'in, 18 günlük sağlık primini kendisinin ödemesi gerekiyor. Ali Bey'in 18 gün için ödemesi gereken rakam ise 105 lira. Yasanın yürürlüğe girdiği tarih baz alınırsa, kişi başına 2 bin lirayı bulan bir borç ortaya çıkıyor."
İşin tam doğrusu...
Yukarıda bahsettiğimiz haber içerik olarak doğru olmakla birlikte, bazı noktaların açıklanmaya ihtiyacı var. Evet, Sosyal Güvenlik Reformu'nu düzenleyen 5510 Sayılı Kanun 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe girdi ve part-time çalışanlarla ilgili bazı önemli yenilikler getirdi. Buna göre kanunun 88. maddesi, ay içerisinde 30 günden az bildirimi yapılan part-time çalışanların, çalıştıkları gün sayısı ile 30 gün arasındaki farka ait GSS primlerinin kendilerince ödenmesini öngördü. Bu kişiler söz konusu ödemeyi yapmadıkları sürece sağlık kuruluşlarında provizyon alamayacaklardı. Ancak SGK'nın yazılımı söz konusu düzenlemeye göre yapılandırılmadığından, part-time çalışanların kendilerinden GSS primleri tahsil edilemedi.
Haberde, tahsil edilemeyen meblağın 280 milyon TL'ye yükseldiği ve kişi başı 2 bin TL borç biriktiğinden bahsediliyor. Bu rakamlar ne kadar gerçeği yansıtıyor bilemiyoruz ancak part-time çalışan bir kimse için 2 bin TL borç birikebilmesi için, bu kişin 1 Ekim 2008 tarihinden bugüne kadar devamlı surette part-time çalışmış olması gerekiyor. 100 bin kişinin tamamı bu şekilde çalışmış olamayacağından, biriken ortalama borcun da 2 bin TL değil, bin TL civarında olduğunu söyleyebiliriz.
Fatura ücretli öğretmenlere...
Rakamlar üzerinde farklı değerlendirmeler yapabiliriz ancak bir gerçek var ki o da part-time çalışanların değişen tutarlarda GSS primlerini ödemek zorunda olduklarıdır. Yasal bir değişiklik olmadığı sürece, Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden buyana biriken GSS primlerinin de tahsil edilmesi gerekiyor. Tahsilât süreci ne zaman başlar bilemiyoruz ancak konunun en büyük muhatap kitlesini Milli Eğitim Bakanlığı kapsamında görev yapan ücretli öğretmenler oluşturuyor. Hâlihazırda sayıları 55 bin civarında olan ücretli öğretmenler, MEB tarafından part-time olarak istihdam ediliyorlar ve bu kişilerin de GSS primlerini 30 güne tamamlamaları gerekiyor. 600-700 TL civarında ücret alan bu kesim, geçmişe dönük biriken borcu ve bundan sonra aylık 80-100 TL GSS primini nasıl öder, o da ayrı bir soru işareti. Sadettin ORHAN /