Türk Ticaret Kanunu, 13.01.2011 tarihinde biliyorsunuz Meclisden geçti. 14.02.2011 gibi sembolik bir günde de kanun yayınlandı ama yürürlüğe girmedi çünkü yürürlüğe girmesi biliyorsunuz madde bazında değişiyor ancak kanunun genel yürürlülük tarihi 01.07.2012.

Şimdi kanun; Gerçek ve tüzel kişiler, defterlerini Türkiye Finansal Raporlama Standartları ( TFRS) na göre tutarlar diye müthiş bir tanım yaptı.
Sadece şirket demedi, sadece sermaye şirketleri demedi. Gerçek ve tüzel kişiler, defterlerini Türkiye Finansal Raporlama Standartları ( TFRS) na göre tutar dedi.
Üstüne ilave yaptı kanun. Dediki, sermaye şirketleri, Limited, Anonim, ve sermayesi paylara bölünmüş şirketler; bunları dedi denetletir, bağımsız denetimden geçer.
Şuan çevremizde , seminerlerde, televizyonlardaki ilgili programlarda devamlı konuşuluyor. Deniliyorki işte önceki TTK dada benzer düzenlemeler vardı ama işte yaptırımı yoktu, Maliye Bakanlığının tebliğlerinin daha güçlü yaptırımı olduğu için etkin duruma geldi yani Maliye Bakanlığı düzenleme yapmadığı sürece yine aynı süreçle karşılaşabiliriz. TTK düzenlemeleri yaptı ama yine Maliye Bakanlığı arkasında durmazsa; sayın Mehmet Şimşek?in basın toplantısında açıkladığı çalışmaları yasa haline getirmezse yine bişey olmaz yorumları oluyor.

Ve ben bu gelişmeleri şaşkınlıkla karşılıyorum.

Çünkü kanun çok açık; Türk Ticaret Kanunu?
Diyorki 01 temmuz 2012 tarihinden itibaren, yani ben yürürlüğe girdiğim tarihten itibaren, benim maddelerim arasında; denetime tabi olmasını zorunlu tuttuğum işlemlerden herhangi birisini denetlettirmezseniz; yok hükmündedir? diyor
Yani bu çarpıcı bir tespit. Çarpıcı tespit olmasının sebebi şu; Çünkü Genel kurul, şirket kuruluşu, şirket yönetim kurulunun seçimi, şirket hakkında aklınıza gelecek her türlü düzenleme, işlem denetçileri tarafından kontrol edilip raporlanmak zorunda kanuna göre. Ve bunların herhangi birisinde denetçi kullanmadığınızda bunlar yok hükmündedir. Yani yaptığınız genel kurullar, seçtiğiniz yönetim kurullarının hiçbirisinin imza yetkisi yok, hiçbirinin bu görevleri yok. Bu yönüyle de çok keskin bir düzenlemesi var TTK nun.

İşin Standartlar ile denetim bölümüne gelelim; TFRS ye uymadığınızda ne oluyor?
Biz; Maliye Bakanlığının tebliğlerine göre, VUK göre, varsayalım Maliye Bakanlığı bir düzenleme yapmadı bu konuda. Biz defterlerimizi böyle tutmak zorundayız diye devam ettiğimizde ne oluyora bakarsak eğer. Kanun burada çok sert ve açık.
Kanun diyorki, Bağımsız denetçiyle anlaşmak zorundasın.
Buraya Dikkat!
Bağımsız Denetçi ile anlaştın. Bağımsız Denetçi mali tablolarını inceledi ve dediki bunlar TFRS ye uygun değil, Nasıl diyebilir bunu.. Kanun belirlemiş yine; 2 şekilde diyebiliyor. Ya olumsuz rapor veriyor diyorki bunlar TFRS ye uyumlu değil yada görüş vermekten kaçınıyor. Bunun yaptırımı ne? Bunun yarattığı sonuç nedir? peki. Kanun burada da çok sert.
Diyorki TTK; Yönetim Kurulu 4 gün içinde Şirketin Genel kurulunu toplar ve istifa eder.
Bir denetçinin, görüşüne bağlanmış bir yaptırım; ancak bu kadar sert olabilir herhalde. Yani denetçi eğer görüş vermekten kaçınırsa yada olumsuz rapor verirse, Yönetim kurulu; genel kurulu 4 gün içinde toplar ve istifa eder. Ne olur; yeni yönetim kurulu seçilir. Yeni yönetim kurulu, Finansal raporları düzenler ve denetçiye sunar, denetçi kontrol etti, yine uymuyor TFRS ye. Yine olumsuz rapor düzenlerse yine yönetim kurulu istifasını 4 gün içinde verir yeni yönetim seçilir..ne zamana kadar.. Ne zaman denetçi, finansal raporlar, TFRS ye uygundur diyene kadar.

Biliyorum hani bu çok konuşulmadı bugüne kadar. Belki bu forumda bilenler vardır mutlaka ama gerçekten çok sert bir yaptırımı var burada. Tabi ki denetçilerinde dik durması lazım bu sert yaptırımın yerine gelebilmesi için..

Yeni Türk Ticaret Kanunu ile getirilen bu düzenlemelerin KOBİ TFRS ve Bağımsız Denetim karşısında sunumu çok önemli bir hal aldı.