Zeki GÜNDÜZ

Finansal kiralama yoluyla kiralanan binek otomobil KDV?lerinin indirimi eleştiriliyor

KDV Kanunu'nun 30. maddesinde, "Aşağıdaki vergiler mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez:

a) ...

b) (3297 sayılı kanunun 10. maddesiyle değişen bent) Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi.

c) ..."

hükmü mevcuttur.

Bakanlık aşağıda özetle verdiğimiz yazılı görüşü ile 30. maddeyi dayanak göstererek, finansal kiralama yoluyla kiralanan binek otolar için ödenen KDV'lerin indirilemeyeceğini ifade etmiştir.

1. Konu neden tekrar önemli hale geldi?

Aşağıdaki bakanlık görüşü sonrasında bu konu adeta uykuya yatmıştı. Genelde nasıl bir uygulama yapılıyor olduğunu bilememekle birlikte ortada bir genel tebliğ olmadığından en azından uygulama birliği olmadığını tahmin ettiğimizi söyleyebiliriz.

Finansal kiralama için düşük oranlı KDV'nin uygulandığı dönemlerde konu belki de çok önemsenmemişti. Ama bildiğiniz üzere yapılan bir değişiklikle finansal kiralama işlemlerinde, işleme konu malın tabi olduğu oran uygulanmaya başlanınca olası mali külfet önemli hale geldi.

Şimdilerde gündeme geliyor olmasının nedeni, KDV iadelerinde, vergi dairelerince, iade alınan tutara dahil edilen binek oto leasing KDV'lerinin çıkarttırılması oldu.

2. 07.11.2001 tarihli mukteza

Gelirler Genel Müdürlüğü aşağıdaki görüşü ile daha önce İstanbul Defterdarlığınca verilmiş aksi yöndeki görüşü tadil etmiştir.

"İlgide kayıtlı yazınızın ekinde alınan ve Defterdarlığınız tarafından ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye verildiği anlaşılan özelgede; adı geçen şirket tarafından ... Leasing'den finansal kiralama yolu ile kiralanmak istenen binek otomobile ait kiralama faturasında gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılabileceği belirtilmiştir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesi gereğince, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya işletilmesi olanların kiraladıkları binek otomobilleri için ödediği katma değer vergisinin indirilebilir vergi olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Ancak; kanunun 30. maddesine göre, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya işletilmesi olmayanların binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisinin indirimi mümkün olmayacaktır. Finansal kiralama ile kiralanan binek otomobillerinin kira bedelleri üzerinden ödenen katma değer vergisi ise gerçekte bu iktisadi kıymetlerin iktisabı için ödenen vergilerden "farksızdır". Çünkü finansal kiralama sözleşmesi sonunda kiralananın mülkiyeti kiracıya geçmektedir. Bu durumda; kanunun iktisabında izin vermediği bir vergi indirimine, kira süresinin sonunda iktisap edilecek kıymetin kiralanmasında da izin vermeyeceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle, binek otomobillerinin finansal kiralama yolu ile kiralanmasında ödenen katma değer vergilerinin indirilmesi veya iade edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu vergilerin gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması gerekmektedir." (07.11.2001 tarih ve B.07.GEL.0.53/5330-82-60280).

3. Danıştay 11. Dairesi'nin 1995 tarihli kararı

Mali idarenin yukarıda bahsi geçen muktezasının temelini Danıştay 11. Dairesi'nin 07.11.1995 tarih, 1995/1915 E, 1995/2946 K sayılı kararı oluşturmaktadır.

Danıştay 11. Dairesi'nin kararında;

a) Otomobilin finansal kiralama yoluyla "satın" alındığı,

b) Finansal Kiralama Kanunu gereği otomobilin 4 yıllık kira bedelinin bitiminde satışının yapılacağı,

gerekçeleri ile yapılan tarhiyatı onayan vergi mahkemesi kararı onanmıştır.

4. 08.11.1995 tarihli bakanlık muktezası

Danıştay 11. Dairesi'nin 07.11.1995 tarihli kararının hemen ertesi günü 08.11.1995 tarihinde verilen B.07.0.GEL.54/5429-591/62149 sayılı muktezada, bakanlıkça, tamamen aynı gerekçelerle, finansal kiralama yoluyla kiralanan binek otomobilleri için ödenen KDV'lerin indirim konusu yapılamayacağı ifade edilmiştir. Diğer bir ifade ile 2001 tarihli görüş bakanlığın ilk görüşü değildir.

5. Konuya ilişkin değerlendirmemiz

a) Kıyas yasağı

Kurumlar vergisi açısından verilen, mustekar hale gelmiş Danıştay kararları, Vergi Dava Daireleri Genel Kurul kararı ve bakanlık yaklaşımı ortada iken, binek oto satışlarında geçerli olan bir kural (KDV K. 30. md.), finansal kiralama için de kıyas yoluyla uygulanmaya çalışılmıştır.

Oysa, vergi hukukunun gücünü Anayasamızın 73. maddesinden alan kanunilik prensibi gereği, kanunda olmayan hükümleri, var olan hükümlere benzeterek uygulama imkanı mevcut değildir.

b) Otomobilin mülkiyeti finansal kiralama şirketindedir

Finansal kiralama müddetince otomobilin mülkiyeti finansal kiralama şirketine aitdir. Kiracı edimlerini tam olarak yerine getirmedikçe ve asgari 4 yıl geçmedikçe mülkiyetin devri mümkün olmayacaktır.

Dolayısıyla binek oto satışı için belirlenmiş düzenlemenin, kiralama için de geçerli olduğu ileri sürülemez.

c) Finansal kiralama için ayrı KDV oranları belirlenmiştir

KDV Kanunu'nda önceleri açıkça ve ayrıca binek oto finansal kiralamalarında uygulanacak KDV oranı düzenlemeye konu yapılmıştı. Bu durum da finansal kiralamanın satış dışında değerlendirildiğinin çok açık, kanuni ifadesidir. Ancak daha sonra binek oto için bu farklılık kaldırıldı.

d) Finansal kiralamada satınalmama imkanı da vardır

Finansal kiralama müddetinin sonunda satın alma veya almama bir seçimdir. Bu hakkın satın almama yönünde de kullanılabilmesi mümkündür.

Kaldı ki başlangıçta satın alma seçeneğinin benimsendiği hallerde dahi, edimlerini tam yerine getiremeyen kiracı mülkiyeti devralma hakkını kazanamayacaktır.

Sonuç

KDV Kanunu'nun 30. maddesindeki düzenleme otomobilin satın alındığı hallerde uygulanabilecektir. Finansal kiralama müddetince henüz mülkiyetin devrinden bahsedilemeyeceğinden, kiralama bedellerinin KDV'sinin bu madde dayanak gösterilerek indiriminin engellenmesi hukuki değildir.

Ayrıca, bu tür konuların muktezalarla yönlendirilmesinin son derece yanlış olduğunu düşünüyorum. Geneli ilgilendiren bir konuda idare görüşünü genel tebliğ veya sirküler yoluyla ortaya koymalı ve uygulamaya yön vermelidir. Akdi takdirde ülke genelinde uygulama birliği sağlayamayız.