17.12.2008 Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz

Mirasçılar, murisin vergi borçlarından sorumlu olmak istememeleri halinde mirasın reddi için üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvuruda bulunabilir. Mirasın reddedilmesi halinde tarh edilen vergilerle ilgili ihbarnamelerin vergi dairesi tarafından tereke hakimliğine tebliğ edilmesi gerekmektedir.

SORU: Babamın sahibi bulunduğu iş yeri inceleme aşamasındayken, hayatını kaybetti. Bir süre sonra inceleme sona erdi. İncelemeyi yapan görevli bize, daha açıkçası bana konuyu anlatarak, bu konuda ortaya çıkan verginin mirasçılar tarafından ödenmesi gerektiğini ifade etti. Bana ve kardeşim ile anneme salınan vergi karşısında kanuni haklarımızı kullanabilir miyiz? Hakkımızda yapılan bu işlem doğru mudur?

YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 12'inci maddesi hükmü uyarınca "ölüm halinde mükelleflerin ödevleri, mirası reddetmemiş kanuni ve mansup mirasçılarına geçer." Bir başka açıdan Vergi Usul Yasası, mükelleflerin ödevlerini yerine getirmelerinin mümkün olamayacağı durumlarda boşluk bırakmamak için söz konusu yükümlülükten kimlerin sorumlu tutulacağını belirlemiş bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 495'inci maddesi hükmü gereği olarak "Miras bırakanın birinci derece mirasçıları onun altsoyudur. Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar."
Aynı kanunun 499'uncu maddesinde hükme bağlandığı üzere sağ kalan eş de birlikte bulunduğu zümreye göre miras bırakanın altsoyu (çocukları) ile birlikte mirasın dörtte birine sahip olmaktadır. Altsoyun olmaması halinde bu pay miras bırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa mirasın yarısıdır.
Mirasçıların murisin vergi borçlarından sorumlu olmak istememeleri halinde mirasın reddi için Medeni Kanun uyarınca ölüm tarihinden itibaren Medeni Kanun'un 606'ıncı maddesi hükmü gereği olarak üç ay içinde sulh mahkemesine başvurarak mirası reddedebilirler.
Ancak bu bağlamda mahkeme kararının ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde alınıp alınmamasının bir önemi yoktur. Burada önemli olan ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde red için mahkemeye başvurulmuş olunmasıdır. Bu aşamada mirasın reddedilmesi halinde tarh edilen vergilerle ilgili ihbarnamelerin vergi dairesi tarafından tereke hakimliğine tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Eğer mirasın reddi söz konusu değilse mirasçılar miras payları oranında miras bırakanın vergi borçlarından sorumlu olacaklardır.
Oluşan bir yargı kararına göre de mükellef adına düzenlenen ihbarnamelerin mirasçıların birine tebliği, murisin malvarlığının ölümden sonra bölünüp mirasçıların kişisel malvarlığı niteliğini kazanıncaya kadar geçen safhada mevcut olan miras şirketinin (mirasçıların tümünün) ölenin borcundan haberdar olup bu tutarı borçlanması, böylece vergi alacağının tahakkuku sonucunu doğurmaktadır.
Söz konusu ihbarnameler ile ilgili olarak varsa yapılan incelemede sözü edilen ve sizce mevcut yasal düzenleme ile örtüşmeyen hususlar hakkında yargı yoluna başvurma hakkınız bulunmaktadır. (V. Seviğ)