22.11.2008 Veysi Seviğ

Türk Ticaret Kanunu'nun 269'uncu maddesinde yer alan tanımlamaya göre "anonim şirket", bir unvana sahip, esas sermayesi muayyen ve paylara bölünmüş olan ve borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle (malvarlığı ile) mesul (sorumlu) bulunan şirkettir.
Ortakların mesuliyeti, taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile mahduttur (sınırlıdır).
Bu nedenle anonim şirket sermaye şirketi olup, infisah etmiş olsa dahi şirket borcundan dolayı ortakların şahsen dava ve takip edilmeleri mümkün değildir.
Ancak Vergi Usul Kanunu'nun 10'uncu maddesi hükmü gereği olarak "Tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef ve vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir."
Yasal düzenleme gereği olarak bu kuruluşların malvarlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınmaktadır. Bu bağlamda anonim şirketlerin vergi borçlarından yönetim kurulu üyeleri de müteselsilen sorumlu olmaktadırlar.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un mükerrer 55'inci maddesi uyarınca da tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzelkişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin varlıklarından tahsil edilmektedir.
Söz konusu kanun maddeleri uygulamada konunun ciddiyetini ve özelliklerini bilmeyen bazı kişilerin malvarlıklarının elinden alınmasına neden olmaktadır. Şöyle ki;
Bay Ömer Gün arkadaşlarının ısrarına dayanamayarak kuruluş aşamasında bir anonim şirkete ortak olmuştur. Söz konusu anonim şirketin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan ilk genel kurul toplantı tutanağında belirtildiği üzere yönetim kurluna üye olarak seçilmiştir. Ancak söz konusu şirket toplantı tutanağına göre yönetim kuruluna beş üye seçilmiş olup, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı ile murahhas üye üçü birlikte birinci derece imza yetkisine sahip olup Ömer Gün ile diğer ortak imza yetkisine sahip değildir.
Şirket kuruluşundan itibaren birçok iş yapmış, kredi kullanmış sonuçta şirket borçlarını ödeyemez hale gelmiş, bu arada birinci derece imza sahibi ortaklar ortadan kaybolmuştur.
İlgili vergi dairesi ödenmeyen vergi borçlarından dolayı, imza yetkisi olanlar hakkında hiçbir işlem yapmadan Bay Ömer Gün'ün tüm malvarlıkları üzerine haciz işlemi uygulamıştır.
Bu aşamada malvarlıklarına haciz konan Ömer Gün durumu öğrenir öğrenmez söz konusu işlem hakkında vergi mahkemesine başvurmuştur.
Konuya ilişkin olarak vergi mahkemesinin vermiş olduğu karar ise aynen aşağıya alınmıştır.
"Dosya incelemesinden davacının ortağı olduğu şirketin vergi borçlarından sorumlu olduğuna ilişkin yazının kendisine tebliğ edilmediğini, ancak buna karşın davacının malvarlıkları üzerine gerekli tedbirlerin konulduğu, dava dilekçesinde ise gayrimenkulleri üzerine konulan hacizin kaldırılmasının istendiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının ayrıca, gayrimenkulüne, bankadaki hesabına uygulanan hacizlere karşı farklı tarihlerde davalı idareye başvurmasına karşın dava açmadığı, buna karşılık açmış olduğu dava dilekçesinde gayrimenkulleri üzerindeki haczin kaldırılmasını istediği, ancak sonradan yapılan bu başvurunun, davalı idare tarafından reddedilmesi üzerine açılan bu davanın uygulanan hacizlere karşı dava açma süresini canlandırmayacağı görüldüğünden süre aşımı nedeniyle davanın reddine" karar verilmiştir.
Ömer Gün şimdi elinde söz konusu mahkeme kararı, gayrimenkulleri üzerine haciz, bankadaki paraları üzerine blokaj konulmuş, şaşkın bir şekilde dolaşmaktadır.
Ömer Gün'ün ikametgâh adresi yaklaşık 25 yıldır değişmemesine rağmen işlemi gerçekleştiren vergi dairesi bu adrese herhangi bir tebligat göndermemiştir. Ayrıca şirketin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu başkan yardımcısı ile murahhas üye, Ömer Gün'ün ifadesine göre ticari faaliyetlerine birbirlerinden farklı alanlarda devam etmektedirler.
Ömer Gün arkadaşlarını kırmamak için söz konusu anonim şirkete ortak olmuş, bu bağlamda da ilk toplantıda kendisine imza yetkisi olmadan yönetim kurulu üyeliği verilmiş, şirketin hiçbir işlemine imza atmamış, şirket kurulduktan bu yana Ömer Gün'e göre hiç ortaklar toplantısı yani genel kurul yapılmamıştır.
Bir anonim şirkete ortak olurken, bu konuda meraklanıp olayı ve sorumluluklarını sorgulamayan ve öğrenmeyen Ömer Gün'ün gayrimenkulleri yakın bir gelecekte belki alacaklı vergi dairesi tarafından nakde çevrilecektir.
Bu yazımıza konu olan olayın tüm belgeleri bizde mevcuttur.