YARGI KARARLARINDA ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARDAKİ MALLARIN HACZİ



Danıştay 4. Dairesi E.2005/102 K.2005/2056 T.10.11.2005
Y Limited Şirketinin davacı şirketten hak ve alacağının bulunduğunun tespiti sonucunda ? tarihli haciz bildirisinin davacıya tebliğ edildiği ve davacının bu bildirime karşı 7 gün içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, dolayısıyla mal elinde ve borç zimmetinde sayılarak ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiğinin anlaşıldığı olayda; her ne kadar 6183 sayılı Yasanın 79. maddesi uyarınca üçüncü şahısların 7 günlük sürede alacak veya hakkın yahut menkul malın mevcudiyetini kabul etmediğini ilgili tahsil dairesine bildirme yükümlülüğü davacı tarafından süresinde yerine getirilmemiş ise de; madde hükmüne göre takip yapılabilmesi için öncelikle davacı kurum nezdinde borçlu mükellefin hak ve alacağının bulunup bulunmadığının davalı idarece araştırılması ve ortaya konulması gerekirken, haciz bildirisinden önce kurumdaki hak ve alacakların tespiti için herhangi bir araştırmanın yapılmamış olması, sadece adı geçen mükellefin davacıya düzenlediği faturalardan yola çıkılarak davacının borcu bulunduğu sonucuna varılmış olması, ayrıca düzenlenen ödeme emirleri ile haciz bildirisindeki miktarın farklı olması ve vergi dairesince gerekli araştırmalarla borçlu olan şahsın davacı nezdinde hak ve alacağı olduğunun saptanmamış olması sebepleriyle, davacının üçüncü şahsın vergi borcu nedeniyle sorumlu tutulması mümkün olmadığından davacı adına düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet yoktur.

Danıştay 3.Dairesi E.2003/1382 K.2004/425 T.24.2.2004
Davacı bankanın şubesine hitaben gönderilen haciz bildirisinde, ekli mal varlığı araştırma listesinde yer alan mükellefler hakkında vergi borçlarından dolayı haciz kararı alındığı, bu mükelleflerin banka nezdinde mevduatı, menkul malı, hak ve alacağının olup olmadığı, bankaca kredi verilmişse gösterilen teminat araştırılarak 30 gün içinde bilgi verilmesi, araştırma sonucu hak ve alacağının tespiti halinde, 6183 sayılı Yasanın 79.md. uyarınca adı geçen mükelleflerin borçlarına yetecek kadar alacağın vergi dairesi adına bloke edilerek sonucun en kısa sürede bildirilmesi istenmişse de; 6183 sayılı Yasanın 62. ve 79.maddelerine göre, amme borçlusunun 3.şahıslardaki hak ve alacakları üzerine haciz uygulanabilmesi için borçlu mükellefin 3.şahıs nezdinde alacağının bulunduğunu bildirmiş olması veya idarece borçluların 3. şahıstan alacağının tespit edilmesi gerekirken, olayda davacı banka şubesine gönderilen haciz bildirisinde, nezdinde menkul kıymeti, herhangi bir hakkı veya alacağı bulunup bulunmadığı belirsiz binlerce mükellefin hesap durumları araştırılarak borçlarına yetecek kadar hak ve alacağına haciz konulmasının istenmesinde, hukuka uyarlılık yoktur.
Danıştay 7.Dairesi E.2000/5871 K.2002/3652 T.20.11.2002
Davacı Şirket tarafından ihraç edilmek kaydıyla ihracatçıya teslim edilen malın ihracatının gerçekleştirilmesinden sonra, ithalatçı firma tarafından geri gönderilmesi nedeniyle ihracatın gerçekleşmemiş sayılması suretiyle, ilgili döneme ait tecil edilen KDV ile gecikme zammının, davacının Gümrük Saymanlığındaki alacağından tahsili amacıyla haciz işlemi tesis edilmişse de; 6183 sayılı Yasanın 79. maddesi hükmüne göre, davacı şirketin Gümrük Saymanlığındaki alacağına, bildirim suretiyle haciz konulması olanaklı ise de, bu işlemin aynı Kanunun 64. maddesine uygun olarak tanzim edilmiş bir haciz varakasına dayalı bulunması gerektiğinden, anılan maddeye göre düzenlenmiş haciz varakasına dayanmayan dava konusu işlemde hukuka uygunluk yoktur.

ÖZELGELERDE KURUMLAR VERGİSİ

1. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 11.1.2008 tarih ve 717 Sayılı Özelgesi;
"Gelir Vergisi Kanununun (GVK) 40/3. maddesi uyarınca, işle ilgili olmak şartıyla sözleşme, ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar ticari kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilir. Bununla beraber, işle ilgili olsa dahi işletme sahibinin suçlarından/kusurundan doğan tazminatların ticari kazancın tespitinde gider olarak indirimi GVK'nun 41/6. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca mümkün değildir. Gerek GVK'nun yukarıda atıf yapılan hükümleri gerekse Kurumlar Vergisi Kanununun (KVK) safi kurum kazancının tespitinde GVK'nun söz konusu maddelerine atıf yapan düzenlemesi uyarınca, işyerinde meydana gelen kazaya ilişkin olarak Mahkemece firmanın %60, kazada zarar gören işçinin %40 kusurlu bulunarak, firmanın işçiye tazminat ödemesine karar verilmesi halinde, firmanın işçiye yapacağı tazminat ödemesinin ancak %40'a tekabül eden kısmının ödemenin yapıldığı dönemde safi kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması mümkündür."

2. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 12.2.2008 tarih ve 2750 sayılı özelgesi;
"KVK'nun 5/1-e maddesinde, menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanması faaliyetiyle uğraşan kurumların, menkul kıymet ve taşınmaz satış kazancı istinasından yararlanamayacağı düzenlenmiştir. KVK 1 seri no'lu Genel Tebliğinin ilgili bölümünde ?taşınmaz ticareti'nin aynı zamanda söz konusu taşınmazların kiraya verilmesini de kapsadığı belirtilmiştir. Bu hüküm ve açıklamalar sebebiyle, Şirketin 1969 yılında genel müdürlük binası olarak kullanmak gayesi ile iktisap ettiği ve aradan geçen 40 yıl boyunca şirketin herhangi bir ticari faaliyeti olmadığından, söz konusu binanın kiraya verilmiş olması, şirketin taşınmaz ticareti ile uğraştığı yönünde bir tespit niteliğinde olduğundan, şirketin daha önce 1967 yılında satın aldığı ve bu güne kadar kiralamaya veya üzerinde bina inşa edilmesi gibi herhangi bir işleme konu etmediği arsanın satışından elde edilen kazancın istisna kapsamında nitelendirilmesi mümkün değildir."

3. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 11.3.2008 tarih ve 4232 sayılı özelgesi;
"KVK'nun 1. maddesi uyarınca vakıfların kurumlar vergisi mükellefiyeti söz konusu olmamakla berber, vakfa ait iktisadi işletmeler KVK'nun 2. maddesinde tanımlanan koşullarla kurumlar vergisi mükellefidir. İlk olarak, vakfın bir iktisadi işletmesinin bulunması ve satılması planlanan taşınmazların bu iktisadi işletmeye ait olması halinde söz konusu taşınmazların satışından elde edilecek kazancın kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Vakfın bir iktisadi işletmesi olmasa bile yapılan taşınmaz satışlarının ticari bir organizasyonu gerektirmesi veya yapılan satışların devamlılık göstermesi hali vakfa ait bir iktisadi işletmenin varlığını gösterecektir. Böyle bir durumda ise söz konusu işletmenin mükellefiyetinin tesisi ve taşınmaz satışlarından elde edilen kazancın kurumlar vergisine tabi tutulması gerekir. Bütün bu haller olmaksızın vakfın çeşitli yıllarda iktisap ettiği taşınmazların bir veya birkaçını ticari bir mahiyeti olmaksızının ve ticari organizasyon oluşturmaksızın aynı yıl içinde elden çıkarması durumunda devamlı surette yapılan bir iktisadi faaliyetten bahsedilemeyeceğinden kurumlar vergisi mükellefiyeti ve taşınmazların satılması nedeniyle elde edilen kazancın kurumlar vergisine tabi tutulması söz konusu olmayacaktır."

4. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 20.3.2008 tarih ve 5191 sayılı özelgesi;
"GSM sektörünün alt yapısına yönelik olarak bu sektörde faaliyet gösteren bir GSM operatörüne anahtar teslimi proje çalışmalarının, yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilcisi aracılığıyla yapılması halinde, söz konusu faaliyetlerden elde edilen ve Türkiye'de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilen kazançların KVK'nun 5/1-h maddesi gereğince kurumlar vergisinden istisna edilmesi mümkündür. Diğer taraftan, ilgili ülkelerde söz konusu faaliyetlerin yürütülmesi için o ülke mevzuatına göre ayrı bir şirket kurulmasının zorunlu olması halinde, kurulacak şirketlere iştirak edilmesi dolayısıyla şirketin elde edeceği kazançlar ise, kurulacak şirketin ana sözleşmesinde, inşaat, onarım, montaj işleri ve teknik hizmetlerin yapılması için kurulduğunun belirtilmesi ve fiilen bu amaç dışında faaliyetinin bulunmaması kaydıyla, Kurumlar Vergisi Kanununun 5/1-b maddesindeki şartlar aranmaksızın, yurt dışı iştirak kazancı istisnası uygulanabilecektir."

5. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 25.1.2008 tarih ve 2337 sayılı özelgesi;
"KVK'nın 5/1-ç maddesinde, anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini arttırdıkları sırada çıkardıkları payların bedelinin itibari değeri aşan kısmı (emisyon primleri) kurumlar vergisinden istisna kabul edilmiştir. Yine, 5. maddenin 3. fıkrasında ise, iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm ve açıklamalar gereğince, banka tarafından sermaye artışı sırasında çıkarılan payların itibari değeri üzerinde bir bedelle satılması halinde, elde edilen emisyon prim kazançları kurumlar vergisinden istisna olduğundan, halka arz nedeniyle oluşan menkul kıymet ihraç giderlerinin sadece söz konusu istisna kazanç tutarının tespitinde indirim olarak dikkate alınması mümkündür, bankanın kurumlar vergisine tabi diğer kazançlarından ise indirilmesi mümkün değildir."

SÖZÜN ÖZÜ
Yaşlıların otururken gördüklerini,
gençler ayakta bile göremez.
İtalyan Atasözü


Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz