kamu işçi maaş

Konu: 2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

  1. #1
    Üyelik tarihi
    Şubat.2010
    Mesajlar
    117

    2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

    1. Hukukun Dalları Nelerdir Açıklayın
    Kamu Hukuku : Devletle kişiler arasındaki ve devletle başka devletler arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. Kamu hukukuna dahil olan hukuk dalları ; anayasa hukuku, idare hukuku, ceza hukuku, ceza yargılaması hukuku, devletler genel hukuku ve vergi hukukudur.
    Özel Hukuk : Kişiler arasındaki ilişkileri ve devletle kişiler arasındaki ilişkileri düzenler. Özel hukuka dahil olan hukuk dalları ; medeni hukuk, ticaret hukuku, devletler özel hukukudur.
    Karma Hukuk ; Bazı hukuk alanları, tam olarak ne kamu hukukuna ne de özel hukuka dahil edilebilir. Bunlar karma hukuk dallarıdır. İş hukuku, icra iflas hukuku, fikri hukuk gibi.

    2. Hukukun Yazılı (Bağlayıcı) Kaynakları Nelerdir Açıklayın
    (2002-2005-2006 sınav sorusu)
    Hukukun kaynakları hukuk kurallarının büründüğü biçimlerdir. Yazılı kaynaklar ; anayasa, yasa, khk, tüzük, yönetmelik, genelge ve tebliğden oluşur.
    ANAYASA
    Devletin temel yapısını, yönetim biçimini,devlet organlarının birbirleriyle ilişkilerlini, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini düzenleyen temel hukuk kaynağıdır. Anayasada değişiklik yapılması için TBMM üye sayısının en az üçte biri tarafından yazılı olarak önerilmesi ve bu önerinin meclisin üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu tarafından kabul edilmesi gerekir. C.başkanı anayasa değişikliklerini tekrar görüşülmek üzere meclise sunabilir, meclis değişiklik yapmadan üçte iki çoğunlukla anayasayı kabul ettiğinde c.başkanı anayasayı halk oyuna sunabilir.
    Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı oranlarını, idare makamlarını bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Bu anayasanın bağlayıcılığı üstünlüğüdür.
    Anayasaya uygunluk denetimi Anayasa mahkemesi tarafından yapılır. Ancak anayasanın bu denetimi yapabilmesi için ya iptal davası açılması, ya da itiraz yolunun kullanılması gerekir. Yani anayasa mahkemesi kendiliğinden bu denetimi yapamaz.
    Kanunların, KHK?lerin,TBMM içtüzüğünün şekil ve esas bakımından anayasa aykırılığı iddiasıyla anayasa mahkemesine doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkı, c.başkanına, iktidar ve ana muhalefet partisi meclis gruplarına ve meclis üye tam sayısının beşte biri tutarındaki üyelere aittir. İptal davası açma süresi 60 gündür.
    Anayasaya aykırılığın itiraz yoluyla ileri sürülmesi ise görülen bir dava sırasında olaya uygulanacak yasanın anayasaya aykırılığının ileri sürülmesidir.
    Y A S A ( KANUN)
    Yasa çıkarma yetkisi TBMM ye aittir ve bu yetki hiçbir şekilde devredilemez. Yasa teklif etmeye BK ve milletvekilleri yetkilidir. C.başkanı TBMM tarafından kabul edilen yasaları 15 gün içinde yayımlar. Uygun görmezse meclise geri gönderir.
    KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
    Olaganüstü dönemlerde TBMM Bakanlar kuruluna KHK çıkarma yetkisi verebilir. Çıkarılacak KHK?nin amacı, kapsamı ve süresi belirtilir. Olağan dönemlerde temel hak ve özgürlükler KHK ile düzenlenemez. KHK ?ler resmi gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer.
    T Ü Z Ü K
    Bakanlar kurulu, yasanın uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, yasalara aykırı olmamak ve Danıştayın incelemesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkartır.
    YÖNETMELİK (TALİMATNAME)
    Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilirler.

    Bir başka bağlayıcı kaynak da içtihadı birleştirme kararlarıdır. Bazı yüksek mahkemeler arasındaki görüş ayrılıklarını gidermek üzere içtihadı birleştirme kararı verilir. Resmi gazetede yayımlanan bu kararlar daireleri ve mahkemeleri bağlar.

    3. Hak Kavramını Açıklayıp Hakkın Türlerini Sayın(2003 SS)
    Hak, hukuken korunan ve sahibine bu korumadan yararlanma yetkisi tanınan menfaattir. Türleri bakımından 2 ye ayrılır. Kamu hakları ve özel haklar.
    Kamu hakları kişiler ile devlet arasındaki ilişkilire düzenleyen haklardır.
    Kişisel haklar : Kişinin maddi ve manevi varlı ile bu varlığın gelişimini sağlayan haklardır.
    Sosyal ve ekonomik haklar : Kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgi hak ve hürriyetlerdir.
    Siyasi haklar : Devlet yönetimine ve siyasi kuruluşlara katılmaya yönelik haklardır.
    Özel haklar kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerinden doğan ve özel hukuku ilgilendiren haklardır. Kamu haklarından sadece ülke vatandaşları yararlanırken, özel haklardan yerli yabancı fark etmeksizin herkes yararlanabilir (genellik ilkesi)
    Özel hakların alt grupları şunlardır :
    i. Mutlak ve nispi haklar
    ii. Malvarlığı ve şahısvarlığı hakları
    iii. Yenilik doğuran ve doğurmayan haklar
    iv. Kişiye bağlı olan ve olmayan haklar

    i. Mutlak ve Nisbi Haklar : Mutlak haklar, hak sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Herkes bu haklara uymakla yükümlüdür. Mutlak haklar; mallar üzerindeki mutlak haklar ve kişiler üzerindeki mutlak haklar olarak ayrılır. Mallar üzerindeki mutlak haklar mülkiyet hakkı, irtifak hakkı, rehin hakkı gibi haklardan oluşur. Kişiler üzerindeki mutlak haklar ise kişilik hakkı, velayet hakkı gibi haklardır.
    Nisbi haklar ise mutlak hakların aksine ancak belli kişilere karşı ileri sürülebilen ve belli bir süre içinde ileri sürülmezse zaman aşımına uğrayan haklardır. Alacak hakları nisbi haklara örnektir. Bir sözleşmeden doğan alacak hakkı nisbi haktır ve bu hakka uyulması herkesten değil de sadece borçlusundan beklenir. Alacaklı bu hakkını kanunda belirtilen zaman aşımı süresi olan 10 yıl içinde kullanmalıdır.
    ii. Malvarlığı ve şahıs varlığı hakları : Mal varlığı hakları kişinin para ile ölçülebilen hakladır (alacak hakkı gibi). Şahıs varlığı hakları ise kişinin para ile ölçülemeyen manevi bir değer taşıyan haklarıdır. Bu haklar malvarlığı haklarının aksine devredilemez haklardır.
    iii. Kişiye bağlı olan haklar : Kişiye bağlı haklar mutlak hak sahibi tarafından kullanılabilen, temsilci tarafından kullanılması mümkün olmayan, devredilemeyen haklardır. Evlenme, boşanma, manevi tazminat hakkı gibi.
    iv.Yenilik doğuran haklar : Hak sahibine tek taraflı irade beyanı ile yeni bir hukuki ilişki kurmak, mevcut bir hukuki ilişkiyi değiştirmek veya sona erdirmek yetkisi veren haklardır.


    4. Hukukun uygulanmasını türleri bakımından sayın, anlam bakımından uygulamada yorumu açıklayın. (Hukukun uygulanması dediğimiz zaman hangi bakımdan uygulamadan söz ediliyor.) (2003-2006 SS)
    Hukukun uygulaması nitelik, yer , zaman ve anlam bakımından uygulama olarak ayrılır.
    Anlam bakımından uygulamada yorum; hakimin yasa maddesini somut olaya uygularken maddenin sadece sözünü dikkate almayarak özünü, ruhunu da dikkate almasıdır. Yorum; deyimsel, tarihsel ve amaçsal olarak ayrılır.
    Deyimsel yorumda yasa maddesinin deyimsel ve mantıksal anlamı araştırılır.
    Tarihsel yorumda yasa koyucunun yasayı koyarken izlediği amaç araştırılır.
    Amaçsal yorumda yasa koyucunun bugünkü koşullarda nasıl bir kural koyacağı araştırılır.




  2. #2
    Üyelik tarihi
    Şubat.2010
    Mesajlar
    117

    Ynt: 2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

    5. Hakların kazanılmasını anlatın, hak hangi yollardan kazanılır, açıklayın. (2007 SS)
    Her hakkın bir sahibi vardır, sahipsiz hak olmaz. Hakları doğuran başlıca üç olgu vardır. Bunlar hukuki olay, hukuki fiil ve hukuki işlemdir.
    Hukuki olay hukuk düzeninin kendilerine hukuki sonuçlar bağladığı olaylardır. Doğum ve ölüm gibi. Doğumla hak doğar, ölümle de mirasçılara hak doğar.
    Hukuki fiil insan iradesinin ürünü olan ve kendisine hukuki sonuçlar bağlanan olaylardır. Hukuki fiiller hukuka uygun ve aykırı fiiller olarak ayrılır.
    Hukuki işlem bir veya daha fazla kimsenin hukuki bir sonuca yöneltilmiş irade açıklaması demektir. Tek taraflı ve çok taraflı hukuki işlem olarak ayrılır.
    Hak aslen, devren ve tesisen kazanılır.
    Aslen Kazanma : Aslen kazanmada hakkın daha önce bir sahibi yoktur. Hak sahibi hakkın ilk sahibidir.
    Devren Kazanma: Burada hak bir başkasından devren kazanılır. Bir kişi hakkını kaybederken, bir diğeri kazanmış olur. Külli halefiyet (tümden geçiş) ve cizi halefiyet (tekden geçiş) olarak ayrılır. Miras bırakanın ölümüyle tüm mal varlığının herhangi bir devir işlemine gerek olmadan bir bütün olarak mirasçıya geçmesi tümden geçiştir. Tekden geçişte ise devir işlemi için taşınmazlarda tescil, taşınırlarda teslim, alacaklarda ise temlik işlemine gerek vardır.
    Tesisen Kazanma : Burada mevcut bir hakka dayanarak, aşka bir hak kurulmaktadır. Bir malın maliki bu maliki bu mal üzerinde bir başkası lehine bir rehin hakkı kurmaktadır.

    6. Subjektif iyi Niyet Kavramını ve İyi Niyetin Korunduğu Halleri Açıklayın (2004-2006 SS)
    İyi niyet , kişinin bir hakkın kazanılmasına engel olan bir eksikliği bilmemesi, veya gerekli tüm dikkat ve özeni gösterse dahi bilebilecek durumda olmamasıdır. Bu durumda bir hakkın kazanılması için gerekli unsurlardan birinin eksik olması hakkın kazanılmasını engellediği halde , hakkı kazanacak olanın bu eksikliği bilmemesi ve bilecek durumda olmaması yani iyi niyetli olması hakkın kazanılmasını sağlamaktadır.

    İyi niyetin korunduğu haller şunlardır :
    i. Taşınırlarda iyi niyetin korunması : Taşınırlarda mal sahibinin elinden rızasıyla çıkmışsa hak korunur. Buna karşılık taşınır mal sahibinin elinden rızası dışında çıkmışsa (çalınma, zorla alınma, unutulma, kaybedilme vb) üçüncü kişi iyi niyetli de olsa malın mülkiyetini kazanamaz. Ancak para ve hamiline yazılı senetler çalınmış, kaybedilmiş, yani sahibi elinden rızası dışında çıkmış da olsa bunları iyi niyetle elde eden üçüncü kişinin hakkı tam olarak korunur.
    ii. Taşınmazlarda iyi niyetin korunması : Örneğin A taşınmazısın B ye satmış, B de bunu C ye devretmiş olsun. A ile B arasında yapılan taşınmaz satış sözleşmesi şekle aykırılığından dolayı geçersiz olduğunda bu durumda bu durumu bilmeden iyi niyetle B den devralan C ?nin hakkı geçerlidir.

    7. Hangi hallerde hakkın kötüye kullanıldığı anlaşılır.
    (2002 sınav sorusu)
    a. Hak sahibinin hakkın kullanılmasına haklı bir yararı bulunmalı,
    b. Hakkın kullanılması başkasına zarar vermeli,
    c. Yarar ile zarar arasında aşırı bir dengesizlik olmalıdır.

    8. Hakkın korunmasında Dava yolunu anlatın. (2009 SS)
    Bir hak sahibinin hakkı ihlal edilince ortaya hakkın korunması sorunu çıkar. Böyle bir durumda hak sahibi karşı taraftan hakkına uyulmasını talep eder. Ancak bu yolla bir sonuç alamazsa dava yoluna başvurur. Dava sonucunda yargı organının verdiği karara hakkı ihlal eden kendiliğinden uyarsa sorun çözülür, fakat uymazsa hak sahibi cebri icra yoluna gidebilir. Davalar üçe ayrılır :
    1. Eda Davası : Davacı karşı taraftın bir şey yapmaya, vermeye, veya bir şeyden kaçınmaya mahkum edilmesini ister. Eda davası bir hakkın korunmasını değil de bir zararın giderilmesini amaçlıyorsa tazminat davası adını alır.
    2. Tespit Davası : Bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespiti için açılan davalardır. Bu davada ilişkinin varlığı tespit edilmek isteniyorsa müsbet tespit davası yokluğu tespit edilmek isteniyorsa menfi tespit davası söz konusu olur.
    3. Yenilik Doğuran Dava : Yenilik doğuran hakların kullanılması amacıyla açılan davalardır. (Boşanma davası gibi).

    9. Açılan davaya karşı savunma imkanları nelerdir anlatın(2009 SS)
    Bir kişinin dava açması, iddiasında haklı olduğu anlamına gelmez. Davalı bu davaya karşı savunma imkanlarına sahiptir. Bu imkanlar itiraz ve defi hakkıdır.
    İtiraz : İtiraz bir hakkın doğumuna engel olan veya hakkı sona erdiren olayların ileri sürülmesidir. Örneğin davacının dayandığı sözleşmenin şekil noksanı veya ehliyetsizlik nedeniyle hükümsüz olduğunun ileri sürülmesi gibi.
    Defi : Davalı tarafından, davacının hakkının varlığı kabul edilmekte fakat bazı hukuki nedenlerden dolayı davacının söz konusu hakkını dava yoluyla istemeyeceğini ileri sürmektedir. Yani davalı davacıya hakkının varlığını kabul ediyorum, fakat benim de senin hakkını yerine getirmemek hususunda bir karşı hakkım var demektedir. Zaman aşımı defi?ni buna örnek verebiliriz. (Def?i tanımı 2001 sınav sorusu)
    Kişilerin iddia ve savunmasında haklı olabilmeleri için bu iddialarını veya savunmalarını ispatlamaları gerekir.

    10. Davada zaman aşımı süresi kaç yıldır, anlatınız
    Genel dava zaman aşımı süresi 10 yıl olarak belirlenmiştir. Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava 10 yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere bu genel süre daha uzun veya daha kısa olabilir. Örneğin ölüme bağlı tasarrufların iptali davası kötü niyetli zilyede karşı 20 yıl içinde açılabilecekken, kira alacakları 5 yıllık zaman aşımına tabidir.


    MEDENİ HUKUK VE BORÇLAR HUKUKU

    11. Gerçek kişilik hangi hallerde başlar ve sona erer (2005 SS)
    Gerçek kişilik çocuğun sağ ve tam olarak doğmasıyla başlar; ölüm, ölüm karinesi ve gaiplik ile sona erer.
    Ölüm : Kişiliğin normal sona erme sebebi, ölümdür. Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin öldüğünü iddia eden kimse, bunu ispatlamak zorundadır. Bazen ölümün hangi anda vukubulduğu hak sahipleri açısından önem taşıyabilir. Yasaya göre birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır. (Birlikte ölüm karinesi)
    Ölüm Karinesi : Bu durumda kişilik varsayımsal olarak sona ermektedir. Bunun iki koşulu vardır. Ölüme kesin gözüyle bakılacak olay içinde kaybolma ve cesedin bulunamaması söz konusu olmalıdır. Örneğin şiddetli bir fırtınada batan gemide olan bir kişinin cesedinin bulunamaması gibi.
    Gaiplik (Kayıplık) : Bu durumda kişinin kaybolmasını gerektiren koşullar ölüm karinesinden farklı olarak ölümü kesin sayacak ağırlıkta değildir. Ölüme kesin değil de muhtemel gözüyle bakılır. Örneğin kişi batan gemidedir fakat gemiden kurtulanlar olmuştur. Gaiplikten söz edebilmek için aşağıdaki koşulların gerçekleşmesi gerekir :
    - Kişinin ölümüne kuvvetle muhtemel gözle bakmayı gerektirecek bir olay içinde kaybolması veya kişiden uzun zamandır haber alınamaması,
    - Ölüm tehlikesinden en az 1 yıl veya gaibin son haberinden beş yıl geçmiş olması,
    - Mahkemenin gaiplik kararı vermiş olması.



  3. #3
    Üyelik tarihi
    Şubat.2010
    Mesajlar
    117

    Ynt: 2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

    11. Medeni kanuna göre tüzel kişileri yazınız.(2002 SS)
    Medeni kanuna göre tüzel kişiler yapılarına göre ve tabi oldukları hukuk kurallarına göre ayrılır.
    Yapılarına göre kişi toplulukları (dernek,şirket,sendika) ve mal toplulukları (vakıf) olarak ayrılır
    Tabi oldukları hukuk kurallarına göre ise kamu tüzel kişileri (kamu idare ve kurumları ) ve özel hukuk tüzel kişileri (dernek ve vakıf) olarak ayrılır.

    12. Tüzel kişilik hangi hallerde başlar ve sona erer anlatın.?
    Tüzel kişiliğin başlangıcı dernek, sendika ve siyasi partilerde serbesti sistemine göre, A.Ş gibi şirketlerde müsaade sistemine göre, vakıflar gibi kamu tüzel kişilikleri tescil sistemine göre kurulup tüzel kişilik kazanırlar.
    Kamu tüzel kişileri kuruldukları gibi yasayla son bulurlar. Özel hukuk tüzel kişileri ise kendiliğinden veya yetkili organın kararıyla sona ererler.

    13. Dernek ve Vakıf nedir ?
    Dernek : Kazanç paylaşma dışında yasalarla yasaklanmamış ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek kişinin belgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiye dernek denir. Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip ve onsekiz yaşını doldurmuş olan herkes dernek kurabilir. Dernekler genel kurul, yönetim kurulu ve denetleme kurulundan oluşur.
    Vakıf : Belli bir amaca örgütlenmiş mal topluluklarına vakıf denir. Vakıf kurma iradesi vakıf senedinde açıklanır. Dernekler için tüzük neyse, vakıflar içinde vakıf senedi odur.

    14. Hak ehliyeti ve fiil ehliyeti kavramlarını açıklayıp arasındaki farkları belirtin. (2002-2007 sınav sorusu)
    Hak Ehliyeti : Kişilerin hak ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir. Pasif bir ehliyettir. Bu haklara medeni haklara sahip olma ehliyeti de denir. Her insan hak ehliyetine sahiptir ve her insan bu hakları elde etmede eşittir.
    Fiil Ehliyeti : Bir kişinin bizzat kendi fiilleriyle hak sahibi olması ve borç altına girebilmesi yeteneğidir. Aktif bir ehliyettir.
    Kişi hak ehliyeti gereği fiil ehliyetine sahip olmasa da yasal temsilci aracılığıyla hak ve borçlar kazanabilir. Fakat fiil ehliyetine sahip olan kişi bizzat kendi fiilleriyle hak ve borç kazanmaktadır.Fiil ehliyeti bakımından kişiler arasında eşitlik söz konusu değildir. Çünkü herkes aynı anda aynı biçim ve derecede akli, psikolojik ve bedensel olgunluğa erişemez. Fiil ehliyeti hak ehliyeti gibi doğumla kazanılmaz. Bu ehliyetin kazanılması için belli bir zihinsel ve bedensel olgunluğa erişmek gerekir.

    15. Fiil ehliyetine sahip olma koşullarını sayıp açıklayın.
    Fiil ehliyetinin üç koşulu vardır :
    1. Ayırt etme gücü :Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, sarhoşluk gibi sebeplerden biriyle akla uygun davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırtma gücüne sahiptir. Fiil ehliyetinin en önemli koşuludur. Ayıretme gücü olmayan kişi tam ehliyetsiz kabul edilir ve bunların yaptığı işlemler hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
    2. Ergünlik (rüşt) : Onsekiz yaşını dolduran herkes ergindir. Bunun dışında evlenme kişiyi reşit kılar. Ayrıyeten onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.
    3. Kısıtla olmamak (hacir altında bulunmamak) : Bu, fiil ehliyetinin olumsuz koşuludur. Akıl hastalığı, zayıflığı, savurganlık, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkum olma nedenleri kısıtlı olmak manasına gelir. (hacir tanımı 2001 sınav sorusu)





    16. Fiil Ehliyeti bakımından kişiler kaç gruba ayrılır ?
    Fiil ehliyesi yönünden kişiler tam ehliyetliler, sınırlı ehliyetliler, tam ehliyetsizler ve sınırlı ehliyetsizler olarak dört gruba ayrılır.
    Tam ehliyetliler : Fiil ehliyetinin üç koşulu olan ayırt etme, erginlik ve kısıtlı olmamak koşullarına sahip olan kişilerdir. Bunlar kendi başlarına her türlü hukuki işlemi yapabilirler.
    Sınırlı ehliyetliler : Kendilerine yasal danışman tayin edilen kişilerdir. Bunlar tam ehliyetliler gibi fiil ehliyetinin üç koşuluna da sahip olmalarına rağmen yaptıkları bazı işlemlerin geçerli olabilmesi için kendilerine atanmış yasal danışmanın da onayı gerekir. (Dava açma, taşınmazların alım satımı, kıymetli evrak alım satımı gibi işlemler)
    Tam ehliyetsizler : Ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip olmayan kişilerdir. Bunlar ne bizzat ne de yasal temsilcilerinin onayıyla hukuki işlem yapabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayanların yaptıkları işlemler hükümsüzdür. Tam ehliyetsizlerin haksız fiilden sorumlulukları da yoktur. Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişiler adına hukuki işlemleri yasal temsilcileri yapar.
    Sınırlı ehliyetsizler : Ayırt etme gücüne sahip olmakla birlikte, ergin olmayan veya kısıtla olan kişilerdir. Bunlar kendilerini borç altına sokmayan işlemleri kendi başlarına yapabilirler. Bunun dışındaki işlemleri ise yasal temsilcisi kendi yapar yada yapılması için izin verir. Yasal temsilci tarafından işlem yapılmadan önce rıza verilmişse izin, işlemden sonra rıza verilmişse icazet söz konusu olur. Bunların yasal temsilcisi olmadan yaptıkları işlemler hükümsüzdür. Sınırlı ehliyetsizler ayırt etme gücüne sahip oldukları için kusur ehliyetleri ve haksız fiil sorumlulukları tamdır.


    B O R Ç L A R H U K U K U

    17.Borç ilişkisi kavramında borçlu, alacaklı ve edim kavramlarını açıklayın.
    Alacaklı : Borç ilişkisinde borçludan bir edimde bulunmasını isteme hakkına sahip olan taraftır. (aktif suje)
    Borçlu : Borç ilişkisinde alacaklı karşısında bir edimde bulunmakla yükümlü olan taraftır. (pasif suje)
    Edim : Borç ilişkisinin konusudur. Olumlu (bir şey yapma, verme) veya olumsuz ( bir şey yapmama) tarzda olabilir. Bunlardan biri olmazsa borç ilişkisi doğmaz.

    18. Sorumluluk kavramını açıklayın.
    Borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde alacaklının alacağını hukuk düzen içinde alabilmek için borçluya ilişkin malvarlığına devlet kuvvetiyle alabilmesi ve borçlunun buna katlanmak zorunda olmasına sorumluluk denir. Sorumluluk mal varlığı ile olur. Sınırsız sorumlulukta tüm malvarlığı ile sorumluluk söz konusudur. Sınırlı sorumlulukta ise belli mallarla sınırlı sorumluluk vardır.

    19. Eksik (Doğal) Borçlar Nedir ?
    Zaman aşımı süresinin dolmasıyla talep ve dava hakkının düştüğü, borcun devam ettiği borçlardır. Borçlu kendi isteğiyle borcu ödeyebilir. Alacaklı eksik borçlar için dava açamaz. Bu tür borçların ödenmesi sebepsiz zenginleşme ve bağış sayılmaz.

    20. Borç ilişkisinin kaynakları nelerdir ?
    Borç ilişkisi aşağıda sayılan üç kaynaktan doğar :
    1. Hukuki işlemden doğan borçlar
    2. Haksız fiilden doğan borçlar
    3. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlar






  4. #4
    Üyelik tarihi
    Şubat.2010
    Mesajlar
    117

    Ynt: 2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

    21. Hukuki işlem nedir? Türlerini açıklayın
    Hukuki sonuç doğurmaya yönelmiş irade açıklamalarıyla oluşan işlemler hukuki işlemlerdir. Hukuki fiiller ; hukuka uygun ve hukuka aykırı fiiller olarak ayrılır. Hukuka uygun fiiller tasavvur (bilgi) açıklamaları, duygu açıklamaları ve irade açıklamaları olarak ayrılır. Hukuki işlemler çeşitleri bakımından gruplara ayrılır.
    1. Tek taraflı-Çok taraflı işlemler : Bu ayrım irade beyanında bulunanların sayısına göre yapılan bir ayrımdır. İstenen hukuki sonucun doğması için bir kişinin iradesini açıklaması yeterliyse tek taraflı, en az iki kişinin irade açıklaması gerekliyse çok taraflı hukuki işlem söz konusudur.
    2. Borçlandırıcı-Tasarruf işlemleri :Örneğin satış sözleşmesi bir borçlandırıcı işlemdir, bu sözleşmeden doğan mülkiyetin geçirilmesi ve satış bedelinin ödenmesi tasarruf işlemidir.
    3. Sağlar arası ve Ölüme Bağlı işlemler : Hukuki işlem sonuçlarını irade açıklamasında bulunan kişinin sağlığında doğuruyorsa sağlar arası, hukuki işlem, sonuçlarını irade açıklamasında bulunanın ölümünden sonra meydana getirecekse ölüme bağlı hukuki işlem söz konusudur.
    4. İvazlı ve İvazsız işlemler :İvaz, yapılan bir işlemden elde edilen yarar karşılığında üstlenilen borcu ifade eder. Yapılan işlem ivaz karşılığı ise ivazlı, böyle bir karşılık olmaksızın yapılmışsa ivazsız hukuki işlemdir. Örneğin satım sözleşmesi ivazlı, bağışlama vaadi ivazsız sözleşmedir.
    5. Sebebe bağlı (illi) ve sebebe bağlı olmayan (soyut) işlemler : Bir kazandırıcı işlemin hukuken geçerli olabilmesi sebebin geçerliliğine bağlı ise sebebe bağlı işlem, aksi takdirde soyut işlem söz konusu olur.


    22. Sözleşme kavramını ve unsurlarını açıklayın
    (2002-2005-2006 SS)
    Sözleşme, iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla meydana gelen hukuki işlemdir.
    Sözleşmenin unsurları :
    - İki taraflı bir hukuki işlemdir, tek irade ile olmaz
    - İradenin karşılıklı olması gerekir,
    - Sözleşme bir anlamda borçlandırma işlemidir,
    - Borç sözleşmeleri sağlar arası bir hukuk işlemidir,
    - Borç sözleşmelerinde şekil serbestisi vardır.

    23. Sözleşmede icap, icaba davet ve kabul kavramlarını açıklayın.
    Sözleşme bir tarafın icap diğer tarafın kabulü ile kurulur.
    İcap Sözleşmenin meydana gelebilmesi için gerekli olan karşılıklı ve birbirine uygun iki irade beyanından zaman bakımından önce açıklananıdır.
    İcaba davet : Sözleşmenin esaslı noktalarını içermeyen ve karşı tarafça kabul edildiğinde sözleşmeyi kurabilecek olgunlukta olmayan beyanlardır.
    Kabul : Yapılan icabın muhatap tarafından uygun görülmesi halinde yapılan irade açıklamasıdır.
    - Kabul icaba uygun olmalıdır
    - İcabı değiştiren kabul yeni bir icaptır
    - Açık ve örtülü kabul yapılabilir
    - Bazı durumlarda susma kabul sayılır.












    24. Sözleşmede irade ile beyan arasındaki uygunsuzluk halleri nelerdir ? Açıklayın (2002-2005-2006 SS)
    Muvazaa : Bir sözleşmede her iki tarafın iradeleri ile iradelerinin açıklanması arasında bilerek ve istenerek yaratılmış olan uygunsuzluktur. Muvazaada her iki taraf bunu bilerek ve isteyerek yapar.
    Mutlak muvazaada taraflar gerçekte hiçbir muamele yapmadıkları halde, başkalarına karşı sanki bir hukuki muamele yapmış gibi görünmek isterler (Bir borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak üzere eşyasını bir arkadaşına satmış gibi muamele yapması)
    Nispi muvazaada ise taraflar aralarında yaptıkları hukuki muameleyi görünürdeki başka bir muamelenin arkasına gizlerler. (Bağışlamayı, satım gibi gösterme)
    Hata : İrade ile irade açıklaması arasındaki uygunsuzluk, irade açıklamasında bulunan tarafın dikkatsizliğinden ileri gelir. (Bir tacirin 10 ton pamuk yerine yanlışlıklı 100 ton pamuk istemesi)
    Hile : Bir kimse yalan ve yanıltmalarla irade açıklamasında bulunmaya sevk edilir. (altın suyuna batırılan bakır bileziğin hakiki altın bilezik gibi gösterilerek satılması gibi) Hileye maruz kalan kimse sözleşmeye bağlı değildir.
    Korkutma : Kişi, kendisine veya yakınlarından birine bir zarar verileceği tehdidi altında iradesini açıklar. (Silah zoruyla ev kiralanması gibi.) Bu durumda kişinin açıkladığı irade gerçek iradesine uymaz.
    İradesi hata, hile ve korkutma ile bozulmuş olan taraf, bu sözleşmeyi 1 yıl içinde feshedebilir. 1 yıl içinde feshedilmeyen sözleşmelere onaylanmış gözüyle bakılır.
    25. Gabin (Sömürme-Aşırı Yararlanma) Nedir ? (2001 SS)
    Bir sözleşmede edimler arasında açık bir oransızlık bulundu takdirde eğer bu açık oransızlık zarara uğrayanın darda kalmasından, tecrübesizliğinden yada düşüncesizliğinden yararlanmak suretiyle meydana getirilmiş ise zarara uğrayan 1 yıl içinde sözleşmeyi feshettiğini açıklayarak verdiği şeyi geri alabilir.
    26. Sözleşmelerde hükümsüzlük (butlan) nedir ?(2001 SS)
    Mutlak Butlan (kesin hükümsüz) sözleşmeler, belli bir sakatlık nedeniyle, baştan itibaren kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayan ve geçerli hale gelmeyen işlemlerdir. Başlıca butlan sebepleri ehliyetsizlik, şekle aykırılık, muvazaa ve sözleşmenin konusunun emredici hükümlere, kamu düzenine, ahlaka aykırı ve imkansız olması. Bu tür işlemler kesin hükümsüzdür. Baştan itibaren yok sayılır.
    Nispi Butlanda (İptal kabiliyeti) işlem doğmuştur fakat düzeltilebilir bir sakatlıkla çürük doğmuştur. Hata, hile, ikrah ve gabinde olduğu gibi.
    27. Temsil nedir, taraflarını ve türlerini sayın(2004-2007 SS)
    Temsil başkası hesabına işlem yapılmasıdır. Temsilde yetki veren temsilciyi üçüncü şahısla işlem yapma yetkisiyle donatır. Temsildeki taraflar ; hukuki işlemi başkası nam ve hasabına yapan temsilci, kendi nam ve hesabına işlem yapılan temsil olunan ve hukuki işlemi yapan üçüncü kişiden oluşur.
    Doğrudan (vasıtasız) temsil : Temsilci yetki veren hesabına ve adına davranır. Bu durumda temsilcinin üçüncü şahısla yaptığı işlemin tüm hukuki sonuçları doğrudan doğruya yetki veren üzerinde doğar.
    Yetkili temsil : Temsil yetkisi başkasının nam ve hesabına hukuki muamele yapabilmek hususunda temsilciye verilen izindir, temsil yetkisi kanundan veya temsil olunanın iradesinden doğabilir. Kanuni temsile veli ve vasileri gösterebiliriz. Bunlar velayet ve vesayet altındaki kimselerin namına hukuki muamele yaparlar. İrade temsilde temsilcinin temsil yetkisi temsil olunanın iradesinden doğar.
    Dolaylı (vasıtalı) temsil : Temsilci yetki veren hesabına fakat kendi adına davranır. Yapılan işlemin hukuki sonuçları temsilcinin üzerine doğar, daha sonra bunlar alacağın temliki ve borcun nakli kurallarına göre yetki verene devredilebilir.
    Yetkisiz temsil : Bir başkası adına sözleşme yapan kimsenin temsil yetkisi yoksa yetkisiz temsil söz konusudur. Temsilcinin yetkisinin sona erdiği veya yetkisinin sınırını aştığı durumlarda söz konusu olur.

    28. Temsil yetkisini sona erdiren sebepler nelerdir ?
    - Yetki belli bir hukuki muamelenin yapılması için verilmiş ise, bu muamelenin yapılmasıyla son olur,
    - Belli bir süre için verilen yetki, bu süre sonunda son bulur,
    - Temsilci yada temsil olunanın ölmesi yetkiyi sona erdirir,
    - Temsilci yada temsil olunanın gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi yetkiyi sona erdirir,
    - Temsilcinin yetkiden vazgeçmesi veya yetki verenin yetkisini geri alması yetkiyi sona erdirir,
    - Temsil edilen konuda bir imkansızlığın doğması yetkiyi sona erdirir.
    29. Haksız fiil ve haksız fiilin unsurları nedir ? Hangi unsurların varlığı halinde hakkın kötüye kullandığı yani dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı anlaşılır?
    (2002-2004-2005 SS)
    Haksız fiil, bir kişinin hukuka aykırı bir davranışla kasten veya ihmal sonucu başka bir kişiye zarar vermesidir. Haksız fiilin doğabilmesi için dört şart gerekir. Bunlar : hukuka aykırılır, kusur, zarar ve illiyet bağıdır.
    Hukuka aykırılık : hukuk düzeninin yazılı olan veya olmayan kurallarına aykırılıktır.
    Kusur :Kast ve ihmal olarak ayrılır. Kast, hukuka aykırı sonucu önceden görerek bu sonucu istemektir. İhmal, hukuka aykırı sonucu istememekle beraber bu sonucun doğmaması için gerekli dikkat ve özeni göstermemektir.(Dolu silahı temizlerken silahın patlaması sonucu adam öldürmek gibi)
    Zarar :Haksiz fiilde failin sorumlu tutulabilmesi için hukuka aykırı fiil sonunda bir zararın doğmuş olması gerekir. Maddi zarar, bir kimsenin mal varlığında meydana gelen eksilmeyken, manevi zarar, bir kimsenin manevi değerlerine karşı vuku bulan bir haksız saldırı dolayısıyla duyduğu acı ve elemdir. Haksız fiilde zarar görenin zarar gördüğünü ispatlaması gerekir.
    Nedensellik (İlliyet) Bağı : Haksız fiilde tazmin borcunun doğabilmesi için hukuka aykırı fiil ile zarar arasında bir nedensellik olması gerekir.

    30. Kusursuz Sorumluluk halleri nelerdir açıklayın.
    1. Temyiz kudretine sahip olmayanların kusursuz sorumluluk hali : Temyiz kudretini geçici olarak kaybedenlerin, kaybetme anında verdikleri zararın sorumluluğu aynen sürekli kaybedenlerinki gibidir. Kişi temyiz kudretini geçici olarak kendi kusuru dışında kaybetmişse ve bunu da ispat ederse kusur ve sorumluluktan dolayı tazminat ödemez. (Örneğin eczacı ağrı kesici hap yerine uyuşturucu hap vermişse bunu alan kişi temyiz kudretini yitirip başkasına zarar verdiğinde herhangi bir tazminat ödemez)
    2. Adam Çalıştıranların kusursuz sorumluluk hali : Adam çalıştıranların çalıştırdıkları adamların üçüncü kişilere verdiği zarardan adam çalıştıran da haksız fiilden dolayı sorumludur. (Mütahit binada çalıştırdığı ustanın elinden düşen keser ile aşağıda geçen yayanın yaralanması olayında meydana gelen zarardan sorumludur.). Adam çalıştıranların sorumlu olabilmesi için işveren ile zarar veren kişi arasında hizmet ilişkisi olmalı, çalışanın haksız bir fiil işlemiş olması, haksız fiilin işin görülmesi sırasında işlenmiş olması ve zarar ile haksız fiil arasında nedensellik bağı olması gerekir.
    Adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulmasına kurtuluş beyinesi denir. Bunun için adam çalıştıranın zararın meydana gelmesi için tüm önlemleri aldığını ispat etmesi, yada tüm önlemleri almış olsa dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmesi gerekir.
    Adam çalıştıran zarardan dolayı kendisini zarara sokan işçisinden ödediği zararın bedelini rücu edebilir.
    3. Hayvan idare edenlerin sorumluluk hali : Hayvan idare edenler, hayvanlar tarafından meydana getirilen zararlardan sorumludurlar. Bu sorumluluktan bahsedebilmek için zarar veren hayvan olmalı, hayvan belli bir kimsenin idaresinde olmalı ve illiyet bağı olmalıdır. Kurtuluş beyinesi hayvan sahibi içinde söz konusudur.
    4. Bina sahibinin sorumluluk hali : Bina sahibi, binanın gereği gibi yapılmamasından veya daha sonra meydana gelmiş tahribatının giderilmemesinden dolayı meydana gelen zararlardan sorumludur. Burada kurtuluş beyinesi ile kurtulma imkanı yoktur.

    31. Sebepsiz Zenginleşme nedir ? Başlıca sebepsiz zenginleşme halleri nelerdir ?(2002-2004 sınav sorusu)
    Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının haklı bir sebep olmaksızın, diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalmasıdır. Sebepsiz zenginleşmeden bahsedebilmek için dört unsurun varlığı gerekir. Bunlar ; zenginleşme, fakirleşme, nedensellik bağı ve haklı bir sebebin bulunmasıdır.
    Başlıca sebepsiz zenginleşme halleri
    1.Geçerli bir hukuki nedene dayanmayan zenginleşme :
    a) Taraflar sözleşmenin nedeni konusunda hemfikir olamamışlardır. (Kişinin kendisine saklanmak üzere verilen eşyayı bağış sanması gibi)
    b) Zenginleşmenin nedeni batıldır, hüküm ifade etmez. ( Kişi temyiz kudreti olmayan biriyle alım satım sözleşmesi yapmış, malı teslim etmiş fakat parasını alamamıştır.)
    c) Mal varlığında meydana gelen artışın herhangi bir nedeni yoktur. (A yanlışlıkla B?nin tarlası sanarak C nin tarlasını sürmüştür. C ?nin mal varlığı sebepsiz olarak zenginleşmiştir.)
    2. Borç olmayan bir şeyin ödenmesi : Kişi gerçekten borçlu olmadığı halde kendisini borçlu sanarak ödeme yaparsa karşı tarafın mal varlığı sebepsiz zenginleşme sayılır.
    3. Gerçekleşmeyen bir hukuki nedene dayanan zenginleşme : Örneğin sitenin duvarının yapılması için A ya para verildi ve A öldü ve bu paraları mirasçıları aldı. Bu sebepsiz zenginleşmedir.
    4. Hukuki sebebin sona ermesine dayanan zenginleşme : Örneğin A , B?den saat almış ve parasını ödemiştir. A daha sonra parayı geri alıp saati iade etmemişse sebepsiz zenginleşme vardır.

    32. Sebepsiz zenginleşmenin sonuçları ve hükümleri nelerdir ?
    Sebepsiz zenginleşmeden doğan borç geri verme borcudur. Sebepsiz zenginleşme davası şahsi nitelikte bir davadır. Davanın konusu haklı bir sebep olmaksızın malvarlığına giren şeyin iadesidir. Zenginleşme konusu tüketilmiş veya aynen iadesi mümkün değilse iade konusu nakittir. İade konusu zenginleşme miktarını aşamaz. Sebepsiz zenginleşme davası, bir ve on yıllık zaman aşımı surelerine tabidir.
    Bir yıllık süre, nedensiz mal iktisabından dolayı fakirleşen kişinin bu iktisapla karşı tarafa geçen malı isteyebileceğini öğrendiği andan itibaren işleyen süredir. On yıllık süre ise sebepsiz zenginleşmenin tüm şartlarının tamamlandığı andan itibaren başlayan süredir. Bu süre sonunda fakirleşen kişi artık karşı tarafa geçen malı isteyemez.
    Eğer zenginleşen kimse iyi niyetli ise (malvarlığındaki artışı geri vereceğini bilmiyorsa) geri verme anında elinde kalmış olan miktarı vermekle yükümlüdür. Kötü niyetli kimse ise malvarlığındaki artışın tamamını vermekle yükümlüdür.

    33. Borcun ifası nedir, ifanın istisnaları nelerdir ?
    İfa, edimin borçlu tarafından alacaklıya karşı yerine getirilerek borç ilişkisinin sona erdirilmesidir. Borçlu neyi yüklenmişse ancak onu aynen ifa ederse borcundan kurtulur.
    İfanın istisnaları :
    - Borçlu sözleşmede yüklendiği edimin yerine başka bir şey vermek ister ve alacaklı da kabul ederse ifa yerine gelir. Buna ifa yerine edim denir. (İnek yerine koyun vermek gibi)
    - Alacaklının esas edim üzerindeki hakkının devam ettiği ifa gerçek ifa sayılmaz. Böyle ifalara ifa uğruna edim denir. (kişiye mersedes araba gelene kadar bmw araba vermek gibi)
    İfa tam olmalıdır. Kısmi ifa kabul edilemez. Yani alacaklı zamanı gelmiş olan borcun bir kısmını kabul etmek zorunda değildir. Ancak taraflar anlaşmışlarsa kısmi ifa kabul edilebilir. Yalnız bazı durumlarda ifa kısmi yapılabilir. Örneği edimin bir kısmı dava konusu ise dava konusu olmayan kısım kısmi ifadır, edimin fiziksel büyüklüğü nedeniyle bir kerede yerine getirilmesi mümkün değilse kalana kısmi ifadır (50 ton soğanın bir seferde ifası)

  5. #5
    Üyelik tarihi
    Şubat.2010
    Mesajlar
    117

    Ynt: 2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

    34. Seçimlik borçların ifası, para borçların ifası, parça borçların ifası kavramlarını açıklayın.
    Seçimlik borçların ifası : Bu tür borçlarda taraflar birden fazla edim konusunda anlaşmışlardır. (örneğin A ile B arasındaki alım satımda bir arabanın verilmesi yada dairenin verilmesi edimi teşkil ediyorsa, bunlardan birinin yerine getirilmesi borcun ifası anlamına gelir.)
    Para borçlarının ifası : Kural olarak para borçları memleket parasıyla ödenir. Ancak taraflar aralarında anlaşmışlarsa yabancı memleket parasıyla da ödeme yapılabilir.
    Parça borçlarının ifası : Bu tür borçların ifasında üzerinde anlaşılan parçanın ifası ile borçlu borcundan kurtulur. (Örneğin el emeği değerli bir tablonun ifası)

    35. İfanın yeri ve zamanı hakkında bilgi veriniz.
    İfa Zamanı : Bir borcun ifa zamanı borcun yerine getirileceği andır.Alacaklı muaccel olmamış yani vadesi gelmemiş bir borcun ifasını isteyemez. Kural olarak her borç doğduğu anda muaccel olur ve hemen ifası istenebilir. Ancak borcun ifası bir vadeye de bağlanabilir. Vade kesin bir tarih olarak belirtilebileceği gibi hesap sonucu bulunacak bir tarih de verilebilir (15 gün sonra, 1 ay sonra, ay sonu gibi)
    İfa Yeri : Para borçları ödeme zamanında alacaklının ikametgahının bulunduğu yerde, parça borçları sözleşme yapılırken o şeyin bulunduğu yerde, diğer tüm borçlar borcun doğumu zamanında borçlunun ikametgahında ifa edilir.

    36. Alacaklının Temerrüdünü ve sonuçlarını açıklayın. (2001 sınav sorusu)
    Alacaklının temerrüdü, alacaklının haklı bir neden olmaksızın borçlunun edimini reddetmesidir. Temerrüdün şartları şunlardır : borç muaccel olmalı, borçlu edimini yerine getirmek için teklifte bulunmalı, alacaklı bu teklifi haklı bir neden olmaksızın reddetmelidir.
    Sonuçları : Alacaklının temerrüdü sonucunda tevdi hakkı doğar. Tevdi, borcun konusu olan şeyin alacaklı dışında başkasına teslim edilmesidir. Tevdi ancak taşınır mallar için söz konusudur. Borçlu borcunu tevdi hakkıyla yerine getiremiyorsa borcunu hakim izniyle satarak bedelini tevdi edebilir. Borçlu tevdi ve satma hakkını kullanmaz ise sözleşmeyi feshedebilir.

    37. Borçlunun Temerrüdünü ve sonuçlarını açıklayın.
    (2002 sınav sorusu)
    Borçlunun temerrüdü, İfası mümkün olan muaccel bir borcun borçlusu tarafından zamanında ifa edilmemesidir Temerrüdden bahsedebilmek için borç muaccel olmalı, alacaklı borcun ifası için borçluya ihtarda bulunmalı ve borç imkansız olmamalıdır.
    Sonuçları : Tazminat ve kazadan kaynaklanan iki çeşit sorumluluk vardır. Borçlu borcunu zamanında ifa edilmemiş olmasından dolayı alacaklının uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Ancak gecikmenin kendi kusurundan ileri gelmediğini ispatlarsa tazminattan kurtulur. Temerüdde düşmüş olan borçlunun temerrüdün devamı esnasında edime gelecek olan zarardan kusursuz olsa bile sorumlu olması kazadan kaynaklanan sorumluluktur.

    38. Borcu sona erdiren nedenler nelerdir ? Zaman aşımını detaylı açıklayın (2001-2003-2005 sınav sorusu)
    - İfa edilerek
    - kusursuz imkansızlık : Mevcut bir borcun ifasının cebri icra yoluyla elde edilemeyecek hale gelmesidir. İfa imkansızlığı borçlunun kusuru olmaksızın meydana gelmişse borç sona erer.
    - Borçluya sıkı sıkıya bağlı borçlarda borçlunun ölümü,
    - Alacaklının ölümü,
    - Tam ehliyetsizlik
    - Yenileme (Tecdit) : Mevcut borcun yeni bir borç meydana getirilerek sona erdirilmesidir.
    - Alacaklının alacağından vazgeçmesi (ibra)
    - Borcun nakli
    - Alacağın temliki,
    - Gaipliğe karar verilmesi
    - Zaman aşımı
    - Takas : İki kişi arasındaki aynı cinsten karşılıklı borçların bunlardan birinin tek taraflı beyanıyla sona erdirilmesidir. Muaccel ve aynı cinsten borçlar takas olabilir.
    - Alacaklının temerrüdü
    - Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştirilmesi.
    Zaman aşımı : Alacaklının uzun süre hareketsiz kalması nedeniyle alacağın tahsilini isteme hakkının ortadan kalkmasıdır. Hak kazandırıcı ve hak düşürücü zaman aşımı olarak ikiye ayrılır.
    Hak kazandırıcı zaman aşımında yasanın belirlediği sürenin geçmesi ve belli koşulların oluşmasıyla bir kimseye mülkiyet yada başka bir hakkın kazandırılmasıdır.
    Hak düşürücü zaman aşımı ise belli süre içinde hakkını talep etmemiş olan alacaklının alacağını dava yoluyla elde etme imkanını kaybetmesidir. Zaman aşımına uğrayan alacak sona ermez, sadece talep ve dava edilemez.
    Borcun zaman aşımına uğraması için borcun muaccel olması, yasada belirtilen sürenin geçmiş olması, zaman aşımının kesilmemiş ve durmamış olması gerekir. Genel olarak zaman aşımı süresi 10 yıldır.

    39. Alacağın temliki nedir, geçerlilik şartlarını sayın.
    (2003-2007 SS)
    Alacağın temliki, alacağı devreden ile alacağı devralan arasında yapılan bir sözleşmeyle alacağın, alacağı devralana geçirilmesini ifade eder. Temlikin borçluya bildirilmemiş olması halinde, temlikten haberdar olmayan borçlu iyi niyetle borcunu eski alacaklıya ödediğinde bu ödeme geçerli olur. Alacağın temlikinin geçerlilik şartları şunlardır :
    - Temlik sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır. Bunun için sadece alacağını temlik edenin imzasının bulunması yeterlidir.
    - Alacağın temlik edilmesi kanun veya sözleşme hükümlerine göre veya işin niteliği gereği yasaklanmış olmamalıdır.
    Alacağın temliki borçlunun rızası dışında gerçekleşmektedir. Borçlunun durumu : Borçlu temliki öğrendiği zaman eski alacaklıya karşı sahip olduğu tüm itiraz ve savunmaları yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir.
    Alacağı temlik edenin sorumluluğu : Temlik bir bedel karşılığında yapılmışsa, yani alacak satılmışsa (factoring gibi) alacağı devreden kimse temlik zamanında alacak hakkının varlığını garanti etmiş sayılır.

    40. Mütelsil Borçluluk nedir, hükümleri nelerdir ?
    Borçlulardan her birinin sözleşme veya yasa gereği borcun tamamından sorumlu olduğu, fakat borçlulardan birinin ifasıyla diğerlerinin de borçtan kurtulduğu borçluluk halidir. Ticari işlerin dışında müteselsil borçluluk karinesi yoktur. Alacaklı, alacağın muaccel olması koşuluyla alacağın tamamını müteselsil borçluların herhangi birinden isteyebilir. Müteselsil borçlulardan biri borcu ödeyince diğer müteselsil borçlularda borçtan kurtulur. Ancak müteselsil borçlulardan biri kendi kişisel eylemiyle diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. (borçlulardan birinin faiz ödemeyi kabul etmesi, diğer borçluları bağlamaz)

    41. Cezai şart kavramını ve türlerini yazın.
    Cezai şartta borçlu daha sözleşmenin kurulması sırasında alacaklıya miktarı belli olan bir ödemeyi taahhüt eder. Üç tür cezai şart vardır :
    Seçimlik cezai şart : Bu durumda taraflar sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesini ya da cezai şartın ödenmesini kararlaştırır.
    İfaya eklenen cezai şart : Bu durumda borçlunun borca aykırı davranışı halinde alacaklı hem aynen ifayı hem de kararlaştıran cezanın ödenmesini talep eder.
    İfa yerine cezai şart (dönme cezası) : Bu durumda borçlu borcu ifa yerine bizzat cezai şart ödemek suretiyle borçtan kurtulma olanağına sahiptir.


    42. İsimli (Tipik) sözleşmeler nelerdir, açıklayın.
    1. Devir borcu doğuran sözleşmeler : Bunlar bir hakkın kesin olarak devrine yönelmiş olan sözleşmelerdir. Satım, trampa ve bağışlama vaadi gibi.
    2. Kullandırma sözleşmeleri : Bu sözleşmelerde bir şeyin mülkiyetini devretme borcu doğmaz, sadece bir şeyin kullandırılması taahhüt edilir. Kira, ariyet ve ödünç gibi.
    3. İş görme sözleşmeleri : Bu sözleşmeler, insan emeği harcanarak belli bir işin görülmesi amacını taşırlar. Hizmet sözleşmesi, eser sözleşmesi gibi.
    4. Saklama (muhafaza) sözleşmeleri : Bu sözleşmeler alacaklıya ait belirli bir eşyanın, borçlu tarafından belirli bir süre saklanarak bu süre sonunda alacaklıya geri verilmesi amacını taşır.
    5. Teminat sözleşmeleri : Bu sözleşmeler, mevcut bir borcun ifasını temin amacını güden sözleşmelerdir. Teminat sözleşmesiyle zaten mevcut olan borcun ödeneceği güvence altına alınır.
    6. Ortaklık (şirket) sözleşmeleri : Bu sözleşmelerle iki veya daha çok kişi ortak bir amaca ulaşmak için emek ve parasal varlıklarını birleştirirler.
    43. Kefalet akdi nedir ? nitelikleri nelerdir ? (2005-2006 SS)
    Kefalet akdi teminat amacı güden bir sözleşmedir. Bu sözleşme ile kefil borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde bundan şahsen sorumlu olacağını alacaklıya karşı taahhüt eder.
    - Kefalet geçerli bir asıl borca bağlı olarak, geçerli bir şekilde yapıldığında hüküm ifade eder. Asıl borç sona erince, kefalet de sona erer. (Fer?ilik)
    - Kefalet ikinci derecede bir akittir. İlk planda söz konusu olan asıl borçlunun takibidir. (Talilik)
    - Kefalet kural olarak sadece kefile yükümlülük yükler (İvazsızlık)

    44. Kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir
    (2005-2006 SS)
    - Kefaletin hüküm doğurabilmesi için geçerli bir asıl borca gereksinim vardır. Asıl borç herhangi bir nedenle geçersizse, bunu teminat altına alan kefalet de geçersizdir.
    - Kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmış olması ve kefalet senedinde kefilin sorumlu olacağı azami miktarın gösterilmesi gerekir. Bu hiçbir menfaati olmaksızın bir taahhüt altına giren kefil korunmak amacıyla yapılmıştır.

    45. Kefalet türleri nelerdir ? Açıklayın. (2005-2006 SS)
    1. Adi Kefalet : Müteselsil olarak borç altına girildiğinin açıkça belirtilmediği veya kanunlarda açıkça müteselsil kefaletin kabul edilmediği hallerde adi kefalet söz konusu olur. Adi kefalette, asıl borçlu takip edilmeden kefile başvurulamaz. Adi kefalette asıl borçlunun aczi tespit edildikten sonra kefil takip olunabilir. Kefalet yoluyla teminat altına alınan alacak daha önce bir rehinle temin edilmişse, kefil, ilk önce rehinin paraya çevrilmesini talep edebilir. (Rehinin paraya çevrilmesi defi)
    2. Müteselsil Kefalet : Özellikle bankacılık uygulamasında en çok rastlanılan kefalet türüdür. Bu kefalette alacaklı tarafından asıl borçluya başvurulmaksızın doğrudan doğruya kefil aleyhine takibe geçilebilir. Müteselsil kefalette rehnin paraya çevrilmesi defi ileri sürülemez. (Tanımı 2001 sınav sorusu)
    3. Birlikte Kefalet : Birlikte kefalette, aralarında subjektif bir ilişki bulunan birden fazla şahıs aynı borca kefil olmaktadır.
    4. Kefile Kefalet : Kefile kefil alacaklıya karşı, daha önce kefil olmuş veya olacak kimsenin borcunu tekeffül etmektedir. Akit, kefile kefil ile alacaklı arasında yapılır. İlk kefil asıl borçludur.
    5. Rücua Kefalet :Rücua kefalet, ilk kefile karşı asıl borçlunun ödeme gücünü tekeffül etmektedir. Akdin tarafları, ilk kefil ile rücuna kefildir.




    46. Kefalette kefilin, alacaklının ve borçlunun durumunu açıklayın.
    Kefilin durumu : Kefil alacaklıya ödemede bulunma yükümlülüğü altındadır. Kefil, alacaklının asıl borcun yerine getirilmemesinden doğan menfaatlerini tazmin suretiyle borcundan kurtulur. Kefilin ölümü halinde sorumluluk mirasçılara geçer. Mirasçılar mirası ret suretiyle sorumluluktan kurtulabilir. Kefilin asıl borçludan fazla bir yükümlülük altına giremeyeceği ilkesinin sonucu olarak, kefile asıl borçluya ait defileri ileri sürme imkanı tanınmıştır.
    Alacaklının durumu : Alacaklı, asıl borçlu borcunu ifa etmediği takdirde alacağını kefilden talep eder. Kefil bu borcu nakden yerine getirecektir, aynen ifaya zorlanamaz. Müteselsil kefalette borç muaccel olduktan sonra asıl borçludan talep edilmeden kefile başvurulabilir. Alacaklı, borçlunun iflası üzerine alacağını iflas masasına kaydettirme ve iflasın açıldığını kefile bildirmekle yükümlüdür. Alacaklı muaccel olan borç dolayısıyla kendisine yapılan ödemeyi reddederse, kefil kefaletten kurtulur.
    Borçlunun durumu : Kefil, mükerrer ödemeleri önlemek için asıl borçluyu yaptığı ödemelerden haberdar etmelidir. Kefilin yaptığı ödemeleri bildirmemesinden dolayı asıl borçlu ikinci defa borcunu eda ederse kefil, rücu hakkını kaybeder. Ancak, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava açma hakkı doğar.

    T İ C A R E T H U K U K U

    47. Ticari işletmenin genel unsurları nelerdir (2005 SS)
    Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme sayılır. Unsurları şunlardır.
    - Gelir sağlamanın amaç edinilmesi,
    - Devamlılık,
    - Esnaf faaliyetinin sınırlarının açılması
    - Faaliyetin bağımsız olması.
    Bir ticari işletmeden söz edebilmek için yapılan faaliyetin esnaf faaliyetinin sınırlarını aşmış olması gerekir. Esnaf ticaret kanununda şöyle tanımlanır : İster gezici olsunlar, ister bir dükkanda veya bir sokağın muayyen yerlerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.

    48. Ticari işletmelerde merkez şube ilişkisini açıklayın.
    Ticari işletmenin merkezi, idari ve ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yerdir. Şube, merkezle aynı gerçek veya tüzel kişiye ait olmalıdır. Şube iç ilişkilerinde merkeze bağlı, dış ilişkilerinde ise bağımsızdır. Şube ile merkez arasında mutlaka mekan ayrılığının bulunması gerekmez. Şube olmanın hukuki sonuçları şunlardır :
    - Her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını, şube olduğunu belirterek kullanmak zorundadır.
    - Merkezi Türkiye?de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur.
    - Her şube, ticaret ve sanayi odasına kaydolunur.

    49. Gerçek kişi tacir olmanın unsurları nelerdir ?
    Bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Gerçek kişi tacir olmanın unsurları şunlardır :
    a) Bir ticari işletmenin varlığı : Yasa bazı durumlarda ticari işletmesi bulunmayan kimseleri de tacir gibi sorumlu tutmaktadır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket adına işlemlerde bulunan kimse, iyi niyet sahibi üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.
    b ) Ticari işletmenin işletilmesi : Bir ticari işletmeyi kurup açtığını ilan yoluyla yada ticaret siciline kaydettirerek bildirmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamış olmasa bile tacir sayılır.
    c) Ticari işletmenin kısmen de olsa o kimse adına işletilmesi : Küçük ve kısıtlılara ait ticari işletmeyi bunların adına işleten kanuni temsilci tacir sayılmaz. Tacir sıfatı, temsil olunan küçük veya kısıtlıya aittir.


  6. #6
    Üyelik tarihi
    Şubat.2010
    Mesajlar
    117

    Ynt: 2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

    50. Tacir niteliği taşıyan tüzel kişiler nelerdir ?
    Tacir niteliği taşıyan tüzel kişiler şunlardır :
    1. Ticaret şirketleri
    2. Amacına varmak için ticari işletme işleten dernekler
    3. Devlet,vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve kurumlar. (KİT?ler gibi)
    4. Donatma iştiraki

    51. Tacir olmanın sonuçları nelerdir ? Tacirlerin özel hukuk yönünden tabi oldukları hükümler nelerdir (2002 SS)
    1. İflas
    2. Ticaret unvanı seçme ve kullanma zorunluluğu
    3. Tescil zorunluluğu
    4. Ticari defter tutma zorunluluğu
    5. Basitle bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü
    6. Tacirler arasında ihtar ve ihbarın şekle bağlı olması
    7. Ticaret karinesi : Bir tacirin borçlarının ticari olması esastır.
    8. Ücret ve faiz isteme hakkı
    9. Fatura ve teyit mektubu
    10. Ücret ve cezanın indirilmesini isteme hakkının olmayışı
    11. Ticari örf ve adet kurallarının uygulanması

    52. Ticaret sicili kavramını ve tescili açıklayın.
    Ticari şirketlerin açılışları, şube, ticaret unvanı, iflas ve konkordato halleri, şirketlerin birleşme kararları ticaret siciline kayıt olunur. Ticaret siciline tescil edilen hususlar, kural olarak ticaret sicil gazetesinde ilan olunur.
    - Tescil kural olarak talep üzerine yapılır. Yasada aksine bir hüküm olmadıkça tescil talep süresi on beş gündür. Tescil talebi dilekçe olur.
    - Tescil için aranan yasal koşulların oluşup oluşmadığını araştırmak sicil memurunun görevidir. Tüzel kişilerin tescilinde, şirket ana sözleşmesinin emredici kurallara aykırı olup olmadığı ve yasanın zorunlu kıldığı hususları içerip içermediği araştırılır. Sicil memuru yasal koşulların mevcut olduğu sonucuna varırsa tescili gerçekleştirir. Aksi halde tescil talebini reddeder. Sicil memurunun kararları kesin değildir. Bu kararlara karşı tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilebilir.
    - Herkes ticaret sicilinin içeriğini ve dairede saklanan tüm senet ve evrakları inceleyebilir ve bunların suretlerini isteyebilir. Bu duruma sicilin aleniyet yani kamuya açıklığı denir.
    - Ticaret sicil kayıtları nerede bulunurlarsa bulunsunlar üçüncü kişiler hakkında kaydın gazete ilanından sonraki iş günü hüküm ifade eder. Üçüncü kişilerin kendilerine karşı hüküm ifade etmeye başlayan bu kayıtları bilmedikleri yönündeki iddiaları dinlenmez (olumlu etki). Tescili gerektiği halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı gerekirken ilan edilmemiş olan husus, ancak bunu bildikleri kanıtlamak şartıyla üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir (olumsuz etki).

    53. Ticaret unvanında şahıs ve konu ticaret unvanını açıkla.
    Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senet ve diğer evrakı bu unvan altında imzalamak zorundadır. Ticaret unvanı bir çekirdek ve bir ek kısımdan oluşur. Unvanın çekirdek kısmı, unvanın şahıs veya konu ticaret unvanı olmasına göre değişmektedir.
    Şahıs ticaret unvanı :
    Gerçek kişilerin ticaret unvanların çekirdek kısmı kısaltılmadan yazılacak ad ve soyadından oluşur. Örneğin Ali Koç (çekirdek) Tuhafiye mağazası gibi.
    Kolektif şirketlerin ticaret unvanların çekirdek kısmı bütün ortakların veya en az bir ortağın ad ve soyadı ile şirketi ve türünü gösteren ibareden oluşur. Ali koç yayıncılık kolektif şirketi gibi.
    Komandit şirketlerin ticaret unvanı komandite ortaklardan en az birinin ad ve soyadı ile şirketi ve türünü gösteren ibareden oluşur. Komanditer şirketlerin ortakların ad ve soyadlarının bulunması yasaktır.



    Konu ticaret unvanı :
    Limited Şirketlerin ticaret unvanının çekirdek kısmı, şirketin işletme konusu ve limited şirket ifadesinden oluşur. Yapı İnşaat Ltd. Şti. gibi.
    Anonim şirketlerin ticaret unvanının çekirdek kısmı, şirketin işletme konusu ve a.ş kelimesinden oluşur. Yapı İnşaat A.Ş. gibi.
    Kooperatif şirketlerin ticaret unvanının çekirdek kısmını ortaklığın işletme konusu ve kooperatif kelimesi oluşturur.

    Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sahibine aittir. Gerçek kişi tacirler bakımından bu hak tescilin yapılmış olduğu sicilin iş çevresiyle sınırlıdır. Gerçek kişilerin unvanlarına aynı sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş olan unvanlardan açıkça ayırt etmeye yarayacak eklerin yapılması zorunludur. Tüzel kişilerin ticaret unvanları ise ülke düzeyinde korunur.

    54. Haksız rekabete neden olan davranışlar nelerdir?
    - Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, ticari işlerini yanıltıcı ve gereksiz yere incitici beyanla kötülemek.
    - Başkasının ahlakı veya mali durumu hakkında gerçeğe aykırı bilgi vermek
    - Kendi durumunu veya ticari faaliyetleri hakkında yanlış ve yanıltıcı bilgi vermek ve böylece üstünlük sağlamak
    - Paye, şahadetname veya mükafat almış gibi davranma veya buna uygun olan unvan ve mesleki adlar kullanmak
    - Üçüncü kişilerin vekillerine veya diğer yardımcılarına görevlerini yerine getirmemeleri için menfaatler sağlamak, bu kişileri kandırarak rakip firmaların imalat veya ticaret sınırlarını elde etmek.
    - İltibasa meydan verecek surette ad, marka, unvan ve şiratmek kullanmak.
    - İyi niyet kurallarına aykırı olarak elde ettiği imalat veya ticaret sırlarından yararlanıp onları başkalarına yaymak
    - İyi niyetli kimseleri yanıltacak tarzda gerçeğe aykırı şahadetnameler vermek
    - Rakipler hakkında geçerli olan ve yasalarla belirlenmiş olan iş hayatı koşullarına uymamak.

    55. Haksız rekabet nedeniyle açılacak hukuk davaları nelerdir.
    (2001-2003 sınav sorusu)
    a) Fiilin haksız olup olmadığının tespiti davası
    b) Haksız rekabetin önlenmesi davası
    c) Yanlış olan durumun ortadan kaldırılması davası
    d) Maddi ve manevi tazminat davası (kusur şartı aranır)
    ? Hukuk davalarını şu kişiler açabilir (davacı sıfatı)
    - Haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya zarar görmesi muhtemel bulunan kişi,
    - Haksız rekabet yüzünden ekonomik menfaatleri zarar gören müşteriler,
    - Ticaret ve sanayi odaları, esnaf dernekleri, borsalar gibi ekonomik birlikler (tazminat davası açamazlar)
    ? Haksız rekabet davaları şu kişilere karşı açılır (davalı sıfat)
    - Haksız rekabet fiilini işleyenler,
    - Haksız rekabet fiili hizmet veya işlerini gördükleri sırada mühtahdemler veya işçiler tarafından işlenmişse, istihdam edenler
    - Haksız rekabet basın yoluyla işlenmişse yazı sahibi veya ilan veren (tazminat davası açamazlar)
    Hukuk davaları davaya hakkı olan tarafın bu hakkın doğumunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zaman aşımına uğrar.









    56. Defter tutma yükümlülüğü nedir? Tutulması zorunlu kılınan ticari defterler nelerdir ?
    (2002-2007 sınav sorusu)
    Her tacir, TTK ya göre ticari işletmesinin ekonomik ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her iş yıl içinde elde edilen sonuçları saptamak amacıyla işletmesinin nitelik ve öneminin gerektirdiği tüm defterleri Türkçe olarak tutmak zorundadır. Kanunda isim olarak belirtilmiş defterler şunlardır:
    1. Yevmiye defteri
    2. Büyük defter
    3. Envanter defteri
    4. İşletme defteri (dar kapsamlı işlerde tutulur)
    5. Karar defteri
    ? Defter ve belgeler son kayıt tarihinden itibaren 10 yıl sürekle saklanmak zorundadır.

    57. Ticari defterlerin teslim ve ibrazı hangi hallerde istenir ?
    Ticari defterler ile saklanması zorunlu olan diğer kağıtların teslim ve ibrazı , miras, şirket ve iflas işlerinde istenebilir. Teslim halinde defter, hesap ve gerek mahkeme gerekse ilgililer tarafından incelenebilir. Defterlerin ibrazı halinde yalnızca anlaşmazlık konusu hususa ilişkin kayıtlar incelenebilir.

    58. Ticari defterlerin sahibi lehine ve aleyhine delil olması hususunu anlatın.
    Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması
    Taraflardan biri, iddiasını sadece karşı tarafın defterleriyle ispat etmek istediğini, yani karşı tarafın ticari defterlerinin içeriğini kabul edeceğini mahkeme önünde bildirirse bu durumda bazı şartların varlığı halinde karşı tarafın ticari defterleri kendi aleyhine delil teşkil eder. Ancak bunun için delilini hasreden tarafın tacir olması şart değildir. Gerekli olan, karşı tarafın tacir olmasıdır. Mahkeme karşı taraftan ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesini istediğinde karşı taraf ya ibraz eder ya da ibrazdan kaçınır.
    Karşı tarafın ticari defterlerini ibrazdan kaçınması halinde defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa iddiasının doğruluğu hakkında bir yemin verir ve mahkeme bu yeminle bağlıdır. Yani iddia sahibi iddiasını kesin delille kanıtlamış sayılır.
    Karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmesi halinde mahkeme yaptığı incelemede iddia hakkında hiçbir kayıt bulamazsa iddia kanıtlanamaz. Karşı tarafın defterlerinde iddia hakkında kanıt olduğunda karşı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlar kanuna uygun olarak tutulmuş olmasa bile bu defterlerdeki kayıt kendi aleyhine kesin delil sayılır, bu kayıtlar kendi lehine delil olarak kullanılamaz.
    Ticari defterlerin sahibi lehine delil olması
    Bir kimsenin düzenlemiş olduğu belgelerin kendi lehine delil sayılması kural olarak mümkün değildir. Fakat TK bu kurala istisna getirmiş ve aşağıdaki yazılı koşulların varlığı halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olabileceğini kabul etmiştir.
    - Her iki taraf da tacir olmalıdır,
    - Uyuşmazlık her iki tarafın da defterlerine geçirmesi gereken ir ticari işten kaynaklanmalıdır,
    - Ticari defterler kanuna uygun olarak tutulmuş olmalıdır. (Uygun olarak tutulmamışsa sadece aleyhine delil olabilir.)
    - Defter kayıtları birbirini doğrulamalıdır.
    - Karşı taraf ileri sürülen iddiayı, kendi defter kayıtları veya diğer geçerli kanıtlarla çürütememiş olmalıdır,
    - Defter sahibi yemin etmiş olmalıdır.










    Ş İ R K E T L E R H U K U K U

    59. Kollektif şirketin tanımını yaparak, şirketin ortaklar ve üçüncü kişiler arasındaki ilişkileri açıklayın.(2004-2006 SS)
    Kolektif şirket : ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu, şirket alacaklılarına göre sınırlandırılmamış olan şirketlerdir. Şirketin kurulması için ortakların yazılı ve noter tarafından onaylanmış bir şirket sözleşmesi hazırlamış olması gerekir. Şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.
    Ortaklar arasındaki ilişki : Ortaklardan her biri ayrı ayrı şirketi idare yetkisine sahiptir. Ancak şirket sözleşmesinde bu hak ortaklardan birine veya birkaçına verilebilir. Şirket amacıyla uyuşan işlerde ortaklar tüm yetkiye sahipken, olağan dışı işlemlerde bu işlerin yapılması için ( taşınmazları satmak, almak, teminat göstermek gibi) tüm ortakların ittifakı şarttır.
    Şirketin üçüncü kişilerle ilişkisi (Dış ilişki) : Tescil ve ilan edilen sözleşmede aksine hüküm yoksa idare yetkisine sahip olan her ortak, şirketi üçüncü kişilerle olan işlemlerde temsil etme yetkisine sahiptir. Ancak şirket sözleşmesinde birden fazla ortağın imzası şart kılınmışsa, bu şart üçüncü kişilere karşı da geçerlidir. Ortaklar şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün malları ile sorumludur. Şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede şirket sorumludur. Yani kolektif ortaklar, ortaklık alacaklılarına karşı ikinci derece sorumludurlar. Ancak şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmış veya şirket herhangi bir sebeple sona ermişse, ortak aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir.

    60. Komandit şirketlerin ortaklık yapısını açıklayın.
    Komandit şirket yapısı ve tanımı kolektif şirkete benzer. Yalnız burada iki durum vardır. Birinci durum aynı kolektif şirket gibidir ve ortakların sorumlulukları sınırlandırılmamıştır. İkinci durumda ise sorumluluk belli bir sermaye ile sınırlandırılmıştır. Sorumluluğu sınırlı olmayan ortaklara komandite, sınırlı olanlara ise komanditer ortak denir. Komandite ortakların gerçek kişi olmaları şarttır. (komanditer ortak tanımı 2001 sınav sorusu)

    61. Anonim şirketin tanımını yaparak özelliklerini sayın.
    (2003-2004-2006 sınav sorusu)
    Anonim şirket, bir unvana sahip, esas sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız mal varlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Ortakların sorumluluğu, taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır. Özellikleri :
    - Şirketin amaç ve konusu ekonomik olmalıdır,
    - Sermayesi muayyen ve en aşağı kanunda belirtilen miktarda olmalıdır.
    - Şirketin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu, şirketin malvarlığı ile sınırlandırılmıştır. Ortaklar da şirkete koydukları sermaye payı oranında sorumludurlar.


















  7. #7
    Üyelik tarihi
    Şubat.2010
    Mesajlar
    117

    Ynt: 2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

    62. Anonim şirketin kuruluşunu ve kuruluş safhalarını anlatın.
    Kuruluşu : Anonim şirketin kuruluşu ani veya tedrici olur.
    Ani kuruluş şirket paylarının kurucular tarafından tamamen taahhüt edilmesiyle olurken, tedrici kuruluş bir kısım payların kurucular tarafından taahhüt olunması ve geri kalan kısmı için de halka müracaat edilmesi suretiyle olur. Bir anonim şirketin kurulması için şirkette pay sahibi en az beş kurucunun bulunması gerekir.
    Kuruluş aşamaları :
    1. Ana sözleşmenin hazırlanması ve notere tasdik ettirilmesi: Ana sözleşme hazırlanırken şu hususlara dikkat edilmesi gerekir.
    - Ana sözleşmede kurucuların ad ve soyadları, adresleri, uyrukları gösterilir.
    - Ana sözleşmede belirtilen ticaret unvanı konu gösterecek şekilde ve Türkçe olarak tespit edilmelidir.
    - Ana sözleşmede şirketin merkez adresi belirtilir.
    - Ana sözleşmede şirketin faaliyet göstermek istediği konu yazılmalıdır.
    - Ana sözleşmede şirket sermayesinin tespit edilmiş olması gerekir.
    2. Sanayi ve ticaret bakanlığına başvurularak izin alınması : İzin için başvuru bir dilekçe ile şirket merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicil müdürlüklerine yapılır.
    3. Kuruluşun ticaret siciline tescili ve ilanı : Kuruluşuna bakanlıkça izin verilen şirket, izin tarihinden itibaren 15 gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yerin ticaret sicil memurluğuna tescil ettirilir. Tescille şirket tüzel kişilik kazanmış olur. Tescil ticaret sicil gazetesinde ilan edilir.
    63. Anonim şirketin organları nelerdir, açıklayın.
    Anonim şirketin organları yönetim kurulu, genel kurul ve denetçilerden oluşur.
    Yönetim kurulu : Yönetim kurulu, anonim şirketin yürütme ve temsil organıdır. Yönetim kurulu en az üç üyeden kurulu bir organdır. Bu üyeler ya şirket ana sözleşmesinde belirlenmiştir ya da genel kurul tarafından seçilmişlerdir. Yönetim kurulu, pay sahibi üye ortaklardan oluşur. Ancak pay sahibi olmayan kişiler üye seçildikleri takdirde, bunlar pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe başlayabilirler. Pay sahibi olan tüzel kişiler ancak temsilcisi olan gerçek kişiler tarafından yönetim kurulunda temsil edilebilirler. Yönetim kurulu üyelerinin ad ve soyadları, ikametgahları ve tabiyetleri ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Yönetim kurulu üyeleri şirket namına yapmış oldukları sözleşme ve işlemlerden dolayı şahsen sorumlu olamazlar. Ancak aşağıda belirtilen hallerde müteselsilen sorumlu olurlar.
    - Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından yapılan ödemelerin doğru olmaması,
    - Dağıtılan ve ödenen kar paylarının gerçek olmaması,
    - Kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya intizamsız tutulması,
    - Genel kuruldan çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi,
    - Kanunun veya sözleşmenin kendilerine yüklediği sair görevlerin kasten veya ihmal ile yerine getirilmemesi.
    Sorumluluk davasında asıl dava hakkına sahip olan şirkettir. Genel kurul, yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılmasına karar verirse veya dava açılmasına karar verilip de esas sermayenin en az onda birini temsil eden pay sahipleri dava açılması yönünde oy kullanırlarsa, şirket bu karar veya talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur. Bundan başka ortaklar ve alacaklılar da dava açma hakkına sahiptirler. Ancak hükmolunacak tazminat şirkete verilir. Davalarda yönetim kurulunu sorumluluktan kurtarmak için ortakların genel kurulda yıllık faaliyet raporunu ve bilançoyu tasdik etmesi ve ibra kararı vererek aklaması gerekir. Bu ibra kararı şirketin dava hakkını ortadan kaldırır fakat buna karşılık ortakların dava hakkını etkilemez.
    Denetçiler (Murakıplar) Anonim şirketlerde beşten fazla olmamak üzere bir veya daha çok denetçi bulunabilir. Birden fazla denetçi varsa bir heyet kurulur. Denetçiler pay sahibi olan veya olmayanlar arasından ilk defa bir yıl için sonradan seçildiğinde ise en çok üç yıl için genel kurul tarafından seçilir. Denetçi şirketin iş ve işlemlerini denetlerler.
    Genel kurul (İdare Meclisi ) : Genel kurul karar organıdır. Anonim şirkete ilişkin önemli kararlarda pay sahipleri genel kurul halinde toplanıp karar verirler. Örneğin yönetim kurulu ve denetçilerin seçimi, ibra edilmeleri, azledilmeleri , bilançoların tasdiki gibi kararlar genel kurulda verilir. Genel kurullar olağan ve olağanüstü hallerde toplanır. Olağan toplantı her hesap devresi sonundan itibaren üç ay içinde ve en az yılda bir defa yapılmalıdır. Olağan toplantıya çağrı yetkisi yönetim kurulundadır. Olağanüstü toplantı zaruri ve mustacel sebeplerin varlığı halinde yönetim kurulunun çağrısıyla yapılır. Ana sözleşmede aksine hüküm yoksa genel kurul ortaklık merkezinin bulunduğu yerde toplanır. Her hisse senedi sahibine bir oy hakkı verildiğinden her hisse sahibi genel kurula katılmaya yetkilidir. Ortak bizzat katılabileceği gibi pay sahibi olan veya olmayan bir temsilci de gönderebilir.
    Şirket ana sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça şirket sermayesinin en az dörtte birini temsil eden pay sahiplerinin toplantıda hazır bulunmalıdır. Bunun yanında şirketin tabiiyetini değiştirmek veya pay sahiplerinin taahhütlerini arttırmak hususundaki kararlar için bütün pay sahiplerinin oy birliği gerekir. Şirketin konusunun veya nevinin değiştirilmesine ilişkin genel kurul toplantılarında şirket sermayesinin en az üçte ikisine sahip pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması gerekir. Üçte ikilik çoğunluk ilk toplantıda sağlanamazsa, ikinci toplantıda ½ çoğunluk yeterli olur.
    Yukarda yazılan haller dışında kalan ana sözleşme değişiklikleri (sermaye artırımı gibi ) için yapılacak genel kurul toplantılarında şirket sermayesinin en az yarısına malik sahip olan pay sahiplerinin hazır bulunması gerekir. İlk toplantıda bu çoğunluk sağlanamazsa ikinci toplantıda sermayenin en az üçte birinin hazır bulunması yeterlidir.
    Genel kurul tarafından verilen kararlar, toplantıda hazır bulunmayan veya karşı oy kullanan pay sahipleri hakkında da geçerlidir. Kanun hükümlerine, şirket ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı kararların iptali için dava açılabilir. Davayı pay sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler açabilir. Pay sahiplerinden genel kurul toplantısına katılmayan pay sahipleri aşağıdaki hallerde iptal davası açabilirler :
    - Toplantıya davet, usulüne göre yapılmamış veya gündem gereği gibi ilan ve tebliğ edilmemişse,
    - Genel kurul toplantısına katılma yetkisi bulunmayan kimseler karara iştigal etmişse,
    - Genel kurul toplantısına haksız olarak alınmamışsa.

    64. Limited şirketi ve organlarını anlatın.
    Limited şirket iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortakların sorumluluğu koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı ve esas sermayesi muayyen olan şirkettir. Genel olarak anonim şirkete ilişkin hükümler, limited şirkete de uygulanır. Fakat bu şirketlerde ortak sayısı a.ş den farklı olarak elliyi aşamayacağı gibi , en az ortak sayısı da ikidir. Bundan başka, ortaklar tarafından konulan sermaye için, hisse senedi çıkarılamaz.
    Limited şirkette ortakların koyacakları sermaye birbirinden farklı olabilir. Aksi kararlaştırılmamışsa ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile yetkilidir. A.Ş?deki genel kurul toplantılarına ait hükümler ortak sayısı yirmiden fazla olan limited şirket genel kurul toplantıları içinde uygulanır. Ortak sayısı yirmi veya daha az olan şirketlerde ise kararlar ortakların yazılı oylarıyla verilir. Her iki halde de karar için ödenmiş sermayenin yarısından fazlasını temsil eden oyların lehte oy vermiş olması gerekir.
    Her ortak koymayı taahhüt ettiği sermaye oranında şirkette pay sahibidir. Burada a.ş den farklı olarak her ortağın bir tek payı vardır. Ortakların sorumluluğu, taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlandırılmıştır.

    65. Ticari senetler (Kambiyo senetleri) nelerdir. Ticari senetlerin ortak yönleri nelerdir ? (2002 sınav sorusu
    Ticari senetler poliçe, bono ve çekten oluşur. Ticari senetlerin ortak özellikleri şunlardır :
    - Kanunen emre yazılı senetlerdir,
    - İbraz senetlerdir, yani ibraz ve teslim edilmedikçe ödeme yapılmaz,
    - Şekle bağlıdırlar,
    - Müteselsil sorumluluk esası geçerlidir
    - Sebepten soyutturlar,
    - Beyan ve imzaların bağımsızlığı söz konusudur,
    - Uluslar arası nitelik taşırlar.

    66. Poliçe nedir, poliçede kabul ve vadeyi anlatın.
    (2002-2005 SS)
    Poliçe keşideci, muhatap ve lehdardan oluşan üçlü bir ilişkidir.
    Poliçede poliçe kelimesi, belli bir miktarın ödenmesi hakkında kayıtsız şartsız havale, muhatabın adı soyadı, vade, ödenecek kişinin adı ve soyadı, ödeme yeri, keşide tarihi ve yeri ile imzası yer alır.
    Keşideci : Poliçeyi düzenleyen
    Muhatap : Poliçeyi ödeyecek olan
    Lehtar : Poliçe kendisine ödenecek olan kimse.
    Burada keşideci ile muhatap arasındaki ilişki karşılık ilişkisi, keşideci ile lehdar arasındaki ilişki ise bedel ilişkisidir.
    Poliçede bulunması gereken zorunlu unsurlar şunlardır :
    - Poliçe kelimesi
    - Belli bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız şartsız havale
    - Lehdarın adı ve soyadı
    - Keşide (düzenleme) tarihi
    - Keşidecinin imzası.
    Poliçede kabul : Muhatap ancak poliçeyi kabul ederse poliçenin borçlusu haline gelir. Kabul beyanı poliçe üzerine yazılır ve kabul edilmiştir tabiriyle imza edilir.
    Poliçede vade : Vade poliçenin ihtiyari unsurudur. Vade gösterilmemişse poliçe bedeli ibraz edildiğinde ödenir. Bir poliçe dört şekilde ödenmek üzere keşide olunabilir :
    1. Görüldüğünde
    2. Görüldükten muayyen bir süre sonra
    3. Keşide gününden muayyen bir süre sonra
    4. Muayyen bir günde
    Poliçenin devri : Poliçe, ciro ve teslim yoluyla devrolunabilir.

    67. Çek nedir, çekteki tarafları açıklayın.(2006 SS)
    Poliçe bir kredi aracı olduğu halde çek bir ödeme aracıdır. Bu nedenle çekin muhatap tarafından kabulü söz konusu olmaz. Çek de poliçe gibi çifte yetki veren bir havaledir. Çekte de üç taraf vardır. Keşideci, muhatap ve lehdar. Çek bir ödeme aracı olduğu için derhal ödenmesi gerekir. Çekte vade yoktur.

    68. Bono nedir, bonodoki tarafları açıklayın.
    Bono bir ödeme vaadidir. Bonoda üç kişi yerine iki kişi vardır. Keşideci ve lehdar. Bono, poliçe gibi bir kredi aracıdır. Keşideci borcunu ilerideki bir tarihte ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu nedenle poliçede vadeye ilişkin hükümler bonolar hakkında da uygulanır. Bono da poliçe gibi damga vergisine tabidir.














    K A M U H U K U K U

    69. İdari yargı yerleri nelerdir , açıklayın
    İdari yargı yerleri Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve yargı mahkemeleri, askeri ve yüksek idare mahkemesi ve sayıştaydan oluşur.
    Danıştay : Danıştayın ilk görevi temyiz yeri olmasıdır. İlk derece idare ve vergi mahkemelerince verilmiş kararların itiraz yeri danıştaydır. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak açılan iptal ve f davalarını karara bağlar. İdari yargı yerleri arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümler ve içtihadı birleştirme kararları verir.
    Bölge idare mahkemeleri : İdare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafından verilen kararları itiraz üzerine inceleyip hükme bağlar. Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan uyuşmazlıkları karara bağlar.
    İdare ve vergi mahkemeleri : İdare mahkemeleri vergi mahkemelerinin görevlerine giren davalarla ilk derecede danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal ve yargı davalarını çözümler. Vergi mahkemeleri genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi resim ve harçlarla ilgili davaları çözümler.
    Askeri yüksek idare mahkemesi : Askeri kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümlendiği mahkemelerdir.
    Sayıştay : Sayıştay sayman hesaplarını yargılayan bir mahkemedir. Sayıştayın kesin hükümleri hakkında idari yargı yoluna başvurulamaz.

    70. İdari yargıda dava türleri nelerdir ?(2007 SS)
    İdari yargıdaki dava türleri iptal davası ve tam yargı davasıdır.
    İptal davası : İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan davalardır. İptal davasının özellikleri şunlardır:
    - İptal davası ancak hukuka aykırılık durumunda açılabilir,
    - İptal davasının açılabilmesi için davacının menfaatinin ihlal edilmesi yeterlidir. Hakkın ihlali gerekmez.
    - İdarenin ancak yürütülmesi gerekli ve tek yanlı işlemleri iptal davasına konu olabilir.
    - İptal davası ile sadece işlemin iptali sağlanır.
    - Dava sonucu verilen iptal kararından sadece davalı değil bu işlemle ilgili olanlarda yararlanır.
    İptal davasının ön koşulları şunlardır :
    - İptal davası görevli yargı yerinde açılmış olmalıdır
    - Uyuşmazlık konu bakımından dava edilebilecek bir nitelik taşımalıdır
    - Davacının menfaati ihlal edilmiş olmalıdır
    - Ortada bir davalı olmalıdır. İptal davalarında davalı daima idaredir.
    - Dava açma süresine uyulmuş olmalıdır. Dava açma süresi Danıştay ve idare mahkemelerinde 60, vergi mahkemelerinde 30 gündür.
    - Dava yasanın öngördüğü biçim kurallarına uygun olarak açılmalıdır.
    İptal nedenleri :
    - Yetki yönünden hukuka aykırılık
    - Şekil yönünden hukuka aykırılık
    - Sebep yönünden hukuka aykırılık
    - Konu yönünden hukuka aykırılık
    - Maksat yönünden hukuka aykırılık
    İptal davasının sonuçları :İptal kararları geçmişe etkilidir. İptal kararları, iptal konusu olan işlemin yapıldığı ilk tarihe kadar geriye yürür. Yani iptal edilen işlem yapılmamış sayılır ve eski durum kendiliğinden geri gelir.





  8. #8
    Üyelik tarihi
    Şubat.2010
    Mesajlar
    117

    Ynt: 2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

    Tam yargı davası : İdari işlemler nedeniyle hakları ihlal edilenler doğrudan doğruya yada iptal davasından sonra haklarının iadesi konusunda mahkemelerde açacakları davalardır. (Tam yargı davası tanımı 2001 sınav sorusu)
    - İptal davasına sadece idari işlemler konu olurken, tam yargı davasına idari işlemler, eylemler ve sözleşmeler konu olur.
    - İptal davasında işlemin iptali istendiği halde, tam yargı davasında davacıya bir hakkın yerine getirilmesi, saldırının durdurulması, uğranılan zararın tazmini istenir,
    - İptal davasının doğurduğu sonuçtan taraflar dışında ilgili diğer kişilerde yararlandığı halde, tam yargı davasında sonuçtan sadece davanın tarafları yararlanır.

    İ C R A H U K U K U

    71. İlamsız icra ve ilamlı icra kavramlarını açıklayın.
    İlamsız icra : Sadece para ve teminat alacakları için söz konusu olur. Alacaklı, konusu para olan alacağı için , bu alacağa ilişkin bir mahkeme ilamı almasına gerek olmaksızın doğrudan icra dairesine başvurarak ilamsız icra yoluyla takipte bulunabilir. Alacaklının elinde bir mahkeme ilamı bulunmasına gerek olmadığı gibi, alacağın bir senede bağlı olması da gerekmez. Böyle bir takibin başarılı olabilmesi için, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi gerekir. Borçlu ödeme emrine itiraz ederse, alacaklının mahkemede dava açması gerekir.
    (sınavlarda hep ilamsız icra sorulmuş 2002-2003-2007 SS)
    İlamlı icra : İlamlı icrada, alacaklının elinde borçlusuna karşı almış olduğu bir mahkeme ilamı vardır. Alacaklı bu ilamı icraya koyarak, borçlusu hakkında ilamlı icra takibi yapar. Alacaklının ilamlı icrada bulunabilmesi için elinde mahkemenin ilam saydığı bir belge olması gerekir. İlam niteliğinde sayılan belgeler şunlardır :
    - Mahkeme huzurunda yapılan sulhler
    - Mahkeme huzurunda yapılan kabuller
    - Kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren noter senetleri
    - Temyiz kefaletnameleri
    - İcra dairesindeki kefaletler
    Konusu paradan başka bir şey olan alacakların cebri icra yoluyla takip edilebilmesi için, mahkemeden alacağa ilişkin bir mahkeme ilamı alınması gerekir. Bu tür alacakların ilamsız icra yoluyla takibi mümkün değildir. Buna karşılık para alacakları ilamsız icra yoluyla takip edilebileceği gibi, bir mahkeme hükmüne dayanıyorsa ilamlı icra yoluyla da takip edilebilir.

    72. Genel haciz yolu ve ihtiyatlı hacizi anlatın.
    Genel haciz yolu : Rehinle temin edilmemiş ve bir kambiyo senedine de dayanmayan,bütün ara ve teminat alacakları için başvurulabilin ilamsız icra yoludur. Bunun için alacağın bir senede bağlanması gerekmez. Genel haciz yolunda takip, alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlar. İcra dairesi bunun üzerine borçluya bir ödeme emri gönderir. Ödeme emriyle borçluya borcu ödemesi veya itirazı varsa bunu bildirmesi aksi halde mallarının haczedileceği bildirilir. Borçlu tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebilir. Eğer yedi gün içinde itiraz etmezse aynı süre içinde mal beyanında bulunmalıdır. Süresi içinde mal beyanında da bulunmazsa hapis cezası öngörülür. Haciz gerçekleştiğinde borçlunun malları haczedilir ve satılıp paraya çevrilebilir.
    İhtiyatli haciz : Alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. Alacaklı, borçlunun borcunu zamanında ödeyeceğinden emin değilse, ilk önce borçlunun mallarına ihtiyati haciz koydurur, ondan sonra davasını açar veya ilamsız icra takibini yapar. Alacaklı, açtığı davayı kazanır veya yaptığı ilamsız icra takibi kesinleşirse artık borçlunun mallarını haczettirmek için uğraşmaz. Daha önce ihtiyaten haczedilmiş olan mallar icra dairesince satılır ve satış bedeli ile alacaklının alacağı ödenir. Alacağın vadesi henüz gelmemişse yani alacak muaccel değilse borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulamaz. Ancak alacaklı, borçlunun belli bir ikametgahının bulunmadığı ve borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya hazırlandığını ispat ederse vadesi gelmemiş borç içinde ihtiyati haciz kondurabilir.
    ? İhtiyati haciz sadece para alacakları hakkındaki davalarda söz konusu olduğu halde, ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeyler hakkındaki davalarda alınır.
    ? İhtiyati tedbirde çekişmeli ve bu nedenle dava konusu olan şey hakkında önleyici nitelikte tedbir alınır. İhtiyati hacizde ise alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin gelmediği bir dönemde alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır.

    ? İhtiyati hacizde alacaklı davasında haklı çıkarsa üzerine ihtiyati haciz konulan mal icra dairesi tarafından satılarak bedeli alacaklıya ödenir. İhtiyati tedbirde ise mal aynen davacıya teslim edilir.

    İ Ş H U K U K U

    73. Hizmet akdinin tanımını yapıp türlerini belirtin
    (2003-2004 SS)
    Hizmet akdi, işçi ile işveren arasında yapılan ve işçiyi, ücret karşılığında belli veya belirsiz bir süre için hizmet görmekle, işvereni de bu hizmete karşılık ücret ödemekle yükümlü kılan bir sözleşmedir. Hizmet sözleşmesinde üç unsur vardır : İş görme unsuru, ücret unsuru ve bağımlılık unsuru. Türleri :
    Sürekli ve süreksiz hizmet akitleri : Nitelikleri bakımından en çok 30 iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere ise sürekli iş denir.
    Belirli ve belirsiz süreli hizmet akitleri : Taraflarca akdin belirli süreli olduğu kararlaştırılmışsa veya yapılan işten akdin belirli süreli olduğu anlaşılıyorsa belirli süreli hizmet akdi, aksi halde belirsiz süreli hizmet akdi söz konusu olur.
    Deneme süreli hizmet akitleri : Sözleşmede bir deneme süresi kararlaştırılmış olan sözleşmelerdir.
    Takım sözleşmesi ilen oluşan hizmet akitleri Birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu işçilerden birinin takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı sözleşmelerdir.
    Kısmı ve tam süreli hizmet akitleri : İşçinin normal haftalık çalışma süresinin tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi sürelidir.

    73. İş sözleşmesinin yazılı düzenlenmesini ve çeşitlerine göre iş sözleşmesinin yazılı şekil şartlarını belirtin. (2008 SS)
    İş sözleşmesinin geçerli olması için her şeyden önce tarafların sözleşme yapma ehliyetine sahip olması ve kanunda belirtilen hükümlere uyulması gerekir. Bazı sözleşmelerde yazılı şekil zorunluluğu getirilmiş olup aksi halde sözleşmenin geçersizliği söz konusu olur. Aksi belirtilmedikçe iş sözleşmeleri herhangi bir şekle tabi değildir. Ancak yazılı sözleşme olmayan durumlarda işveren işçiye en geç iki ay içinde çalışma koşullarını içeren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Yazılı olarak yapılması zorunlu olan sözleşmeler şunlardır :
    - Belirli süresi 1 yıl ve üzeri olan iş sözleşmeleri
    - Çağrı üzerine çalışmayı ön gören iş sözleşmeleri
    - Takım sözleşmeleri
    - Çıraklık sözleşmeleri
    - Gemi adamı ile yapılacak sözleşmeleri
    - Gazeteciyle yapılacak sözleşmeler
    - Toplu iş sözleşmeleri










    74. Hizmet akdinden doğan işçi ve işverenin borçları nelerdir
    (2002-2004-2006 sınav sorusu)
    İşçinin borçları :
    İş görme borcu : işçi kural olarak üstlendiği işi bizzat yapmak zorundadır.
    İşverenin talimatına uyma borcu : Bağlılık unsuru gereği işçi üstlendiği işi işverenin emir ve talimatlarına uygun şekilde yerine getirmekle yükümlüdür.
    Sadakat borcu : İşçi işverenin işi veya işyeriyle ilgili menfaatlerini korumak ve bunlara zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorundadır.
    İşverenin borçları :
    Ücret ödeme borcu : İşverenin hizmet sözleşmesinden doğan ana borcu ücret ödeme borcudur.
    İşçiyi koruma borcu : İşveren işçinin sağlığı ve işin güvenliği ile ilgili önlemleri almakla yükümlüdür.
    Eşit işlem yapma borcu : İşveren işyerinde çalışan işçilere eşit davranmak ve aynı değerdeki işlerde çalışan işçilere eşit çalışma koşulları uygulamakla yükümlüdür.

    75. Bildirimli fesih süreleri (ihbar önelleri) nelerdir ?
    (2007 SS)
    Bildirimli fesih belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesinden sonra belirli bir sürenin geçmesiyle sona ermesidir.
    ? İşi 6 aydan az sürmüş işçi için bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak 2 hafta sonra,
    ? İşi 6 aydan 1,5 yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak 4 hafta sonra,
    ? İşi 1,5 yıldan 3 yıla kadar sürmüş olan işçi için bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak 6 hafta sonra.
    ? İşi 3 yıldan fazla sürmüş olan işçi için bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak 8 hafta sonra,.
    İşveren işçinin ihbar sürelerine ilişkin ücretini peşin ödeyerek işçiyi derhal işten çıkartabilir. İhbar tazminatında gelir ve damga vergisi ödenir.
    Bildirim süreleri içinde tarafların durumunda bir değişiklik meydana gelmez. Taraflar hizmet sözleşmesinden doğan hak ve borçlarını aynen yerine getirirler. Bildirim süreleri için işveren işçiye yeni bir iş bulması için ücret kesintisi yapmadan günde en az iki saat izin vermek zorundadır. İşçi isterse bu saatleri birleştirerek de kullanabilir.

    76. İşçinin ve işverenin sözleşmeyi haklı nedenle feshetme nedenlerini sayın.
    İşçinin fesih nedenleri :
    Sağlık sebepleri : İş işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa
    Ahlak ve iyi niyet kurallarına uyulmaması : İşçinin işveren tarafından yanıltılması, işveren in işçinin veya ailesinin üyelerinden birine şeref ve namusuna dokunacak şekilde söz ve davranışlarda bulunması.,3.kişilerin işçiye cinsel tacizde bulunması ve işverenin buna müdahale etmemesi
    Zorlayıcı sebepler : İşyerinde 1haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması.
    İşverenin fesih nedenleri :
    Sağlık sebepleri : İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından, içkiye düşkünlüğünden doğacak hastalık ve sakatlık nedeniyle 3 gün üst üste veya 1ay içinde 5kere işe gelmemesi, işçinin hastalığının tedavi edilemeyecek olması, işyerinde çalışması sağlık kurumunca sakıncalı olması.
    Ahlak ve iyi niyet kurallarına uyulmaması : İşçi için yazılanlara işverene uyarlayabiliriz. Ek olarak işçinin 7gün hapis cezası alması, işçinin ard arda 2 gün, yada 1 ayda 2 gün devamsızlık yapma, görevlerini hatırlatıldığı halde yapmama.
    Zorlayıcı sebepler : İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.



    77. Kıdem Tazminatının koşulları nelerdir ?
    Kanunda belirtilen asgari bir çalışma süresini dolduran işçinin hizmet sözleşmesinin kanunda sayılan nedenlerden biriyle son bulması halinde işveren tarafından işçiye yada mirasçılarına ödenen paradır. (Tanımı 2003 sınav sorusu)
    - En az 1 yıl çalışmış olmak,
    - İşveren tarafından hizmet akdinin iş kanununda belirtilen sebepler dışında (ahlak ve iyi niyet kurallarına uymamak gibi) feshedilmesi
    - İşçi tarafından iş kanunu mad.16 uyarınca feshi
    - Askerlik
    - Yaşlılık, emeklilik veya maluluk aylığı almak amacıyla fesih.
    - Kadın işçi evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde işten ayrılırsa kıdeme hak kazanır.
    Kıdeme hak kazanan işçiye işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresinde her geçen tam yıl için otuz günlük ücret tutarında kıdem tazminatı verilir. Hesap işçinin son aldığı brüt ücret üzerinden yapılır.

    78. Toplu işten çıkarmanın hükümleri nelerdir ?
    İşveren ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri nedenlerle toplu işçi çıkarmak istediğinde en az 30 gün önceden yazı ile işyeri sendika temsilciliklerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve iş kurumuna bildirmelidir.
    20 ile 100 arasında işçi çalıştıranın 10 işçi
    101 ile 300 arasında işçi çalıştıranın %10 oranında işçi
    301 ve daha fazla işçi çalıştıranda 30 işçinin bir aylık süre içinde işten çıkartılması toplu işçi çıkartma sayılır.

    79. Fazla çalışma süresi/ücreti hakkında bilgi verin.
    Ülkenin genel yararları, üretimin arttırılması ve işin niteliği gereği fazla çalışma yaptırılabilir. Haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla çalışmadır. Fazla çalışma ücreti normal ücretin %50 oranında arttırılmasıyla bulunur. Fazla sürelerle çalışma ise ortalama haftalık çalışma süresiyle 45 saat arasında kalan kısımdır. Bunun ücreti bir saat için ödenen ücretin %25 arttırılmasıyla bulunur. İşçi eğer isterse bu fazla çalışmalarını ücretlendirmek yerine serbest zaman olarak da kullanabilir.
    1 yılda fazla çalışma süresi en fazla 270 saat olmalıdır.


    80. Yıllık izin süreleri ve yıllık izin bakımından çalışılmış gibi sayılan halleri yazın.
    Deneme süresi dahil olmak üzere en az 1 yıl çalışan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Çalışma süresi 1-5 yıl arasında olana 14 gün,
    5-15 yıl arasında olana 20 gün, 15 yıldan fazla olana 26 gün izin verilir. 18 yaşından küçükler ve 50 yaşından büyüklerde izin
    20 günden az olamaz. İzin tarafların anlaşmasıyla en fazla üçe bölünerek kullanılabilir. İşçi izninde başka bir işte ücret karşılığında çalışamaz, sona eren sözleşmelerde hak edilen izinler ücret olarak ödeninr,
    Çalışılmış gibi sayılan haller şunlardır :
    - İşçinin kaza ve hastalıktan dolayı işe gelemediği durumlar
    - Doğumdan önce ve sonra çalışılmayan günler
    - Hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri
    - Ölüm ve evlenmede üçer gün izin














    81. Çalışma süreleri hakkında bilgi verin.
    ? Genel olarak haftalık çalışma en çok 45 saattir. Günlük çalışma saati en fazla 11 saattir. Günde 7,5 saat ve aşağı çalışılması gereken işler ÇSGB ve sağlık bakanlığı tarafından düzenlenir.
    Günlük çalışmada ara dinlenme saatleri şöyledir :
    - 4 saat ve kısa süreli işlerde 15 dak.
    - 4 saat ve 7,5 saat süren işlerde 30 dak.
    - 7,5 saatten fazla süren işlerde 60 dak.
    ? Telafi çalışması zorunlu nedenle işin durması veya tatil edilmesi nedeniyle yapılır. Telafi çalışması günde en fazla 3 saat yapılır. Tatil günlerinde telafi çalışması yapılamaz.
    ? Gece çalışması gece en geç 8 de başlayarak en erken saat 6 ya kadar geçen ve en fazla 11 saat süren çalışmadır. Gece çalışanlar en geç 2 yılda bir sağlık kontrolünden geçmek zorundadırlar.
    18 yaşından küçüklerin gece çalıştırılması yasaktır.
    ? 15 yaşını aşan çocuklar günde en fazla 8 haftada en fazla 40 saat çalıştırılabilirler. 15 yaşından küçükler ise hafif işlerde günde en fazla 7, haftada en fazla 35 saat çalıştırılabilirler.
    ? Doğum izinleri normal gebeliklerde doğumdan önce ve sonra olmak üzere 8şer haftadır. Çoğul gebeliklerde izin süresi doğumdan önce ve sonra 9 ar haftadır. Kadın işçi isterse doktor onayıyla doğuma 3 hafta kalana kadar çalışıp çalıştığı günlerin iznini doğumdan sonra kullanabilir. Bu izinler dışında doğum yapan kadına isterse 6 ay da ücretsiz izin verilir. Doğum yapan kadına çocuğu 1 yaşına gelene kadar günde 1,5 saat süt izni verilir.

    SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU

    82. SGK Bakımından sigortalı sayılanlar kimlerdir
    (2003-2005 SS)
    Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılır.
    - Hizmet akdiyle çalışanlar
    - Koruma bekçileri
    - Sanatçılar
    - Genelev kadınları
    - Ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli çalışanlar

    82. Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar SSK ya göre sigortalı sayılanları sayın. (2008 SS)
    - Kolektif şirket ortakları
    - Adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortağı
    - Limited şirketlerin ortakları
    - Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları
    - Donatma iştiraklari ortakları
    - A.Ş?lerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları sigortalı sayılırlar.

    83. Sosyal sigorta türleri nelerdir , açıklayın.(2005 SS)
    Sosyal sigorta türleri,
    1. iş kazaları ile meslek hastalık sigortası,
    2. hastalık sigortası, analık sigortası,
    3. malullük sigortası,
    4. yaşlılık sigortası
    5. ölüm sigortasından oluşur.

    Sosyal sigorta sistemini oluşturan kurumları sayın.(2005 SS)
    Emekli sandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Bağ-Kur









    84. İş kazası sayılacak olaylar ve iş kazası sonrası sağlanan yardımlar nelerdir
    İş kazası sayılacak olaylar şunlardır :
    - Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada
    - İşveren tarafından verilen bir işin yapımı sırasında
    - İşverenin başka bir yere gönderdiği sırada
    - Emzikli kadınların çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanda
    - İşverenin sağladığı araçla işin yapıldığı yere topluca götürülüp getirilmesi sırasında uğranılan kazalar iş kazasıdır.
    İş kazası sonra sağlanan yardımlar şunlardır :
    - Sağlık yardımı
    - Geçici iş göremezlik süresince ödenek verilmesi
    - Sürekli iş göremezlik süresinde ödenek verilmesi (kazanma gücünün %10 unun kaybedilmesi halinde sürekli işgöremezlik hakkı doğar. Sürekli ve tam iş görememezlikte yıllık kazancın %70 i verilir, eğer kişi başkasının bakımına muhtaçsa gelir %50 oranında arttırılır.
    - Protez ve gereç sağlanması, takılması
    - Yurtdışı tedavi giderleri
    - Sigortalının ölümünde cenaze masraflarının karşılanması, hak sahiplerine gelir bağlanması. ( Ölen sigortalının kazancının%70 inin %50 si dul eşine, geliri olmayan dul eşine %75 i, çocuklara %25 i oranında gelir bağlanır)
    ? İş kazaları yetkili zabıtaya derhal, kuruma en geç kazadan sonra 2 gün içinde bildirilmelidir.
    85. Hastalık sigortası ve sağlanan yardımlar nelerdir ?
    Hastalık sigortası durumunda sağlanan yardımlar şunlardır :
    - Sağlık yardımı
    - Protez araç ve gereçlerin sağlanması (%80 i karşılanır)
    - Geçici iş göremezlik ödeneği bağlanır
    - Yurtdışı tedavisi için 300 gün hastalık sigortası primi verilir.
    Sigortalının çocuklarının sağlık yardımından yararlanabilmeleri için çocuk 18 yaşını doldurmamış , yükseköğretimdekinin 25 yaşını doldurmamış olması gerekir. Hastalık sigortasından sigortalının eşi, ana ve babası da yararlanabilir. Bu yardımlardan yararlanabilmek için sigortalının 90 gün prim ödemiş olması gerekir.
    86. Analık sigortası ve sağlanan yardımlar nelerdir ?(2007 SS)
    Analık sigortası, sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısının gebeliği ve doğum yapması nedeniyle ona sağlık yardımı yapılmasını ve bu yüzden uğranılan gelir kayıplarının karşılanmasını amaçlar. Bu yardımdan yararlanabilmek için doğumdan önceki bir yıl içinde en az
    90 gün analık sigortası primi ödemiş olması gerekir. Sigortalı erkeğin sigortalı olmayan karısına analık sigortası yardımından yararlandırması için doğumdan önceki bir yıl içinde 120 gün analık sigortası primi ödemesi gerekir. Sağlanan yardımlar sağlık yardımları, emzirme yardımları, doğumdan önce ve sonra ödenek verilmesi şeklindedir.

    87. Malullük aylığı ve sağlanan yardımlar nelerdir ?
    Malullük, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybedilmesi demektir. Malullük sigortasından sağlanan yardım, malullük aylığı bağlanmasıdır. Aşağıda sayılan kimseler malül sayılır :
    - Çalışma gücünün en az üçte ikisini kaybedenler
    - İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60 ını kaybedenler,
    - Çalışma gücünün üçte ikisini yitirmemesine rağmen sağlık kurullarınca verilen raporla çalışabilir durumda olmadığı belirtilenler.
    Malullük aylığı alabilmek için malül olmanın yanı sıra toplam olarak 1.800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malulük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödemiş olması gerekir.
    Malulük aylığı hesaplanırken yıllık kazancın %60 ının 1/12 si oranında aylık bağlanır. Başkasının bakımına muhtaç kişi için bu oran % 70 e çıkartılır. Malul aylığı alırken çalışmaya başlayanların aylığı kesilir.

  9. #9
    Üyelik tarihi
    Şubat.2010
    Mesajlar
    117

    Ynt: 2010 Aralık Hukuk Soru Cevap

    88. Yaşlılık sigortası ve sağlanan yardımlar nelerdir ?
    Yaşlılık sigortası; yaşın ilerlemiş olması nedeniyle çalışma gücünün azalmasından veya kaybedilmesinden dolayı emeklilik gereği duyan sigortalıya, ömrünün geri kalan kısmı için gelir sağlamaktır. Yaşlılık aylığında kişiye toplu ödeme yapılır ve yaşlılık aylığı bağlanır. Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için ;
    - Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olmak ve en az 7000 gün prim ödemiş olmak yada aynı yaşlarda 25 yıldan beri sigortalı olup 4500 gün prim ödemiş olmak gerekir.

    89. Ölüm sigortası ve sağlanan yardımlar nelerdir ?
    Ölüm sigortası, sigortalının ölümü halinde geride kalanların güvence altına almayı amaçlar. Ancak ölümün iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan bir nedenden dolayı olması gerekir. Ölüm halinde ölen sigortalının eşine, çocuklarına, ana ve babasına aylık bağlanır, toptan ödeme yapılır ve ölen sigortalının cenaze masrafları karşılanır. Ölüm sigortasından yararlanabilmek için toplam 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı olup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama 180 gün prim ödemiş olmak gerekir.

    90. SGK da prim oranları nelerdir ?
    ? İş kazası ve meslek hastalığı : Tehlike dercesine göre değişir. % 1,5 ile %7 arasındadır
    ? Hastalık sigortası : % 11 ( %6 işveren, % 5 işçi öder), çıraklarda ise % 4 tür ( %2 işveren, % 2 işçi öder)
    ? Analık sigortası % 1 dir. İşveren öder
    ? Malulük, yaşlılık, ölüm sigortası % 20 (%11 işveren, %9 işçi)
    Maden işlerinde % 22 (%13 işveren %9 işçi)

    91. İşyerinin SGK ?ya bildirim süresi ve bildirimin zamanında yapılmaması halinde uygulanacak cezaları yazınız.
    İşveren en geç sigortalı çalıştırmaya başlandığı tarihte SGK ya doğrudan veya 1 gün önce iadeli taahhütlü olarak açılışını bildirmekle yükümlüdür. Bildiri iki nüsha olarak düzenlenir. Zamanında yapılmayan bildirimlerde
    - bilanço esasına göre defter tutanlar 3 aylık asgari ücret
    - diğer defterleri tutanlar 2 aylık asgari ücret
    - defter tutmayanlar 1 aylık asgari ücret tutarında cezalandırılır.
    Bu cezalara 15 gün içinde itiraz edilir yada ödenir.

    92. SGK ya göre defter ve belgelerin saklanma süresi nedir?
    SGK ya göre defter ve belgeler 5 yıl süreyle saklanır. İbrazı istendiğinde 15 gün içinde ibraz edilmelidir. Aksi halde bilanço esasına göre defter tutanlar aylık asgari ücretin 12 katı, diğer defterleri tutanlar 6 katı, defter tutmayanlar ise 3 katı oranında cezaya çarptırılır.

    93. Ticari Mümessil ve Ticari vekil arasındaki benzerlikler farkları açıklayın. (2001-2009 sınav sorusu)
    Benzerlikler :
    - Her ikisi de temsil şeklidir
    - Her ikisi de işletme sahibini temsil etmeye yetkilidirler ve işletme sahibi adına hareket ederler ve işletme sahibi tarafından yetkilendirilmişlerdir.
    - Her ikisinin de yapacağı iş ve işlemlerden işletme sahibinin sorumlu olması için mümessil ve vekilin bu iş ve işlemler için yetkilendirilmiş olması gerekir.
    Farklılıklar :
    - Ticari mümessilin temsil alanı vekile göre daha geniştir
    - Ticari mümessil işletme sahibi tarafından sicil gazetesinde ilan edilir, ticari vekilde ilan zorunluluğu yoktur
    - Ticari mümessilin gayrimenkullerin devri konusunda, ticari vekillerin ise kambiyo taahhüdünde bulunma, borç alma gibi konularda işletme sahibi tarafından açıkça yetkilendirilmesi gerekir.
    - Aksi kararlaştırılmadıkça ticari vekillerin işletme içinde gündelik iş ve işlemlerin yapılmasında mutlaka yazılı olarak yetkilendirilmesi gerekmezken, ticari mümessillerin bu işleri yapabilmeleri için yazılı olarak görevlendirilmesi gerekir.

    94. Aşağıdaki kavramları tanımlayın.(sınav sorusu)

    Karz : Karz bir akittir. Bu akitle ödünç veren bir miktar paranın yahut diğer misli şeyin mülkiyetini ödünç alan kimseye nakil ve bu kimse de buna karşı miktar ve vasıfta aynı şeyleri geri vermekle mükellef olur.
    Iztırar (Zorunluluk) Hali : Bir kimsenin kendisini veya bir başkasını zarar yada bir tehlikeden kurtarmak için üçüncü bir kişinin mallarına zarar vermesi halidir.
    Ariyet : Kullandırma amacı güden sözleşmelerdir.. Ariyet veren ariyet konusu olan şeyin kullanma hakkını belli bir süre için ariyet alana verir. Ariyet alan bu şeyi belli bir sürenin sonunda ariyet verene aynen geri vermekle yükümlüdür.
    Sükna hakkı (oturma hakkı) : Sahibine bir evde oturmak veya onun bir kısmını işgal etmek yetkisi veren bir haktır. Başkasına devredilemeyen bir haktır.
    Seyyar tüccar memuru : İşletme sahibinin işletme dışındaki işlemlerini izlemek üzere görevlendirilen gezici elemanlardır. Bu memurlar satış bedelini tahsil etmeye, makbuz vermeye yetkilidir.

    95. İdari yargılama usulü kanunu hükümlerine göre vergi yargısında yürütmenin durdurulması müessesesini açıklayın.
    (2008 SS)
    Vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ve benzeri yükümlülüklerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemini durdurur. Ancak davacının gösterdiği adrese tebligat yapılmaması halinde yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. İşlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder.
    96. Danıştayın yargı ile ilgili görevlerini anlatın. (2008 SS)
    Danıştay bir yandan yüksek idare mahkemesi diğer yandan da devletin merkezde bulunan en yüksek danışma ve inceleme organıdır. Yüksek mahkeme olarak vergi ve idare mahkemelerinin kararlarına karşı yapılan temyiz istemlerini ve ilk derece mahkemesi olarak da Danıştay kanununda belirtilen konularda açılan iptal ve tam yargı davalarını karara bağlar, yönetsel yargı yerleri arasındaki görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözümler.
    İlk derece mahkemesi olarak Danıştay görülecek davalar şunlardır:
    - Bakanlar kurulu kararlarına
    - Başbakanlık, bakanlık ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının müşteşarlarıyla ilgili müşterek kararnamelere,
    - Bakanlıkların düzenleyici işlemleri ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapınca uygulanacak düzenleyici işlemlere
    - Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere
    - Danıştay yüksek disiplin kurulu ve bu kurulun görev alanıyla ilgili Danıştay başkanlığı işlemlerine karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarını karara bağlar.
    Temyiz yoluyla danıştayda görülecek davalar :
    İdare mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını ve idare dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları karara bağlar. Ayrıca vergi mahkemelerinde verilen ısrar kararlarını ve vergi dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları inceler ve karara bağlar.





    97. TTK ?ya göre birleşmeyi tanımlayıp şartlarını sayın.
    (2008 SS)
    Birleşme iki veya daha fazla ticaret şirketinin birbiriyle yeni bir ticaret şirketi kurmalarından veya bir yahut daha fazla ticaret şirketinin mevcut diğer bir ticaret şirketine iltihak etmesinden ibarettir. Birleşme ancak aynı tür ticaret şirketleri arasında mümkün olur. Birleşme kabiliyeti bakımından dört tür şirket vardır.
    - Kolektif ve adi komandit şirketler
    - Anonim ve paylı komandit şirketler
    - Limited şirketler
    - Kooperatifler
    Birleşme yeni kuruluş şeklinde ve devralma yoluyla olur.
    Yeni kuruluşta iki veya daha fazla ticaret şirketi birleşerek yeni bir ticaret şirketi kurarlar.
    Devralmada ise ir ticaret şirketi mal varlığını tamamen başka bir ticaret şirketine devreder. Yani iki ticaret şirketi bir tanesinin bünyesinde birleşir.





Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Genel Hukuk Soru-Cevap Çalışma Notları
    Konu Sahibi srn Forum Stajyer Sorunları
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 29.Nisan.2013, 16:29
  2. Aralık Meslek Hukuk Soru Tahminleri
    Konu Sahibi murat826 Forum Stajyer Sorunları
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 22.Kasım.2012, 18:53
  3. 2010 Aralık Vergi Mevzuatı ve Uygulaması Soru Cevap
    Konu Sahibi fc64 Forum Stajyer Sorunları
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 08.Ekim.2010, 08:44
  4. 2010 Aralık Meslek Hukuku Soru Cevap
    Konu Sahibi fc64 Forum Stajyer Sorunları
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 03.Ekim.2010, 20:36
  5. 2010 Aralık Maliyet Muhasebesi Soru Cevap
    Konu Sahibi fc64 Forum Stajyer Sorunları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03.Ekim.2010, 18:58

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36