Vergi borcu için araçlar bağlanmayacak ama insanlar bağlanacak




Maliye Bakanı vergi borcu nedeniyle araçların bağlanmayacağını açıkladı. Diğer taraftan 5766 sayılı kanunla Vergi Usul Kanunu ile Gümrük Kanunu kapsamına giren amme alacakları ile bunlara ait zam ve cezalarını ödeme emrinin tebliğ tarihini takip eden yedi gün içerisinde ödemeyen ya da bu kanun hükümleri uyarınca hakkında bu alacaklar nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınan amme borçlusunun yurtdışına çıkışının alacaklı tahsil dairesinin talebi halinde ilgili makamlarca engelleneceği hüküm altına alındı. Yurtdışı çıkış yasağı 100 bin Yeni Türk Lirası ve üzerinde olan teminat altına alınmamış amme alacağı için uygulanacaktır. Bu kapsamda, yurtdışı çıkış yasağı, hastalık, iş bağlantısı gibi hallerde alacaklı tahsil dairesinin uygun görmesi ve bildirimi üzerine ilgili makamlar tarafından kaldırılacaktır.

Bu madde öncesinde, Anayasa Mahkemesi'nin yurtdışı çıkış yasağı konusunda 18.10.2007 tarihinde verdiği K.2007/81 sayılı iptal kararı ve bu kararın 8.12.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanması sonrasında oluşturulmak zorunda kalan yeni kanuni düzenleme maalesef iptal öncesi düzenlemeden farklı bir durum yaratmamaktadır.

Anayasamız'ın 12. maddesi temel hak ve hürriyetlerin niteliğini belirlemektedir. Bu temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması konusunda 13. maddede, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laâik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz" ifadesi yer almaktadır.

23. madde ise, herkesin yerleşme ve seyahat hürriyetine sahip olduğunu belirtmekte seyahat hürriyetinin suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla kanunla sınırlanabileceğini belirtmektedir. Bu maddeye göre vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.

Burada temel hak ve hürriyetlerden olan seyahat hürriyetinin sınırlanmasında bir kanun metninin olması bu kanun metnindeki düzenlemelerin hukuka uygun olduğu anlamını taşımamaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta getirilecek sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağıdır. Getirilen düzenlemenin bu ölçülere uyduğunu söylemek doğru olmayacaktır.

Burada üzerinde durulması gereken bir başka önemli nokta da yurtdışına çıkma yasağının bir yargı kararı olmadan konulmasıdır. Zira, gönderilen ödeme emrine rağmen yedi gün içerisinde belirtilen rakamı ödemeyen ya da hakkında ihtiyati haciz kararı alınan kişiye alacaklı tahsil dairesinin talebi halinde ilgili makamlarca yurtdışı yasağı getirilmektedir. Bu durumda hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan kişilerin seyahat hürriyetleri hukuka aykırı bir şekilde engellenmektedir. Bir başka ifade ile sadece idarenin borçlu olduğunu ileri sürdüğü bir kişinin seyahat hürriyeti doğrudan engellenebilmektedir. Ayrıca ihtiyati haciz gibi yapısı tartışılmaya son derece müsait bir başka kavram da aynı sonucu yaratmaktadır.

Bunların yanında kişinin yurtdışına çıkmasının engellenmesi ile kamu borcunun tahsil edilebileceği gibi bir garip düşünce de ortaya çıkmaktadır. Devletin, bir borç gerçekten var ise kişilerin bunu ödemelerini sağlayıcı ve kolaylaştırıcı önlemleri alması esas olmalıdır. Kişileri sürekli ülkede tutalım, belki borçları ödenir düşüncesini anlamak mümkün değildir. Özellikle günümüzde iş bağlantıları sebebiyle sürekli yurtdışına çıkmak zorunda olan ve işlerini düzeltmek amacı taşıyan kişilere sen yurtdışına çıkma ben de borçlarımı tahsil edemeyeyim demek anlamsızdır. Ülkeyi hapishaneye çevirmemek gerekmektedir. Mevcut düzenleme mahkemece yeniden iptal edilmeden önce gözden geçirilmelidir.


Hakan Uzeltürk

Dünya online / 17.06.2008