Vefat eden yakınlarının mirasını reddeden kişiler, miras hukuku çerçevesinde mirasçılık sıfatından sıyrılır. Ancak sosyal güvenlik hukukuna göre mirasçı olarak hak sahipliğinden vazgeçmek zorunda değildir. Bu nedenle de geride kalanlara hem dul-yetim aylığı hem de ikramiye (veya kıdem tazminatı) ödenir. Ayrıca ikramiyeler mirasa da (terekeye) dahil edilemez. Vefat edenin borçları nedeniyle aylıklara ve ikramiyeye haciz işlemi uygulanamaz.

BORÇLA VEFAT ETTİ

Şimdi bu konuyu somut bir örnekle açıklayalım. Bir okurumuz bize şöyle bir soru sormuş:“Ali Bey merhaba. 28 yıl devlet memuru olarak çalışan bir yakınım kredi kartı batağına düştü.Bundan ötürü çalıştığı kurumdan da bir miktar avans aldı. Durum içinden çıkılmaz hale gelince de intihar ederek yaşamına son verdi. Geride de yüklü miktarda kredi kartı borcu ile çalıştığı kurumun kasasında aldığı borç kaldı. Mirasçıları yani eşi ve çocukları mirasın reddi için dava açtı. Bu arada Emekli Sandığı eşine ve çocuğuna aylık bağladı. Ancak şirket ikramiye üzerine haciz koydurmuş. Bu durumda eşi ve çocukları ne yapabilir?“

Sevgili okurum, vefat eden dostunuzun yakınları redd-i miras davası sonuçlandığında tüm borçlardan kurtulurlar. Tabi bu durumda miras haklarını da kaybeder. Ancak vefat eden memur emekli olmadan öldüğü için ikramiyesi de geride kalanlara kalır. Zira miras hukukuna göre mirasçılık sıfatından sıyrılanlar sosyal güvenlik hukuku çerçevesinde hak sahipliğinden vazgeçemezler. Gerek dul aylığı ve gerekse yetim aylığı alacak olan hak sahipleri kendi borçları yoksa hacze de konu edilemezler.

Bu nedenle de geride kalanlara (hak sahibi sıfatlarıyla) hem dul-yetim aylığı hem de ikramiye (veya kıdem tazminatı) ödenir. Bu arada hem aylıklar hem de ikramiyeler mirasa da (terekeye) dahil edilemez. Vefat edenin borçları nedeniyle de hem aylıklara hem de ikramiyeye haciz konulamaz.

EĞER DİLEKÇE VERSEYDİ

Durumu anlayamayanlar için farkı tersten giderek anlatayım, Mesela, hiç evlenmeden 15 yıllık memur iken vefat eden birisinin ana ve babası da emekli ise ortada aylık verilecek ikramiye verilecek hak sahibi yoktur ama ana-baba ile varsa vefat edenin kardeşleri mirasçıdır. Mirasçı sıfatıyla ölenin ikramiyesini de alamazlar, ölüm aylığı da alamazlar. Çünkü, ikramiye de ölüm aylıkları da miras hukukunun değil sosyal güvenlik hukukunun konusudur. Yani ikramiye de dul-yetim aylığı da terekeye dahil değildir. Bundan ötürü de mirasa konu edilemezl.

Şayet, intihar eden yakınınız emeklilik dilekçesi vermiş ve emekli edilmiş iken vefat etmiş olsaydı yani ikramiye kendisi adına çıksaydı bu durumda terekeye dahil edilirdi.

Yani, emeklilik talep dilekçesi verip işinden ayrılsaydı ve sonra vefat etseydi, tahakkuk eden ama daha ödenmeyen ikramiye mirasa konu edilir, terekeye dahil olurdu.

Konuyla ilgili olarak, Yargıtay 2.HD 20.01.1977 gün ve 295/414 sayılı kararı ile “Görevi başında ölenin aylığa hak kazanan eş ve çocuklarına verilen emekli ikramiyesinin terekeye dahil olmadığına” ( 5434 SK m.89 ) karar vermiştir.

Konuyu daha iyi anlatabilmek için örnek bir de Yargıtay Kararı veriyorum.

İŞTE EMSAL YARGITAY KARARI

E. 2005/23073

K. 2005/26042

T. 26.12.2005


-MİRASIN REDDİ (Borçluların Murislerinden Kendilerine Bağlanan Maaşı Sahiplenmelerinin Murisin Mirasını Reddetmelerine Engel Teşkil Etmeyeceği - Terekeye Dahil Olmadığı )

-MURİSİN ALMAKTA OLDUĞU MAAŞ ( Terekeye Dahil Olmadığı - Borçluların Murislerinden Kendilerine Bağlanan Maaşı Sahiplenmeleri/Mirası Reddetmelerine Engel Teşkil Etmeyeceği )

- MURİSİN BORCU (Borçluların Murislerinden Kendilerine Bağlanan Maaşı Sahiplenmelerinin Murisin Mirasını Reddetmelerine Engel Teşkil Etmeyeceği )

ÖZET: Borçluların bağlanan maaşı sahiplenmeleri TMK' nun 605. maddesi uyarınca murisin mirasını reddetmelerine engel teşkil etmez. Zira, murisin (miras bırakanın) herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan almakta olduğu maaşı terekesine dahil değildir.

Kaynak:Ali Tezel